BÜRLESK

Bürlesk, bir gösteri türü olmaktan önce, belli bir tutum, dünyaya karşı gösterilen bir tepki, alışılagelmiş kurallardan ve değerlerden sıyrılmayı sağlayan bir araçtır. Bürlesk, gerçeklik ile onun tasarımı arasına bir mesafe koyar ve böylece bilinen gerçekleri garip, hatta tedirgin edici şeyler olarak ortaya serer. Bürlesk, bir ayartma, bir bozma ve tersine çevirmedir. Bu nedenle bürleskin sinemada, bu sanatın temposunda ve hilelerinde, kendine en elverişli alanı
bulmasına şaşmamak gerekir.
Bürleskin, İtalya’da XVI. yy’da yaygın ve kabullenilmiş biçimlerin ve temaların aşırı ölçüde alaya alınmasına dayanan özgül bir edebiyat türü olarak ortaya çıktığı bilinmektedir. Nitekim
o dönemde Berni, Tassoni veya Caporali gibi yazarların, destan gibi yüce veya üslup incelikleri gösteren şiir gibi incelmiş türleri alaya aldıkları (bernesco) görülür. Demek ki bürlesk, başlangıçta kurallara bağlanıp sistemleştirdikleri için tahammül edilmez hale gelmiş olan davranış ve tarzlara âdeta salgın halinde gösterilen bir tepki olarak ortaya çıkmaktadır.
BİR BAŞKALDIRMA GELENEĞİ
Yücelikleri gülünç ve kaba bir biçimde yansıtan bir ayna ve çok iyi programlanmış bir aklın çılgın sonuçlarını alaycı bir biçimde gözler önüne seren bir faaliyet olarak bürleskin, çok zengin bir tarihi olduğunu söyleyebiliriz.
Bürlesk başlangıçta her zaman kabullenilmiş bir şan ve şerefi veya töreyi ele alıp yere çalar, karikatürleştirir, Mona Lisa’ya bıyık takmaktan çekinmez, hiçbir zaman iktidarda değildir: her zaman sürekli karşı çıkış, genelleştirilmiş bir karnaval gibi ortaya çıkar.
Tiyatroda ise bürleskin, Shakespeare’in Bir Yaz Dönümü Gecesi Rüyası’na (A Midsummer Night’s Dream) Bottom’un yaptığı mizansenden, arada Fielding’in «Bulunan Çocuk Tom Jones’un Hi-
isarel Hardy sinema dünyasının en ^ Komikleri olmalarını sağlayan ‘z ‘ss «arşıtlıkianndan yararlandılar. ar kullandıkları gag’lan tıpkı bir ~z:mm son gücüyle çalıştınlması ;: z3$ ayacak dereceye ve saçmalığa kadar ilerletiyorlardı.
Keystone polisleri, Mack Sennett’in yarattığı birçok komik aktör grubundan biriydi ve çılgınca ve kesintili hareketlerden oluşan kovalamacalanyla seyircileri *ankahadan kırıp geçiriyorlardı.
kâyesi»’nden (The History of Tom Jones) geçerek, Alfre. Jarry’nin Übü’süne (Ubu roi) ulaştığım ve dram tarihinin birço: dönemine damgasını vurduğunu görürüz.
Bürlesk, toplumsal veya örneklere dayanan kısıtlamalara sal dırarak bunları kahkahalarla parçalar ve gülünçlükleri ortaya se rerek güldürür.
YIKICI BİR TEKRAR ESTETİĞİ
Ne türden olursa olsun, bir sistemi bozmak için başvurulaca.* en iyi yol, ona cepheden saldırmamaktır. Önemli olan, püf noktasını bulmaktır. Nitekim bürlesk de, kimi zaman önemsiz git görünen besbelli bir öğeyi, bir davranışı, bir kelimeyi ele alır onu yakalar, içinde bulunduğu bağlamdan kopartır, tekrarlar, biçimlendirir ve sürekli olarak tekrarlanan çeşitlemelerin temas. haline getirir.
Kabareden ve müzikholden kaynaklanmış olan bu teknik bir hikâyenin anlatısal dokusundan bağımsız olarak gelişen v; sadece güldürmeyi amaçlayan bir araç olan gag’da billurlaş-mıştır.
Bürleskteki ikilem, hem şaşırtıcılığı, hem de tekrarı aynı zamanda kullanmasıdır. Başlangıçta önemsiz görünen ve fark edL-meyen bir beklenmedik olay, belli bir kişiye âdeta yapışır, geliş— ve fantastik oranlara ulaşır. Sinema da bürleskin simgesi halin; gelmiş olan kremalı pasta atma davranışı, bunun bir örneğidir v; nitekim Laurel Hardy’nin bir filminde, bu iki kafadardan birine yaptığı bir sakarlık, bütün şehri kapsayacak kadar geniş bir çatışmaya yol açar. Birisinin bir başkasını yakalamak için peşinde* koşması gibi basit bir olay, çifte bir süreçle çok büyük boyutları ulaşacak biçimde gelişir; kovalamaca, filmin biricik olayı halir.; gelir ve bu kovalamacaya, Mack Sennett’in filmlerinde görüldüğü gibi gittikçe daha büyük kalabalıklar, itfaiyeci grupları veyî polis birlikleri katılır ve bu görüntü, sanki bürlesk için yaratılışa benzeyen sessiz sinemanın kesintili gösterimiyle canlandırıcı Bu özel türde, bürlesk kendisine ters bir duruma düşebilir, kahramanın kaçışı bir av haline dönüşebilir. Bunun örnekleri Büstü Keaton’ın felaketlere her zaman ve hiç de şaşırmadan koşmasında açıkça görülür.
Kuralları çiğnemede gösterilen ısrar, doğal bir sonucu da, yar. yıkımı da birlikte getirir. Mekanik olarak tekrarlanan harekeı işe yararlığını ve kelime de anlamım kaybeder. Üç Ahbap Çavuşlar’ın Üç Ahbap Çavuşlar Altın Arayıcısı (Go West, 1940) filmincr-ki kendi kendini yiyen ve ancak lokomotifi vagonları yaktığı iç_ı. ilerleyebilen treni, bürleskin özünü en iyi anlatan bir örnektir.
HEZEYANIN YERİNDE KULLANILMASI
ilk bürlesk filmler Georges Méliès’in Montreuil’deki atölyesinde yapılmıştı (bir sihirbazın bavulundan bütün bir odanm e;-yasım çıkardığının görüldüğü «Şeytan Kiracında olduğu gibi). E r-ha sonra bürlesk türü 1914’ten önce dünya piyasasını yüz kacs kısa metrajlı küçük filmle dolduran Pathé Kardeşler’in fabrikasında, Vincennes’de gelişti. Bu filmler iki ana temaya dayanıycı-du: peşinden koşma (mesela «Bal Kabağı Yarışı»nda, bir köylünün arabasından düşen bal kabaklarının peşine oradan geçenli-rin hepsi düşer) ve bir gagın tekrarı (mesela «Esrarengiz Sosis»zt bir domuz kasabının tezgâhında bir sosisin içine giren yılanba–ğının yarattığı bir dizi terslik).
Pathé’nin çevirdiği filmlerde ilk bürlesk aktör olarak, Boireai-adıyla André Deed kendini gösterir. Bu saf ve dalgın adam, b~-lesk sinemasındaki ilk terslikleri yaratan tiptir.
• .r.r.u. töreleri ele alan komedi yönünde geliştiren ve -avan ilk komedi aktörü olarak tamnan Max Linder,
– – vodvil havası getirdi («Zengin Bir Eş Bulamayan
– _ _ ve hem Chaplin’in (Şarlo’nun), hem de Uç Ahbap
– aana sonra kullandıkları gag’ların birçoğunu yarattı.
I _-va Savaşı, bu türdeki Fransız üretimini duraklattı.
– : r.:s bürlesk türünün gelişmesinde büyük rol oynaya-
– : : lack Sennett’ti.
operet alanında biraz çalıştıktan ve Griffith’in : . vaptıktan sonra, kısa metrajlı komik filmler çevir-; – 1911 yılında, bu türde yüzden fazla film yaptı ve , – – ;=ar.dığı başarı, 1912’de Keystone Company’yi kur-1920’li yılların başlarına kadar yaptığı filmler
– – çevirmiş veya denetlemişti), tempoları, çılgınca bu-; :a:zmleriyle daha önceki bütün filmleri fersah fersah
: . _ack Sennett, Vincennes sokaklarında serserileri ko-
– :-ı~_3:z jandarma birliklerini, sayılarını ve yıkıcı saldır-
– r – artırarak, Keystone Polisleri’ne (Keystone cops) dö-; . -r.-r.ca Keystone Yumurcakları (Keystone kids) grubunu : . 5- grupta, çok yetenekli komedyenler bir araya gel-
¡.. Ar.derson, Charles Parrot (cılız), Ford Sterling (öfke-Ben Turpin (şaşı). Grup içinde, meslek yaşamı r:r skandal yüzünden talihsiz bir şekilde sona eren şişman ve dev gibi bir aktör olan Fatty Arbuckle, : a_<l<ati çekiyordu. Harold Lloyd ve Charlie Chaplin’e, -¿3 Keystone’da ilk filmlerini çevirten de Mack Sen-
-:’z sag’larını daha hoş hale getirmek için Melies’nin çok
– _ r.aselet dansözü tipini ele aldı ve bu tipi bathing beauti–.zi- güzeller) dönüştürdü. Olağanüstü yetenekli ilk bür-.: – sar, Mabel Normand’ı da Mack Sennett tanıttı.
Hollywood’da çevrilen ve büyük başarı kazanan
– – rarodilerini de yaptı («Araby’nin Çığlığı», The Shriek of .-13: «Üç Aptal Hafta», Three Foolish Weeks, 1924). Bu
.. ilgide, Erich von Stroheim’ın «AptalKadınlar»mı (Foo-alaya alıyordu.
: n :n olağanüstü komiklik okulundan, dört büyük sanat-
– Z-arlıe Chaplin, Buster Keaton, Harold Lloyd ve Harry : : – 3u sanatçılar, 1920’li yılların Amerikan bürleskinin
; -şoruydu.
, – a :nceki komiklerden farklı olarak, Harold Llyod’un görü-. ■ ; t gülünç bir yan yoktur. Lloyd, büro memurlarının taktı-; .’.ak gözlüklerle sıradan bir Amerikalıyı andırır. Ayırt edi-: -z_l< özelliğinin olmayışına, uysal bir iyimserlik de eşlik
i ru Lloyd’un 1920’lerde büyük bir başarı kazanmasında -araştır. Lloyd’un komikliği, belli bir durumdan yola çıka-:;. en uç noktasına kadar uzatmasına dayanır. «Sonunda ,\3.e» (Safety Last, 1923) adlı filminde bir gökdelene çık-
maya çalışması ve filmin bir saate yakın bir süresinde yapı iskelesi üzerinde hareketler yapması bunun örnekleridir.
Chaplin’in bürlesk türüne, duyguları (aşk heyecanı, kıskançlık ve sadizm) sokmasına karşılık Buster Keaton, dikkate, enerjiye, iradeye ve çevik hareketlere dayanan bir tip yaratmıştır. Keaton, güçlükler karşısında asla kaçmaz, ama ayağım sıkıca yere basarak onları bekler ve ustalığının bütün kaynaklarını harekete geçirir. General’de (The General, 1926) kendisini etkilemeyen sayısız terslik yaratarak ve lokomotifini çatışmaların arasından ilerleterek Amerika İç Savaşı’nın içinden geçer.
Harry Langdon, daha şaşırtıcı bir bürlesk oyuncusudur ve Frank Capra yönetiminde film çevirme şansını elde etmiştir. Güçlü Adam’âa (The Strong Man, 1926); «Uzun Pantolonlar»da (Long Pants, 1927) uçuk benizli uyurgezer bir çocuk gibi ortaya çıkar ve tam bir masumiyeti dile getirir. Buster Keaton’ın tersine, karşılaştığı sorunları hiçbir zaman çözemez. Onun sanatında duraksatılmış hareketin virtüözlüğü ve ortadan hemen sıvışma ağır basar.
1920’li yılların sonlarında, yirmi yıl boyunca dünya çapında hayranlık ve sevgi uyandıran bir ikili ortaya çıktı. Bu ikili, yapımcı Hal Roach’ın bir araya getirdiği ve en iyi filmlerinde Leo McCarey tarafından yönetilen, S tan Laurel ve Oliver Hardy’ydi. Laurel ve Hardy ayrıca, sesli sinemanın ortaya çıkardığı engeli büyük güçlüklerle karşılaşmadan aşan tek komedi oyuncularıydı.
Sesli sinema döneminin bürleskinde, Üç Ahbap Çavuşlar (Marx Kardeşler), tartışmasız kendilerini kabul ettirmiş sanatçılardır. Marx Kardeşler, Arşak Palabıyıkyan’ın çılgın konuşmalarına, Kıvırcık’ın sessiz mimiklerine ve cinsel düşkünlüklerine ve Torik’in gevezeliklerine sınır tanımaz bir özgürlük kazandırmak için, dördüncü kardeşleri Zeppo’yu bir yana ittikten sonra en iyi filmlerini çevirdiler. Daha önce Broadway’de sahnelenen revülerinden birine dayanarak çevirdikleri Hırsız Kim? (Animal Crac-kers, 1930), Fransız gerçeküstücüleri tarafından kara mizahın bir şaheseri olarak övüldü. Bretón ve arkadaşları, «Mark Twain’den sonraki en büyük Amerikan mizahçısı» diye ün kazanmış olan W. C. Fields üzerinde de önemle durdular. Fields, daha sessiz sinema döneminde müzikal bir komedide palavracı bir dolandırıcı ve bir kadın düşmanı rolünü canlandırmıştı (D. W. Griffith tarafından Sally of the Sawdust diye uyarlanan «Haşhaş»-, Poppy, 1925). Ama sesli sinemanın ortaya çıkışı tekdüze sesini kullanma ve Arşak Palabıyıkyan’ınkiler kadar çılgınca sözsel buluşlarından yararlanma imkânı sağladı ona.
Büyük ticarî başarılar kazanmalarına rağmen sıradan filmler olan Üç Yardakçı’nın kısa metrajlarından sonra, 1950’li yıllann A-merikan bürleskine Jerry Lewis’in kişiliği egemen oldu. Lewis, önce «Huzursuz Asker»de çapkın Dean Martin’in arkadaşı gibi ö-nemsiz bir rolde oynadı, ama sonra Asansörcü (Bellboy, 1960) ve kendisinin çevirdiği «Kadın Avcısı»nda (1961) tek başına bir sanatçı olarak ortaya çıktı. Lewis, Langdon’ın kötü yetişmiş çocuk tiplemesine dayandı ama çeşitli yüz ifadeleriyle ve birbirini tutmaz hareketleriyle kendini dışavuran bir çocuk tipi yarattı. Bu tiple, çizgi romanlarla ve sinemayla kafası dolmuş Amerikan toplumunun bütün çocuksuluğunu Çılgın Modeller (Artists et mo-dels’de, 1955) ve «Gerçek Bir Sinema Kaçığnmâa (1956) karikatürleştirilmiş bir biçimde dile getirdi. Bu sonuncu film, Hollywood efsanesiyle kafası karışmış sinemaseverin keyif verici bir hicvi olması bakımından da dikkati çeker. Lewis, «Doktor Jerry ve Bay Aşk»da (1963) hovarda tipini sert bir biçimde eleştirerek, «Doktor Jekylle ve Bay Hyde»ın parodisini yaptı ve «Deli misin Jerry»de Amerikan toplumunu yarım yüzyıldır egemenliğinde tutan psikanaliz modasının içyüzünü ortaya serdi.
Jerry Lewis’in mirasına Peter Sellers, Pembe Panter dizisinde terslikler yaratan müfettiş Clouseau tiplemesiyle sahip çıktı. Lewis’in filmlerinin psikanalize ilişkin boyutu ise, Woody Allen’ın komedilerinde (Bir Daha Çal Sam [Play it Again, Sam 1972]; «Muzlar» [Bananas, 1971]) yeniden ele alındı. Ama Woody Al-len’m daha sonra entelektüel kaygılara kapılması, bürlesk yeteneği için zararlı oldu.
1970-1980 yılları bürleski, 1969’da kurulan ve filmleri, çoğunlukla içlerindeki tek Amerikalı Terry Gilliam tarafından yönetilen İngiliz grubu Monty Python’ın damgasını taşır. Başlangıçta, 1970’li yılların Ingiliz televizyonunda devrim yaratmış olan bu komedi oyuncuları, kötü beğeninin kullanımını saçmalığa kadar götüren büyük gag’larla, Marx Kardeşler’in saçmalık’ını yeniden canlandırdılar ve böylece Anglosakson kültürünün manevî değerleri kadar çağdaş toplumun teknolojik ham hayallerini de yıkmaya yöneldiler. □
Harold Lloyd, bağa çerçeveli koskoca gözlükleri, çocuksu ve dalgın yanını belirginleştiren çekingen ve sakar bir genç adam tipi yaratmıştı.
Jerry Lewis, hem aktör, hem de filmlerinin yapı ması ve yöneticisidir ve bürlesk mizacına, çeşitli yetenekleri olan bir sanatçının niteliklerini de eklemiştir.
AYRICA BAKINIZ
– IB.AHSU Chaplin (Charlie)
63



