Home / Vedat KAT / Kur’an’da Günah ve Kötülük İçeren Kavramların Eleştirel Analizi

Kur’an’da Günah ve Kötülük İçeren Kavramların Eleştirel Analizi

Vedat Kat Hocamızın elinden çıkan “Kur’an’da Günah ve Kötülük İçeren Kavramların Eleştirel Analizi” başlıklı yazı, Kur’an’daki günah ve kötülükle ilgili kavramların derinlemesine incelendiği, eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirildiği önemli bir çalışma. İlgilenenler için hem akademik hem de manevi açıdan ufuk açıcı bir içerik sunuyor.
Kur’an’da Günah ve Kötülük İçeren Kavramların Eleştirel Analizi
Kur’an’da Günah ve Kötülük İçeren Kavramların Eleştirel Analizi
İman, İhlas ve Takvaya Aykırı Olan Zıt Kavramlar
(Şirk, Küfr, Fısk, Zulüm, Nifak, Fücur, Fahşâ, Münker, İsm/‘Udvân, Bağy, Fesad, Fitne vb.)
Kur’ân’da kavramlar çoğu zaman karşıtlarıyla açıklanır. İman–küfr, ihlâs–nifak, takvâ–fücûr
karşıtlıkları üzerinden hakikat berraklaşır. Aşağıda Kur’ân’ın kötülük ve günah için kullandığı başlıca
kavramları kökleri, türevleri ve ayetlerin bağlam ve bütünlüğü içinde ele alınmaktadır. Bu olumsuz
kavramlarla ilgili en çok yanlış anlaşılan hususlar ve bu kavramların tahribatlarına yer verilmiştir.
1) Şirk (كرش)
• Kök: ك ر ش (ş-r-k) → ortak koşmak, paydaş kılmak, başkasını katmak.”
• Türevler: ašraka (كرشأ) “şirk koştu”, yušriku “şirk koşar”, mušrik (müşrik), širk (şirk),
šurakā’ (ortaklar).
• Zıddı: Tevhid (الله لاإ هلإ لا) ve onun kalbî-amelî yoğunlaşmış biçimi ihlâs (sadece Allah’ı
maksat edinme) (112; 39:2–3).
• Bağlam: İmanın doğrudan karşıtı; ihlâsı bozan en temel sapma.
• Anlam: Allah’a ait olan ulûhiyet ve rubûbiyet yetkilerini başkalarıyla paylaşmak.
• Kur’ânî tanım (özet): Allah’a ait ulûhiyet (kullukta/ibadette tek otorite olma) ve rubûbiyet
(yaratma–rızık–mülk–hüküm ve egemenlik) haklarına başkalarını ortak etmektir. Bu, sevgi,
korku, itâat, dua/çağrı, yasama/hüküm koyma ve teslimiyet gibi alanlarda tezahür eder
(bkz. 12:40; 16:36; 39:17; 72:18; 10:106; 2:165; 33:39).
• Kur’ân’da: En büyük günah olarak kodlanır (4:48; 31:13).
• Hükmün ciddiyeti: “Allah şirki bağışlamaz; bunun dışındakini dilediği kimse için bağışlar.”
(4:48, 4:116). Şirk üzere ölmek cenneti haram kılar (5:72). Tevbe eden için yol açıktır (39:53;
25:68–71).
• Psikolojik tahribat: Kişiyi iç bütünlüğünden koparır, sürekli dış otoritelerden medet
ummaya iter.
• Sosyal tahribat: Putperestlik düzenleri üzerinden sınıflaşma ve sömürü doğurur.
• Ekonomik tahribat: Riba, kölelik, sınırsız tahakküm gibi uygulamalara meşruiyet sağlar.
Şirkin Çeşitleri
Ulûhiyet şirki (ibadet ve yöneliş)
• Allah’tan başkasına dua/istimdat: “Allah’tan başkasına yalvarmayın…” (72:18; 10:106;
40:60).
• Sevgi ve korkuda ortaklar: “İnsanlardan kimi, Allah’tan başkasını denkler edinir; onları
Allah’ı sever gibi sever; mü’minlerin Allah’a sevgisi ise daha şiddetlidir.” (2:165; 3:175;
33:39).
• İtaat/kulluğu başkasına tahsis: “Sakın şeytana kulluk etmeyin…” (36:60).
• Nefsi/hevâyı ilah edinme: “Hevâsını ilâh edinen kişiyi gördün mü?” (25:43; 45:23).
Rubûbiyet şirki (egemenlik, hüküm ve otorite)
• Yaratma–rızık–mülkte ortak vehmi: Müşrikler yaratmada çoğu kez Allah’ı kabul etseler de
(29:61; 31:25; 43:87), fiilî egemenlik ve hükümde ortaklar tanırlar.
• Hüküm/kanun koymada ortak: “Hüküm yalnız Allah’ındır.” (12:40). “Allah’ın izin
vermediği şeyleri dinde yasa koyan ortaklar edindiler mi?” (42:21). “Kim Allah’ın
indirdiğiyle hükmetmezse…” (5:44–50).
• Dini önderleri rab edinme: “Âlimlerini ve rahiplerini Allah’tan başka rabler edindiler…”
(9:31). (Ayet, haram–helal ilan eden din adamlarına kayıtsız itaati eleştirir.)
Allah’ın tek ilah ve tek rab oluşu kabul edilmezse pratik boyutları (dua, sevgi, korku, itaat, değer
hüküm) tevhid parçalanır. Bu durum iman ve ihlâsı bozar, niyet ve yöneliş bölünür; riya, aracılık ve
tağutî otoritelere teslimiyet artar (4:60). Allah’ın tek ilah ve tek rab oluşu kabul edilmezse takvâ ve
furkân (ayırt gücü) zayıflar, “ma‘rûf–münker” tersyüz olur (8:29; 16:90).
İlâh: “İbadetin/duânın ve meşruiyetin tek muhatabı, nihai otorite.” Kur’an’da “Allah, O’ndan başka
ilâh yoktur” formülü bunun tesisidir (20:8; 17:110; 7:180). İlâhîlik yalnız “ritüellerin muhatabı” olmak
değil, kime nihai sadakat/itaat ve değer koyma yetkisi verildiği meselesidir (12:40). İbadet (ʿibāda)
yalnızca tek ilah olan Allah’a yapılmalıdır (Zâriyât 51:56). Başka ilaha ibadet, şirktir (Nisâ 4:117;
Tevbe 9:31).
Rabb: “Terbiye eden, sahip/efendi, hükmeden, yol gösteren.” Fâtiha’da “Âlemlerin Rabbi” (1:2)
olarak, yaratma–rızık–hüküm–hidayet bütününü kapsar (87:1–3; 16:90). “Rabb”, terbiye eden,
hükmeden, düzen koyan, yönlendiren olduğu için “nüsuk” ve “kulluk” fiilleri doğrudan Rabbe
yöneltilmelidir (En‘âm 6:162). Rabb’in rubûbiyeti (terbiye, rızık, yol gösterme), kulun ibadet ve nüsuk
sorumluluğunu doğurur (Fâtiha 1:2–5).
Bu dört önemli kavram tevhidî eksen kurar: İlah: ibadetin muhatabı ve meşruiyet kaynağıdır (“Lâ ilâhe
illâllah”). Rabb: terbiye ve hüküm sahibi. “Elhamdü lillâhi Rabbil-âlemîn.” İbadet/nüsuk/kulluk:
kulun hayatını Allah’a tahsis eden eylem ve sistem → “Salatım, nüsuküm, hayatım ve ölümüm Allah
içindir” (En‘âm 6:162). Din: “Din” kavramı ilahın koyduğu değerler sistemidir; Allah’tan başka
kaynağa dayalı din “bâtıl din” olur (Âl-i İmrân 3:19).
Bir Varlığı “İlahlaştırma” ve “Rabbleştirme” Nasıl Olur”?
Bir kişi/kurum/değer şu özelliklerden biriyle “ilah/rabb” konumuna çıkarılır:
* Hüküm koyma yetkisinin Allah’tan başkasına verilmesi (helâl/haram, değer-norm belirleme)
(42:21; 12:40).
* Nihai sevgi/korku/ümit odağının Allah dışına taşınması (9:24; 33:6).
* Dua/niyaz ve tevekkülün Allah’tan başkasına yönelmesi (10:106; 72:18).
* İtaatin, Allah’ın hükmüne aykırı düştüğünde dahi sürdürülmesi (4:59; 5:44–50; 6:121).
* Allah’ın dışındaki varlıklara yanılmazlık payesi vermek, eleştiri dışında tutmak (9:31).
Bu ölçütler, “ilâh/rabb” kavramlarının salt metafizik değil aynı zamanda siyasal/ahlâkî/epistemik
olduğunu gösterir.
İlahlaştırma ve Rabbleştirme Tehlikesini Ortaya Çıkarmaya Yönelik Sorular
• Nihai referansım kim? Allah’ın ayeti mi, yoksa gelenek/ideoloji/lider mi? (4:59; 42:21)
• En çok neyden korkar, en çok kimi sever ve kimi hoşnut etmeye çalışırım? (9:24)
• Helâl/haram ölçüm, ahlaki ilkelerim nereden geliyor? (6:121; 42:21)
• Dua/ istiğfar ve tevekkülüm kime yöneliyor? (10:106; 72:18)
• En çok kime mutlak güveniyorum? (Ali İmran 160, Tevbe 51, Yunus 85, İbrahim 12).
• Para/itibar/ilişki uğruna ilâhî sınırı esnetiyor muyum? (3:14; 104:2–3; 107:4–7)
• Canımı kimin için feda edeceğim? (Bakara 207, Nisa 74, Tevbe 111).
En Çok Bilinen İlahlaştırma ve Rabbleştirme Eylemleri
Hevâ/ Benlik, Arzu ve Tercih
İlâhlaştırma: Kişinin arzularını nihai ölçü kılması (“Hevâsını ilah edinen” eleştirisi) (25:43; 45:23).
Rabbleştirme: “Ben ne diyorsam o.” “Ben böyle istiyorum” gibi meşruiyet kaynağını beşerin keyfi
arzusuna taşımak, Allah’ın ölçülerini dikkate almamak.
Atalar Dini / Gelenek–Örf–Adet
İlâhlaştırma: “Biz atalarımızı böyle bulduk” diyerek vahye karşı gelenek mutlaklaştırması (2:170;
31:21; 43:23).
Rabbleştirme: Örfün helâl/haram belirlemeye kalkması.
Bilimcilik/Uzman/Otorite Kültü
İlâhlaştırma: Bilimi/uzmanları “nihai değer kaynağı”na çevirmek; bilimi “norm koyucu metafizik”e
dönüştürmek (42:21).
Rabbleştirme: Dinde yetkiyi Allah yerine “âlim/rahip”te görmek — Kur’an bunu açıkça “rab
edinme” diye niteler (9:31).
İdeoloji/Parti/Devlet/Lider
İlâhlaştırma: İdeolojiyi “nihai iyi” ilan etmek; parti/devleti “kurucu otorite” kılmak.
Rabbleştirme: Allah’ın hükmü yerine tâğûtla hüküm aramak (4:60); Allah’ın indirmediğiyle
hükmetmek (5:44–50).
Para/Altın–Mülk–Tüketim
İlâhlaştırma: Serveti kimlik ve güven kaynağına dönüştürmek (104:2–3; 102:1–2; 100:8).
Rabbleştirme: Ekonomik kararları Allah’ın ölçülerinden (riba yasağı, adalet) bağımsızlaştırmak
(2:275–279; 16:90; 83:1–3).
Aşk–Cinsellik–Romantizm
İlâhlaştırma: Duygusal arzuyu nihai değer kılmak (3:14).
Rabbleştirme: Aile/mahremiyet ahkâmını “özgürlük” adına askıya almak (24:2; 17:32).
Aile/Akrabalık–Soy/Kabile–Millet
İlâhlaştırma: Kimlik/aidiyeti nihai ölçü yapmak; Allah ve Resûlü’ne sevgiden üstün tutmak (9:24).
Rabbleştirme: “Toplumsal baskı–şan–şöhret” adına ilâhî sınırları erozyona uğratmak (63:8–9).
Şöhret/İtibar–Medya
İlâhlaştırma: “İmaj”ı hakikatin önüne geçirmek, meşruiyeti beğeniye havale etmek (63:4).
Rabbleştirme: Riyâ ve gösterişin ibadeti içten boşaltması (107:4–7).
Tablo: Şirk ile diğer kavramların ilişkisi
Karşı kavram
Küfür (رفك)
İlişki
Delil (seçme
ayetler)
Şirk çoğu zaman küfrün çekirdeğidir: hakikati örter, nimeti inkâr
eder. Şirk-siz küfür ve küfür-süz şirk biçimleri tartışmalıdır;
Kur’ân’da çoğu kez iç içedir.
Zulm (ملظ)
16:83; 5:72;
98:6
Şirk “büyük zulüm”dür: hakkı yerinden etmek, Allah’ın hakkını
mahlûka vermek.
Fısk (قسف)
31:13; 3:57
Hududu (sınırı) terk etmek. Şirk, hududun köklü ihlalidir; fıskın uç
formu.
Nifak (قافن)
6:49; 49:11;
42:21
Dil ile iman, kalp ve pratikte ortak koşma. Gizli şirk (riya,
gösteriş) nifakla birleşir.
Fesad (داسف)
63:1–3;
4:142; 39:3
Şirk, toplum düzenini bozar; ekin ve nesli tahrip eden sistemler
kurar.
Fahşâ (ءاشحف)
2:205; 7:56
Müşrikler fahşâyı gelenek/“din” diye meşrulaştırabilir: “Allah
fahşâyı emretmez.”
Cibt–Tâğût
(توغاط/تبج)
7:28; 17:32
Sahte otorite/ilâhîyet iddiası. Cibt (bâtıl/put/sihir) ve tâğût (azgın
egemenlik) şirkin siyasal-hukukî yüzüdür.
Hevâ/nefsi
ilahlaştırma
Arzu ve çıkarı “nihai ölçü” yapmak, pratik şirk.
4:51; 4:60;
16:36; 2:257
25:43; 45:23
Kitabın Bir Kısmını Kabul Edip Bir Kısmını Reddetmek ve Hüküm Koymada Şirke Giden Yol
• “Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?” (2:85).
• “Onlar, Allah’ın izin vermediği şeyleri dinde yasa kılan ortaklar mı edindiler?” (42:21).
• “Âlimlerini ve rahiplerini rabler edindiler…” (9:31).
• “Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler…” (5:44–50).
Kısmi kabul/kısmi reddediş salt “amelî zaaf”tan ibaretse büyük günahtır. Bunu bilerek ve
meşrulaştırarak yeni bir “kaynak/otorite” tesis ederse şirke kapı aralar.
Helal–haram belirleme yetkisi Allah’a aittir (16:116). Bu yetkiyi kişi/kurum/ideolojiye verir ve
kayıtsız itaatle meşrulaştırırsa, 9:31 ve 42:21 bağlamı gereği ulûhiyet/rubûbiyet şirki riski doğar.
4:60, “inandık diyenlerin tâğûta hakem gitmeleri”ni zemmeder; bu, ilâhî hükmü etkisizleştirme
eğilimidir.
İslam + Başka Din/İdeoloji (Senkretizm/Eklektizm)
• “Hakkı bâtılla karıştırmayın, bile bile hakkı gizlemeyin.” (2:42)
• “Kim İslam’dan başka bir din ararsa, ondan asla kabul edilmeyecektir.” (3:85)
• “Bugün dininizi kemale erdirdim…” (5:3)
Analiz: İslâm’ın nihai ölçü olma iddiasını, başka bir din/ideolojiyle “eşitleyerek” ya da üst
ilke konumuna taşıyarak kalıcılaştırmak, şirke giden bir mecradır; zira hüküm ve nihai otorite
parçalanır (12:40).
Allah’ın İsim ve Sıfatlarını Başkasına Atfetme
• “Allah’ın güzel isimleri O’nundur; O’nun isimleri hakkında eğriliğe sapanları bırakın.”
(7:180)
• Tevhid-i sıfat: Eşi-benzeri olmayan mutlaklık (112).
Analiz: Mutlak bilgi, kudret, otorite, görme/işitme gibi ilhâdî atıflarla bir varlığı fiilen
“tanrılaştırmak”, tevhidi ihlâl eder (ör. 9:31; 42:21).
“Mü’minim” Deyip Fiilen Allah’ı Hayat Dışına İtmek
• “Onların çoğu iman etmezler, ancak şirk koşarlar.” (12:106)
• Sıkışınca Allah’a yönelip rahata erince ortaklara dönmek (29:65).
Analiz: Programatik (süreğen) bir “Allah’ı dışlama” pratiği —sevgide, korkuda, değer ve
itaat hiyerarşisinde Allah’ın altına başka şeyleri koymak— pratik şirktir (2:165; 9:24; 63:9;
64:15; 102:1).
Şirk – Amellerin Hükümsüzleşmesi (طابح)
• “Şayet şirk koşarsan, amellerin boşa gider.” (39:65; 6:88)
Analiz: Şirk, “amel–niyet–maksat” eksenini çökertir; ibadet ve salih amellerin değerini iptal
eder (ihlâs zedelenmesi).
Şirkin Psikolojik, Toplumsal ve İktisadî Tahribatı
Psikolojik: Varlık tasavvuru çokbaşlı hâle gelir → iç bölünme, kaygı, riya, korku–menfaat
merkezli bir kişilik oluşur (2:165; 3:175; 63:1–3).
Toplumsal–siyasal: Tağûtî hukuk ve keyfî otorite doğar; zulüm ve fesad kurumsallaşır; ekin ve
nesil tahrip olur (2:205; 7:56; 31:13).
İktisadî: Riba, ihtikâr, emeğin çiğnenmesi meşrulaşır; servet zenginler arasında döner (59:7;
2:275–279).
Epistemik–ahlâkî: “Helal–haramı” hevâ belirler (16:116; 25:43), ahlâk relativizmi ve fahşâ
yaygınlaşır (7:28; 17:32).
Şirk ile İlgili Sık Yapılan Yanlışlar
• “Şirk sadece putlara tapmaktır.” ⟶ Eksik. Sevgi, korku, güven, itaat, dua, hüküm
alanlarında her tür “denk”leştirme şirktir (2:165; 12:40; 72:18).
• “Modern dünyada şirk yoktur.” ⟶ Yanlış. Nefsin ilâhlaştırılması,
para/şöhret/ırk/ideolojiyi nihai değer yapmak çağdaş şirktir (25:43; 9:24; 63:9).
• “Sadece kalbi ilgilendirir; hukuk ve ekonomiyle ilgisi yoktur.” ⟶ Yanlış. Hüküm ve
iktisat doğrudan tevhid alanıdır (5:44–50; 42:21; 59:7).
• “Kısmi itaatsizlik şirk değildir.” ⟶ Ayrım: zaaf–meşrulaştırma. Hata, zaaf, tevbe ile affa
açıktır; meşrulaştırıp başka otoriteyi kalıcı yasa koyucu yapmak şirktir (2:85; 42:21).
• “Saygı/vesile = her zaman şirk” ⟶ Kur’ân’ın ölçüsü: dua/ibadet, mutlak güven, nihai
itaat ve helal–haram yetkisinin kime verildiğidir (10:106; 42:21; 9:31).
• “Şirk affedilmez.” ⟶ Şirk üzere ölmek affedilmez (4:48, 116; 5:72). Ölmeden önce tevbe
eden için rahmet kapısı açıktır (39:53; 25:70–71; 4:18).
Mantıkî Çerçeve: Şirki Teşhis İçin Ölçütler
Bir tutum/ilişki şu özellikleri taşıyorsa şirk riski yüksektir:
• Nihai sevgi/korku/itibar/güven hiyerarşisinde Allah’tan üstün bir varlık/ilke konumlandırma
(2:165; 9:24).
• Helal–haram/hüküm koymada Allah dışı bir kaynağa otorite vermek (42:21; 9:31; 12:40;
5:44–50).
• Dua/istimdatı Allah dışına tahsis etmek (10:106; 72:18; 40:60).
• Hevâyı “Tanrılaştırmak”: çıkar–arzu mutlak ölçü hâline gelmişse (25:43; 45:23).
• Tevhidî hayat yerine senkretik inşa: İslam’ı başka “üst ilke”lerle eşitlemek (2:42; 3:85;
5:3).
Özet: Şirk, Allah’ın ulûhiyet ve rubûbiyetini parçalayarak sevgi–korku–dua–itaat–yasama
alanlarında denkler üretmektir. Şirk, ihlâsı yok eder (39:3), amelleri hükümsüzleştirir (39:65),
bireysel ruh dünyayı parçalar, toplumda zulüm–fesad üretir (31:13; 2:205). Tevbe–tecdîd–tefakkuh
(derin kavrayış) ile şirke giden yollar kapatılabilir: ölçü 12:40 (hüküm), 10:106 & 72:18 (dua/ibadet),
2:165 & 9:24 (sevgi/öncelik), 42:21 & 9:31 (yasama/otorite).
Kur’ân’da Dua ve Şirk İlişkisi
• Dua ibadetin özüdür:
“Rabbiniz, ‘Bana dua edin, size icabet edeyim’ dedi. Bana kulluk etmekten büyüklenenler
alçaltılarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min 40:60)
⟶ Burada dua doğrudan kulluk ile özdeş kılınıyor.
• Allah’tan başkasına dua etmeyin:
“Allah’tan başka taptıklarını çağırmayın; onlar ne size fayda verebilir ne de zarar verebilir.”
(Yûnus 10:106)
• Dua sadece Allah’a yapılır:
“Mescidler Allah’ındır; öyleyse Allah ile birlikte hiç kimseye dua etmeyin.” (Cin 72:18)
• Allah’tan başkasına yönelmek şirktir:
“Allah’ı bırakıp size fayda ve zarar vermeyen şeylere dua ediyorsunuz… Şüphesiz ki
zalimlerin (müşriklerin) yapıp ettikleri apaçık sapıklıktır.” (Fâtır 35:13–14)
• Ahirette pişmanlık:
“Onlar Allah’tan başka çağırdıklarına, ‘Siz bize tapmıyordunuz’ derler.” (Yûnus 10:28–29)
1. Dua = Kulluk (ibadet). İbadet yalnız Allah’a mahsustur (1:5).
2. Allah’tan başkasına dua etmek, ibadeti başkasına yönlendirmek = şirk (72:18; 10:106).
3. “Vesile edinme” (5:35) meşru iken, aracıya dua doğrudan şirk olur; vesile, sadece Allah’a
daha yakınlaşma için meşru vasıtalardır, “duayı ona yöneltmek” değildir.
Dua ile İlgili Yanlış Algılar ve Doğrusu
• “Ben Allah’tan istemiyorum, filanca veli/peygamberden istiyorum ama Allah adına”
⟶ Dua doğrudan yöneltildiği merciye ibadet sayılır (72:18; 10:106). Bu niyetle yapılan
yöneliş şirktir.
• “Onlar sadece şefaatçi.”
⟶ Kur’ân’a göre şefaat bütünüyle Allah’ın iznine bağlıdır (2:255; 10:3; 34:23). Doğrudan
şefaatçiye dua şirk olur.
• “Allah’tan başka çağırdıklarımız bizi Allah’a yaklaştırıyor.”
⟶ Kur’ân müşriklerin bu sözüne özellikle dikkat çeker: “Bizi Allah’a daha çok
yaklaştırsınlar diye onlara ibadet ediyoruz dediler…” (Zümer 39:3). Bu gerekçeyi şirk olarak
vurgular.
Özet; Dua, tevhidin mihenk taşıdır. Allah’tan başkasına dua etmek, ulûhiyet şirkinin en tipik ve
doğrudan biçimidir. Bu yüzden dua ve ibadet yalnız Allah’a yöneltilmeli; bütün vesileler Allah’a
yaklaştırıcı vasıta olabilir ama duanın muhatabı yalnızca Allah’tır.
Başka Şirk Unsurları/Eylemleri
Şirkin sadece putlara tapınmakla sınırlı olmadığını, hayatın merkezinde Allah’tan başka
kaynakları “nihai otorite” ve “asıl güvence” kılmanın da şirk olduğunu Kur’ân birçok ayette
ortaya koyar. – Rızkı Allah’tan Başkasından Beklemek
• Kur’ân’ın vurgusu:
“Rızık veren yalnızca Allah’tır.” (Zâriyât 51:58)
“Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın.” (Hûd 11:6)
“Rızkınızı gökten ve yerden size kim veriyor? Allah’tan başka bir ilah mı var?” (Neml 27:64)
“Şüphesiz ki Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır.” (Âl-i İmrân 3:37)
• Analiz:
İnsan, rızkı patronundan, devletten, tarımdan, paradan, sistemlerden beklediğinde,
bunları Allah’tan bağımsız ve “nihai rızık kaynağı” görürse bu rubûbiyet şirkidir.
Sebeplerin Allah’ın iradesine bağlı birer “araç” olduğu unutulup, sebebin kendisi ilahî güç
gibi algılanırsa şirk doğar. – Felsefeyi, Bilimi, İdeolojiyi, Atalar Dinini, Örf–Adet–Gelenekleri Allah’tan Üstün Tutmak
• Atalar dinine kör bağlılık:
“Onlara ‘Allah’ın indirdiğine uyun’ denildiğinde, ‘Hayır! Biz atalarımızı üzerinde
bulduğumuz şeye uyarız’ dediler.” (Bakara 2:170)
Bu, kör taklit üzerinden şirkî bir yöneliştir: ataları “nihai otorite” kabul etmek.
• Örf ve geleneği dinin önüne geçirmek:
“Onlar Allah’ın indirdiğini bırakıp, şeytanın adımlarına uydular.” (Nisâ 4:51)
Örf–adet, kültür hayatın yönlendirici gücü olduğunda, vahyin yerini alırsa pratik şirk
doğar.
• İdeolojiyi/felsefeyi ve bilimi “mutlak ölçü” görmek:
Kur’ân düşünmeyi, akletmeyi, ilmi teşvik eder (Zümer 39:9; Âl-i İmrân 3:191). Fakat
bilim/felsefe/ideoloji mutlak otoriteye dönüştürülüp, “Allah yokmuş gibi” hayat inşa
edilirse, bu da ilah yerine aklı veya bilimi koymak anlamına gelir.
→ Kur’ân’a göre “ilim” Allah’a işaret eden bir vesiledir, nihai kaynak değildir (Fâtır 35:28). – Yaşam Önceliklerini Allah’tan Başkasına Vermek
• Kur’ân’ın Ölçüsü:
“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar,
kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler; Allah’tan, Resûlünden ve
O’nun yolunda cihaddan size daha sevgiliyse, Allah emrini getirinceye kadar bekleyin!”
(Tevbe 9:24)
Burada aile, mal, ticaret, toplum gibi meşru şeylere bile Allah’tan daha fazla öncelik
vermek, şirk tehlikesi olarak nitelenmiştir.
Mantıksal Çerçeve
1. Rızık Allah’tandır → Sebepler araçtır; sebebi ilahlaştırmak şirktir.
2. Otorite yalnız Allah’ındır → Örf, gelenek, atalar dini veya ideoloji nihai ölçü olursa şirk
olur.
3. Bilim/felsefe hakikati araştırma araçlarıdır → Allah’ın yerine “mutlak otorite” yapılırsa =
şirk.
4. Sevgi ve öncelik hiyerarşisi Allah’a bağlılığın önüne geçerse → kalbî şirk (9:24; 2:165).
Yanlış Algılar
• “Rızkımı patron veriyor.” ⟶ Patron sadece bir sebeptir; rızkı yaratan ve sürdüren Allah’tır
(51:58).
• “Bizim kültürümüzde böyle.” ⟶ Kur’ân kültürü kör taklit etmeyi reddeder (2:170).
• “Bilim ne derse odur, Allah’ın hükmünü sonra düşünürüz.” ⟶ Bilim gerçeği araştırma
araçlarıdır, vesiledir, bilim hakikatin ölçüsü değil; Allah’ın hükmü üstündür (42:21).
• “Benim için ailem, malım her şeydir.” ⟶ Bu yaklaşım 9:24 ayetiyle doğrudan şirk tehlikesi
olarak tanımlanır.
• Özetlersek; Allah’tan başkasına dua etmek şirk olduğu gibi, rızkı Allah’tan değil de
sebeplerden beklemek, atalar dini, örf, felsefe, ideoloji, bilim gibi yapıları Allah’ın önüne
koymak da Kur’ân perspektifinde şirktir. Tevhid, tüm hayat alanlarında Allah’ı nihai otorite
ve tek merci kabul etmektir (12:40; 6:162–163). – Kur’ân’da Gayb Bilgisi Allah’a Mahsustur
Kur’ân’a göre geleceği ve gaybı bilme iddiası, Allah’a ait olan bir niteliği başkasına atfetmek
demektir. Bu da şirkin en tehlikeli türlerinden biridir.
• “Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez.” (En‘âm 6:59)
• “De ki: Göklerde ve yerde Allah’tan başka kimse gaybı bilmez.” (Neml 27:65)
• “Gaybı bilen yalnızca Allah’tır; O gaybını kimseye açmaz. Ancak dilediği resuller hariç.”
(Cin 72:26–27)
• “Sana kıyametin vaktini soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır.” (A‘râf
7:187)
Geleceği Bildiğini İddia Etmek = Rubûbiyet Şirki
• Rubûbiyet alanı: yaratma, rızık verme, mülk, hüküm, haram helal kılma ve gaybı bilme.
• İnsan ya da cinlerden birinin “yarın şunlar olacak”, “gaybı ben biliyorum” demesi, Allah’ın
sıfatını kendine izafe etmesidir. Bu, ilâhî sıfatı mahlûka vermek = şirktir.
• Resûlullah (s.a.v.) bile “Ben gaybı bilmem” buyurmuştur (En‘âm 6:50; A‘râf 7:188).
İlgili Yanlış Algılar
• “Müneccim, kahin, falcı geleceği bilir.”
→ Kur’ân’a göre bu tamamen bâtıldır; falcılık ve kahinlik şirk kapısıdır.
• “Bazı evliyalar gaybı bilir.”
→ Allah’ın dilediği kadarını resullerine bildirmesi dışında kimse gayba muttali olamaz
(72:26–27).
• “Bilim adamları geleceği bilir.”
→ Bilim ancak olasılık tahmini yapar; gaybın bilgisi değildir. Kesin gelecek bilgisi Allah’a
aittir.
Şirkin Tahribatı
• Psikolojik: İnsan, Allah’a güvenmek yerine falcı–kahin–astrologlara yönelirse ümitsizlik,
kaygı, bağımlılık doğar.
• Sosyal: İnsanlar sahte otoritelere bağlanırsa istismar, aldatma, sömürü yayılır.
• Teolojik: Allah’ın sıfatı mahlûka verilirse tevhid bozulur.
• Gaybı bilme iddiası, rubûbiyet şirkidir.
• Ne Nebiler, ne veli, ne âlim, ne de teknoloji gaybı bilemez.
• Gaybı bilen yalnız Allah’tır (6:59; 27:65).
• Gaybı bildiğini iddia eden kişi, Allah’ın tekeline ait sıfatı kendine veya başkasına vermiş olur,
bu durum şirktir. -Ahlâkın Mutlak Kaynağı Allah’tır
Kur’ân’a göre ahlakın mutlak kaynağı Allah’tır. Ahlakın ölçüsünü Allah’ın kitabı yerine başka
felsefi, ideolojik ya da kültürel kaynaklardan almak, eğer Kur’an ile çelişiyorsa şirk niteliği taşır.
Çünkü bu, Allah’ın hüküm koyma yetkisini başka bir otoriteye vermek demektir.
• “Hüküm yalnız Allah’ındır. O, yalnız kendisine kulluk etmenizi emretti.” (Yûsuf 12:40)
• “Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (Mâide 5:44)
• “Şüphesiz Allah adaleti, ihsanı, akrabaya vermeyi emreder; hayasızlıktan, fenalıktan ve
azgınlıktan men eder.” (Nahl 16:90)
⟶ Buradan açıkça görülür ki adalet, doğruluk, iffeti koruma, merhamet, emanete riayet,
dürüstlük gibi ahlaki ölçüler doğrudan Allah’ın emridir.
Kur’an ile Çelişen “Evrensel” İddialar
• İnsanlar bazen “evrensel insan hakları” veya “kültürel ahlak normları” adı altında Kur’an’ın
yasakladığını meşrulaştırır:
o Zinayı “özgürlük” saymak
o Eşcinselliği “hak” olarak görmek
o Ribayı, fahiş fiyatı, fırsatçılığı “ekonomik özgürlük” diye sunmak
o Alkolü “bireysel tercih” saymak
Bu noktada Kur’an’ın ahlaki ölçüsünü terk edip başka ölçüleri “üst otorite” kabul etmek, hüküm
koymada şirktir (42:21).
Geleneksel ve Modern Kültür Ahlakının Riski
• Atalar Dini/Gelenek/Örf/Adet:
“Onlara ‘Allah’ın indirdiğine uyun’ denildiğinde, ‘Hayır, biz atalarımızı üzerinde
bulduğumuz şeye uyarız’ derler.” (Bakara 2:170)
⟶ Ataların ahlakını Allah’ın ölçüsünün önüne koymak şirktir.
• Modern Kültürün Mutlaklaştırılması:
“Onlar Allah’ın dışında bilginlerini ve rahiplerini rabler edindiler.” (Tevbe 9:31)
⟶ Modern felsefe, ideoloji, kültür; helali haram, haramı helal kılma ölçüsü hâline getirilirse
bu da şirk kapsamına girer.
Mantıksal Çerçeve
1. Tevhid: Ahlakın mutlak kaynağı Allah’tır → (12:40; 16:90).
2. Şirk: Allah’ın ölçüsünü bırakıp, çelişen “evrensel” veya “kültürel” ölçüyü asıl almak →
(5:44; 42:21).
3. İstisna: Eğer kültür, gelenek veya modern hukuk Kur’an ile çelişmiyorsa, şirk değildir;
hatta Kur’an’a uygun olanlar değerlidir.
4. Örnek: Yardımlaşma, merhamet, adalet, dürüstlük, adil şahitlik gibi değerler Kur’an
ahlakıyla uyumludur; bunları Allah’ın hükmüne dayanarak yaşamak tevhiddir.
Yanlış Algılar
• “Ahlak görecelidir, her toplumun ölçüsü vardır.”
⟶ Kur’ân’a göre ahlakın mutlak kaynağı Allah’tır (16:90). Göreceli ahlak anlayışı, hakkı
bâtılla karıştırır (2:42).
• “Evrensel insan hakları, Kur’an’dan daha üstündür.”
⟶ Bu yaklaşım, “Allah’ın hükmü yetersizdir” demek olur, apaçık şirktir (5:50; 42:21).
• “Gelenek böyle söylüyor, Kur’an da olsa değişmez.”
⟶ Bu yaklaşım atalar dini mantığıdır; Kur’an bu bağnaz mantığı açıkça reddeder (2:170).
Özet; Ahlakın mutlak kaynağı Allah’tır. Kur’an ile çelişen her kültür, gelenek, ideoloji veya
“evrensel hak” iddiası, ahlak ölçüsünü Allah’tan başka bir merciye bağlamak demektir. Bu ise
Kur’an’ın ifadesiyle şirktir. Doğru olan, kültür ve insan haklarını Kur’an ahlakıyla ölçmek;
çelişmeyenleri almak, çelişenleri reddetmektir (5:3; 5:44; 16:90).
İnsanların çoğu, günlük hayatta farkında olmadan bazı tutum ve davranışlarla şirke kapı
aralayabiliyor. Kur’ân’a göre tevhid, sadece putlara tapmamak değil; hayatı, ölümü, sevgiyi,
korkuyu, fedakârlığı, mücadeleyi, hüküm ölçülerini yalnız Allah’a tahsis etmektir (En‘âm 6:162
163). -Ümitsizlik (Ye’s) ve Şirk
• “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok
bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Zümer 39:53)
• “Allah’ın rahmetinden ancak kâfirler ümit keser.” (Yûsuf 12:87)
Analiz: Allah’ın rahmetini sınırlı görmek veya Allah’ın bağışlayıcılığını inkâr etmek, Allah’ın
sıfatlarını küçültmek anlamına gelir. Bu, tevhidin özüne aykırıdır. -Riya ve Gösteriş (Allah Rızasına Aykırı Eylemler)
• “Riya için mallarını harcayanlar gibi olmayın.” (Bakara 2:264)
• “Onlar namaza kalktıklarında üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar.” (Nisâ 4:142)
• “Allah’ın rızası en büyüktür.” (Tevbe 9:72)
• “Allah’ın gazabını hak edenlere değil, O’nun rızasına uyanlara itaat edin.” (Âl-i İmrân 3:162)
“Riya”, İslam inancında ihlâsın tam zıddı olan ve manevi açıdan büyük tehlikeler barındıran bir
kavramdır. Kelime anlamı olarak “göstermek”ten gelir ve dini bir eylemi veya iyi bir davranışı
yalnızca insanların görmesi, beğenmesi ve takdir etmesi için yapmak anlamına gelir.
Kur’an’da Riya Nasıl Anlatılır?
Kur’an, riyakârlığı açıkça kınar ve bu davranışın ne kadar büyük bir kayıp olduğunu çeşitli ayetlerle
vurgular. Maun Suresi’nde , salatını gösteriş için yapanlar eleştirilir. En dikkat çekici ayetlerden biri
ise Bakara Suresi’ndedir. Bu ayette riyakâr bir kişinin yaptığı iyilikler, üzerinde toprak bulunan
kayaya benzetilir.
“Ey iman edenler! Sadakalarınızı başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Tıpkı
malını insanlara gösteriş için harcayan, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan kimse gibi…” (Bakara,
2/264). Kaya, ne kadar toprakla kaplı olursa olsun, üzerine düşen şiddetli bir yağmurla o toprağın
hepsi akıp gider ve kaya çıplak kalır. Aynı şekilde, riyakâr bir kişinin yaptığı iyilikler de, gösteriş
nedeniyle manevi değerini yitirir ve ahirette ona hiçbir fayda sağlamaz.
Riyanın Tehlikesi ve Zararları
Riya, Amelleri/ İbadetleri Boşa Çıkarır: Riya ile yapılan bir ibadet veya iyilik, niyetin Allah
rızasından sapması nedeniyle sevap kazandırmaz. Nebi’nin riyayı “küçük şirk” olarak nitelendirdiğine
dair rivayet var. Çünkü riyakâr kişi, ibadetinde Allah’a ortak koşmuş gibidir, Allah’ın rızasının yanı
sıra insanların takdirini de amaç edinir.
Riya, Münafıklık Alametidir: Kur’an, riyanın münafıkların (ikiyüzlülerin) bir özelliği olduğunu
belirtir. Münafıklar, salata tembelce kalkar ve sadece insanlara gösteriş yaparlar. Bu durum, riyanın
imanın samimiyetini nasıl yok ettiğini gösterir.
Riya, Güven Kaybına Yol Açar: Toplum içinde riyakâr olduğu anlaşılan bir kişi, samimiyetini ve
güvenilirliğini kaybeder. İnsanlar, onun söz ve davranışlarına kuşkuyla yaklaşır.
Riya, Manevi Boşluk ve Huzursuzluk Yaratır: Sürekli başkalarının ne düşüneceğini hesaplayarak
yaşamak, kişide derin bir iç huzursuzluğa yol açar. Gerçek bir manevi tatmin yerine, gelip geçici bir
takdir arayışına saplanır.
Riya, Kalbi Hastalıklara Neden Olur: Riya, kibir, kendini beğenme ve şöhret düşkünlüğü gibi diğer
manevi hastalıklara kapı aralar. Bu durum, kişinin kalbini katılaştırır ve Allah’a olan yakınlığını
zedeler.
Analiz: Ameli Allah için değil, insanların övgüsü için yapmak, ibadeti mahlûka tahsis etmektir. Bu
gizli şirktir (şirk-i hafî). Allah’ın rızasını değil de toplumun, ideolojinin, aşiretin rızasını gözetmek,
Allah’tan üstün otorite tanımaktır ve bu durum şirk tehlikesi içerir. Özet olarak riya; ibadetlerin özü
olan ihlâsa, takvaya en büyük darbeyi vuran manevi bir hastalıktır. Kurtuluş için, yapılan her işte
sadece Allah’ın rızasını gözetmek ve gösterişten uzak durmak ve takvayı kuşanmak gerekmektedir. -Allah Yolunda Savaşmaktan Korkmak
• “Ey iman edenler! Eğer Allah yolunda savaşa çıkmazsanız, Allah sizi elem verici bir azapla
azaplandırır ve yerinize başka bir kavim getirir.” (Tevbe 9:39)
• “Allah yolunda savaşanlarla, Allah’tan başka uğuruna savaşanlar bir olur mu?” (Muhammed
47:4)
Mantık: Allah için mücadeleyi terk edip, başka uğurlar için mücadeleye heves etmek; ölümü ve
fedakârlığı Allah’tan başkasına tahsis etmek şirk tehlikesidir. -Allah İçin Değil, Başka Varlıklar İçin Ölmek/Öldürmek
• “De ki: Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.”
(En‘âm 6:162–163)
• “Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın; bilakis onlar diridir.” (Bakara 2:154)
Analiz: Ölümü Allah için feda etmek tevhiddir. Ölümü ve canı; vatan, bayrak, aşiret, ideoloji, lider,
örgüt, töre gibi Allah’tan bağımsız “üst değerler” için feda etmek, tevhid çizgisini aşar ve şirk
tehlikesi taşır. Var olan tüm değerler, Allah rızasının, Allah için can vermenin önüne geçmemelidir.
Kitabın Dışına Çıkmak
• “Size Kitapta indirileni bırakıp, başka hakemlere mi başvurmak istiyorlar?” (Nisâ 4:60)
• “Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (Mâide 5:44)
• “Onlar Allah’ın dışında bilginlerini ve rahiplerini rabler edindiler.” (Tevbe 9:31)
Mantık: Kur’an’ın hükümlerini bir kenara itmek, modern ideoloji, örf, kültür ya da başka yasaları
“üst otorite” kabul etmek rubûbiyet şirkidir.
• Rızık endişesi → Allah’ın Rezzâk sıfatını gölgede bırakmak anlamına gelir.
• Ümitsizlik → Allah’ın Rahmân/Rahîm sıfatını küçümsemek anlamı taşır.
• Riya → ibadeti mahlûka tahsis etmek.
• Allah için olmayan eylemler → kulluğu başka otoriteye yöneltmektir.
• Allah yolunda mücadeleden kaçıp, başka uğurlara yönelmek → ölüm ve fedakârlıkta şirk.
• Kitab’ın dışına çıkmak → Allah’ın hüküm yetkisini başkasına vermektir.
Tüm bunlar, doğrudan “Allah’ın sıfatlarını mahlûka atfetme” veya “Allah’ın otoritesini başka
merciye verme” anlamına gelir. Bu da şirk kapısını açar.
Şirke Götüren Diğer Yollar: Batıl İnançlar, Hurafeler ve Bid’atler
Batıl inançlar ve hurafeler, genellikle bid’at kapsamında ele alınır. Ancak bu ilişkiyi daha iyi anlamak
için üç kavramı netleştirmek gerekir:
Hurafe: Kökeni bilinmeyen, akıl ve mantık dışı olan, genellikle korku veya umut üzerine kurulu
asılsız rivayetlerdir. Örneğin, kara kedinin uğursuzluk getirmesi veya nazar boncuğunun koruma
sağlaması gibi inançlar.
Batıl İnanç: Temel dini öğretilere aykırı olan, ancak halk arasında dinî bir anlam yüklenerek
benimsenen inançlardır. Cuma akşamı tırnak kesmenin günah olduğu inancı gibi.
Bid’at: Dine sonradan sokulan, aslında dinde yeri olmayan ve ibadet niyetiyle yapılan her türlü söz,
fiil veya inanç. Örneğin, Kur’an’da olmayan belirli bir gün veya şekilde oruç tutmak gibi.
Batıl inançlar ve hurafelerin bidat kapsamında değerlendirilmesinin temel nedeni, bu eylemlerin
genellikle “dinî bir fayda” veya “manevi bir korunma” amacıyla yapılmasıdır. Dinde olmayan bir şeye
dinî bir anlam atfedilmesi, o eylemi bid’at kategorisine sokar. Bir kişi, “uğursuzluktan korunmak” için
belirli bir batıl inancı uyguladığında, bu davranışı dinde bir karşılığı olmayan bir eylem haline gelir.
Dini öğretilere dayanmayan bu tür inançlar, zamanla asıl ibadetlerin ve inancın önüne geçebilir.
İnsanlar, asıl dinî emirler yerine, hurafelerin getirdiği rahatlık veya güvence hissine yönelebilir. Bu da
dinin özünü zedeler. Yani, batıl inanç ve hurafeler doğrudan “bidat” kelimesiyle tanımlanmasa da,
bunlar bid’atın pratik ve sosyal sonuçlarıdır. Bid’at, dine yeni bir ibadet şekli eklemeyi ifade ederken,
hurafe ve batıl inançlar daha çok dine atfedilen asılsız ritüelleri ve düşünceleri temsil eder. Ancak her
ikisi de dinin saf ve yalın yapısını bozduğu için aynı kategori içinde ele alınır. Bu mantıkla, Aliya
İzzetbegoviç’in “Din hurafeleri yok etmezse hurafeler Din’i yok eder” sözü, bid’atın sadece ibadetleri
değil, aynı zamanda toplumun inanç dünyasını da nasıl zehirlediğini gösteren güçlü bir uyarıdır. Bid’at
ve hurafeler, dinin ihlas ve ahlaki temellerini ortadan kaldırarak onu içi boş ritüeller yumağı haline
getirebilir.
Bid’at Kavramına Kur’ani Yaklaşım
“Bid’at” kelimesi, Kur’an’da doğrudan, bugünkü fıkıh dilinde kullanıldığı anlamıyla yer almaz. Ancak
Kur’an, bu kavramın özünü oluşturan, yani dine sonradan bir şeyler ekleme veya dinde olmayan bir
şeyi dindenmiş gibi gösterme davranışını çeşitli ayetlerde ele alır. Kur’an, dinin kaynağının yalnızca
Allah olduğunu ve elçilerin görevinin bu ilahi mesajı eksiksiz bir şekilde insanlara ulaştırmak olduğunu
vurgular. Bu bağlamda, dine sonradan eklemeler yapılmasını veya mevcut hükümlerin değiştirilmesini
kesin bir dille reddeder. Bu yaklaşımı gösteren ayetlerden bazıları şunlardır: -Dini Parçalayanlar: Kur’an, dini parçalara ayıran ve her grubun kendi uydurduğu şeylerle yetinmesini
eleştirir. Rum Suresi 32. ayette şöyle buyrulur: “Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar var
ya, senin onlarla hiçbir ilgin yoktur.” Bu ayet, dinin tek bir bütün olduğu ve ona sonradan eklenen her
türlü bölünmenin, yabancılaşmanın reddedilmesi gerektiğini anlatır. -Elçilerin Görevi: Kur’an, elçilerin sadece Allah’tan aldıkları vahyi tebliğ ettiğini, kendi heva ve
heveslerinden bir şey uydurmadığını açıkça belirtir. Hâkka Suresi 44-46. ayetler bu durumu şöyle ifade
eder: “Eğer o (Elçi), bize karşı bazı sözleri uydurup söylemiş olsaydı, biz onu kuvvetle yakalardık.
Sonra da onun şah damarını keserdik.” Bu ifadeler, peygamberin bile dine yeni bir şey eklemesinin
mümkün olmadığını, dolayısıyla ondan sonra kimsenin böyle bir hakka sahip olamayacağını vurgular. -“O’nun İzni Olmayan Şeyi Şeriat Yapanlar”: Şûrâ Suresi 21. ayette şöyle denilir: “Yoksa onların,
Allah’ın izin vermediği bir dini kendilerine şeriat yapan ortakları mı var?” Bu ayet, dinde hüküm
koyma yetkisinin yalnızca Allah’a ait olduğunu, bu yetkiyi kendinde görenlerin ise Allah’a ortak
koşmuş gibi kabul edilebileceğini gösterir. -Helal ve Haramı Değiştirenler: Kur’an, insanların kendi keyiflerine göre helal veya haram
belirlemesini şiddetle kınar. Nahl Suresi 116. ayette şöyle buyrulur: “Dillerinizin yalan vasfetmesinden
ötürü ‘Bu helaldir, bu haramdır’ demeyin; aksi halde Allah’a iftira etmiş olursunuz.” Bu ayet, dinin
temel hükümlerine keyfi olarak müdahale etmenin Allah’a karşı büyük bir iftira olduğunu belirtir.
Özetle, “bid’at” kelimesi Kur’an’da doğrudan geçmemekle birlikte, Kur’an’ın genel ruhu ve birçok ayeti,
dini hükümlere sonradan yapılan her türlü eklemeyi, çıkarmayı, uydurmayı ve keyfi değişikliği
reddeder. Çünkü, bid’at ihlası ortadan kaldırır. İhlas, bu dinin en temel esasıdır. Ama dini bir hüküm
içermeyen, ihlası zedelemeyen, toplumsal hayatı kolaylaştıran, çevreyi koruyan, adaleti, asayişi, refahı
artıran, hayatı kolaylaştıran yeniliklere, imar faaliyetlerine Kur’an olumlu bakar. Çünkü Kur’an,
dünyayı “imar” etmemizi ister.
Tablo: Modern Şirk Otoriteleri
Varlık / Kişi
Nasıl
İlahlaştırılıyor /
Rabbleştiriliyor?
Kur’anî
Eleştiri
Tevhidî
Düzeltme
Ekonomik
Tahribat
Psikolojik ve
Sosyolojik
Tahribat
Mezhep,
Tarikat,
Cemaat
Önderleri
Şeyhin sözü mutlak
kabul ediliyor; türbe,
medet bekleme,
şeyhi yanılmaz
görme.
Tevbe
9:31;
Mâide
5:44–47
Kur’an’a arz
ölçüsü; önder
saygı duyulur
ama
mutlaklaştırılmaz.
Kör taklit,
bağımlılık,
bireysel irade
kaybı, grupçuluk
nedeniyle sosyal
kutuplaşma.
Bağış ve mal
varlığı istismar
edilerek zenginlik
bir grubun elinde
toplanıyor.
Hadis
Alimleri,
Rivayet
Otoriteleri
Hadis külliyatı
Kur’an’ın önüne
geçiriliyor, rivayetler
sorgusuz mutlak
kabul ediliyor.
Nisâ 4:59;
Zümer
39:18
Kur’an hakemdir;
rivayetler
Kur’an’a arz edilir.
Dogmatizm, farklı
rivayetlerden
dolayı ayrışma ve
bölünme.
Dini otoriteye
bağlı ekonomik
çıkar grupları
oluşuyor.
İdeolojik
Örgüt/Parti
Liderleri
Liderin sözü mutlak;
ideoloji helal/haram
yerine geçiyor.
Nisâ 4:60;
Mâide 5:44
Liderler muteber
olabilir ama
mutlak otorite
yalnız Allah’tır.
Fanatizm, şiddet,
ötekileştirme,
toplumsal barışın
bozulması.
Yolsuzluk, kamu
kaynaklarının
ideolojik gruplara
aktarılması.
Cinsiyetçi
Akımların
Ideologları
Kadın/erkek kimliği,
aktivist manifestolar
Kur’an ölçülerinin
önüne geçiriliyor.
Hucurât
49:13;
Bakara
2:228
Cinsiyet adaleti
ancak vahyin
ölçüleriyle
mümkündür.
Aile kurumunun
zayıflaması,
kadın-erkek
arasında güven
bunalımı.
Tüketim kültürü
ve cinsiyet temelli
sektörlerin
sömürüye
dönüşmesi.
Modern
Izm’lerin
Kuramcıları
(Kapitalizm,
Sosyalizm,
Pozitivizm Vb.)
Beşeri ideolojiler
nihai otorite
kılınıyor, Allah’ın
hükümleri tali
bırakılıyor.
Yûsuf
12:40; Şûrâ
42:21
Beşeri fikirlerden
yararlanılır ama
mutlak norm
yalnız vahiydir.
Sömürü, sınıf
ayrımı, maneviyat
kaybı.
Kapitalizm: servet
tekelleşmesi;
Sosyalizm:
mülkiyet hakkının
gasbı;

Para, Mal,
Mülk, Servet
Servet güven ve
kimlik kaynağı
yapılıyor; riba ve
sömürü
meşrulaştırılıyor.
Tekâsür
102:1–2;
Hümeze
104:2–3;
Bakara
2:275–279
Servet araçtır;
adalet ve infakla
anlam kazanır.
Bencillik,
doyumsuzluk,
stres; toplumsal
adaletsizlik.
Faiz, sömürü,
gelir dağılımında
uçurum, fakirliğin
kalıcılaşması.

Şöhret, İmaj,
Medya
Beğeni ve imaj
hakikatin önüne
geçiyor; riyâ ibadeti
içten boşaltıyor.
Münâfikûn
63:4;
Mâûn
107:4–7
İbadet ihlâsla
yapılır; imaj ölçü
değil, hakikat
ölçüdür.
Narsisizm, kimlik
boşluğu, sahte
değerler.
Tüketim ve
reklam
ekonomisinin
manipülasyonu;
lüks kültürün
yayılması.
Ulus-Devlet /
Milliyetçilik
Millet, bayrak,
toprak Allah
sevgisinden üstün
tutuluyor.
Tevbe
9:24;
Lokman
31:29–30
Sevgi ve
fedakârlık yalnız
Allah için değer
kazanır.
Aşırı milliyetçilik,
ırkçılık, yabancı
düşmanlığı.
Savaş ekonomisi,
silahlanmaya aşırı
kaynak aktarımı.
Kariyer /
Makam / Iş
Hayatı
Makam, koltuk ve
statü insanın hayat
ölçüsü haline
geliyor.
Kasas
28:83;
En’âm
6:162
Makam emanet
ve sorumluluktur,
amaç değil
araçtır.
Hırs, stres,
tükenmişlik;
liyakatsizlik,
yozlaşma.
Rüşvet,
kayırmacılık,
yolsuzluk; kamu
kaynaklarının
adaletsiz dağılımı.

Teknoloji ve
Bilim
Bilimsel başarılar
mutlak otorite gibi
görülüyor.
Câsiye
45:23;
Zümer
39:18
Bilim faydalıdır
ama nihai ölçü
vahiydir.
Teknoloji
bağımlılığı,
yalnızlaşma, doğa
tahribatı.
Kaynakların
adaletsiz
kullanımı; zengin
ülkeler lehine
sömürü düzeni.
Spor, Sanat
Ve Ünlüler
Sporcular, sanatçılar
aşırı derecede
yüceltiliyor.
Furkan
25:43
Sanat ve spor
helal sınırlar
içinde değerlidir
ama ilah
konumuna
çıkarılamaz.
Gençlerde kimlik
krizi, vakit ve
enerji israfı.
Popüler kültür
üzerinden
tüketim
ekonomisinin
sömürüsü.
Özet: Hayat, ölüm, ibadet, fedakârlık, rızık, ahlak ölçüleri yalnız Allah’a tahsis edilmelidir. Bunun
dışındaki her yöneliş, ister küçük ister büyük olsun, Kur’an perspektifinde şirk tehlikesi taşır.
2) Küfr (رفك)
• Kök: ر ف ك (k-f-r) → örtmek, gizlemek.
• Anlam: Hakkı inkâr, nimeti örtmek.
• Kur’ân’da: İmanın karşıtı (2:6; 16:83).
• Bağlam: Küfür, hem bilinçli inkâr hem de nankörlük boyutuyla geçer.
• Psikolojik tahribat: Gerçeği görmezden gelme alışkanlığı → vicdan körelmesi.
• Sosyal tahribat: Hakikati gizleyen elitler → kitlelerin aldatılması.
• Ekonomik tahribat: Nimete nankörlük → israf, sınıfsal uçurum.
Kur’ân’da küfr (رفُك) kavramı ve ondan türeyen kâfir (رفاك) terimi, çoğu zaman yüzeysel biçimde
yalnızca “inkâr” olarak çevrilmiştir. Oysa Arapça’daki kökü, türevleri ve Kur’an bağlamı dikkate
alındığında çok daha geniş, derin ve katmanlı bir anlam dünyasına sahip olduğu görülür.
Küfrün Kökü ve Temel Anlamları
• Kök: ر ف ك (k-f-r) “örtmek, kaplamak, gizlemek.”
o Kafara’l-zar‘: tohumu toprağa gömmek, örtmek.
o Kâfir: “örten, gizleyen.”
• Türevler: kufr (küfür), kâfir (örtücü), kuffâr (çoğul), takfîr (örtme, yok sayma), küfrân
(nankörlük).
• Kur’ân’daki çekirdek anlam: Allah’ın ayetlerini, nimetlerini veya hakikati örtmek,
gizlemek, unutturmak, perdelemek. – Kur’an’daki Temel Anlam Katmanları
a) Hakikati örtmek / tahrif etmek: “Allah’ın indirdiğini inkâr edenler (yesturûne/örtüyorlar),
zalimlerin ta kendileridir.” (Bakara 2:59; Mâide 5:44). “Allah’ın indirdiğini gizleyenler ve onu az bir
bedele satanlar…” (Bakara 2:174).
Analiz: Kur’an’ın mesajını gizlemek, tahrif etmek veya gölgelemek küfrün merkezî anlamıdır.
b) Nankörlük (küfrân): “Şükrederseniz size artırırım; nankörlük ederseniz (le-in kefartum) azabım
şiddetlidir.” (İbrahim 14:7)
Burada küfr, doğrudan nimeti örtmek, görmezden gelmek, inkâr etmektir.
c) İman ve itaati reddetmek: “İnkâr edenler ve yalanlayanlar için çılgın bir ateş vardır.” (Mülk 67:6)
Küfrün bir boyutu da Allah’ın emir ve yasaklarını reddetmek.
d) Günahı ve hakikati perdelemek: “Onların kalplerine küfür süslendi.” (En‘âm 6:122–123)
“Allah’ın ayetlerini inkâr edenler, onlardan yüz çevirenler…” (Âl-i İmrân 3:4)
Küfrün Şirk ile İlişkisi
Şirk, Allah’a ortak koşmaktır; küfür, bunu hakikat gibi örtmek/inkâr etmektir. “Kim Allah’a ortak
koşarsa (yuşrik), Allah ona cenneti haram kılar.” (Mâide 5:72) “İnkâr edenler (kefarû) ve
zulmedenler…” (Bakara 2:254).
Küfür ve şirk iç içedir; şirk küfrün en ağır biçimidir.
Küfrün Diğer Kavramlarla İlişkisi
Kavram
İlişki
Nifak (ikiyüzlülük) Nifak, küfrü gizlemek demektir: kalpte küfür, dilde
iman.
Ayet
Bakara 2:8–10; Tevbe
9:67
Fücur (azgınlık)
Zulm (haksızlık)
Küfrün özü zulümdür: hakkı örtmek.
Küfür, fücuru besler: nefsi günaha açık hâle getirir. Şems 91:8
Lokman 31:13; Bakara
2:254
Fısk (itaatsizlik)
Küfür, fıskın en üst şeklidir: Allah’ın sınırlarını terk
etmek.
Fahşâ (çirkinlik)
Küfür, fahşâya meşruiyet kazandırır.
Secde 32:20
Fesad
(bozgunculuk)
Nahl 16:90; A‘râf 7:28
Küfrün toplumsal sonucu fesattır: ekin ve nesli
bozmak.
Münker
Küfür, ma‘rufu reddedip münkeri benimser.
Bakara 2:205
İfsâd (bozma)
Âl-i İmrân 3:104
Küfrün eylemsel yüzü: bozgunculuk çıkarmak.
Baghy (haddi
A‘râf 7:56
aşma)
Küfrün siyasal yansımasıdır: azgınlık, zorbalık.
Şûrâ 42:14
İhtilâf/Fitne
Küfür, ihtilaf ve fitne doğurur; hakikat üzeri örtülür. Âl-i İmrân 3:7; Bakara
Rics (pislik)
Küfür rics olarak tanımlanır.
2:191
Yunus 10:100
İstikbâr (kibir)
Küfrün kökünde kibir vardır: hakikati örten
büyüklük taslama.
Nahl 16:23; Saff 61:5
• Küfrün Farklı Boyutları
Küfr-i inkâr: Allah’ın varlığını, ayetlerini reddetmek.
Küfr-i nankörlük (küfrân): Nimeti örtmek, şükretmemek (14:7).
Küfr-i tahrif: Kitabı gizlemek, bozmak, perdelemek (2:159; 2:174).
Küfr-i amelî: Allah’ın hükümlerini arka plana atmak, hayatı Allah’sız yaşamak (20:124).
Küfr-i istikbâr: Bile bile gerçeği reddetmek, üstünlük taslamak (16:23).
Kur’an’ın Küfür ile İlgili Vurguları
Hakikati örtmek, gizlemek: “Allah’ın indirdiğini gizleyenler…” (2:174)
Hakikati arka plana atmak: “Kur’an’ı terk edenler…” (Furkan 25:30)
Hakikati tersyüz etmek: “Hak ile batılı karıştırmayın, hakkı gizlemeyin.” (Bakara 2:42)
Nankörlük: “Nankörlük ederseniz azabım şiddetlidir.” (İbrahim 14:7)
Özet; Küfr, sadece “inkâr” değil; örtmek, gizlemek, perdelemek, tahrif etmek, unutturmak,
nankörlük etmek gibi geniş bir yelpazeyi kapsar. Kâfir, gerçeği gören ama onu örtmeyi, saklamayı
veya unutturmayı seçen kişidir. Kur’an mesajını gizlemek, hükümlerini perdelemek, nankörlük
etmek, hakikati arka plana atmak = küfrün kapsamıdır. Küfür; şirk, nifak, zulüm, fesad, fısk, istikbâr
gibi kavramlarla doğrudan bağlantılıdır.
3) Fısk / Fâsık (ق س ف)
• Kök: ق س ف (f-s-q) → kabuğundan çıkmak.
• Türevleri–sıklık: f-s-q kökü toplam 54 kez; fasaqa (10), fisq (3), fusûq (4), fâsiq (37).
• Zıddı: îman–taqvâ, birr ve salâh/islah (5:2; 49:13).
• Anlam katmanları: Allah’ın çizdiği hudutlardan çıkma, sözleşmeden/ sınırdan çıkma, ilâhî
hükme karşı gelme (2:26–27; 5:44–47; 9:67; 49:11). Maide süresinde 44.–47. arası ayetlerinde
geçen üçlü tipolojiye dikkat: “Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler kâfirler/zâlimler/
fâsıklardır.”
• Birlikte geçenler: küfür–zulüm (5:44–47), haber/doğrulama (49:6), hidayet/ dalâlet (2:26).
• Yanlışlar: “Fâsık = günahkâr mü’min” indirgemesi; Kur’an’da fısk çoğu yerde imanla
bağdaşmayan bir kopuşu belirtir (2:26–27; 9:67). Mezhep kitaplarındaki “fasık= günahkâr
Müslüman” tanımı, Kur’an bütünlüğüyle uyuşmaz.
• Psikolojik tahribat: Vicdan bariyerlerini yıkan alışkanlık haline gelmiş günah, ahlâkî
normların erozyonu (bilişsel çifte standart),
• Sosyal tahribat: kurumsal güvensizlik (yargı/hükümde keyfîlik), normları yıkma, güven
kaybı.
• Ekonomik tahribat: Haram kazanç, sömürü düzeni, ekonomik yolsuzluk (2:188).
• Ortak Nokta: Fısk, sıradan günahkârlık değil, ilâhî sınırdan bilinçli kopuştur.
• Kur’anî vurgular: Fısk çoğu zaman küfür ve zulümle aynı bağlamda geçer (5:44–47; 9:67).
• Fısk- Fasık Kavramı ile İlgili Araştırmacıların Görüşleri: Tatlı (2013), Fısk kavramı ve
hadis usûlü açısından fısku’r-râvî başlıklı makalesinde fıskı ilâhî sınırdan çıkış ve “şer‘î
yükümlülükleri terk” olarak tanımlar ( Tatlı, 2013). Tatlı (2015), The Concept of al-fisq/al
faasiq in the Qur’an… çalışmasında Kur’an’da fıskın “iman ile bağdaşmayan, ilâhî ahde ihaneti
temsil eden bir kategori” olduğunu vurgular. Yalnızca bireysel günah değil, sistematik kopuş
olduğunu belirtir (Tatlı, 2015).
Bekdemir (2021), “Fâsığın haber ve şâhitliği” üzerine çalışmasında, fıskın güven erozyonu yarattığını,
şahitlik ve haberin güvenilirliğini düşürdüğü için hukukî süreçlerde reddedilmesi gereken bir kimlik
olduğunu söyler. Ona göre fısk, sıradan günahkârlık değil, “ahlâkî ve itikadî sapma”dır (Bekdemir,
2021). Kaygusuz (2014), yüksek lisans tezinde Kur’an perspektifinden fıskı Allah’ın sınırlarını bilerek
terk etmek olarak tanımlar. Fıskın iman–takvâ çizgisinin dışında olduğunu, “fasık mümin” tanımının
Kur’an’a uygun olmadığını savunur (Kaygusuz , 2014). TDV İslâm Ansiklopedisinde Fısk: “Şer‘î
sınırdan çıkmak, emre muhalefet.” Fâsık: “Allah’a itaati terk eden kimse.” olarak açıklanır. DİA
maddelerinde fıskın sadece bireysel günah değil, “imanı ortadan kaldıran isyan biçimlerine” de işaret
ettiği belirtilir (TDV İslâm Ansiklopedisi – Fısk/Fâsık maddesi). Vahdettin Işık, Haksöz Dergisindeki
yazısında “Fâsık” kavramını kimlik tanımlayıcı bir kavram olarak işler. Ona göre fısk, bireysel
günahlarla sınırlı değildir; “Kur’an’ın hakikatine sırt dönmenin kavramsal adı”dır (Haksöz, 1996).
İktibas çevresi fıskı, ilâhî hükme alternatif hukuk üretmek olarak yorumlar; yani toplumsal-hukukî
alanda köklü bir sapma. 5:44–47 ayetleri bağlamında “Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler kâfir,
zalim ve fâsıktırlar” ayetini öne çıkarır (İktibas Dergisi, 2022). Süleymaniye Vakfı’na göre, fısk,
“Allah’ın koyduğu sınırları keyfî biçimde ihlâl”dir. Akabe çevresi ise; Haksöz ile paralel bir çizgide
fıskı vahyin dışına çıkmak, vahyi tahrif eden yapılarla bütünleşmek olarak açıklar. Günümüzde fasık
kimliği, “sistemin din-dışı değerlerini dinin üstüne koyanlar” için kullanılır. Ahmet Kılınçkaya,
Kur’an’ı “düşüncenin konusu değil, kaynağı” olarak ele alır. Bu bağlamda fısk, “Kur’an’ın ölçülerini
terk edip başka kaynaklara yönelmek”tir. Fâsık tanımını, iman dairesi içinde “günahkâr” değil, “Kur’an
dışı yol seçmiş” kişi olarak sınırlar. Hakkı Yılmaz, “Tebyinü’l-Kur’an” çalışmasında fıskı, “hakikati
örten, Allah’ın mesajını gölgeleyen, onun yerine hevâsını koyan kişi” olarak tanımlar. Ona göre “fasık
mümin” çelişkidir; fısk imanın değil, küfrün alanındadır.
4) Zulm / Zâlim (م ل ظ)
• Kök: م ل ظ (z-l-m) → karartmak, hakkı çiğnemek.
• Türev–sıklık: ẓ-l-m 315 kez, çeşitli türevlerle.
• Zıddı: ‘Adl–kıst (adalet/ölçü), hakk.
• Anlam katmanları: Hakkı yerinden etmek; tecavüz/ haddi aşma (16:90; 42:42). Şirk “büyük
zulüm”dür (31:13; 6:82).
• Birlikte geçenler: şirk (31:13), küfür (2:254), karşıtı olarak ‘adl (16:90).
• Psikolojik tahribat: öğrenilmiş çaresizlik, güçsüz üzerinde tahakküm → özgüven ve umut
kaybı.
• Sosyal tahribat: Adaletin yıkılması, toplumsal güvenin çöküşü, kaos.
• Ekonomik tahribat: mülkiyet ve emek sömürüsü, servetin belli ellerde toplanması (59:7;
83:1–3).
• En Çok Bilinen Yanlışlar: Zulmün yalnız “kişisel kabalık”a indirgenmesi yanlıştır.
Kur’an’da şirk, yapısal adaletsizlik ve hukuk tanımazlık vurgusu da zulüm olarak geçer
(4:135; 5:8).
5) Nifâk / Münâfık (ق ف ن)
• Kök: ق ف ن (n-f-q) → tünel kazmak, gizlemek.
• Türev–sıklık: n-f-q kökü 111 kez; bunun içinde nifâk (3), münâfikûn (27), münâfikât (5) vb.
(aynı kökün infâk “harcama” ailesi de yer alır).
• Zıddı: Îman–sidk–ihlâs.
• Anlam: İkiyüzlülük; kalpte inkârı saklayıp dilde iman etmek.
• Anlam katmanları: İçi-dışı farklılık (2:8–9), riya ve üşengeç ibadet (4:142), en alt tabaka
azap (4:145).
• Birlikte geçenler: kizb (yalan; 63:1), riya/kesâl (4:142), fitne (9:47–49).
• Münafıkların vasıfları (63:1–3).
• Psikolojik tahribat: Kimlik bölünmesi, kronik kaygı ve korku.
• Sosyal tahribat: Kurumsal erozyon (güvene dayalı ağların çökmesi), kolektif eylemde sabote
edici davranış. güvensizlik, toplumsal çürüme.
• Ekonomik tahribat: Sadaka ve infakı gösteriş için yapmak (2:264).
• En Çok Yapılan Yanlış: “Sadece Medine’ye mahsus tarihsel tipoloji” olarak sunmak.
Kur’an nifakı zamansız bir karakter sapması olarak işler (63:1–4).
6) Fahşâ (ش ح ف)
• Kök: ش ح ف (f-ḥ-ş) → çirkinlik, aşırılık.
• Türev–sıklık: f-ḥ-š 24 kez; fâhişa (17), fahşâ’ (7).
• Zıddı: ‘iffet–hayâ–tathhîr (24:30–31; 33:35).
• Anlam: Ahlâkî sınırları aşan çirkin davranışlar, özellikle zina.
• Anlam katmanları: Çirkin-aşırı taşkınlık (cinsellik dâhil ama onunla sınırlı değil): zina
(17:32), iffete saldırı (24:19), açık/ gizli fahşa (6:151; 7:33).
• Birlikte geçenler: munker ve bağy ile üçlü yasak (16:90).
• Kur’ân’da: “Zinaya yaklaşmayın; çünkü o bir fahşâdır” vurgusu önemlidir (17:32).
• Psikolojik tahribat: Vicdan körelmesi, utanma duygusunun kaybolması.
• Sosyal tahribat: Aile yapısının çökmesi, aile/mahrem güveninin sarsılması;
• Ekonomik tahribat: Fuhuş üzerinden sömürü düzeni, sömürü kültürünün (istismar, teşhir)
normalleşmesi.
• En Çok Bilinen Yanlışlar: Fahşâ = yalnız zina değildir. Fahşa, Kur’an bağlamında her tür
çirkin, sınırı aşan tüm edepsizliklerdir (7:28–29).
7) Fücûr (روجف)
* Kök:
ر
ج
ف
(f-j-r). Lügat anlamı: “yarılmak, patlamak, sınırları aşmak.”
* Fücûr: ahlâkî ve dinî sınırları yırtmak, günaha dalmak, açıkça günah işlemek.
* Anlam katmanları: Açıkça günah işlemek: Gizli değil, pervasızca kötülük yapmak.
Sınır tanımamak: İlâhî ve ahlâkî hudutları yıkmak.
* Takvâya karşıtlık: Takvâ sakınma ve korunma iken, fücûr sınırsız salıverilme.
İnsanın içsel eğilimi: Allah insana fücûru da takvâyı da ilham etmiştir (91:8).
* Türevler: Fâjir (رجاف): günahkâr, yoldan çıkan (75:5, 82:14). Füccâr (راجف): çoğul, günahkârlar
(38:28, 82:14). Fecere (رجف): günaha boğulmak, ahlâkî sınırları delmek.
* Kur’ân’da Fücûr: Kur’ân, fücûru takvânın karşıtı olarak sunar. Şems Suresi:7–8: “Nefse fücûrunu
ve takvâsını ilham etti.” İnsanda hem fücur eğilimi (sınır aşma, günaha yönelme) hem de takvâ eğilimi
(sakınma, korunma) vardır. İmtihanın zemini budur: İnsan hangi yönünü beslerse oraya meyleder. Sad
Suresi:28: “Yoksa biz iman edip salih amel işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi yapacağız?
Yoksa muttakîleri füccâr gibi mi tutacağız?” Burada muttaki ve füccâr karşıtlığı açıkça kurulur.
Füccâr: günaha dalmış, sınır tanımayan kimseler demektir. Kıyame Suresi: 5: “Fâcir, önünü (hesap
gününü) yalanlar.” Fücur, aynı zamanda ahireti yalanlama ve sorumsuz yaşama ile ilgilidir. İnfitar
Suresi:14: “Füccâr mutlaka cehennemdedirler.”
Fücur ile Bağlantılı Olan Olumsuz Kavramlar
Fücurun sonu, uhrevî azaptır.
Kur’ân’da fücûr doğrudan veya dolaylı olarak birçok kötülük kavramıyla bağlantılıdır:
İsm (günah): Genel günah kavramıdır; fücûr, ismin açık ve pervasız halidir (2:283).
‘Udvân (saldırganlık): Fücûr, saldırganlık ve hudut aşmayı içerir (5:2).
Fısk (yoldan çıkma): Fücûr ile fısk aynı kaynaktan beslenir; biri açık günah, diğeri Allah’ın
çizgisinden sapma (2:26, 6:49).
Zulm: Fücûr çoğu zaman zulümle iç içedir (2:229).
Şirk: Fücûr, Allah’ın hakkını gasp eden şirkle bağlantılıdır (31:13).
Nifak: Münafıklık, gizli fücûrun şeklidir; kalpte fücur, dilde iman vardır (63:1–3).
Mücrim: Suç işleyenler. Fücûr mücrimliğin ahlâkî boyutudur (32:12).
İsraf: Aşırılık ve haddi aşma, fücûrun ekonomik boyutudur (7:31).
Zina: Cinsel alandaki fücûr örneği (17:32).
Ribâ: Ekonomik fücûr; toplum düzenini bozar (2:275–279).
Yalancılık ve İftira: Fücûrun dil boyutu; özellikle masumlara iftira (24:4).
Ekin ve Nesli Bozma: Fücûrun sosyal-ekolojik boyutu (2:205).
Dünyanın İmarını Engelleme, Bozgunculuk: Fücûrun siyasal-toplumsal boyutu (7:85; 11:85).
Özet: Fücûr, bireysel günah ile toplumsal fesadı birleştiren üst kavramdır. Fücur – takva ilişkisine
baktığımızda Takvâ: Sınırı gözetmek, korunmak, sakınmak, Allah’a yakınlık, arınma olarak
tanımlanırken, Fücûr: Sınırı yıkmak, başıboşluk, günaha dalmak, azgınlık, helâk olarak bilinir. İnsan
kalbi bu iki eğilim (fücur ve takva) arasında şekillenir (91:7–10).
8) Fesâd / İfsâd / Mufsid (د س ف)
• Kök: د س ف (f-s-d) → bozulmak, ifsat etmek.
• Türev–sıklık: f-s-d 50 kez; fasâd (11), afsada (15), mufsid (21) vb.
• Zıddı: Islâh (düzeltme/ıslah).
• Anlam: Düzeni bozmak; toplumsal, ekonomik, ekolojik.
• Anlam katmanları: Toprağı/ekini/nesli bozma (2:205), toplumsal düzeni tahrip (5:33; 7:56).
• Birlikte geçenler: karşıtı olarak ıslah (2:11–12), “arz/ yeryüzü” (2:27; 7:56).
• Kur’ân’da “Ekin ve nesli ifsat etmek” vurgusu önemlidir (2:205).
• Psikolojik tahribat: Bozgunculuk alışkanlığı → vicdan yıkımı.
• Sosyal tahribat: Fitne, savaş, anarşi, çevresel yıkım (30:41), hukuk-dışı şiddet (5:33),
• Ekonomik tahribat: Riba, israf, sömürü. gıda/arz güvenliği riski (2:205).
• Yanlışlar: “Fesad = sadece ahlâkî gevşeklik” değildir. Bireyle sınırlı bir bozgunculuk
değildir. Kur’an’da fesad, ekolojik/ekonomik-siyasal yıkımı ve bozgunculuğu da kapsar
(2:205; 30:41).
9) İsm (مثإ) ve ‘Udvân (ناودع)
• İsm: bireysel günah, sorumluluğu ihlal (2:219; 2:283).
• ‘Udvân: toplumsal saldırganlık, haddi aşma (5:2).
• Kur’ân’da: “İsm ve ‘udvân üzerinde yardımlaşmayın” vurgusu önemlidir (5:2).
• Sıklık: ithm ailesi 48 kez (ism 35 vb.); ‘udvân 8 kez (kök ‘-d-w toplam 106).
• Zıddı: Birr ve takvâ ile yardımlaşma (5:2).
• Anlam katmanları: İsm = sorumluluk doğuran suç/ günah; ‘udvân = sınır ihlali/ saldırganlık.
İçki–kumar tartışmasında “günahı faydasından büyüktür” (2:219).
• Birlikte geçenler: karşıtı olarak birr–takvâ (5:2), rızıkta israf etmek (7:31–33).
• Yanlışlar: Bu olumsuz kavramlar, “yalnız bireysel kusur” ile sınırlı olmuyor,
toplumsal/ekonomik sonuçları olan ihlalleri de kapsar.
• Tahribat: güven ilişkilerinde kırılma; şiddetin yol açtığı sorunlar.
10) Münker (ر ك ن)
• Kök–türev–sıklık: n-k-r 37 kez, çeşitli türevler; “münker” kelimesinin sınırlı alt-kümesi
oluşturur.
• Zıddı: Ma‘rûf (3:104; 9:71).
• Anlam katmanları: Hakikate/fitrata yabancı, tanınması aklen reddedilen tutum (31:17).
• Birlikte geçenler: ma‘rûf (3:104; 9:71), fahşâ (16:90), zulm.
• Yanlışlar: “Sırf örfe aykırı olan şey”; Kur’an’da ölçüt vahyî aklın tanıdığı iyilik/adalettir
(7:157; 9:71).
• Tahribat: Ahlâkî ölçülerin tersyüz edilmesi; kamusal-müşterek iyinin (common good)
zayıflaması.
11) Fitne (ن ت ف)
• Kök–türev–sıklık: f-t-n 60 kez; fitna (34) + çeşitli fiil/ism.
• Zıddı: Selâmet/amn, din özgürlüğü ve istikrar (2:193; 8:39).
• Anlam katmanları: İmtihan/sınama (21:35), inancı baskıyla saptırma–dine baskı (2:191,
2:193), toplumsal fesat/ iç bozgunculuk (9:47–49).
• Birlikte geçenler: sabır (2:155), cihad/savunma (2:190–193), nifak (9:47–49).
• Yanlışlar: “Hep ‘iç savaş’ demektir”; Kur’an’da baskı ve dinî zulüm anlamı asli
bağlamlardan biridir (2:193; 8:39).
• Tahribat: kaos, iç savaş, travma, toplumsal kutuplaşma; ekonomik durgunluk (güvensizlik ve
sermaye kaçışı).
12) “İlhâd” (
د
ح

ل
)
• Kökü: ل
د
ح
(l-ḥ-d)
• Sözlük Anlamı: “Yana eğilmek, meyletmek, doğru yoldan sapmak, gerçeği çarpıtmak,
kaydırmak, bağlamından saptırmak.”
• Türevleri:
o ilḥād (داحلإ): sapma, kayma.
o mulḥid (دحلم): sapan, saptıran.
o laḥd (دحل): mezarın yan tarafındaki oyuk → “eğrilik, yana kayma” mecazından.
Kur’an’daki Kullanımı: Kur’an’da “ilḥad” birkaç ayette geçer:
Esmâ Bağlamı: “Allah’ın güzel isimlerine ilhadda bulunanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını
göreceklerdir.” (A‘râf 7:180). Esmâ’da ilhâd, Allah’ın isimlerini çarpıtarak yanlış kullanmak, tevhide
aykırı yorumlamak, Allah’ın sıfatlarını başka varlıklara atfetmek. Allah’a özgü isim/sıfatları
başkalarına atfetmek, isimleri tılsım–muska–numerolojiye indirgemek. Allah’ın isimlerini saptırmak,
büyü-tılsım için kullanmak, putlara atfetmek, bağlamından koparıp hurafe üretmek → ilhadtır.
Örneğin “er-Razzâk” ismini Allah’ın dışında bir veliye atfetmek, “eş-Şâfi”yi bir türbeye bağlamak, “el
Hâfız”ı muskaya indirgemek → ilhad örneğidir. Gerçek anlamda Esmâü’l-Hüsnâ: Allah’ı doğru
tanımak ve bu isimlerin ahlakî-teolojik mesajını yaşamak içindir.
Harem Bağlamı: “Mescid-i Harâm’da ilhâda (sapmaya) suçla yönelen…” (Hacc 22:25).
Kutsal mekânda taşkınlık/zulüm. Haremde ilhad, kutsal değerlere zulüm ve taşkınlık katmak.
Âyetler
Bağlamı:
“Âyetlerimiz
hakkında
ilhâd
edenler…”
41:40).
Âyetlerde ilhâd, Vahiy delillerini çarpıtma, vahyi bağlamından koparıp ideolojik amaçla ayetleri eğip
bükmek.
(Fussilet
İlhad’ın Zıddı
• İstikamet (doğru yol)
• Hidayet (Allah’ın gösterdiği yol)
• Tevhid (Allah’ın birliğini esas almak)
İlhadın Doğru Anlaşılması
“İlhad” kavramı Kur’an’da genellikle göz ardı edilen, yanlış anlaşılan ve çoğu zaman sadece “ateizm”
ile özdeşleştirilen bir kelimedir. Oysa bağlamına bakıldığında çok daha geniş ve derin bir uyarıyı taşır.
İlhad sadece “ateistlik” değildir. Kur’an’a göre ilhad, Allah’ın isimlerini saptırma, Allah’ın isimlerini
insanlara veya bazı varlıklara atfetmek, şirkle karıştırma, yanlış türetme veya uygunsuz kullanma,
Allah’ın mesajını, isimlerini, sıfatlarını, hükümlerini eğip bükmek; bağlamından koparıp yanlış yollara
çekmektir. Bu, hem inanç düzeyinde (Allah’a ortak koşmak) hem pratikte (dini çıkar için çarpıtmak)
olabilir. Esmâü’l-Hüsnâ’yı zikir sayısına indirmek, isimleri belli sayılarla tekrar etmek, büyü ve
tılsımda kullanmak, Kur’an’ın ruhuna aykırıdır ve ilhadtır. Mezhep veya tarikat liderlerini “Allah’ın
sıfatlarıyla” tanımlamak da ilhad’dır. Şirk ve hurafe de ilhad kapsamındadır.
İlhad’ın Zararları:
• Teolojik tahribat: Tevhid zedelenir, şirk yayılır.
• Ahlaki tahribat: Allah’ın isimleri insan otoritelerine atfedildiğinde kör itaate zemin
hazırlanır.
• Psikolojik tahribat: İnsan Esmâ’yı anlamak yerine büyüsel ritüellerle oyalanır.
• Sosyolojik tahribat: Hurafeler yayılır, halk gerçek mesajdan uzaklaşır.
13) İstikbâr / Müstekbir (ر ب ك)
• Kök–türev–sıklık: k-b-r 161 kez; istakbara 40, müstekbir 6, istikbâr 2.
• Zıddı: Tevazu‘–inkıyad, ubûdiyyet.
• Anlam katmanları: Hakkı “büyüklenerek” reddetme (7:13; 7:75; 23:46; 39:59).
• Birlikte geçenler: mala’ (elit) (7:75; 23:46), küfür ve tekebbür (40:35).
• Yanlışlar: Kişisel kibirle sınırlama; Kur’an’da sınıfsal-iktidarî bir direnç biçimidir (7:109
110; 23:46).
• Tahribat: Öğrenme kapanı (bilişsel kibir), meritokrasinin erozyonu, otoriter yapıların
tahkimi.
14) Rics / Rij‘s (س ج ر)
• Kök–türev–sıklık: r-j-s 10 kez (isim). Pislik, murdar inanç (9:28).
• Zıddı: Tathhîr–tazkiye–tayyib.
• Anlam katmanları: Pislik/kirlilik; özellikle içki–kumar için “şeytan işi rics” (5:90).
• Birlikte geçenler: şeytan, içki–kumar (5:90), kalp hastalığı (9:125).
• Tahribat: Bireysel bağımlılık, aile ve üretkenlik kaybı; toplumsal şiddet ve borç sarmalı.
15) Baghy/ Bağy (يغب)
• Kök–türev–sıklık: b-gh-y 96 kez (hem “zulüm, haksız saldırı, haksızlık/taşkınlık” hem de
“ibtighâ/sekmek–aramak”).
• Zıddı: ‘Adl–Qist, İ‘tidâl;
• Anlam katmanları: Keyfî üstünlük iddiası ve saldırganlık (42:40–42; 10:23); acil durum
istisnasında “ghayra bâghin ve lâ ‘âdin” (2:173): ne haksız talepkâr ne saldırgan.
• Birlikte geçenler: ‘udvân (2:173), munker/fahşâ (16:90).
• Yanlışlar: “Baghy = sadece zina iftirası bağlamı”; Kur’an’da geniş bir taşkınlık/overreach
alanıdır.
• Tahribat: Sözleşme güveninin çökmesi; şiddet spiralinin tetiklenmesi.
16) Cibt (تبج) & Tâğût (توغاط)
• Sıklık: Cibt yalnız 1 kez (4:51); tâğût 8 kez (2:256–257; 4:51, 60, 76; 5:60; 16:36; 39:17).
• Zıddı: İman billâh, (2:256).
• Anlam katmanları: Vahiy-dışı otorite/yanılsama (cibt) ve ilahî sınırı aşan
egemenlik/idolleşmiş güç (tâğût). Tâğûtla hüküm arama açık sapma (4:60).
• Birlikte geçenler: küfür/iman ikiliği (2:256–257; 16:36), velâyet/ittibâ (4:76).
• Yanlışlar: “Sadece put heykelleri”; Kur’an’da hukuku/hükmü gasp eden her güç odağı da
dahildir (4:60; 5:44–50).
• Tahribat: Hukukun üstünlüğünün yerini kişisel/kurumsal putlar alır; dinî-siyasal istismar.
17) Mutrafûn / Mütrefin/ Mütreflik (ف ر ت)
• Sıklık: t-r-f 8 kez; mutrafûn 5.
• Zıddı: Kanaat, infak, adalet.
• Anlam katmanları: Şımarık refah elitinin isyanı ve çöküşü (17:16; 34:34–35).
• Birlikte geçenler: mala’ (elitler), istikbar, tekebbür.
• Yanlışlar: Sırf “lüks tüketim” meselesi; Kur’an’da siyasal-toplumsal bloktur.
• Tahribat: Kayırmacılık, gelir uçurumu, toplumsal kırılganlık.
18) Mala’/Mele’ (Elit/Önder Zümre) (أ ل م)
• Sıklık: m-l-ʾ 40 kez; “mala’” isim olarak 30.
• Zıddı: Müstaz‘aflar/ hakka teslim olan önderlik.
• Anlam katmanları: Peygamberlere karşı örgütlü direnç odağı (7:60–90; 23:46).
• Birlikte geçenler: istikbar, servet–ziynet (10:88).
• Yanlışlar: “Nötr danışma meclisi”; çoğu bağlamda hegemonik baskı odağıdır.
• Tahribat: Hakikate karşı propaganda, sosyal mühendislik; adalet reformlarını tıkama.
19) Kârûn (Qārûn / Korah)
• Sıklık: Özel isim olarak 4 ayette anılır (28:76–82; 29:39; 40:24).
• Temsili anlam: Servet–istikbar–fesad ilişkisi; “anahtarlarını güçlü bir topluluk zor taşırdı”
(28:76–82).
• Birlikte geçenler: Firaun–Hâmân blokuyla aynı hattan (40:24).
• Yanlışlar: “Kişisel cimrilik hikâyesi”; Kur’an’da sistemik servet putçuluğunun ibret
tablosudur.
• Tahribat: Göz kamaştırma/ gösteriş (28:79), sınıfsal imrenme–tatminsizlik, ani çöküş riski
(28:81–82). -İman, İhlas ve Takvaya Aykırı Kavramların Psikolojik, Sosyal ve Ekonomik Tahribatı
• Psikolojik: Bu olumsuz, kavramlar insanın inanç esaslarına, ahlakına zarar verir, iç huzurunu,
vicdanını ve özgüvenini yok eder; korku, ikiyüzlülük, doyumsuzluk, öfke gibi duyguları
besler.
• Sosyal: Güvensizlik, adaletsizlik, aile kurumunun çökmesi, çatışma kültürü, toplumsal
çözülme.
• Ekonomik: Servetin belli ellerde toplanması, tekelcilik, riba ve sömürü, fırsatçılık, stokçuluk,
hile yapma, eksik ölçme ve tartma, üretim düzeninin bozulması, ekin ve neslin tahribi. -İman, İhlas ve Takvaya Aykırı Kavramlar ile İlgili En Sık Görülen Yanlış Okumalar
• Fısk ve zulmün “iman içi derece” sayılması: Kur’an, bu kavramları çoğu bağlamda iman
ihlâs çizgisinin dışına koyar (2:26–27; 6:82; 9:67).
• Fesadın yalnız ahlâkî gevşeklik sanılması: Ekolojik, ekonomik ve siyasal yıkım boyutu
güçlüdür (2:205; 30:41).
• Fahşânın yalnız zinaya indirgenmesi: Aşırılık–edebe sığmazlık spektrumu (7:33; 24:19).
• Münkerin “örfe aykırılık”la eşitlenmesi: Ölçüt vahyin tanıttığı makul-iyi-doğrudur (3:104;
9:71).
• Tâğûtun yalnız put heykeli sanılması: Vahye rağmen hüküm–otorite iddiasında bulunan
tüm güç odakları tağuttur (4:60; 5:44-50).
Tablo: Kur’ân’da İman, İhlâs ve Takvânın Zıddı Olan Kavramlar
Kavram İman/İhlâs/Takvâ Karşıtlığı
Psikolojik- Sosyal – Ekonomik Tahribat Boyutu
Şirk
İhlâsın doğrudan zıddı;
Allah’a ortak koşmak
Psikolojik: iç bütünlük kaybı; Sosyal: sömürü
düzenleri; Ekonomik: riba ve köleliği meşrulaştırma
Küfr
İmanın doğrudan karşıtı;
hakkı örtmek, nimeti inkâr
Psikolojik: vicdan körelmesi; Sosyal: hakikati gizleyen
elitler; Ekonomik: israf ve sınıfsal uçurum
Fısk
Takvâya karşıt; huduttan
çıkmak, sapma
Psikolojik: günah alışkanlığı; Sosyal: güven kaybı;
Ekonomik: haram kazanç
Zulüm
Hem imana hem takvâya
karşıt; hakkı yerinden etme
Psikolojik: tahakküm; Sosyal: adaletin çöküşü;
Ekonomik: emek sömürüsü
Nifak
Fahşâ
İhlâsın karşıtı; kalpte inkâr,
dilde iman
Takvâya karşıt; ahlâkî
sınırları aşan çirkinlik
Psikolojik: kimlik bölünmesi; Sosyal: güvensizlik;
Ekonomik: gösteriş için infak
Psikolojik: utanma duygusunun kaybı; Sosyal: aile
çöküşü; Ekonomik: fuhuş sömürüsü
İsm /
‘Udvân
Takvâya karşıt; bireysel
günah ve toplumsal
saldırganlık
Psikolojik: sorumsuzluk; Sosyal: şiddet ve kaos;
Ekonomik: adaletsiz ilişkiler
Fesad
Takvânın karşıtı; düzeni
bozmak, ifsat
Psikolojik: vicdan yıkımı; Sosyal: fitne, savaş, anarşi;
Ekonomik: riba, israf, ekin ve neslin tahribi
İlhad
İhlas’ın karşıtıdır. Tevhid
zedelenir, şirk yayılır.
Allah’ın isimleri insan
otoritelerine atfedildiğinde
kör itaate zemin hazırlanır.
Ahlaki tahribat: Psikolojik tahribat: İnsan Esmâ’yı
anlamak yerine büyüsel ritüellerle oyalanır.
Sosyolojik tahribat: Hurafeler yayılır, halk gerçek
mesajdan uzaklaşır, kör itaate zemin hazırlar.
Kur’ani Çizgiye Uygun Nasıl Dua Perspektifi
Kur’ân’a Göre Dua Adabı (Prensipler ve “Asla Yapılmaması Gerekenler”)
Olmazsa Olmazlar:
1. Tevhid ve ihlâs: Yalnız Allah’a yönelmek; şirk kırıntısı taşımamak (72:18; 46:5; 40:14).
2. Tazarru, huşû, gizlilik ve samimiyet: 7:55–56; 39:9.
3. Hamd, tesbih ve esmâ ile dua: 7:180; 15:98; 52:48–49.
4. Süreklilik ve sabır: 21:90; 3:17; 73:20.
5. Dua + eylem (sünnetullah): 13:11; 53:39; 29:69; 8:60; 62:10.
Kaçınılacaklar:
• Taaddî (Aşırılık): talepte sınırı ve hikmeti gözetmemek (7:55).
• Şerri/zararı İstemek: 17:11.
• Riya/Salt Dünyevîleşmiş Talep: 2:200–201; 107:4–7.
• Dua Etmeyi Kibirle Terk Etmek: 40:60.
• Allah’a “Emir Verir” Tonda Dua Etmek: 16:90; 7:55’in edep çerçevesi; peygamber
dualarındaki üslup örnekleri (20:25–28; 21:83–84; 21:87–88) daima tevazu ve kendini ıslah
vurguludur.
“Dua Pasifleştirir mi, Yoksa Sorumluluk Yükler mi?”
Kur’ân’da dua pasif bekleyiş değildir. Aksine:
• “Allah, bir toplumu kendilerinde olanı değiştirmedikçe değiştirmez” (13:11);
• “İnsan için ancak çalıştığı vardır” (53:39);
• “Bizim uğrumuzda çaba gösterenleri, elbette yollarımıza eriştiririz” (29:69);
• “Onlara karşı gücünüz yettiğince hazırlık yapın” (8:60);
• “Salatı bitirince yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan arayın” (62:10).
Sonuç: Dua, ahlâkî eylem ve emekle birleştiğinde makbul bir yöneliştir; salt temennicilik
Kur’ân’ın dua paradigmasına aykırıdır (İzutsu, 2002; Gazzâlî, İhyâ).
Kur’ân’a Göre Duanın Kabulü İçin Çerçeve
1. Tevhid ve İhlâs (40:14; 72:18).
2. Helal Rızık ve Adaletli Hayat (2:168; 16:90; kabulün engelleri, hadis külliyatında
vurgulanır; Kur’ân’da riya/zulüm/ifsad eleştirisi 2:188; 83:1–3).
3. Süreklilik ve Sabır (21:90).
4. Sünnetullah ile Uyumlu Sebeplere Sarılma (13:11; 8:60; 62:10).
5. Islah ve Salih Amel ile teyit (25:71; 2:160; 5:39).
6. Uygun Üslup/Zamanlar: seherler (51:17–18; 3:17), sıkıntı anı (27:62), hamd/tesbih eşliği
(52:48–49).
Günahlardan Nasıl Arınabiliriz?
Kur’ân’da Tevbe (ةبوت) ve İstiğfar ( رافغتسا)
Kur’ân’da tevbe “dönmek/geri yönelmek; bozulanı ıslah ederek Allah’a rücû” iken, istiğfar
“bağışlanma talebiyle günahın örtülmesini istemek”tir. Tevbe ile istiğfar çok kez birlikte geçer; ama
aynı şey değildir: Tevbe niyet–pişmanlık–terk–telâfi eksenli yaşam dönüşü; istiğfar ise bunu lisan ve
dua düzeyinde sürekli kılan taleptir (5:74; 25:70–71; 66:8).
Tevbe ve İstiğfarın Şartları (Kur’ânî Çerçeve)
1. Derhâl terk ve pişmanlık (nedem/inkısar): “cehâletle işleyip sonra yakında tevbe eden”
(4:17; 6:54).
2. Islah/onarım: Zarar verdiği yerde telâfi ve beyan/itiraf (2:160; 5:39).
3. Sâlih amel ile teyit: Dönüşün davranışa yansıması (25:71; 3:135).
4. Zaman sınırı: Ölüm gelip çatmadan; aksi kabul edilmez (4:18; 10:90–92 örneği).
5. İhlâs: Riyâ değil Allah için dönüş (4:146).
6. Hukukî haklar: Kul hakkı ise iade/helâlleşme (2:188; 83:1–3 ilkeleri).
Kimlerin Tevbesi Kabul Olmaz?
• Ölüm anındaki (ğargarâ) “şimdi tevbe” (4:18).
• İman ettikten sonra küfrü artıran (3:90).
• Nifakı sürdürüp tevbe–istiğfarı istismar eden (9:66–80).
Duası/Bağışlanma Talebi Kabul Olunmayanlar
• Kibre kapılıp dua etmeyenler (40:60).
• Şirk üzere ölenler (4:48/116; “Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz”).
• Nifakla/inkârla amelleri reddedilenler (9:54 bağlam notu: infakları bile kabul edilmez).
Diğer Kur’ânî Kavramlarla İlişkiler
• Îman–İhlâs–Takvâ: Tevbe/istiğfarın kalbî temeli (66:8 “nasûh tevbe”; 5:2 “birr ve takvâda
yardımlaşın”).
• Salât–Sâlihât–Ḥasanât: Tevbe sonrası salât ve salih ameller dönüşün kanıtı (2:177; 25:71).
• Cihâd–İnfak–Emr bi’l-ma‘rûf: İstiğfar/tevbe, ifsâdı bırakıp ıslah mücadelesine yönelişle
somutlaşır (9:71; 16:90).
• Fücûr–Fısk–Küfür–Zulm–İsraf: Tevbe bu negatif pratikleri terk projesidir (39:53; 25:68
70).
• Kıyam–Rükû–Secde–Kıraat: İstiğfar ve tesbîh, ibadet ritmi içinde süreklidir (3:191; 50:39
40).
• Vahye şahitlik / Kur’ân’ı yaşama: Samimi tevbe sosyal doğruluk ve emanet-ehliyet
ilkeleriyle görünür olur (4:58; 5:8).
Tevbe ve İstiğfar İle ilgili Yanlış Anlaşılanlar
• Tevbeyi yalnızca “estağfirullah” demek zannetmek: İstiğfar dil ile bağışlanma talebidir;
tevbe ise davranış dönüşümü ve ıslah şartını içerir (2:160; 5:39; 25:71).
• “Çok istiğfar etmeyi otomatik bağışlanma” zannetmek: Kur’ân, istiğfarı ihlâs, ıslah ve
salih amel ile bağlantılar kurar (3:16; 71:10–12); şirk ve nifak hali devam ederse tevbe kabul
edilmez (4:48/116; 9:80).
Sonuç
Kur’ân’da iman, ihlâs ve takvâyı doğru anlamak için onların karşıtı olan tüm kavramları bilmek
gerekir. Şirk, küfr, fısk, zulüm, fücur, nifak, fahşâ, münker, bağy, ism/‘udvân, müflis, fesad, fitne,
istikbar, müstekbirlik, tağutlaşmak, ilhad vb. bunların hepsi farklı alanlardaki kötülük biçimleridir.
Hepsi bir “günah ağacı”nın dalları gibidir: kökünde şirk, küfür ve fücur, dallarında ise fısk, zulüm,
nifak, fesad vardır. Bu kötülükler sadece bireysel değil, toplumsal ve ekonomik düzeni de yıkar.
Kur’an’da Allah bu kavramları bize boşuna tanıtmıyor. Bu kavramların yeterince doğru bir şekilde
bilinmemesi hataya, yanlışa ve günahlara düşme riskini de artırır. Günahlardan arınabilmek için dua,
tevbe ve istiğfarın, Kur’anın uyarılarına uygun bir şekilde yapılması gerekmektedir.
Not: Farkındalık kazanmak için yazının sonuna haramlar/yasaklar/günahlar listeleri eklenmiştir.
Derleyen ve Analiz Eden : Vedat Kat
Ek 1: Kur’an’da Belirtilen Haramlar ve Yasaklar Listesi
* İbadet ve Dinî Hayatla İlgili Yasaklar
• Allah’a şirk koşmak (Lokman 31:13)
• İbadetleri riya için yapmak (Nisâ 4:142)
• Salatın hakkını vermemek (Mâûn 107:4–5)
• Oruç kurallarını çiğnemek (Bakara 2:187)
• Zekât vermemek (Fussilet 41:7)
• Kur’ân’ı terk etmek (Furkan 25:30)
• Allah’a karşı yalan uydurmak (Nahl 16:116)
• Allah hakkında bilgisizce konuşmak (A’râf 7:33)
• Allah’ın ismini alay konusu yapmak (En’âm 6:70)
* Ahlâkî Yasaklar
• Zulüm (Âl-i İmrân 3:57)
• Cimrilik ve tamah (Tevbe 9:34)
• İsraf (A’râf 7:31)
• Kibir ve büyüklük taslamak (Nahl 16:23)
• Korkaklık, mücadeleden kaçmak (Enfâl 8:15–16)
• Umutsuzluğa kapılmak (Hicr 15:56)
• Nankörlük (İbrahim 14:7)
• İsyan (Bakara 2:61)
• Sabırsızlık (Mearic 70:19–21)
* Toplumsal Yasaklar
• Yetim malını yemek (Nisâ 4:10)
• Yoksulu doyurmamak (Maûn 107:3)
• Emanete hıyanet (Nisâ 4:58)
• Haksız şahitlik (Bakara 2:283)
• Alay etmek, küçümsemek (Hucurât 49:11)
• Gıybet (Hucurât 49:12)
• İftira (Nûr 24:23)
• Kadınlara baskı, zorla mirastan mahrum bırakma (Nisâ 4:19)
• Haksız miras paylaşımı (Nisâ 4:7–10)
• Yüksek sesle konuşmak, saygısızlık (Lokman 31:19; Hucurât 49:2)
* Ekonomik Yasaklar
• Faiz (Bakara 2:275–279)
• Tefecilik (Âl-i İmrân 3:130)
• Eksik ölçüp tartmak (Mutaffifîn 83:1–3)
• Ticarette hile (Rahman 55:9)
• Serveti tek elde toplamak (Haşr 59:7)
• Yetim ve kimsesizlerin hakkını yemek (Nisâ 4:10)
• Malı boşa saçmak (İsrâ 17:26–27)
• Mal biriktirip yığmak, infak etmemek (Tevbe 9:34–35)
• Haksız kazanç (Bakara 2:188)
• Rüşvet (Bakara 2:188)
* Siyasi ve Toplumsal Yasaklar
• Fesad (Bakara 2:205)
• Fitne (Bakara 2:191)
• Savaşta hainlik yapmak (Enfâl 8:27)
• Zayıfları sömürmek (Nisâ 4:75)
• Göç etmeyip zulme sessiz kalmak (Nisâ 4:97)
• Müstekbirlik, halkı küçümsemek (Kasas 28:4)
• Kadınları zorla çalıştırmak (Nur 24:33)
• Çocukları öldürmek (İsrâ 17:31)
• Ekin ve nesli bozmak (Bakara 2:205)
• Yeryüzünde kibirlenmek, azgınlık (Kasas 28:83)
* Entelektüel ve Ruhî Yasaklar
• Akletmemek (Yâsîn 36:62)
• Tedebbür etmemek (Nisâ 4:82)
• İlme değer vermemek (Zümer 39:9)
• Kör taklit (Bakara 2:170)
• Zanla hüküm vermek (Hucurât 49:12)
• Kur’ân’ı terk etmek (Furkan 25:30)
• Geçmişten ibret almamak (Yusuf 12:111)
• İnkâr ve alay (Mutaffifîn 83:29–32)
• Allah’ın güzel isimlerine ilhadda bulunanları bırakın… (Araf 7: 180)
Ek 2: Kur’ân’da Yasaklanan Fiiller ve Günahlar İle İlgili Genel Liste
Olumsuz Fiil
Kur’ân’daki Açıklama
Şirk
Allah’a ortak koşmayın.
Sure – Ayet
Küfür
Lokman 31:13
Hakikati örtmek, nimeti inkâr.
Nifak
Nahl 16:83
Münafıklar yalancıdır.
İstikbar
Münâfikûn 63:1
Büyüklük taslamak, kibirlenmek.
Rics
A’râf 7:13
Putperestlik ve pislik.
İsyan
Tevbe 9:28
Allah’a isyan etmeyin.
Hakkı gizlemek
Bakara 2:61
Kitabı gizleyenler lanetlenir.
Allah’ın ayetlerini tahrif
Bakara 2:159
Allah’ın kelimelerini değiştirirler.
Yalan yere Allah adına
yemin
Bakara 2:75
Allah’a yalan isnad etmeyin.
Nahl 16:116
Adam öldürmek (kısas
dışı)
Bir canı öldürmek tüm insanlığı öldürmek gibidir.
Mâide 5:32
İntihar
Kendinizi öldürmeyin.
Zina
Nisâ 4:29
Çirkin bir hayasızlık ve kötü bir yoldur.
Eşcinsellik
İsrâ 17:32
Lût kavminin fiili fahşâdır.
Alkol ve uyuşturucu
A’râf 7:80-81
İçki ve kumar şeytan işi pisliktir.
Kumar
Mâide 5:90
İçki ve kumar düşmanlığa sebep olur.
Yalan söylemek
Mâide 5:91
Yalancılar kurtuluşa ermez.
İftira
Nahl 16:116
Masum kadınlara iftira atanlar büyük azaba uğrar.
Nûr 24:23
Gıybet Ölü kardeşinin etini yemek gibidir. Hucurât 49:12
Laf taşımak Bozgunculuk için söz taşıma. Kalem 68:11
Ahde vefasızlık Ahdi yerine getirin. İsrâ 17:34
Sözünde durmamak Sözleşmeyi bozanlar kınanır. Ra’d 13:25
Anne-babaya kötü
davranmak
Anne ve babaya ‘öf’ bile demeyin. İsrâ 17:23
Yetim malı yemek Yetimlerin mallarını haksız yere yemeyin. Nisâ 4:10
Komşuya eziyet Komşuya kötülük yapmayın (dolaylı). Nisâ 4:36
Alay etmek Bir kavim diğerini alaya almasın. Hucurât 49:11
Irkçılık – üstünlük
taslama
Üstünlük takvâ iledir. Hucurât 49:13
Yalancı şahitlik Yalancı şahitlikten kaçının. Hac 22:30
Emanete hıyanet Emanetleri ehline verin. Nisâ 4:58
Haksız şahitlik Şahitliği gizlemeyin. Bakara 2:283
Yetimi hor görmek Yetimi azarlamayın. Duha 93:9
Fakirleri itmek Yoksulu doyurmamak. Maun 107:2-3
Hırsızlık Hırsızın elini kesin. Mâide 5:38
Riba (faiz) Faiz Allah’a savaş açmaktır. Bakara 2:275-279
Eksik ölçüp tartmak Ölçü ve tartıyı tam yapın. Mutaffifîn 83:1-3
Emeği sömürmek Ücretliyi hakkından mahrum bırakmak. Rahman 55:9
(dolaylı)
Servetin tek elde
toplanması
Servet zenginler arasında dolaşmasın. Haşr 59:7
Cimrilik Allah’ın verdiğini saklayanlar azaba uğrar. Tevbe 9:34
İsraf Yiyin, için fakat israf etmeyin. A’râf 7:31
Tefecilik Kat kat faiz yemeyin. Âl-i İmrân 3:130
Yetim malı gaspı Yetim mallarını yiyen karınlarını ateşle doldurur. Nisâ 4:10
Ticarette hile Ölçü ve tartıyı eksik yapmayın. Rahman 55:9
Fitne çıkarmak Fitne öldürmekten beterdir. Bakara 2:191
Fesad Ekin ve nesli bozmak. Bakara 2:205
Zulüm Allah zalimleri sevmez. Âl-i İmrân 3:57
Bozgunculuk Yeryüzünde fesat çıkarmayın. A’râf 7:56
Gösteriş için infak Gösteriş için mal harcamayın. Bakara 2:264
Ehliyetsiz yönetim Emaneti ehline vermemek. Nisâ 4:58
Şûrâdan kaçmak İşlerinde onlarla istişare et. Âl-i İmrân 3:159
(tersinden)
İhanet Savaşta hainlik yapmayın. Enfâl 8:27
Müstekbirlik Büyüklük taslayanlar alçaltılır. Nahl 16:23
Barışı engellemek Barışa yanaşmamak. Enfâl 8:61
Akletmemek Akletmez misiniz? Yâsîn 36:62
Tedebbür etmemek Kur’ân üzerinde tedebbür etmiyorlar mı? Nisâ 4:82
İlme değer vermemek Bilenlerle bilmeyen bir olur mu? Zümer 39:9
Düşünmemek Göklerde ve yerde düşünmez misiniz? Âl-i İmrân 3:191
Araştırmamak Zannın çoğundan sakının. Hucurât 49:12
Kör taklit Atalarını körü körüne taklit ettiler. Bakara 2:170
İbrat almamak Geçmiş kavimlerden ibret alın. Yusuf 12:111
Kur’ân’ı terk etmek Resul, kavmim bu Kur’ân’ı terk etti dedi. Furkan 25:30
Olumsuz Fiil Kur’ân’daki Açıklama Sure – Ayet
Leş (meyte), kan, domuz
eti
Haramsa helal saymayın; zorunluluk dışında kaçın. Bakara 2:173; Maide
5:3; En’am 6:145
Allah’tan başkası adına
kesilen
Üzerine Allah’ın adı anılmayan hayvanı yemeyin. En’am 6:121
Boğularak/çarparak ölen
hayvan vb.
5:3’te sayılan leş türleri haramdır. Maide 5:3
İhramda avlanmak İhramlıyken kara avı haramdır. Maide 5:95
Mescidde i‘tikâfta cinsel
ilişki
İ‘tikâf esnasında kadınlarınıza yaklaşmayın. Bakara 2:187
Ay hâlinde cinsel ilişki Hayız döneminde yaklaşmayın. Bakara 2:222
Allah’ın sembollerini
hafife almak
Şeâire saygısızlık etmeyin. Maide 5:2
İzin almadan evlere
girmek
Evlerinize izin almadan girmeyin, selam verin. Nur 24:27-29
Gözleri haramdan
sakınmamak
Mümin erkek ve kadınlar bakışlarını sakınsın. Nur 24:30-31
Zîneti teşhir (sınır dışı) Kadınlar zînetlerini (istisna hariç) açmasınlar. Nur 24:31
Nikâh engelleri Babaların nikâhladığı kadınlarla evlenmeyin; iki kız
kardeşi bir arada almayın.
Nisa 4:22-23
Kadınları zorla
tutmak/mahrum
bırakmak
Zorla miras olarak alma; onlara zarar vererek
tutmayın.
Nisa 4:19; Bakara
2:231
Mehir’i geri almak için
iftira
Verdiğiniz mehri hile/iftira ile geri almayın. Nisa 4:20-21
İddet sırasında hamileliği
gizlemek
Rahimlerde olanı gizlemeleri helal değildir. Bakara 2:228
Kadınların yeniden
evlenmesini engellemek
Boşanan kadınların (rıza ile) evlenmesine engel
olmayın.
Bakara 2:232
Casusluk (tecessüs) Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Hucurat 49:12
Zan Zannın çoğundan sakının. Hucurat 49:12
Kötü lakap takmak Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. Hucurat 49:11
Yüz yüze iğneleme,
arkadan çekiştirme
Hümeze, Lümeze kınanır. Hümeze 104:1
Allah’ın ayetleriyle alay Ayetleri alay konusu yapmayın. Maide 5:57; Bakara
2:231
Başkasının taptıklarına
sövmek
Onların ilahlarına sövmeyin (karşılıklı hakaret
doğurur).
En’am 6:108
Bilgisizce tartışmak Allah hakkında bilgisi olmadan mücadele edenler. Hac 22:8
Hakkı
gizlemek/çarpıtmak
Kitabı gizleyenler ve tahrif edenler kınanır. Bakara 2:159; 2:75
Antları kalkan yapmak Allah’ı yeminlerinize engel/örtü yapmayın. Bakara 2:224
Yeminleri bozmak Akitleri/yeminleri bozmayın; sağlam ipliği çözen
kadın gibi olmayın.
Nahl 16:91-92
Adalette tarafgirlik Kin sizi adaletsizliğe itmesin. Maide 5:8
Şahitliği gizlemek Şahitliği gizleyen günahkârdır. Bakara 2:283
Vasiyeti bozmak Vasiyeti değiştirenin günahı değiştirenedir. Bakara 2:181
Rüşvet ve haksız mal Mallarınızı batıl yollarla yemeyin, hakimlere rüşvet
vermeyin.
Bakara 2:188
Halkın hakkını kısmak İnsanların hakkını eksiltmeyin. Şuara 26:183
İhtikâr/tekelcilik (dolaylı) Malı yığmayı ve dolaşımı engellemeyi kınar. Haşr 59:7
Başa kakma ve incitme Sadakayı başa kakma ve incitme ile boşa
çıkarmayın.
Bakara 2:262-264
Savurganlık ve cimrilik Elini boynuna bağlama, büsbütün de açma. İsra 17:29
Hududu aşmak
(kısas/harp)
Saldırmayın; saldıranlara karşılık verirken haddi
aşmayın.
Bakara 2:190; Nahl
16:126
Savaştan kaçmak Savaşta toplu geri dönmeyin (taktik hariç). Enfal 8:15-16
Ganimetten çalma (gulûl) Ganimetten iğtiyaz/çalma haramdır. Al-i İmran 3:161
Mekke girişini
engellemek
Mescid-i Haram’dan alıkoymak kınanır. Enfal 8:34
Akrabalık bağlarını
koparmak
Allah’ın bağlanmasını emrettiğini kesmek. Ra’d 13:25;
Muhammed 47:22
23
Yeryüzünde bozgunculuk
yapmak
Islah edildikten sonra fesat çıkarmayın. A’raf 7:56
Allah’ın rahmetinden
ümitsizlik
Allah’ın rahmetinden ancak kâfirler/zümer ümitsiz
olur.
Yusuf 12:87
Allah’ın tuzağından emin
olmak
Allah’ın tuzağından ancak hüsrana uğrayanlar emin
olur.
A’raf 7:99
Kibirlene
yürüyüş/tefahur
Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Lokman 31:18; İsra
17:37
Bilgisiz peşine düşmek Bilgin olmayan şeyin ardınca gitme. İsra 17:36

Ek 3: Kur’ân’da Yasaklanan Fiiller ve Günahlar İle İlgili Tematik Liste

İnançla İlgili Yasaklar

Olumsuz Fiil Açıklama Sure – Ayet
Şirk Allah’a ortak koşmak Lokman 31:13
Küfür Hakikati örtmek, nimeti inkâr Nahl 16:83
Nifak Kalpte inkâr, dilde iman Münâfikûn 63:1
İstikbar Kibirlenmek, büyüklük taslamak A’râf 7:13
Allah hakkında bilgisizce
konuşmak
Allah’a iftira atmak A’râf 7:33
Kur’ân’ı terk etmek Kur’ân’ı önemsememek Furkan 25:30

Bireysel Ahlâkî Günahlar

Olumsuz Fiil Açıklama Sure – Ayet
Adam öldürmek (haksız) Bir canı öldürmek tüm insanlığı öldürmek
gibidir
Mâide 5:32
İntihar Kendinizi öldürmeyin Nisâ 4:29
Zina Çirkin bir hayasızlık İsrâ 17:32
Eşcinsellik Lût kavminin fiili A’râf 7:80-81
Alkol ve uyuşturucu Şeytan işi pisliktir Mâide 5:90
Kumar Düşmanlık ve kin doğurur Mâide 5:91
Yalan Yalancılar kurtuluşa ermez Nahl 16:116
İftira Masum kadınlara iftira atanlar azaba uğrar Nûr 24:23
Gıybet Ölü kardeşinin etini yemek gibidir Hucurât 49:12
Laf taşımak Bozgunculuk için söz taşımak Kalem 68:11
Sözünde durmamak Ahdi bozanlar kınanır Ra’d 13:25

Sosyal Yasaklar

Olumsuz Fiil Açıklama Sure – Ayet
Anne-babaya kötü
davranmak
Anne ve babaya ‘öf’ bile demeyin İsrâ 17:23
Yetim malı yemek Yetimlerin mallarını haksız yere yemeyin Nisâ 4:10
Komşuya eziyet Komşuya kötülük yapmayın (dolaylı) Nisâ 4:36
Alay etmek Bir kavim diğerini alaya almasın Hucurât 49:11
Irkçılık Üstünlük takvâ iledir Hucurât 49:13
Yalancı şahitlik Yalancı şahitlikten kaçının Hac 22:30
Yetimi hor görmek Yetimi azarlamayın Duha 93:9
Yoksulu doyurmamak Fakiri doyurmamak Maun 107:2-3
Yüksek sesle konuşmak Sesini alçalt Lokman 31:19

Ekonomik Yasaklar

Olumsuz Fiil Açıklama Sure – Ayet
Hırsızlık Hırsızın elini kesin Mâide 5:38
Faiz (Riba) Allah’a savaş açmaktır Bakara 2:275-279
Eksik ölçüp tartmak Ölçü ve tartıyı tam yapın Mutaffifîn 83:1-3
Servetin tek elde toplanması Servet zenginler arasında dolaşmasın Haşr 59:7
Cimrilik Allah’ın verdiğini saklayanlar azaba uğrar Tevbe 9:34
İsraf Yiyin, için fakat israf etmeyin A’râf 7:31
Rüşvet Mallarınızı batıl yollarla yemeyin Bakara 2:188
Malı boşa saçmak Savurganlar şeytanın kardeşleridir İsrâ 17:26-27

Siyasi ve Toplumsal Yasaklar

Olumsuz Fiil Açıklama Sure – Ayet
Fitne Fitne öldürmekten beterdir Bakara 2:191
Fesad Ekin ve nesli bozmak Bakara 2:205
Zulüm Allah zalimleri sevmez Âl-i İmrân 3:57
Bozgunculuk Yeryüzünde fesat çıkarmayın A’râf 7:56
Ehliyetsiz yönetim Emaneti ehline vermemek Nisâ 4:58
Şûrâdan kaçmak İşlerinde onlarla istişare et Âl-i İmrân 3:159
(tersinden)
Savaşta hainlik Hainlik yapmayın Enfâl 8:27
Müstekbirlik Büyüklük taslayanlar alçaltılır Nahl 16:23
Çocuk öldürmek Çocuklarınızı fakirlik korkusuyla öldürmeyin İsrâ 17:31

Entelektüel Uyarılar

Olumsuz Fiil Açıklama Sure – Ayet
Akletmemek Akletmez misiniz? Yâsîn 36:62
Tedebbür etmemek Kur’ân üzerinde tedebbür etmiyorlar mı? Nisâ 4:82
İlme değer vermemek Bilenlerle bilmeyen bir olur mu? Zümer 39:9
Kör taklit Atalarını körü körüne taklit ettiler Bakara 2:170
Zanla hüküm vermek Zannın çoğundan sakının Hucurât 49:12
İbret almamak Geçmiş kavimlerden ibret alın Yusuf 12:111
İlhad Allah’ın güzel isimlerine ilhadda bulunanları
bırakın…
A‘râf 7:180

Derleyen ve Analiz Eden: Vedat Kat

Kaynakça (References)
Abdel Haleem, M. A. S. (2010). The Qur’an: A New Translation. Oxford University Press.
Abdul-Raof, H. (2001). Qur’an Translation: Discourse, Texture and Exegesis. London: Routledge.
Ahmed, L. (1992). Women and Gender in Islam. Yale University Press.
Ajzen, I. (1991). The theory of planned behavior. Organizational Behavior and Human Decision Processes,
50(2), 179–211.
Al-Baghdādī, al-Farq bayn al-firaq; al-Shahrastānī, al-Milal wa’n-Niḥal (mulhid/heretik kullanımı).
Al-Isfahānī, R. (2007). al-Mufradāt fī gharīb al-Qur’ān (S. A. Dâwûdî, Ed.). Dâr al-Qalam.
Asad, M. (1980). The Message of the Qur’an. Gibraltar: Dar al-Andalus.
Asad, T. (2003). Formations of the Secular: Christianity, Islam, Modernity. Stanford University Press.
Aş‘arî, E. el-Hasan. (1950). Makalâtü’l-İslâmiyyîn (ed. H. Ritter). İstanbul: Maarif.
Ateş, S. (1988). Kur’an-ı Kerim Tefsiri. Kültür Bakanlığı.
Auda, J. (2008). Maqasid al-Shariah as Philosophy of Islamic Law. IIIT.
Aydın, M. S. (2014). Kur’an’da Ahlakın Temelleri. Rağbet.
Bandura, A. (1999). Moral disengagement in the perpetration of inhumanities. Personality and Social
Psychology Review, 3(3), 193–209.
Bekdemir, S. (2021). İslâm hukukunda fâsığın haber ve şâhitliğinin geçerliliği meselesi. Bozok Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi Dergisi, (19), 196–225.
Buhârî, M. ibn İ. (ts.). el-Câmi‘u’s-sahîh.
Cook, M. (2003). Commanding Right and Forbidding Wrong in Islamic Thought. Cambridge University Press.
Cürcânî, es-Seyyid eş-Şerîf. (tsz.). et-Taʿrîfât (md. tevbe/istiğfar).
Çağrıcı, M. (1994). İslâm Ahlâkı. Ankara: DİB Yay. (dua–ahlâk ilişkisi).
Fazlur Rahman. (1980). Major Themes of the Qur’an. University of Chicago Press.
Gazālī. (1998). Iḥyāʾ ʿUlūm al-Dīn. Dār al-Maʿrifa.
Hallaq, W. B. (2013). The Impossible State. Columbia University Press.
Hallaq, W. B. (2017). Restating Orientalism: A Critique of Modern Knowledge. Columbia University Press.
Ibn ʿĀshūr, M. Ṭ. (1984). Al-Taḥrīr wa’l-Tanwīr. Tunis: Dār Saḥnūn.
Ibn Kathīr. (1999). Tafsīr al-Qurʾān al-ʿAẓīm. Riyadh: Dār Ṭayyiba.
Işık, V. (1996, Eylül). Bireysel ve toplumsal kimliği tanımlamada “fâsık” kavramının anahtar rolü. Haksöz
Dergisi, 66. (Çevrim içi yeniden yayım)
Izutsu, T. (2002). Ethico-Religious Concepts in the Qur’an. Montreal & Kingston: McGill–Queen’s University
Press.
Izutsu, T. (2008). God and Man in the Qur’an: Semantics of the Qur’anic Weltanschauung. Islamic Book
Trust.
İbn Âşûr, M. T. (1984). et-Taḥrîr ve’t-Tenwîr. Tunis: Dâr Sahnûn.
İbn Kayyim el-Cevziyye. (1996). Medâricü’s-sâlikîn. Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye.
İbn Kayyim el-Cevziyye. (1997). el-Cevâbü’l-Kâfî (ed-Daʾ ve’d-Devâʾ). Beyrut: Dâru’l-Maʿrifa.
İbn Kayyim el-Cevziyye. (1998). el-Vâbilü’s-Sayyib. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-ʿİlmiyye.
İbn Kesîr, I. (1999). Tefsîru’l-Qur’âni’l-ʿAzîm. Riyad: Dâr Tayyiba.
İbn Teymiyye, T. (1999). Kitâbü’l-Îmân. Kahire: Mektebetü’s-Sünne.
İktibas. (2022, 3 Temmuz). Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler “kâfir, zâlim ve fâsıktırlar”. İktibas
Dergisi çevrimiçi.
İslamoğlu, M. (2014). Hayat Kitabı Kur’an. Düşün Yayıncılık.
Kamali, M. H. (1998). Shari‘ah Law: An Introduction. Oneworld.
Kaygusuz, S. (2014). Din eğitimi açısından Kur’ân’a göre “Fısk” kavramı (Yüksek lisans tezi, Marmara
Üniversitesi). YÖK Ulusal Tez Merkezi. (Bibliyografik kayıt)
Kur’ân-ı Kerîm.
Kurtubî, M. (2006). el-Câmiʿ li-Aḥkâmi’l-Qur’ân. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-ʿİlmiyye.
Kuşeyri, A. (2007). al-Risāla al-Kushayriyya (tr./ed. seçkiler). (İhlâs bölümü—riya karşıtlığı).
Lane, E. W. (1863–1893). An Arabic–English Lexicon. London: Williams & Norgate.
MacIntyre, A. (2007). After Virtue (3rd ed.). University of Notre Dame Press.
Mahmood, S. (2005). Politics of Piety: The Islamic Revival and the Feminist Subject. Princeton University
Press.
Mâtürîdî, E. Mansûr. (2003). Kitâbü’t-Tevhîd (trc. B. Topaloğlu). İstanbul: İSAM.
Mauro, P. (1995). Corruption and growth. The Quarterly Journal of Economics, 110(3), 681–712.
Merritt, A. C., Effron, D. A., & Monin, B. (2010). Moral self-licensing. Social and Personality Psychology
Compass, 4(10), 344–357.
Müslim, H. ibn el-Haccâc. (ts.). el-Câmi‘u’s-sahîh.
Nasr, S. H., Dagli, C. K., Dakake, M. M., Lumbard, J. E., & Rustom, M. (Eds.). (2015). The Study Quran.
HarperOne.
Okuyan, M. (2016). Kur’an’dan Hayata Ölçüler. Düşün Yay.
Öztürk, Y. N. (1999). Kur’an’daki İslam. Yeni Boyut Yay.
Putnam, R. D. (2000). Bowling Alone. Simon & Schuster.
Rahman, F. (1980). Major Themes of the Qur’an. Chicago: University of Chicago Press.
Râzî, F. (ts.). Mefâtîhu’l-gayb. Beyrut: Dâr İhyâ’ et-Türâs.
Süleymaniye Vakfı. (2022, 16 Mart). Besmelesiz kesilen hayvanlar—Helal gıda (fıkhî bağlamda fısk
geçişleri). https://suleymaniyevakfi.org
Şafak, A. (1996). Fısk. İçinde TDV İslâm Ansiklopedisi (C. 13, ss. 37–38). TDV İSAM. (Çevrim içi sürüm)
Şâtıbî, İ. (1997). el-Muvâfakât fî Usûli’ş-Şerîa. Beyrut: Dâr İbn Affân.
Şehristânî, M. (1992). el-Milel ve’n-Nihal (trc. M. Ş. Yaltkaya & K. Kilıç). Ankara: DİB.
Taberî, M. b. Cerîr. (2001). Câmi‘u’l-beyân ‘an te’vîli âyi’l-Kur’ân. Beyrut: Dârü’l-Fikr.
Tatlı, B. (2013). Fısk kavramı ve hadis usûlü açısından fısku’r-râvî. Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Dergisi, 13(2), 21–54.
Tatlı, B. (2015). The concept of al-fisq/al-faasiq in the Qur’an and its historical adventure of transformation.
Ç.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 24(2), 411–426.
Tatvan Özgür-Der. (28 Mayıs 2016). “Kur’an’da Fısk ve Fâsık” başlıklı sunum. Haksöz Haber.
Taylor, C. (2007). A Secular Age. Harvard University Press.
The Quranic Arabic Corpus. (t.y.). Root w-q-y entry & verse translations. University of Leeds. Erişim: kök
dizini ve ilgili ayet sayfaları.
UNESCO. Global citizenship education çerçevesi ve politika el kitabı.
Uslaner, E. M. (2002). The Moral Foundations of Trust. Cambridge University Press.
Wehr, H. (1976). A Dictionary of Modern Written Arabic (J. M. Cowan, Ed.). Wiesbaden: Harrassowitz.
Yavuz, Y. Ş. (1995). Fâsık. İçinde TDV İslâm Ansiklopedisi (C. 12, s. 205). TDV İSAM. (Çevrim içi sürüm)
Yılmaz, H. (2010). Tebyînü’l-Kur’an. İktibas Yay.
Yılmaz, H. (ts.). Kur’an meali/kayıtları (çevrimiçi nüsha ve derlemeler; “fısk” kullanım örnekleri). (Erişim
13.09.2025).
Yılmaz, H. (ts.). Tebyinü’l Kur’an (çevrim içi külliyat ve video dersler). İşte Kur’an portalı. (Erişim
13.09.2025). Erişim adresi: https://istekuran.net/
Yurdagür, M. (1990–2000). “Şirk, Küfür, Fısk, Zulüm, Nifak, Fahşâ, Fesad” maddeleri. In TDV İslâm
Ansiklopedisi. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı.
Yurdagür, M. (1992). “Tevbe; İstiğfar” maddeleri. In TDV İslâm Ansiklopedisi. İstanbul: TDV.
Yurdagür, M. (1994). “Dua”, “Şükür”, “Sabır” maddeleri. In TDV İslâm Ansiklopedisi. İstanbul: Türkiye
Diyanet Vakfı.
Yurdagür, M. (1996). “Fücur.” In TDV İslâm Ansiklopedisi. İstanbul: TDV Yay.
Yararlanılan Web Siteleri

Homepage

Front Page


https://corpus.quran.com/
https://islamansiklopedisi.org.tr/

Ana Sayfa

Ana Sayfa


https://turjomanquran.com/
https://www.diniyazilar.com/
https://www.kuramer.org/
https://www.kurandakidin.com/
https://www.kuranvakfi.org.tr/

Süleymaniye Vakfı

Kur’an Arapçası


https://quran.com/
https://yaqeeninstitute.org/

Ana Sayfa

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir