Arş; Allahü teâlânın yarattığı en büyük varlık, yedi kat göklerin ve Kürsî’nin üstünde olup madde âleminin sonu maddesizlik âleminin başlangıcı. Arş; sözlükte; “taht, köşk, gölgelik” gibi mânâlara gelir. Arş, yerin yapısında olmadığı gibi göklerin yapısına da benzemez. Yere ve göğe benzer tarafı yoktur. Arş-ı Mecid de denilen Arş, mahlûklann en şereflisidir. Her şeyden daha saf vernûrludur. Bunun için ayna gibidir. Allahü teâlânın büyüklüğü orada görünür. Bunun içindir ki ona Arşullah denir. Namazın kıblesi Kâbe olduğu gibi, duânın kıblesi de Arş-ı İlâhîdir. Bunun için duâda eller kaldırılıp avuç içleri yukarı açılır. x Kur’ân-ı kerîmde Arş ile alakalı bilgi verilmiştir. Mü’min sûresi 7. âyetinde meâlen buyruldu ki: “Hamele-i Arş melekleri ve Arş’m etrâfında tavâf eden (dönen) melekler Rablerini tesbîh ederler ve vahdâniyyetini (birliğini) tasdik ederler ve müminler için mağfiret isterler.” Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem de buyurdu ki: “Yedi sınıf kimseyi Allahü teâlâ hiç* bir gölge bulunmayan günde Arş’m gölgesinde gölgelendirir: Adâletli devlet reisini; gençliğini ibâdetle geçireni; kalbi mescidlere bağlı olanı; Allah rızâsı için birbirini sevip bir araya gelen ve bu sevgi ile ayrılanı; güzel bir kadın kendini çağırdığı zaman; “Ben Allah’tan korkarım!” diyeni; sağ elinin verdiği sadakayı sol eli bilmeyecek şekilde gizli vereni ve yalnızken
n olarak yaratılmıştır. Kur’ân-ı kerîmde Kürsî ile alâkalı bilgi verilmiştir. Bekara sûresi 255. âyetinde meâlen buyruldu ki: “O’nun (Allahü teâlânın) kür- sîsi göklerden ve yerden geniştir.”






