Home / wiki / Ataî

Ataî

Ataî (n e v ’î z a d e ), asıl adı a t a u l l a h (d.
1583, İstanbul – ö. 1635, İstanbul), divan
edebiyatında mesnevi türünün son büyük
temsilcilerinden.
Şair Nev’î’nin oğluydu. İlk derslerini babasından
aldı. 1599’da babası ölünce dersleriyle
Kafzade Feyzullah Efendi ilgilendi. Ataî
öğrenimini Ahizade Abdülhalim Efendinin
yanında tamamladı (1601). 1605’te İstanbul
kadısı Zekeriyazade Yahya Efendi’ye bir
kıta sunarak Beşiktaş Canbaziye Medresesi
müderrisliğine getirildi. 1608’de kadılık
mesleğine geçti ve Lofça kadılığından sonra
sırasıyla Babaeski, Varna, Rusçuk, Silistre,
Tekfurdağı (Tekirdağ), Hezargrad, Tımova,
Tırhala, Manastır ve Üsküp kadılıklannda
bulundu. 1635’te Üsküp kadılığından
azledilerek İstanbul’a döndü ve orada öldü.
Tasavvufa eğilimli olan Ataî, yalın şiirler
yazmış, ama özellikle çapraşık ve zor anlaşılır
bir dil kullanarak yazdığı mesnevi
tarzında başanlı olmuştur. Çağının olaylannı
ve İstanbul’u konu edindiği mesnevileri,
düzen bakımından Nizamî ve Camî’nin
etkilerini taşır. Ataî, Fuzulî ve Taşlıcalı
Yahya’nın en güzel örneklerini verdiği hamse
türünün son ustasıdır. Şeyhülislam Yahya
Efendi’ye ithaf ettiği Divan11 düzyazıyla
kaleme alınmış bir girişle, değişik türde
şiirleri içerir; bazı nüshalannda kaside ve
483 Atak, Necdet Remzi
gazel sayısı farklıdır. Hamse-i Ataî, “Sakiname”,
“Nefhatü’l-Ezhar”, “Sohbetü’l-Ebkâr”,
“Heft-hân” ve “Hilyetü’l-Efkâr” adındaki
beş mesneviden oluşur. 1.600 beyitten
oluşan ve İstanbul betimlemeleri içeren
“Sakiname”, Ataî’nin 1617’de^ Silistre’de
yazdığı ilk mesnevisidir. Buna “Âlemnüma”
da denir. II. Osman’a ithaf edilen bu
yapıtta, şarap ve şarap toplantılan anlatılır.
1624’te Tımova’da tamamladığı tasavvufi
bir mesnevi olan “Nefhatü’l-Ezhar”ı, Ataî
IV. Murad’a ithaf etmiştir ve Nizamî’nin
Mahzenü’l-Esrar1 mı örnek alarak yazmıştır.
Yapıt tevhid, na’t, miraciye gibi geleneksel
bir başlangıçtan sonra 20 nefhaya aynlır.
Öykü ve menkıbelerden oluşan bu nefhalar
dinsel, ahlaki ve öğreticidir. “Sohbetü’l-
Ebkâr” tasavvufi bir mesnevidir. Molla
Camî’nin Subhatü’l-Ebrarh örnek alınarak
1625’te Tırhala’da yazılmış ve IV. Murad’a
ithaf edilmiştir. Şeyhülislam Yahya Efendi’
nin de övüldüğü yapıt, geleneksel bir başlangıçtan
sonra 40 sohbete aynlır. Bu
sohbetlerde erdem ve kahramanlık gibi
ahlakla ilgili ve toplumsal konular yer alır.
28. sohbet Nasreddin Hoca’ya aynlmıştır.
Heft-hân (ös 1974), Nizamî’nin Heft-Peyker
adlı yapıtına nazire olarak 1627’de yazılmıştır.
Otuz sekiz bölümden oluşan 3 bin beyitlik
tasavvufi bir mesnevidir. IV. Murad adına
yazıp Ahizade Hüseyin Efendi’ye ithaf ettiği
yapıt Ataî’nin “Sakiname” ile birlikte en
başanlı mesnevisidir. Klasik edebiyat kurallanna
uygun yazılmış olmakla birlikte İstanbul
halkının yaşamı, esnafı, deyimler, atasözleri,
halk öyküleri ve masallar dikkati çeker. İki
bölümü eksik olan ve tevhid, münacat, na’t
gibi bölümlerden oluşan “Hilyetü’l-Efkâr”,
Agâh Sim Levend tarafından 1948’de Ataı
in Hilyetü’l- Efkâr11 adıyla yayımlanmıştır.
Elde bulunmayan bölümlerin Hüsrev’le
Şirin’i ele alan küçük öykü ve menkıbelerden
oluştuğu ileri sürülür.
Hadaikü’l-Hakaik f î Tekmileti’ş-Şakaik (ös
1852) Ataî’nin düzyazı yapıtlanmn en
önemlisidir. Taşköprîzade’nin Şakaikü’n-
Numaniye f î Ulemai’ d-Devleti’l-Osmaniye
adlı Arapça yapıtının bittiği 1558’den 1634’e
değin yetişen bilgin ve şeyhlerin yaşamöykülerini
içeren bir zeyldir. Kısaca Şakaik
Zeyli de denir. Üsküp kadılığı sırasında
tamamladığı yapıt, Ataî’nin özellikle kendi
tanıştığı kişilerle ilgili gözlemlerine dayanarak
verdiği bilgiler nedeniyle önemlidir.
El-Kavlü’l-Hasen f î Cevabi’/-Kavli li-Men,
mahkemeye bir dava geldiğinde kimin sözünün
geçerli olduğu ve kimin yemin etmesi
gerektiği konusunda Arapça bir yapıttır.
Münşeat, Ataî’nin değişik kişilere yazdığı
sekiz mektuptan oluşur. Ataî’nin aynca,
Veysî’nin Bedir Savaşina değin getirdiği
siyerine yazdığı Siyer-i Veysî’ye Zeyl adlı
tamamlanmamış bir başka zeyli vardır.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir