PEYGAMBERIMIZIN SIYATIK TEDÂVÎSINDE REHBERLIGI

PEYGAMBERIMIZIN SIYATIK TEDÂVÎSINDE REHBERLIGIsirt-agrisi

ibn-i Mâce Sünen'inde Muhammed Ibn-i Sîrîn'den o da Enes vi Mâlik’ten rivâyet ettigine göre Enes söyle der: «Ben Rasûlüllah sallallâhu aleyhi vesellem’i söyle derken isittim: yettigin Haci, çölde yetisen koyunun kuyrugudur, kuyruk eritilir, inra üç parçaya bölünür, daha sonra her gün bir parça aç karnina x yagdan içilir Siyatik, uyluk üzerindeki eklemden baslayarak ayagin arka kis­imdan uyluga dogru inen bir agridir. Çogu kez topuga kadar uzanir, üresi uzadikça inmesi de artar; agriyla birlikte ayak ve uyluk da bit- inlesir. Bu hadisin sözlük ve tip yönünden olmak üzere iki anlami vardir. Sözlük anlami; Hastaliga bu ismin verilmesini dogru bulmayip, Nese" damardir, "Ark"da damardir, bu sekilde isimlendirildigi takdir­le ayni anlama gelen iki kelimeden bir tamlama meydana gelir, hal- 3uki arapçada bu, dil kurallarina aykiridir diyenlerin varligina rag­men, Hadiste geçen "Arkun Nese" tâbiri hastaligin bu sekilde isim­ di Bu hadisi Ahmcd vc Hakim Sahih'indc ihraç etmistir. lendirilebilecegine delildir. Bu sözün sahibine iki yönden cevap verile­bilir. Birincisi; "Ark" kelimesi "Nese" kelimesinden daha geneldir. Bunlarin olusturduklari tamlama genelin özeli tamlamasi kabîlindendir. "Küllü'd-Derahim" paralarin hepsi, ya da "Ba'du'd- Derâhim"; paralarin bir kismi örneklerinde oldugu gibi. Ikincisi ise; "Nese" damara yerlesen bir hastaliktir. Bu tamlama ise bir seyin anlaminin bulundugu yerin ismiyle anlasilmasi kabîlindendir. Bâzi bilginler: Bu hastaliga "Nese" isminin verilmesi, kelimenin bir baska anlami olan "unutma" ile ilgilidir, çünkü bu hastaligin agrisi digerlerini unutturur, demislerdir. Bu damar, uyluk üzerindeki eklemden baslayarak, ayagin sag tarafindan kaval kemigiyle deri arasindan, topuk arkasini izler, ayagin geri tarafina kadar uzanir. Hadisin tip yönünden anlami ise; daha önce de geçtigi gibi Rasûlüllah sallallâhu aleyhi vesellem'in sözü iki türlüdür: Birincisi; zaman, mekan, sahis ve durum yönünden geneldir. Ikincisi ise; Bunlara ya da bunlardan bir kismina hâstir. Yukaridaki hadis ikinci kisimdandir. Bu söz araplara, Hicaz ve çevresinde yasayan halka, özellikle çölde yasayan araplara hâs'tir. Bu ilaç onlar için en yararli ilaçlardandir. Bu hastalik, kuruluktan do­gar, kuruluk da yogun ve yapiskan bir maddeden ileri gelir. Bu mad­denin tedavisi ise ishalle mümkündür. Kuyrukta iki özellik vardir; Ol­gunlastirma ve yumusatma, o halde kuyrukta olgunlastirma sonucu disari atma özelligi de vardir. Bu hastalik ise tedavisinde bu iki seye ihtiyaç gösterir. Çölde yetisen koyunun tercih edilmesinin nedeni ise, onda artik maddelerin az, bünyesinin küçük, yapisinin nâzik, yiye­ceklerinin seçkin olusudur. Çünkü bu koyun sicak çöl bitkilerinden Yavsan, Karagelin (santonin) ve benzerlerini yer. Gidasini bu bitkiler­den alan hayvanin etinde, bu bitkilerin özellikleri görülür. Ayrica bu •âyede etinin lezzeti artar ve benzerlerinden üstün bir yapi kazanir, özellikle kuyrukta bu özellikler daha da belirgindir. Bu bitkilerin süt­teki faaliyetleri ettekinden daha kuvvetli olmakla birlikte kuyrukta bu­lunan Iki özellik-olgunlastirma ve yumusatma-sütte yoktur. Bu durum daha önce bahsettigimiz bir esasa dayanmaktadir, o da; çogu top- lumlarin ve çöl halkinin ilaçlarinin basit ilaçlar olmasidir. Hind hekim­leri de ayni görüstedirler. Rum ve Yunan toplumlari ise bilesik ilaçlar kullanirlar. Tabiplerin tümü, besinle tedâvînin tabibi mutlu edecegi, bunu beceremezse, basit ilaçla tedâvî yolunu izleyecegi, bunu da be­ceremezse eleman sayisi az olan bilesikleri kullanmasi gerektigi üze­rinde görüs birligine varmislardir. Yukarida geçtigi gibi araplarin ve çöl halkinin hastaliklari çogunlukla basit hastaliklardir. Basit hastalik­lara basit ilaçlar uygundur. Çünkü bu insanlarin besinleri çogunlukla basit besin maddeleridir. Karmasik hastaliklara gelince; bu hastaliklar çogunlukla besinlerin bilesik türlü ve çesitli olusundandir. Bu hasta­liklarin tedâvilerinde de bilesiklerden olusan ilaçlar tercih edilmistir. Daha iyisini yüce Allah bilir.