Home / wiki / BENİ KUREYZÂ

BENİ KUREYZÂ

Medîne’de yaşayan Yahûdî kabîlelerinden biri. Peygamber efendimizin Medîne’ye hicret ettiği senelerde Medîne’de Müslü- manlardan başka Yahûdîler, Hıristiyanlar ve puta tapan müşrikler de vardı. Yahûdî kabîleleri Benî Kaynuka, Benî Nâdir ve Benî Kureyzâ olmak üzere üç kabîleydi. Bu kabîleler İslâmiyete ve sevgili Peygamberimize aşırı derecede düşman idiler. Peygamber olduğunu bildikleri hâlde kendi ka- vimlerinden olmadığı için hasetliklerinden îmân etmiyorlar ve sinsi düşmanlık besliyorlardı. Peygamber efendimiz bu Yahûdî kabîleler ile vatandaşlık anlaşması yaptı. Ancak Benî Kaynuka ve Benî Nâdir anlaşmayı bozdular. Bu sebeple Me- dîne’den çıkarıldılar. Benî Kureyzâ kabîlesi ise, Uhud Savaşı sonrasına kadar Medîne’de kaldı. Fakat bu kabîle de Hendek Savaşı sırasında vatandaşlık anlaşmasına uymadı. Savaşın en şiddetli ânında on bin kişilik bir Kureyş ordusunun yürüdüğünü gören bu kabîle de, Müslümanları arkadan vurmak üzere, harekete geçti. İslâm ordusu iki ateş arasında kalmıştı. Kuzey ve batıda müşrik Kureyş orduları, güney doğuda ise Yahûdîler bulunuyordu. Müslümanlar, on bin kişilik müşrik ordusu ve Yahûdîlerle, bir aya yakın geceli gündüzlü durup dinlenmeden çarpıştılar. Açlık, susuzluk, uykusuzluk ve şiddetli soğuklara aldırış etmeden canla başla mücâdeleye devâm ettiler. Sonunda müşrikler mağlûb bir şekilde, fır- tınalfbir gecede, geldikleri gibi perişân bir hâlde Medine’yi terk ettiler. (Bkz. Hendek Savaşı) İslâm ordusu Hendek Savaşından Medîne’ye döner dönmez ihânet eden Benî Kureyzâ Yahûdî
lerinin üzerine yürüdü. Peygamber efendimiziı emriyle derhâl harekete geçip Benî Kureyzâ ka bîlesinin bulunduğu kale kuşatma altına alındı. Peygamber efendimiz onları önce İslâma dâ vet etti. Yahûdîler, bu güzel teklifi kabûl etmedi ler, Sevgili Peygamberimizin; “Öyle ise, Allahı teâlâ ve Resûlünün emrine boyun eğerek kale den inip teslim olunuz.” emr-i şerifini de red dettiler. Bunun üzerine Alemlerin Efendisi, okçuların üstâdı Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretlerine “Ey Sa’d! İlerle ve onları oka tut!” buyurdu Hazret-i Sa’d ve diğer okçular, sadaklarındaki okları, tekbir sadâları arasında Yahûdî kalesine atmaya başladılar. Onlar da ok ve taş atışlarıyla karşılık vererek, çarpışmayı başlattılar. Bir ay kuşatmadan sonra Benî Kureyzâ kabîlesi Peygamber efendimizden haklarında hüküm vermek üzere bir kimseyi hakem tâyin etmesini istediler. Resûlullah efendimiz de; “Eshâbımdan istediğiniz kimseyi hakem seçiniz.” buyurdu. Onlar da daha önceden Medîne’de meşhûr kabîle reislerinden olan Sa’d bin Muâz’ı istediler. “Biz Sa’d bin Muâz’ın vereceği hükme râzı oluruz.” dediler. Peygamber efendimiz, Sa’d bin Muâz hazretlerinin getirilmesini emrettiler. Sa’d bin Muâz, Hendek Savaşında ağır yara almıştı. Sedye üzerinde getirildi. Peygamber efendimiz; “Ey Sa’d! Şunlar, senin hükmüne göre teslim olmayı kabûl ettiler. Haydi, onlar hakkındaki hükmünü bana bildir.” buyurdu. Hazret-i Sa’d, Yahûdîlerden, vereceği hükme râzı olacaklarına dâir kesin söz aldı. Her iki taraf da verilecek hükmü merakla beklemeye başladılar. Bunun üzerine hazret-i Sa’d, üstünlüğünü gösteren, ilikleri donduran, şânına lâyık olan şu muazzam hükmü açıkladı: “Benim hükmüm odur ki, âkil ve bâliğ olan bütün erkeklerin boynu vurulsun! Kadınları, çocukları esir alınsın, malları da Müslümanlar arasında taksim edilsin!” Bu kesin hüküm karşısında, Yahûdîler donup kaldılar. Çünkü, kendi kitaplarında, azgınlık yapanlara verilecek cezâ aynen böyleydi ki; “Şehrin birine harb etmek için vardığında, onları sulha dâvet et. Bunu kabûl edip, kapılarını açarlarsa, içindekilerin hepsi, sana haraç versinler ve hizmet etsinler. Şâyet, harb etmeye karar verirlerse, onları muhâsara et. Allahü teâlânın ihsânı ile, onlara gâ- lip geldiğin zaman, erkeklerinin hepsini kılıçtan geçir. Kadınlarını, çocuklarını ve mallarını ganîmet olarak al!..” diye yazıyordu. Sa’d bin Mu’âz hazretlerinin verdiği hükmün İlâhî hükme uygun gelmesinden dolayı, âlemlerin efendisi sevgili Peygamberimiz, onu tebrik edip; “Sen, onlar hakkında Allahü teâlânın yedi kat gökler üstünde, Levh-i mahfuzdaki hükmüne uygun hüküm verdin!” buyurarak takdirlerini bildirdiler.
& & W ü b ^ JVtDi^U*51 J’k*lU)>«< cÎL>
>>aw
Benî Mûsâ Kardeşlerin yazdığı Kitâb-ül-Hiyel’in bir sayfası.
dillerde yağ seviyesi kontrolü, c) Yön kontrolü. Kullanılan metodlar yönünden düzenleri; hava kontrollü, valf kontrollü, vana kontrollü ve kanatçık kontrollü olarak sınıflandırılır. Benî Mûsâ kardeşlerin kullandığı valflar, teknik yönden çok gelişmişti. Modern sistem göz önüne alınarak eser incelendiğinde sistemlerin blok diyagramları ile ifâde edilebilen sifon, çift sifon, debi ile kontrol, şa- mandıralı valf, hazneli şamandıra ile kontrol edilen valf, valflı terâzi, hava kontrolü, iki konumlu terâzi, kontrol vanası gibi motiflerden meydana geldiği görülmektedir. Ayrıca basınç kontrollü türbin, sifonlu valf, akıtmalı ve kademeli terâzi gibi orijinal motifler de bulunmaktadır. 2) Kitâbü Benî Mûsâ fil-Karastur: Terâzi tekniği ile ilgilidir. 3) İlm-ul-Eskâl: Yüklerin büyüklük, bileşke ve tatbik noktalarını tesbit etme keyfiyetinden bahseden bir eserdir. 4) Kitâbu Me- Sâhat-il-Ekr, 5) Kitâb-ün-Yahtevî alâ Tenkîhi Mahrûtâtı Apdarius, 6) Kitâbün fil-Âlât-il-Har- biyye, 7) Kitâbü Şekl-il-Müdevver vel-Mustatil: Ekliptiklerle ilgili bir eserdir. 8) Kitâbü Kıyâs-ı Mesâhat-il-Musattahati vel-Müstedireti: Bu eser Avrupa’da, “Hendesede Üç Kardeş” diye bilinir. Lâtinceye tercüme edilmiştir. 9) Kitâbü Ha- reket-il-Felek-il-Ûlâ, 10) Kitâb-uş-Şekl-il-Hen- dese, 11) Kitâbü Cüzî, 12) Kitâbün alâ Maiyyet- il-Kelâm, 13) Kitâb-ul-Mahrütât, 14) EI-Kitâb- ül-Müselles, 15) Kitâbü Tekâvîm-i Menâzil-is- Seyyârât: Gezegenlerin uzaydaki faaliyetleri ile ilgili bir eserdir.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir