Home / Vedat KAT / Bütüncül Yaklaşımlar mı, Parçalı Müdahaleler mi?

Bütüncül Yaklaşımlar mı, Parçalı Müdahaleler mi?

Zorbalıklı mücadelede sadece farkındalık yeterli mi
Vedat Kat Hocamızın “Davranış Sorunlarının Çözümünde Bütüncül Yaklaşımlar” başlıklı çalışması oldukça kapsamlı, bilimsel dayanaklara oturan ve sahada büyük ihtiyaç duyulan bir perspektif sunuyor. Hem psikolojik danışmanlık hem sosyolojik analiz açısından çok katmanlı, disiplinler arası bir zeminle ele alınmış. Blogunuzda paylaşırken okuyuculara bu derinliği hissettirmek, konunun neden önemli olduğunu vurgulamak ve yazının gündelik uygulamalar açısından neden anlamlı olduğunu anlatmak etkili olur.


Zorbalıkla Mücadelede Sadece Farkındalık Yeterli mi?

Okullarımızda artan zorbalık, şiddet, dışlama ve sorumsuzluk gibi davranış sorunları sadece birkaç seminerle, bir iki atölyeyle çözülebilir mi? Uzun vadeli, kökten bir dönüşüm mümkün mü?

Psikolojik Danışman ve Sosyoloji Bilim Uzmanı Vedat Kat, bu sorulara yalnızca teorik değil, aynı zamanda uygulanabilir bir modelle yanıt veriyor. “Davranış Sorunlarının Çözümünde Bütüncül Yaklaşımlar” başlıklı bu kapsamlı çalışmasında, parçalı müdahalelerin neden yetersiz kaldığını; karakter eğitimi, sosyal-duygusal öğrenme, empatik iletişim ve okul kültürü gibi çok katmanlı yapılarla desteklenen bütüncül modellerin neden daha etkili olduğunu ayrıntılı biçimde inceliyor.

Zorbalık yalnızca bireysel bir sorun değil, bir sistem problemidir diyen Kat, çözümün de sadece öğrencilerle değil; öğretmen, veli, okul yönetimi ve politikalar düzeyinde çok disiplinli bir iş birliği gerektirdiğini savunuyor.

Bu yazıda, yalnızca “ne yapılmalı?” değil, “nasıl yapılmalı?” sorusunun da cevabını bulacaksınız.

Yazının tamamını aşağıda okuyabilir, eğitimcilerle ve velilerle paylaşarak daha sağlıklı okul iklimlerinin inşasına katkı sunabilirsiniz.

Bütüncül Yaklaşımlar mı, Parçalı Müdahaleler mi?                                                                    Davranış Sorunlarını Önlemede Kapsayıcı Eğitim Politikalarının Gerekliliği

Giriş

Son yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, akran zorbalığı gibi sorunlara karşı eğitimcilere yönelik çeşitli eğitim programları geliştirilmektedir. Ancak bu tür girişimler genellikle “akran arabuluculuğu”, “öğretmen eğitimi”, “farkındalık” gibi belirli alanlara odaklanmakta ve konu bütünsel değil, parçalara ayrılmış bir şekilde ele alınmaktadır. Oysa araştırmalar, okul ortamındaki zorbalık ve şiddet davranışlarının yalnızca davranış düzeyinde değil, psikososyal, kültürel ve yapısal bağlamlarla birlikte ele alınması gerektiğini göstermektedir. Akran zorbalığı, okullarda yalnızca bireyler arası bir sorun değil; sistemik, çok katmanlı ve kültürel bir olgudur. Günümüzde eğitim sistemleri, çoğu zaman bu soruna tepki veren, belirli davranışları hedefleyen parçalı çözümler üretmektedir (örneğin, yalnızca “akran arabuluculuğu”, “öğrenciye yönelik farkındalık atölyesi” vb.). Ancak araştırmalar, bu yaklaşımların sınırlı ve kısa vadeli etkiler sağladığını, kalıcı bir çözüm için bütüncül, okul kültürünü ve öğrenci gelişimini hedefleyen stratejilerin benimsenmesi gerektiğini göstermektedir. Bütüncül yaklaşımın (whole-school approach) neden parça parça uygulanan eğitim programlarına göre daha etkili ve sürdürülebilir olduğunu gösteren, sağlam bilimsel bulgularla desteklenmiş detaylı bir analiz aşağıda belirtilmektedir.

Neden Bütüncül Bir Yaklaşım Gereklidir?

  1. Genelde Davranış Sorunları, Özelde İse Zorbalık Sistemik Bir Sorundur: Araştırmalar, zorbalığın yalnızca birey düzeyinde değil; okul iklimi, öğretmen-öğrenci ilişkileri, sosyal normlar ve okul yönetimi gibi yapısal düzeylerde de kök saldığını göstermektedir. Bu nedenle etkili müdahaleler, okulun tüm yapısını kapsamalıdır (Richard et al., 2012). Kaliteli öğrenci-öğretmen ilişkileri ve güvenli okul ortamı, zorbalık oranlarını düşürmede en güçlü belirleyiciler arasındadır. Zorbalıkla mücadelede parçacı müdahaleler yetersizdir. Yalnızca bireyler arası değil, okul iklimi, öğretmen-öğrenci ilişkileri ve okul kültürünün genel yapısıyla ilişkili sistemik bir sorundur. Bu nedenle, etkili müdahaleler okulun tamamını kapsayan yaklaşımlar olmalıdır (Cowie et al., 2008).
  2. Bütüncül Müdahaleler Daha Kalıcıdır: Bütüncül yaklaşımlar, sadece belirli sınıflarda ya da bireylerde değil; okul politikaları, müfredat, öğretmen eğitimi, öğrenci destek sistemleri ve ebeveyn katılımı dahil olmak üzere tüm okulu hedef alır. Bu model, Norveç, Kanada, Finlandiya gibi ülkelerde zorbalık oranlarını %30’a kadar azaltmıştır (Spiel et al., 2011). Bireysel ya da grup temelli kısa süreli programlar yerine, okul kültürünü dönüştüren değerler eğitimi, sosyal-duygusal öğrenme, sorumluluk ve empati becerilerinin gelişimini hedefleyen bütüncül programlar daha kalıcı sonuçlar doğurur (Hilliard et al., 2015).
  3. Karakter ve Değerler Eğitimi Şiddeti Önler: Empati, adalet, dürüstlük, özdenetim gibi değerlerin öğrencide içselleştirilmesi, sadece zorbalığı değil, aynı zamanda okul disiplinini, sınıf içi etkileşimi ve akademik başarıyı da olumlu etkiler. Olweus Programı gibi değer odaklı modeller, kültür temelli ve uzun vadeli başarı sağlamaktadır (Mink, 2014). Duyguların tanınması ve yönetilmesi, toplumsal yaşam becerileri, sınır bilinci, empati ve iletişim gibi alanları kapsayan bir karakter eğitimi yaklaşımı, hem zorbalığı hem de diğer olumsuz davranışları (küfür, alay, ayrımcılık) önleyici nitelik taşır (Mink, 2014).
  4. Sosyal-Duygusal Öğrenme Temelli Programlar Kalıcı Etki Sağlar: Sosyal-duygusal öğrenme, duyguları tanıma, empati, sorumluluk alma, mahremiyet bilinci, iletişim becerileri gibi yaşamsal alanları geliştirir. Bu becerileri kapsayan programlar, hem zorbalığı hem de diğer davranış sorunlarını azaltır. Araştırmalar bu tür yaklaşımların okul başarısını, özsaygıyı ve psikolojik iyilik halini artırdığını göstermektedir (Hilliard et al., 2015).
  5. Bilimsel Dayanaklar Bütüncül Yaklaşımı Destekliyor: Sistematik derlemeler, “whole-school approach” (tüm okulu kapsayan yaklaşım) modelinin akran zorbalığı ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet gibi sorunlarla mücadelede etkili olduğunu ortaya koymuştur (Nyoni et al., 2022).
  6. Yalnızca Detaylara Odaklanmak Etkisizdir: Bireysel davranışlara (küfür, alay, temizlik ihmali vb.) yönelik parçalı müdahaleler, sorunun kök nedenlerini ele almadığı için etkisizdir ve kalıcı davranış değişimi sağlayamaz (Tsang & Hui, 2015). Bu durum zaman ve enerji kaybına yol açmakta.

7. Disiplinler arası Yaklaşım Gereklidir: Zorbalık ve benzeri sorunlar psikoloji, sosyoloji, ahlak eğitimi, antropoloji ve eğitim bilimleri gibi farklı disiplinlerin kesişiminde ele alınmalıdır. Nyoni ve arkadaşlarının sistematik incelemesine göre, çok disiplinli yaklaşımlar içeren bütüncül programlar daha geniş etki alanına sahiptir ve toplumsal cinsiyet temelli şiddet dahil birçok problemi önleyebilir (Nyoni et al., 2022).

Parçacı Müdahalelerin Sınırları

  • Kısa vadeli etkiler: Sadece öğrenci ya da öğretmene yönelik kısa süreli eğitimler, okul iklimine yayılmadığı sürece etkisiz kalmaktadır (Tsang & Hui, 2015).
  • Semptomlara odaklanma: Küfür, alay, temizliğe dikkat etmeme gibi davranışlar yalnızca semptomdur. Bunları tek tek ele almak, kök nedenlere inmeden geçici çözümler sunar.
  • Kaynak israfı: Aynı sorunlara tekrar tekrar müdahale eden modüler yaklaşımlar, insan kaynağı ve bütçe açısından sürdürülemez.

Davranış Sorunlarının Çözümü İçin Eklenmesi Gereken Önemli Beceriler

  1. Duygu Yönetimi Becerileri (Emotional Regulation Skills)

Tanım: Duygu yönetimi, bireyin kendi duygularını tanıması, anlaması, uygun biçimde ifade etmesi ve düzenleyebilmesidir. Bu beceri, sosyal ilişkilerde dengeyi sağlama, çatışmaları çözme ve öz-denetim kazandırma açısından kritik öneme sahiptir.

Bilimsel Bulgular:

  • Duygularını etkili şekilde düzenleyebilen öğrenciler, zorbalığa daha az eğilim gösterir ve başkalarına karşı daha az saldırgan davranış sergiler (Hilliard et al., 2015).
  • Olumsuz duyguları yönetemeyen öğrencilerde öfke patlamaları, dışlayıcı davranışlar ve çatışmalar daha yaygındır (Mink, 2014).
  • Duygu düzenleme becerileri geliştirilen öğrencilerde empati, öz-farkındalık ve sosyal sorumluluk artar (Hilliard et al., 2015).

Eğitim İçeriğinde Yer Almalı:

  • Duyguların tanımlanması (sevinç, öfke, kıskançlık, utanç vs.)
  • Duygusal tetikleyicilerin fark edilmesi
  • Sakinleşme teknikleri (nefes egzersizleri, zaman tanıma, iç konuşma)
  • Duygulara isim verme ve uygun ifade yolları
  1. Empatik İletişim Becerileri (Empathic Communication Skills)

Tanım: Empatik iletişim, bireyin karşısındakinin duygularını ve ihtiyaçlarını anlayarak, yargılamadan ve saygılı şekilde karşılık vermesidir. Bu beceri, çatışma çözümünün ve sağlıklı sosyal ilişkilerin temelidir.

Bilimsel Bulgular:

  • Empati, hem zorbalık yapan hem de mağdur olan öğrencilerde davranış değişikliği sağlayan anahtar bir beceridir (Cowie et al., 2008).
  • Empati eğitimi alan öğrenciler, arkadaşlarıyla daha sağlıklı iletişim kurar ve saldırgan davranışlarda önemli azalma gösterir (Hilliard et al., 2015).
  • Özellikle “empati boşluğu” yaşayan öğrenciler, akranlarına zarar verme konusunda daha kolay harekete geçer. Bu boşluk, eğitimle kapatılabilir (Tsang & Hui, 2015).

Eğitim İçeriğinde Yer Almalı:

  • Etkin dinleme ve beden dili eğitimi
  • “Sen dili” yerine “Ben dili” kullanımı
  • Duyguları yargılamadan anlama ve geri yansıtma
  • Rol canlandırmalarıyla empati kurma (örneğin: “zorbalığa uğrayan çocuk nasıl hisseder?”)
  • Akran destek mekanizmalarının oluşturulması (örneğin empati kulübü, sınıf elçiliği)
  1. Karakter Eğitimi / Değerler Eğitimi (Character and Values Education)

Tanım: Karakter eğitimi, öğrencinin ahlaki gelişimini desteklemeyi; dürüstlük, saygı, sorumluluk, adalet ve yardımseverlik gibi temel değerleri içselleştirmesini amaçlayan eğitim sürecidir. Bu değerler, bireyin sosyal yaşamda uyumlu ve etik davranışlar göstermesini sağlar.

Bilimsel Bulgular:

  • Okul temelli karakter eğitimi programları, öğrencilerde davranış problemlerini azaltmakta ve okul bağlılığını artırmaktadır (Nyoni et al., 2022).
  • Karakter eğitimi ile geliştirilen değerler, uzun vadede öğrencilerin toplum yaşamına sorumluluk sahibi bireyler olarak katılmasını sağlar (Spiel et al., 2011).
  • “Adalet”, “saygı”, “hak”, “mahremiyet” gibi değerlerin sistematik öğretimi, özellikle akran zorbalığı gibi güç dengesizliğine dayalı sorunların azalmasında etkili bulunmuştur (Mink, 2014).

Eğitim İçeriğinde Yer Almalı:

  • Her ay farklı bir değer teması (örneğin: Ekim – Adalet, Kasım – Saygı)
  • Okul kurallarıyla değerlerin ilişkilendirilmesi
  • Drama ve hikaye yoluyla değerlerin işlenmesi
  • Öğrencilerin toplumsal sorumluluk projelerine katılması
  • Aile katılımı ile değerlerin okul-dışı yaşama da taşınması

Sosyoloji ve Antropoloji Bilimlerinin Öğrenci Davranış Sorunlarına Yaklaşımı

Öğrencilerin davranışsal sorunlarını sadece bireysel psikolojik etkenlere indirgemek, eğitsel ve kültürel gerçeklikleri göz ardı etmek anlamına gelir. Bu nedenle, sosyolojik bakış açısı, bu sorunların çok katmanlı doğasını anlamada ve çözüm üretmede vazgeçilmezdir. Sosyoloji ve antropoloji, davranış sorunlarını bireysel sapkınlık olarak değil; sosyal normlardan farklılık olarak görür (Dynneson, 1973). Sosyolojik ve antropolojik perspektif, davranış problemlerini kültürel ve sosyal farklılık, kimlik inşası ve aidiyet bağlamında ele alarak, çok daha kapsamlı ve uzun vadeli çözümler sunar.

  1. Davranışları Sosyal Sistem İçinde Konumlandırmak

Öğrencilerin “problemli” davranışları çoğu zaman sosyal aidiyet sorunlarının, dışlanmışlığın, etiketlenmenin ve sınıf-kültür çatışmalarının ürünüdür. Bu nedenle davranış, bireysel yetersizlikten çok toplumsal bağlamda şekillenir. Okul kültürü ile öğrencinin ev/köy kültürü arasında bir çatışma varsa, bu da davranış sorunlarına neden olabilir. Davranış bozukluğu gibi görülen bazı tepkiler, farklı bir kültürel arka plandan kaynaklanıyor olabilir.

Çözüm: Okul ortamı, öğrencilerin geldikleri kültürel dünyaları dışlamadan, onları kapsayıcı biçimde yeniden tasarlanmalıdır. Öğrencilerin sosyal statülerini, aidiyet düzeylerini ve okul içindeki ilişki ağlarını anlamak için sosyometri ve grup dinamikleri analizi yapılmalıdır. Öğrencilere erken yaşta kültürlerarası farkındalık eğitimi verilmeli; farklı davranış biçimleri “anlamlandırılarak” ele alınmalıdır (Sideris, 2012; Bayhan, 2014; (Berkowitz, 2002).

  1. Etiketleme Teorisinin Uygulanması (Labeling Theory)

Toplum (ve öğretmenler) bir öğrenciyi “sorunlu” olarak etiketlediğinde, bu rolü içselleştirme eğilimi artar. Sosyologlar, öğrencilerin bu etiketlerden dolayı davranışlarını tekrar tekrar üretmelerini açıklamıştır.

Çözüm: Öğretmenler ve yöneticiler etiketleyici dil ve tutumlardan kaçınmalı, onarıcı ve geri bildirim odaklı yaklaşımlar benimsemelidir (Wearmouth & Connors, 2004).

  1. Okul Kültürü ve Disiplin İlişkisini Yeniden Yapılandırmak

Disiplin anlayışları, öğrencilerin sınıf, etnik köken, kültürel altyapı gibi faktörlere göre ayrımcılığa uğramasına neden olabilir. Bu da davranış sorunlarını pekiştirir.

Çözüm: Okulda disiplin politikaları, kültürel duyarlılık, eşitlik ve adalet ilkeleri temelinde yeniden yazılmalıdır (Noviani & Azkar, 2024).

  1. Sosyoekonomik Eşitsizliklerin Davranışlara Etkisi

Özellikle yoksulluk, göç, parçalanmış aile yapısı gibi sosyoekonomik faktörler, öğrencilerin okula karşı motivasyonunu ve davranışlarını doğrudan etkiler.

Çözüm: Okul sosyal hizmet birimleri güçlendirilerek öğrencilerin sosyal sermayesini artıracak destek sistemleri oluşturulmalıdır (Drake, 1974).

 

  1. Mikro sosyolojik Yaklaşım: Sosyal Roller Üzerinden Eğitim

Erving Goffman’ın mikro düzeyde sosyal roller ve etkileşimler üzerine kurduğu teori, öğrencilerin okuldaki rol algılarını dönüştürmeye odaklanır.

Çözüm: Sosyal rol tiyatroları, drama, grup içi geri bildirim oturumları ile öğrencilerin kendini yeniden tanımlaması desteklenebilir (El-Mafaalani, 2009)

  1. Kültürel Sermaye ve Okul Başarısı İlişkisi

Pierre Bourdieu’nün kavramsallaştırdığı “kültürel sermaye” eksikliği, öğrencilerin okul kültürüne yabancılaşmalarına ve davranış problemleri geliştirmelerine neden olur.

Çözüm: Okul içeriği ve pedagojik pratikler, farklı kültürel altyapılardan gelen öğrenciler için kapsayıcı hale getirilmelidir (Wearmouth & Connors, 2004). Öğretmenlere kültürel farkındalık ve farklılık yönetimi konusunda hizmet içi antropoloji tabanlı eğitim verilmelidir (Grup sosyodramaları, alan gözlemleri ve kültürel simülasyonlar ile öğrencilerin sosyal davranışlarını olumlu yönde etkiler. Okul içeriği ve öğretim süreçleri çok kültürlü kimlik yapılarını desteklemeli, öğrencilerin kimliklerini özgürce ifade edebilecekleri alanlar açmalıdır (Dynneson, 1973; Ronc, 2017; Hendry, 2013).

Önerilen Model: Çok Disiplinli, Beceri Temelli, Kapsayıcı Bütüncül Eğitim Paketi

Bu bağlamda önerilen çözüm şudur: psikoloji, sosyoloji, eğitim bilimleri, ahlak eğitimi, sosyal psikoloji ve antropoloji gibi disiplinlerden beslenen; karakter eğitimi, duygusal farkındalık, empati, mahremiyet bilinci, toplumsal sorumluluk, dijital etik ve bağımsız yaşam becerilerini içeren entegre bir eğitim paketi oluşturulmalıdır. Bu paket, yalnızca öğrenciler için değil, öğretmenler ve veliler için de uygulanabilir olmalıdır. Bu model aşağıdaki bileşenleri kapsamalıdır:

  • Sosyal-duygusal, iletişimsel beceriler: Duygularını tanıma, ifade etme, başkalarının duygularını anlama, empati
  • Değerler eğitimi: Adalet, dürüstlük, empati, saygı, toplumsal sorumluluk
  • Yaşam becerileri: Sınır koyma, mahremiyet, dijital vatandaşlık, krizle baş etme
  • Aile ve öğretmen katılımı: Eğitim süreçlerinde velilerin ve öğretmenlerin aktif rol alması
  • Politika düzeyinde entegrasyon: Programların MEB müfredatı ve okul politikalarına entegre edilmesi

Bir örnek Model: Olweus Programı

Olweus Zorbalık Önleme Programı (Olweus Bullying Prevention Program – OBPP), dünyadaki en köklü ve araştırmalarla desteklenmiş zorbalık karşıtı okul temelli programlardan biridir. 1980’li yıllarda Norveçli psikolog Prof. Dr. Dan Olweus tarafından geliştirilmiştir ve günümüzde pek çok ülkenin eğitim sisteminde uyarlanarak uygulanmaktadır.

Aşağıda programın yaklaşımı, içeriği, modeli ve teknikleri detaylı olarak sunulmaktadır:

  1. Genel Tanım: Olweus Programı, okul genelinde zorbalığı önleme, azaltma ve sağlıklı okul iklimi oluşturma amacıyla geliştirilen bütüncül (whole-school) bir müdahale modelidir. Hem zorbalık yapan çocukları hem de zorbalığa uğrayan çocukları desteklemeyi hedefler. Bu modül, öğrencilerin duygusal, ahlaki ve sosyal gelişimini merkeze alır; öğretmenleri ve aileleri de sürece dahil eder. Temel felsefe, davranışı “semptom” değil, “gelişim fırsatı” olarak ele almaktır. Temel felsefe: Zorbalık bir birey sorunu değil, sistem sorunudur. Çözüm de okul sisteminde yapılacak dönüşümle sağlanabilir.
  2. Temel Amaçlar
  1. Zorbalık ve antisosyal davranışların sayısını azaltmak
  2. Mağdur öğrencilere destek sağlamak
  3. Zorbalık yapan öğrencilerde davranış değişikliği oluşturmak
  4. Okul iklimini daha sıcak, destekleyici ve güvenli hale getirmek
  1. OBPP Modelinin Dört Düzeyi
Düzey Hedef
Okul düzeyi Kurumsal yapıların düzenlenmesi, politika geliştirme
Sınıf düzeyi Kurallar, rutinler, sınıf içi etkinlikler
Bireysel düzey Zorbalığa karışan öğrencilerle özel görüşmeler
Toplum düzeyi Aileler ve çevre ile iş birliği
  1. Programın Temel İlkeleri

Olweus Programı’nın dayandığı 4 temel ilke şunlardır:

  1. Yüksek düzeyde sıcaklık, ilgi ve yetişkin desteği
  2. Sınırların net olarak belirlenmesi ve tutarlılık
  3. Olumsuz davranışlara karşı tutarlı ve adil tepkiler
  4. Yetişkinlerin olumlu rol model olması
  1. Kullanılan Teknik ve Uygulamalar
  2. Okul Düzeyinde Teknikler
  • Zorbalık Önleme Koordinasyon Ekibi: Okulda farklı rolleri üstlenen öğretmen, yönetici ve personelden oluşur.
  • Olweus Zorbalık Anketi: Öğrencilerin zorbalık deneyimlerini anonim olarak bildirdiği yıllık anket (zorbalık türleri, yerleri, sıklığı vs.)
  • Okul Politikası Geliştirme: Zorbalığa karşı “sıfır tolerans” politikası, davranış kodları
  • Görsel mesajlar ve afişler: “Zorbalığa Hayır” gibi okulun her köşesinde mesajlar yer alır.
  1. Sınıf Düzeyinde Teknikler
  • Sınıf kuralları belirlenir: Açık ve pozitif ifadelerle (örneğin: “Birbirimize saygılı davranırız”).
  • Haftalık sınıf toplantıları: Empati, arkadaşlık, zorbalıkla baş etme temalı grup tartışmaları
  • Rol canlandırmaları (drama): Zorbalık durumlarını canlandırıp çözüm yolları üretme
  1. Bireysel Düzeyde Teknikler
  • Zorbalık yapan öğrenciyle birebir görüşmeler
  • Mağdur öğrenciyle destekleyici görüşmeler
  • Zorbalık olayı tanıklarıyla gözlemci görüşmeleri
  • Aile ile iletişim: Hem mağdur hem zorba öğrencinin velileriyle yapılır
  • İzleme planı: Zorbalığa karışan öğrenci için davranış izleme süreci başlatılır
  1. Aile ve Toplumla İş Birliği
  • Veli bilgilendirme oturumları
  • Ev ödevleri/etkinlikler: Ailelerin de çocuklarıyla program hakkında konuşmaları sağlanır
  • Toplumsal mesaj kampanyaları
  1. Etkililik ve Bilimsel Kanıtlar
  • Norveç’te program uygulandıktan sonra zorbalık oranlarında %30–50 arasında azalma sağlanmıştır [(Olweus & Limber, 2010)].
  • Araştırmalar, Olweus programının uygulandığı okullarda daha pozitif okul iklimi, azalan kaygı düzeyi, artmış güven duygusu gibi etkiler gösterdiğini ortaya koymuştur (Mink, 2014).
  • ABD’de yapılan uygulamalarda sonuçlar karmaşık olmasına rağmen, uzun vadede uygulandığında etkili olduğu görülmüştür.
  1. OBPP’nin Güçlü Yanları
  • Sistematik, yapılandırılmış ve tekrarlanabilir.
  • Öğretmen, öğrenci, yönetici, veli — tüm paydaşları kapsar.
  • Sadece zorbalığı değil, okul kültürünü dönüştürmeyi hedefler.
  • Ölçme-değerlendirme aracı (zorbalık anketi) ile izleme yapılabilir.
  1. Eleştiriler ve Sınırlılıklar
  • ABD gibi kültürel olarak farklı bağlamlarda etkisi sınırlı olabilir (uyarlama gerekir).
  • Okul yönetimi desteği olmadan etkili olmaz.
  • Kısa vadeli projelerden çok süreklilik gerektirir.

Ülkemizde Bu Programın Adaptasyonu Nasıl Olabilir?

Okul İklimini Dönüştüren Bütüncül Davranışsal Gelişim Programı (ODBG-P)

  1. Programın Amacı: Bütüncül ve kapsayıcı bir yaklaşımla; “Sadece zorbalığı değil, insan olmayı öğretir”
  • Zorbalık, şiddet, öfke patlaması, küfür, alay, dışlama, mahremiyet ihlali, saygısızlık, sorumsuzluk gibi davranış problemlerini önlemek,
  • Bunun yerine empati, sorumluluk, özdenetim, değer odaklı karar verme ve iş birliği becerilerini geliştirmek,
  • Öğrencilerin sadece disiplin değil, karakter yönünden de gelişmesini sağlamak.
  1. Kuramsal Temeller

Bu modül, aşağıdaki disiplinlerden güç alır:

Bilim Dalı Katkısı
Psikoloji Duygu düzenleme, davranış motivasyonu
Eğitim Bilimleri Öğrenme süreçleri ve öğretmen rolü
Sosyoloji Grup normları, okul kültürü
Ahlak Felsefesi & Sosyolojisi Değerlerin sosyal bağlamdaki rolü
Sosyal Psikoloji Akran etkisi, sosyal etkileşim
Antropoloji Kültürel farklılık ve norm algısı
  1. Program Yapısı

Temel Bileşen (Gelişim Alanları)

Alan Hedeflenen Beceriler
Duygu Yönetimi Öfke kontrolü, sakinleşme, içgörü
Empatik İletişim Dinleme, anlayış, çözüm dili
Karakter ve Değerler Adalet, dürüstlük, mahremiyet
Toplumsal Yaşam Becerileri Kurallara uyum, iş birliği, aidiyet
Sorumluluk & Sınır Bilinci Kendi davranışını sahiplenme ve başkalarının sınırına saygı
  1. Program Modülleri ve Haftalık Akış Örneği
  2. Öğrenci Modülü (Haftalık 1 saat – 12 hafta)
Hafta Konu Teknik
1 Ben Kimim? Öz-farkındalık Yansıma defteri, ben haritası
2 Duygularımı Tanıyorum Duygu kartları, drama
3 Öfke ile Ne Yapmalıyım? Sakinleşme teknikleri
4 Mahremiyet ve Sınırlar Görsel hikaye analizi
5 Saygı Nedir, Nasıl Gelişir? Rol canlandırma
6 Empati Kurmak Duygu günlüğü, ters rol
7 Alay ve Ayrımcılık Film tartışması
8 Akran Destek Sistemi Sınıf elçiliği, dayanışma çemberi
9 Dijital Hayatta Nezaket Sosyal medya simülasyonu
10 Hatalarıyla Yüzleşen Kahraman Hikâye anlatımı ve çözüm önerisi
11 Değerli Olmak ve Değer Vermek Sınıf panosu: “Benim değerim”
12 Final Etkinliği Değer şenliği, öğrenci sunumları
  1. Öğretmen Modülü (Ayda 1 oturum – 4 ay)
Ay Konu Yöntem
1 Davranışsal sorunları anlamak: Ceza değil çözüm Atölye & vaka analizi
2 Empati kuran sınıf yönetimi Oyunlaştırma & örnek olay
3 Duygusal olarak zorlanmış öğrenciyle başa çıkma Rol canlandırma & rehberlik protokolü
4 Bütüncül yaklaşımın sürdürülebilirliği Okul içi politika çalıştayı
  1. Veli Modülü (2 oturum + bülten)
  • 1. Oturum: Aile içi duygusal iklimin çocuk davranışına etkisi
  • 2. Oturum: Mahremiyet, sınırlar ve dijital dünyada ebeveynlik
  • Aylık bültenler: “Evde empati nasıl geliştirilir?”, “Ortak değer dili kurmak”

5. İzleme ve Değerlendirme

Araç Uygulama
Öğrenci İklim Anketi Ön-test / Son-test ölçümü
Öğretmen Gözlem Formu Dönemsel davranış izleme
Öğrenci Değer Günlüğü Öz-yansıtma kayıtları
Akran Geri Bildirim Kartları Empati ve destek ölçümü
Okul Davranış Raporu Disiplin vakalarında azalma takibi
  1. Kazanımlar ve Beklenen Sonuçlar

Zorbalık ve şiddet vakalarında azalma
Okul ikliminde güven ve saygı artışı
Öğrencilerde öz farkındalık ve özdenetim gelişimi
Öğretmen-öğrenci ilişkilerinde empatik dönüşüm
Aile katılımında artış
Reaktif değil, önleyici okul yaklaşımı

Sonuç

Bilimsel veriler açıkça göstermektedir ki; zorbalık gibi karmaşık okul sorunlarını çözmek için yalnızca “eğitmen yetiştirip farkındalık yaymak” yetersizdir. Gerçek, kalıcı ve yaygın etki için bütüncül, beceri temelli ve disiplinler arası bir yaklaşım zorunludur. Bu yaklaşım, sadece zorbalığı değil, ayrımcılık, şiddet, dışlama ve ihmal gibi birçok okul sorununa da çözüm üretecektir. Akran zorbalığı, okul kültürünün yüzeyindeki bir belirtidir; altında çok katmanlı toplumsal, psikolojik ve pedagojik dinamikler yatmaktadır. Bu nedenle, sadece belirli davranışlara odaklanmak yerine, bu davranışların ortaya çıkmasına neden olan sistemleri dönüştürmeyi hedefleyen kapsayıcı ve bütüncül programlara yönelmeliyiz. Bu yöndeki ulusal stratejiler, toplum temelli kalıcı bir çözüm için vazgeçilmezdir (Spiel et al., 2011).

 

Vedat  Kat                                                                                                                                                                                                                Psikolojik Danışman & Sosyoloji Bilim Uzmanı

 

Kaynakça

  • Bayhan, V. (2014). The Role and Function of School Sociologist in Guidance System
  • Berkowitz, C. (2002). Teaching High School Anthropology
  • Cowie, H., Hutson, N., Jennifer, D., & Myers, C. A. (2008). Taking Stock of Violence in U.K. Schools. Education and Urban Society.
  • Drake, E. (1974). Sociology: An Essential Tool for School Administration
  • Dynneson, T. (1973). Can Anthropology Revolutionize Public School Curriculum?
  • El-Mafaalani, A. (2009). Do Underachievers Need Sociology?
  • Hendry, J. (2013). Mutual Benefits: Schools and Anthropology
  • Hilliard, L. J., Batanova, M. D., & Bowers, E. P. (2015). A Positive Youth Development Approach to Bullying. In Positive Youth Development in Global Contexts.
  • Mink, M. C. (2014). Bullying Prevention: Combining Whole-School Approaches and Positive School Climate.
  • Noviani, D. & Azkar, M. (2024). Student Disciplinary Practices in a Boarding School Environment
  • Nyoni, T., Steiner, J. J., Okumu, M., et al. (2022). Whole School Approach in Addressing Gender-Based Violence. Trauma, Violence, & Abuse.
  • Olweus, D. & Limber, S. (2010). Bullying prevention program overview.
  • Richard, J., Schneider, B., & Mallet, P. (2012). Revisiting the Whole-School Approach to Bullying. School Psychology International.
  • Ronc, A. (2017). Teaching Anthropology and ‘Uncertainty Competences’
  • Sideris, I. (2012). Educational Anthropology as a Major Approach for Educational Research
  • Spiel, C., Salmivalli, C., & Smith, P. K. (2011). Translational research: National strategies for violence prevention in school. International Journal of Behavioral Development, 35(5), 381–382. doi:10.1177/0165025411407556
  • Tsang, S., & Hui, E. (2015). Preventing and Combating School Bullying: A Conceptual Review.
  • Wearmouth, J., & Connors, B. (2004). Understanding student behaviour in schools. In J. Wearmouth, T. Glynn, R. C. Richmond & M. Berryman (Eds.), Understanding pupil behaviour in school: A diversity of approaches (pp. 1–15). London: David Fulton Publishing.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir