Havatta ve Sanatta Boğaziçi

Havatta ve Sanatta Boğaziçi
Boğaziçi, İstanbul’dan tamamen farklı, fakat ondan ayrı
düşünülemiyen,hemayn ayrı hem debirbütünolarakbir
güzellikler bölgesidir. Her semtin ayn hüviyete sahib olmasına
rağmen yine de bir bütün teşkil etmesi, oradaki
hayatın ve hatıralann bir terkibidir. İstanbul’un fethinden
sonra meydana gelen bu terkip, tamamen müslüman Türkün eseridir. 1100 sene süren Roma ve Bizans medeniyeti
burada böyle bir bütün teşkil edemedi.
Türk-Islâm medeniyeti Boğaziçi’ne İstanbul'dan 60
sene önce yerleşti. Anadolu yakasındaki bazı köylerin
kuruluşu bu zamana rastlar. Fetihden sonra Boğaziçi’ne
iskânların başlaması, dünyada eşi olmayan bir güzelliğin
ortaya çıkmasına sebeb oldu. Batılı bir şairin “Yer ve gök
arasında dalgalanan en güzel çizgi budur” dediği, yeşil ve
mavinin en nefis tonlannın bulunduğu Boğaziçi, Osmanlı
Türkünün eseri olarak şenlendi. Boğaziçi’ne Türklerin
bu kadar değer vermesi, iki taraftaki dağların arasında
boğazın bir ihtişamla akması nın, Ortasya’daki eski yurtlarını
hatırlatması olabilir.
Boğaziçi gibi eşsiz güzellikler diyarının edebiyatımızdaki
tesirleri de mühimdir. İstanbul’da yaşayıp da burası
ile ilgili şiir yazmayan şairimiz yok gibidir.
XVII. asırda yaşıyan Nev’i-zâde Atâî, Âlemnûma
adlı eserinde boğazı tasvire çalışmıştır. Şair, sandal sefalarım,
mesireleri anlattıktan başka semtleri ayrı ayn
işlemiştir.
Şair Fennî (XVII. asırbaşı) Sahil-nâme adlı manzum
eserinde, Galata’da başlıyarak, kavaklardan geçerek
Üsküdar’a kadar her semte bir beyit tahsisi ile Boğaziçi’ni
tasvire çalışmıştır. Şiir de 63 beyit vardır.
Divan şiirinde önemli bir yeri olan Boğaziçi, gazellerde,
kasidelerde gayet canlı olarak anlatılır. Şiirlerde
Boğazın anlatılması ananesi, Nedim, Şeyh Galib, Enderunî
Vâsıf, Enderunî Fâzıl ile başlamış, günümüze kadar
devam etmiştir.
Tanzimat’tan sonra boğaz daha ziyade roman ve
hikâyelere malzeme teşkil etmiştir. Nâbi-zâde Nedim
Zehra adlı romanına uzun bir boğaz tasviri ile başlar.
Halid Ziya Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu adlı romanında
Göksu’daki mesireleri anlatan uzun pasajlar bulmak
mümkündür. Aynı yazarın Bir Yazın Tarihi adlı eserindeki
olaylar Çubuklu’daki bir yalıda geçer. Mehmed
Rauf, boğazın daha alafranga kısmı olan Büyükdere ve Tarabya’yı hikâyelerinde dekor olarak kullanır. Hüseyin
Rahmi Gürpınar, Cadı adlı eserinde Rumelihisarı ile Baltalimanı
arasındaki yolların esrarlı havasını anlatır.
Halide Edip Adıvar’ınTatarcık’ında günün muhtelif saatlerindeki
boğaz manzaraları resimleştirilir. Ayrıca Yakub
Kadri Karaosmanoğlu* Refik Halit Karay, Ahmed
Rasim, Safvetî Ziya, Ruşen Eşref, Abdülhak Şinasi de
Boğaziçi’rden canlı manzaralar tasvir ederler.
Günümüz şiiriri"de boğazı beş asırlık ihtişamıyla en
güzel haliyle yaşatan Yahya Kemal Beyatlı olmuştur.
Saatden saate değişen rengi, suyun akışını ve asırlar
boyunca Boğaziçi’ne sinen Türk zevkini Yahya Kemal’in
şiirlerinde görebiliriz.