KAMU İHALE YASASININ ELEŞTİREL ANALİZİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
1- Kamu İhale Kanunu’nun Sürekli Değişmesinin Eleştirel Analizi
Türkiye’de kamu ihaleleri, 1 Ocak 2003 tarihinde yürürlüğe giren 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu
(KİK) ile düzenlenmektedir. Ancak bu kanun, yürürlüğe girdiği günden bu yana en çok değişikliğe
uğrayan yasal metinlerden biri haline gelmiştir. 2002 yılından günümüze kadar kanunda yapılan
değişikliklerin sayısı 200’ü aşmıştır (Sayıştay, 2023, s. 12).
Kamu İhale Kanunu’nun Sürekli Değişme Nedenleri
İhale mevzuatındaki bu dinamizm, teknik zorunluluklardan ziyade siyasi ve ekonomik tercihlerle
şekillenmiştir. Temel nedenler şunlardır:
• İstisnaların Genişletilmesi: Kanunun 3. maddesinde yer alan “istisnalar” kapsamı sürekli
genişletilerek, birçok büyük ölçekli projenin açık ihale usulü dışına çıkarılması hedeflenmiştir
(Güler, 2021, s. 45).
• Pazarlık Usulü (21/b) Suiistimali: Doğal afet veya salgın gibi ani durumlarda kullanılması
gereken “pazarlık usulü”, zamanla aciliyet arz etmeyen rutin projeler için de standart bir uygulama
haline getirilmiştir (Transparency International, 2022).
• AB Müfredatından Uzaklaşma: Kanun ilk çıktığında Avrupa Birliği standartlarına uyum amacı
taşırken, yapılan değişikliklerle bu standartlardan ve denetim mekanizmalarından kademeli olarak
uzaklaşılmıştır.
Sürekli Değişimden Kimler Kazançlı Çıktı?
Hukuki öngörülebilirliğin azaldığı ortamlarda, kazanç belirli odaklarda toplanmaktadır:
1. Büyük Ölçekli Müteahhitlik Grupları: “Davet usulü” ihaleler sayesinde rekabet baskısı olmadan
proje alan belirli şirketler, bu süreçten en kârlı çıkan kesim olmuştur.
2. Siyasi Karar Vericiler: İhale süreçlerinin esnetilmesi, bürokratik engelleri aşma hızı sağladığı
gibi, ekonomik kaynakların belirli sektörlere kanalize edilmesini kolaylaştırmıştır (Sönmez, 2020,
s. 88).
Devlete Olan Güvenin Sarsılması: Bir Analiz
Bir yasanın 24 yıl içinde yüzlerce kez değişmesi, hukuk devletinin en temel ilkelerinden biri olan
“hukuki güvenlik” ilkesini zedeler.
• Öngörülebilirlik Kaybı: Yatırımcılar, kuralların her an değişebileceği bir ortamda uzun vadeli
plan yapamazlar. Bu durum, yabancı sermaye girişini azaltırken yerli sermayenin de güvensizlik
hissetmesine neden olur.
• Adalet Duygusunun Zedelenmesi: Eşit şartlarda yarışma imkanının kalmadığı algısı, toplumda
“liyakat değil, yakınlık kazandırır” düşüncesini kemikleştirir.
• Kurumsal Erozyon: Kamu İhale Kurumu’nun (KİK) özerk yapısının zayıflaması, devletin
denetleme yeteneğine olan inancı sarsar (Eğilmez, 2023).
Olumsuz Sonuçların Bütüncül ve Eleştirel Analizi
İhale sistemindeki bu istikrarsızlığın sonuçları sadece ekonomik değil, sosyo-politik bir çöküşü de
beraberinde getirir:
1. Ekonomik Verimsizlik ve Kamu Zararı
Rekabetin olmadığı ihalelerde fiyatlar yapay olarak yükselir. Açık ihale usulü ile %20-30 oranında
sağlanan kırım (indirim) oranları, pazarlık usulünde minimize olur. Bu durum, doğrudan halkın
vergilerinin (kamu kaynaklarının) verimsiz kullanılması ve bütçe açıklarının büyümesi demektir
(Sayıştay, 2022).
2. Yolsuzluk Risklerinin Artması
Şeffaflığın azalması, yolsuzluk ve kayırmacılık için uygun zemin hazırlar. Uluslararası Şeffaflık
Örgütü’nün Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye’nin gerilemesinin en büyük sebeplerinden biri ihale
sistemindeki bu kapalılıktır.
3. Sektörel Tekelleşme
Küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) dev ihalelere girmesi zorlaşırken, sermaye belirli ellerde
toplanır. Bu durum, piyasa ekonomisinin doğasındaki “serbest rekabet” şartlarını yok eder.
“İhale mevzuatındaki her bir ‘istisna’ maddesi, aslında kamunun denetim yetkisinden bir parça
koparılması anlamına gelmektedir.” (Demir, 2021, s. 112).
2- İhale Sisteminin Kamu Etik Kurulu ve AB İlerleme Raporları Perspektifinden Analizi
İhale sistemindeki çarpıklıkların, Türkiye’nin uluslararası itibarı ve iç denetim mekanizmaları
üzerindeki etkileri, kurumsal aşınmanın en net görüldüğü alanlardan biridir. Bu süreci Kamu Etik
Kurulu ve Avrupa Birliği (AB) İlerleme Raporları perspektifinden analiz etmek, meselenin sadece
teknik bir mevzuat sorunu değil, aynı zamanda bir “demokrasi ve hukuk” sorunu olduğunu ortaya
koyar.
1. Kamu Etik Kurulu ve Denetim Mekanizmalarındaki Erozyon
Kamu görevlilerinin ihale süreçlerindeki tarafsızlığını korumakla yükümlü olan mekanizmalar,
mevzuatın sürekli esnetilmesiyle işlevsizleşmiştir.
• Etik İlkelerin İhlali: Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri, “dürüstlük, tarafsızlık ve kamu
yararını gözetme”yi esas alır. Ancak 21/b gibi usullerin rutinleşmesi, kamu görevlileri üzerinde
siyasi baskı oluşturarak “sadakati liyakatin önüne” geçirmektedir (Güler, 2021, s. 205).
• Hesap Verebilirlik Boşluğu: İhale kararlarını alan kurulların, aldıkları kararlar nedeniyle kişisel
sorumluluk taşımaması ve yargı muafiyetleri, etik dışı uygulamaların önünü açmaktadır.
• Sayıştay’ın Rolü: Sayıştay raporlarında her yıl “ihale mevzuatına aykırılıklar” tespit edilmesine
rağmen, bu raporların TBMM’de yeterince tartışılmaması ve adli sürece dönüşmemesi, denetim
mekanizmalarını sembolik düzeye indirmiştir (Sayıştay, 2023, s. 45).
2. Avrupa Birliği (AB) İlerleme Raporları ve Uluslararası Görünüm
Türkiye’nin AB üyelik sürecindeki en kritik fasıllardan biri olan “5. Fasıl: Kamu Alımları”, ihale
yasasındaki değişiklikler nedeniyle yıllardır en çok eleştiri alan başlık olmuştur.
• Geriye Gidiş Tespiti: 2023 AB İlerleme Raporu’nda, Türkiye’nin kamu alımları mevzuatında
“ciddi bir gerileme” olduğu, istisnaların kapsamının çok geniş olduğu ve şeffaflığın azaldığı açıkça
belirtilmiştir (European Commission, 2023).
• Yolsuzluk Algısı: İhale sistemindeki kapalı yapılar, Türkiye’nin Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün
“Yolsuzluk Algı Endeksi”nde 180 ülke arasında 100. sıraların altına gerilemesine neden olmuştur.
Bu durum, yabancı yatırımcıların hukuki güvenlik endişesiyle Türkiye’den uzaklaşmasına yol
açmaktadır (Transparency International, 2023).
İhale sistemindeki bu istikrarsızlık, devletin temel yapısında şu tahribatlara yol açar:
Tablo: Olumsuz Sonuçların Bütüncül Özeti
Alan Olumsuz Sonuç Etkisi
Siyasi Kayırmacılığın Kurumsallaşması Sosyal adaletin ve demokrasiye olan inancın
zayıflaması.
Ekonomik Verimsiz Kaynak Aktarımı Bütçe açıkları, enflasyon ve altyapı projelerinin fahiş
maliyeti.
Hukuki Yargısal Denetimin Baypas
Edilmesi “Hukuk Devleti” ilkesinden uzaklaşılması.
Sosyal Liyakat Algısının Kaybı Genç nesillerin devlete ve sisteme olan güveninin
sarsılması.
“Bir ülkede kamu ihaleleri, o ülkenin ahlaki aynasıdır. Eğer aynadaki görüntü pusluysa, bu sadece
ekonomik bir kayıp değil, toplumsal bir çürümedir.” (Sönmez, 2020, s. 180).
3- Gelişmiş ve Yükselen Ülkelerin Kamu İhale Sistemleri
Gelişmiş ve yükselen ekonomilerin kamu ihale sistemleri, şeffaflık, teknolojik entegrasyon ve yerli
sanayiyi stratejik destekleme açısından Türkiye için önemli dersler barındırmaktadır. Bu ülkelerdeki
modelleri analiz ederek Türkiye için uygulanabilir bir reform paketi oluşturabiliriz.
1. Küresel İhale Sistemleri Analizi ve Örnekler
Gelişmiş ülkelerdeki ihale sistemleri genellikle iki ana eksende toplanır: Tam Şeffaflık (Batı Modeli)
ve Stratejik Kalkınmacılık (Doğu Asya Modeli).
ABD ve Kanada: Şeffaflık ve KOBİ Desteği
ABD’de “Federal Acquisition Regulation” (FAR) sistemi uygulanır. En dikkat çekici özellik,
ihalelerin belirli bir oranının (yaklaşık %23) doğrudan küçük işletmelere (SBA – Small Business
Administration) ayrılması zorunluluğudur.
Örnek: Kanada’da “Buyandsell.gc.ca” platformu üzerinden tüm ihale verileri “açık veri” formatında
sunulur; hangi şirketin kaç ihale aldığı anlık izlenebilir (OECD, 2022).
Avrupa Birliği (AB): Rekabet ve Çevresel Standartlar
AB müfredatı (2014/24/EU sayılı Direktif), “En Düşük Fiyat” yerine “Ekonomik Açıdan En
Avantajlı Teklif” (MEAT) kriterini getirmiştir. Bu, sadece fiyata değil; kaliteye, çevresel etkiye ve
sosyal faydaya puan verilmesi demektir.
Örnek: İngiltere’de ihalelerde “Sosyal Değer Yasası” uygulanır; ihaleyi alan firma yerel istihdama ne
kadar katkı sağlayacağını kanıtlamak zorundadır (Transparency International, 2023).
Güney Kore ve Singapur: Dijitalleşme ve Yolsuzlukla Mücadele
Güney Kore’nin KONEPS sistemi, dünyadaki en gelişmiş e-ihale sistemidir. Tüm süreç parmak izi
okuma ve blockchain ile korunur, insan müdahalesi sıfıra yakındır.
Örnek: Singapur’da GeBIZ sistemi üzerinden ihaleye giren firmaların geçmiş performansları “yıldız
puanlaması” ile kamuya açıklanır; performansı düşük firma sistem dışı kalır.
Çin ve Rusya: Stratejik Korumacılık
Çin, kamu ihalelerini yerli teknoloji devlerini (Huawei, ZTE vb.) yaratmak için bir manivela olarak
kullanmıştır. Rusya ise kritik alımlarda “yerli malı ikamesi” (Import Substitution) politikasını yasal
bir zorunluluk olarak uygular (Adaman & Akbulut, 2021).
2. Türkiye İçin Stratejik İhale Reformu Önerileri
Küresel örnekler ışığında, Türkiye’deki yapısal sorunları (tekelleşme, garanti ödemeleri, liyakat
kaybı) çözecek “Yeni Nesil İhale Reformu” şu maddelerden oluşmalıdır:
A. “Puanlı” İhale Sistemi (Fiyattan Kaliteye Geçiş)
Sadece en düşük fiyatı veren değil; yerli hammadde kullanan, AR-GE yapan ve çevre dostu olan
firmalara +%20 puan verilmelidir.
Çözüm: AB’deki MEAT kriteri esas alınarak “Sosyal ve Çevresel Etki Puanı” yasal zorunluluk
haline getirilmelidir (Güler, 2021).
B. Tekelleşmeyi Kıran “KOBİ Kotası”
ABD modelinde olduğu gibi, toplam kamu ihalelerinin en az %20’si sadece KOBİ’lerin girebileceği
“küçük lotlara” bölünmelidir.
Çözüm: Büyük ölçekli “Beşli Yapı” benzeri kartelleşmeleri önlemek için, bir şirketin yıllık toplam
ihale hacmi, o sektörün toplam kamu alımının %10’unu geçememelidir.
C. Garanti Ödemelerinin Yerine “Kullanıcı Risk Modeli”
Güney Kore ve İngiltere’de olduğu gibi, hazine garantili geçiş ödemeleri sistemden çıkarılmalıdır.
Çözüm: Yatırımcıya “sayı garantisi” yerine “uzun süreli işletme hakkı” veya “vergi teşviki”
verilmelidir. Ticari risk (geçmeyen araç riski) tamamen yatırımcıya ait olmalıdır (Toker, 2021).
D. Blockchain Tabanlı “Milli İhale Platformu”
Güney Kore’nin KONEPS sistemi örnek alınarak EKAP, blockchain altyapısına taşınmalıdır.
Çözüm: İhale dosyaları yüklendiği andan itibaren değiştirilemez olmalı ve “Pazarlık Usulü” (21/b)
sadece deprem gibi milli afet anlarında yapay zekâ onayıyla açılabilmelidir (Sayıştay, 2023d).
E. “Nereden Buldun” ve Performans Denetimi
Singapur örneğindeki gibi, ihaleyi alan firmanın ve sahiplerinin servet artışı “Nereden Buldun
Yasası” ile izlenmelidir.
Çözüm: İşi eksik yapan veya fahiş fiyat farkı çıkaran firmalar “Kara Liste”ye alınmalı ve bu liste
halka açık tutulmalıdır (Sönmez, 2020).
Adalet ve Verimlilik
Gelişmiş ülkelerdeki başarı, ihaleyi bir “kaynak aktarımı” değil, bir “kamu hizmeti satın alma”
süreci olarak görmelerinden kaynaklanmaktadır. Türkiye, Kur’an’ın ekonomik ilkelerini, Güney
Kore’nin teknolojisi ve ABD’nin KOBİ desteğiyle birleştiren hibrit bir reform gerçekleştirmelidir.
4- Kamu İhale Sisteminin Dijitalleşme Sürecinin Analizi
Kamu ihale sisteminin dijitalleşme süreci (EKAP) ve yerli üreticinin korunması, sistemin hem teknik
verimliliğini hem de milli ekonomi içindeki stratejik rolünü belirleyen unsurlardır. İhale yasasındaki
sürekli değişimlerin bu iki alan üzerindeki etkilerini detaylıca analiz edelim.
1. Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP) ve Dijitalleşme
EKAP, kamu alımlarında şeffaflığı artırmak ve bürokrasiyi azaltmak amacıyla kurulmuştur. Ancak
yasal mevzuattaki belirsizlikler, dijitalleşmenin sağladığı avantajları kısıtlamaktadır.
• Veri Madenciliği ve Denetim: Dijital sistemler, ihaleye giren firmalar arasındaki organik bağları
(ortaklık yapıları, adres benzerlikleri vb.) tespit etme potansiyeline sahiptir. Ancak mevzuatın
sürekli esnetilmesi, bu tür bir “algoritmik denetimin” tam kapasiteyle çalışmasını engellemektedir
(Sayıştay, 2023, s. 112).
• İzlenebilirlik: EKAP sayesinde ihaleler ilan edilmekte ve sonuçlar yayınlanmaktadır. Ancak 21/b
gibi “pazarlık usulü” ihalelerin detayları ve sözleşme şartları, platformda genellikle kısıtlı bir
şekilde yer almakta; bu da tam bir kamusal denetimi imkansız kılmaktadır (Demir, 2021, s. 340).
2. İhalelerde Yerli Üreticinin Korunması
Kamu İhale Kanunu, yerli istekliler lehine %15’e kadar fiyat avantajı sağlanmasına imkan tanır. Bu,
milli sanayinin desteklenmesi ve döviz çıkışının önlenmesi için kritik bir araçtır.
• Stratejik Sektörler: Özellikle savunma, sağlık (tıbbi cihaz) ve bilişim sektörlerinde yerli malı
kullanım zorunluluğu, dışa bağımlılığı azaltmayı hedefler. Ancak ihale yasasındaki “istisnalar”
nedeniyle, birçok büyük ölçekli alım bu yerli koruma kalkanının dışına çıkarılmaktadır (Güler,
2021, s. 245).
• Küresel Rekabet ve Yerli Payı: Kanunun sürekli değişmesi, yerli üreticilerin orta ve uzun vadeli
yatırım yapmasını zorlaştırır. Üretici, “yıl sonunda mevzuat değişir de yabancıya kapı açılır mı?”
endişesiyle Ar-Ge yatırımlarından kaçınabilmektedir (Sönmez, 2020, s. 310).
3. Eleştirel Bakış: Dijitalleşme mi, Şeffaflaşma mı?
Tek başına dijitalleşme (EKAP), ihale sistemini “temizlemek” için yeterli değildir. Eğer sistemin arka
planındaki yasal mantık “kapalı kapılar ardında pazarlık” üzerine kuruluysa, dijitalleşme sadece bu
süreci daha hızlı hale getirir.
• Liyakat ve Emanet Bilinci: Bir sistem ne kadar dijital olursa olsun, karar verici mekanizmalar
Kur’anın “emaneti ehline veriniz” düsturuna ve Resul’ün adalet ilkelerine sadık kalmadıkça,
teknoloji sadece bir araç olarak kalır.
• Yerli Rant vs. Yerli Üretim: Yerli korumacılığı, bazen sadece belirli yerli şirketlere “rant
transferi” aracı olarak kullanılabilmektedir. Gerçek başarı, yerli firmanın bu avantajla küresel
ölçekte rekabetçi hale gelmesidir (Eğilmez, 2023).
Tablo: Mevcut Durum ve Gelecek Projeksiyonu
Unsur Mevcut Durum İdeal Hedef
EKAP Sadece ilan ve sonuç platformu Tam şeffaf, Blockchain tabanlı denetim
Yerli Avantajı Kısıtlı ve istisnalara takılıyor Stratejik sektörlerde tam ve zorunlu destek
Pazarlık Usulü Yaygın ve suiistimale açık Sadece gerçek acil durumlarda istisna
Güven Endeksi Düşük (Sürekli yasa değişimi
nedeniyle) Yüksek (Sabit ve adil kurallar sayesinde)
5- Kamu İhale Sistemindeki Bozulmaların Belediyeler Üzerindeki İzdüşümü
Kamu ihale sistemindeki bozulmaların yerel yönetimler (belediyeler) üzerindeki izdüşümü ve ihaleler
yoluyla elde edilen kaynakların yurt dışındaki mal varlıklarına dönüşme süreci, sistemin denetim
boşluklarını ve şeffaflık krizini daha mikro bir düzeyde gözler önüne serer.
1. Yerel Yönetimlerde (Belediyelerde) İhale Usulsüzlükleri
Belediyeler, kamu kaynaklarının vatandaşla en doğrudan buluştuğu alanlardır. Ancak 4734 sayılı
Kamu İhale Kanunu’ndaki boşluklar, yerel düzeyde “kayırmacılık” ve “haksız kazanç” kapılarını
aralamaktadır.
• Doğrudan Temin ve Parçalara Bölme: Kanunun 22. maddesinde yer alan “doğrudan temin”
sınırı, ihalelerin ilan edilmeden yapılmasına imkan tanır. Belediyeler, büyük bir işi ihale kanununa
takılmamak için yasal limitlerin altında kalacak şekilde küçük parçalara bölerek aynı firmaya
verebilmektedir (Güler, 2021, s. 405).
• Belediye İktisadi Teşebbüsleri (BİT) Üzerinden Denetimden Kaçma: Belediye bünyesindeki
şirketler (BİT), kamu ihale mevzuatının katı kurallarından sıyrılmak için bir “araç” olarak
kullanılmaktadır. Belediye işi kendi şirketine vermekte, şirket ise bu işi ihale yapmaksızın istediği
alt taşerona devretmektedir. Bu durum, şeffaflık zincirini tamamen kırmaktadır (Sayıştay, 2023, s.
160).
• Adrese Teslim Teknik Şartnameler: İhale şartnamelerine eklenen çok spesifik teknik kriterler
(örneğin sadece bir markada bulunan özellikler), ihaleyi önceden belirlenen firmanın almasını
garantilemektedir. Bu durum, Resul’ün emrettiği “ticarette dürüstlük ve haksız rekabetin
önlenmesi” ilkesini yerel düzeyde sarsmaktadır.
2. Şirketlerin Yurt Dışındaki Mal Varlıklarının Takibi
İhale sistemi üzerinden elde edilen fahiş kârların ve rantın, yerel paradan dövize çevrilerek yurt dışına
transfer edilmesi, milli sermaye kaybına ve ekonomik istikrarsızlığa yol açmaktadır.
• Sermaye Kaçışı ve “Off-shore” Hesaplar: KÖİ projeleri ve büyük kamu ihaleleriyle elde edilen
kazançlar, genellikle vergi cennetleri (Bermuda, Virgin Adaları vb.) üzerinden yurt dışına
çıkarılmaktadır. Bu durum, devletin vergi matrahını aşındırmakta ve Beytülmal’in (kamu malının)
sınır ötesine sızmasına neden olmaktadır (Sönmez, 2020, s. 412).
• Gayrimenkul ve Lüks Varlık Alımları: İhale zenginlerinin Londra, New York veya Dubai gibi
merkezlerde devasa gayrimenkul yatırımları yaptığı, uluslararası sızıntı belgelerinde (Pandora,
Panama Papers) sıkça yer bulmaktadır. Bu varlıklar, olası bir hukuki soruşturmada el konulmasını
zorlaştırmak için paravan şirketler üzerine kaydedilmektedir.
• Uluslararası Hukuki Takip (Asset Recovery): Bir ülkeden haksız yollarla çıkarılan varlıkların
geri getirilmesi süreci, Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi (UNCAC)
çerçevesinde yürütülür. Ancak Türkiye’deki ihale mevzuatının sürekli değişmesi ve “ticari sır”
kalkanı, bu varlıkların “haksız kazanç” olduğunu uluslararası mahkemelerde kanıtlamayı
zorlaştırmaktadır (Demir, 2021, s. 490).
3. Eleştirel Analiz: Yerel ve Küresel Yolsuzluk Sarmalı
Yerel yönetimlerdeki ihale usulsüzlükleri ile küresel mal varlığı transferi birbirini besleyen iki süreçtir.
1. Siyasi Finansman: Belediyelerden sağlanan rant, genellikle siyasetin finansmanında
kullanılmakta; bu da liyakatin yerine “sadakat ağlarının” kurulmasına neden olmaktadır.
2. Milli Güvenlik Riski: Kamu kaynaklarının kontrolsüzce yurt dışına transfer edilmesi, ülkenin
dış borç ödeme kapasitesini zayıflatmakta ve ekonomik bağımsızlığını tehlikeye atmaktadır
(Eğilmez, 2023).
3. Etik Çöküş: Kur’anın emanet ve adalet ilkeleri, yerel yönetimlerdeki “eş-dost kayırmacılığı”
ve küresel düzeydeki “servet gizleme” pratikleri ile tamamen aşındırılmaktadır.
6- Kamu İhalelerinde “Çevresel ve Sosyal Etki Analizleri” (ÇSEA)
Kamu ihalelerinde “Çevresel ve Sosyal Etki Analizleri” (ÇSEA), bir projenin sadece maliyet ve teknik
yeterlilik açısından değil, doğaya ve topluma vereceği uzun vadeli etkiler açısından
değerlendirilmesidir. Türkiye’deki ihale pratiğinde bu analizler, genellikle yasal bir formalite olarak
görülmekte ve ihalelerin hızla sonuçlandırılması adına “yol açıcı” birer araç olarak kullanılmaktadır.
1. Çevresel ve Sosyal Etki Analizlerinin (ÇSEA) Önemi
Gelişmiş ekonomilerde ÇSEA, ihalenin ayrılmaz bir parçasıdır. Bir baraj, maden sahası veya otoyol
projesinin ekosistemi nasıl değiştireceği ve yerel halkın yaşam kalitesini nasıl etkileyeceği ihale
öncesinde netleştirilmelidir.
• Sürdürülebilirlik: Projenin karbon ayak izi, su kaynaklarına etkisi ve biyolojik çeşitliliği koruma
kapasitesi bu analizlerle ölçülür.
• Toplumsal Kabul: Sosyal etki analizi, projenin uygulanacağı bölgedeki insanların mülkiyet
haklarını, istihdam olanaklarını ve kültürel miraslarını korumayı hedefler. Halkın rızasının
alınmadığı projeler, hukuki ihtilaflara ve toplumsal dirençlere yol açar (Güler, 2021, s. 450).
• Uzun Vadeli Kamu Yararı: Bugün ucuz görünen bir ihale, yarattığı çevre kirliliği veya sosyal
göç nedeniyle gelecekte kamuyu çok daha büyük bir rehabilitasyon maliyetiyle karşı karşıya
bırakabilir.
2. Mevcut Sistemin Eleştirel Analizi
Türkiye’de kamu ihaleleri ve Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçleri arasındaki ilişki,
“şeffaflık ve denetim” ekseninde ciddi sorunlar barındırmaktadır.
• “ÇED Gerekli Değildir” Kararlarının Rutinleşmesi: Özellikle büyük ölçekli ve hazine garantili
projelerde, ÇED süreçleri ihale hızını kesmemesi için baypas edilmektedir. Yargıya taşınan birçok
projede, mahkemelerin yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen inşaatların devam etmesi, hukuki
güvenliği zedelemektedir (Demir, 2021, s. 530).
• Sosyal Etki Analizinin İhmali: İhalelerde yerel halkın sosyo-ekonomik durumu genellikle göz
ardı edilir. Acele kamulaştırma kararlarıyla insanların topraklarından edilmesi, Resul’ün emanet
ettiği “kul hakkı” ve “mülkiyetin kutsallığı” ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
• Ekonomik Önceliğin Tahakkümü: İhale yasasındaki sürekli değişimler, çevresel koruma
standartlarını “yatırımın önündeki engel” olarak kurgulamıştır. Bu bakış açısı, kaynakların verimli
kullanılmasını değil, kısa vadeli rantın maksimize edilmesini sağlar (Sönmez, 2020, s. 460).
3. Dini ve Etik Perspektif: Doğayı ve Toplumu Korumak
İslam hukukunda doğa, insana emanet edilmiş bir “mizan” (denge) üzerinedir.
• Emanete Riayet: Kur’an, “Yeryüzünde ıslah edildikten sonra fesat çıkarmayın” (A’raf, 56)
buyurur. Çevreyi tahrip eden, su kaynaklarını kirleten veya ormanları ranta açan bir ihale süreci,
bu ilahi emanete hıyanet olarak değerlendirilir.
• Kamuoyu Görüşü (Şura): Sosyal etki analizi, özünde bir “istişare” (danışma) sürecidir. Bölge
halkının görüşünün alınmadığı bir proje, Resul’ün yönetimde şeffaflık ve danışma prensiplerine
aykırıdır.
Tablo: Reform Önerileri: İhaleyi Doğa ve Toplumla Barıştırmak
Öneri Mevcut Durum Hedeflenen Yapı
Bağımsız
Denetim Şirketlerin hazırlattığı ÇED raporları Özerk ve bilimsel heyetlerce hazırlanan
analizler
Yasal
Zorunluluk
ÇED süreçlerinin ihale sonrası
tamamlanması
ÇSEA onayı olmayan projenin ihale
edilememesi
Sosyal Onay Yerel halkın projeden habersiz olması “Halkın Katılımı Toplantıları”nın
bağlayıcı olması
7- İhale Sistemindeki Yapısal Bozulmalar ile Yargı Bağımsızlığı Arasındaki İlişki
İhale sistemindeki yapısal bozulmalar ile yargı bağımsızlığı arasındaki ilişki, “denetleyen” ve
“denetlenen” arasındaki güç dengesinin yitirilmesiyle doğrudan bağlantılıdır.
Yargı Bağımsızlığı ve İhale İlişkisi: Kısa Analiz
Kamu ihalelerinde şeffaflığın yitirilmesi ve kanunun sürekli değişmesi, yargı mekanizmasının bu
süreçleri denetleme kabiliyetini şu yollarla zayıflatmaktadır:
• Hukuki Öngörülebilirliğin Kaybı: İhale yasasındaki 200’den fazla değişiklik, yargıçların
istikrarlı bir içtihat oluşturmasını engellemiş; yasayı “idari bir enstrüman” haline getirmiştir
(Gözler, 2023, s. 45).
• Yargısal Denetimin Kısıtlanması: “İvedilik” gerekçesiyle (21/b gibi) yapılan ihalelerde yargı,
çoğu zaman “yerindelik denetimi” yapamayacağı gerekçesiyle sürecin dışına itilmektedir. Bu
durum, idarenin keyfi kararlarını yargı denetiminden kaçırmasına yol açar (Bedirhanoğlu, 2020, s.
112).
• Liyakat ve Atama Baskısı: Kamu İhale Kurulu ve yüksek yargı organlarına yapılan atamalarda
liyakat yerine siyasi sadakatin öncelenmesi, ihalelerdeki usulsüzlüklerin yargıdan dönme
ihtimalini azaltmaktadır (Öniş, 2021).
Özet: Yargı bağımsızlığının olmadığı bir sistemde, ihale mevzuatı ne kadar mükemmel olursa olsun,
Kur’an’ın vurguladığı “emanete riayet” ve adalet terazisi tek taraflı işlemeye mahkumdur. Yargı, kamu
kaynağının koruyucusu değil, mevcut kararların onaylayıcısı konumuna düşmektedir (Buğra, 2020).
8- İhale Sistemine Yönelik Akademik ve Eleştirel Perspektifler
İhale mevzuatındaki değişimleri, hazine garantili projeleri ve bu sürecin sosyo-ekonomik etkilerini
farklı disiplinlerden akademisyenlerin ve hukukçuların perspektifleriyle genişleterek analiz edelim. Bu
analizde, sistemin yapısal sorunlarını sadece ekonomi değil, siyaset bilimi, etik ve anayasa hukuku
ekseninde ele alan farklı görüşlere yer verilmiştir.
1. Akademik ve Eleştirel Perspektifler
Hukuki Güvenlik ve Anayasal Aşınma: Prof. Dr. Kemal Gözler, anayasa hukuku açısından bir
kanunun bu denli sık değişmesinin “hukuki belirlilik” ilkesini yok ettiğini savunur. Gözler’e göre,
kuralların sürekli değiştiği bir sistemde hukuk, öngörülebilir bir rehber olmaktan çıkıp idarenin anlık
ihtiyaçlarına hizmet eden bir araç haline gelir (Gözler, 2023).
Kayırmacı Kapitalizm ve Devlet-Piyasa İlişkisi: Prof. Dr. Ayşe Buğra, Türkiye’deki devlet-iş
dünyası ilişkilerini “kayırmacı” bir yapı olarak tanımlar. İhale mevzuatındaki esnekliklerin, rekabetçi
bir piyasa oluşturmak yerine, siyasi otoriteye sadık bir iş adamı sınıfı yaratmak için kullanıldığını
belirtir. Bu durum, ekonomik verimlilikten ziyade siyasi hayatta kalma stratejisinin bir parçasıdır
(Buğra, 2020).
KÖİ Projeleri ve “Gelecek Hırsızlığı”: Dr. Çiğdem Toker, hazine garantili projeleri “kamu
kaynağının özelleştirilmesi” olarak nitelendirir. Toker, sözleşmelerdeki gizlilik maddelerinin halkın
denetim hakkını elinden aldığını ve bu projelerin aslında birer “kamu borçlanma aracı” olduğunu
verilerle ortaya koyar (Toker, 2021).
Dini-Etik Sorumluluk ve Beytülmal: Prof. Dr. Hayrettin Karaman, doğrudan ihale özelinde olmasa
da, kamu malının (Beytülmal) korunmasının dini bir zorunluluk olduğunu ve bu malın dağıtımında
adaletten sapmanın büyük bir vebal olduğunu vurgular. İhale süreçlerinde liyakatin gözetilmemesi,
emanet bilincine aykırı bir tutum olarak değerlendirilir (Karaman, 2022).
2. Bütüncül Eleştirel Analiz: Olumsuz Sonuçlar
İhale sistemindeki bu yapısal bozulmanın sonuçları, farklı yazarların ortaklaştığı şu noktalarda
toplanmaktadır:
1. Maliyet Şişkinliği: Rekabetin olmadığı yerde fiyatlar suni olarak yükselir. Bu, enflasyonun ve
bütçe açığının gizli motorudur.
2. Liyakat Erozyonu: “Neyi bildiğin değil, kimi tanıdığın” ilkesinin geçerli olduğu bir ihale düzeni,
dürüst girişimciyi sistem dışına iter.
3. Hukuki Meşruiyet Kaybı: Kuralların kişiye göre esnetilmesi, Kur’an’ın vurguladığı “hak ve
adalet” terazisini bozar.
9- “Katılımcı Bütçe” Modeli ile “Nereden Buldun Yasası”nın Analizi
Yerel yönetimlerdeki ihale usulsüzlüklerini engellemek ve kamu kaynaklarının yurt dışına
kontrolsüzce kaçışını durdurmak için önerilen “Katılımcı Bütçe” modeli ile “Nereden Buldun Yasası”,
şeffaf bir devlet yapısının iki temel sütununu oluşturur. Bu mekanizmaların işleyişini ve neden elzem
olduklarını detaylandıralım.
1. Katılımcı Bütçe: Yerel Demokrasi ve Şeffaflık
Katılımcı bütçe, belediyelerin harcama kalemlerinin sadece seçilmiş bir grup veya bürokrat tarafından
değil, doğrudan o bölgede yaşayan vatandaşlar tarafından belirlenmesidir.
• İhalelerin Toplumsallaşması: İhaleye konu olan projelerin (park, yol, tesis) gerekliliğine mahalle
meclisleri karar verir. Bu, “ihtiyaç dışı” projeler üzerinden rant devşirilmesini engeller.
• Canlı Yayın ve Dijital İzleme: Belediyelerin tüm ihale süreçleri sosyal medya ve belediye web
siteleri üzerinden canlı yayınlanmalı; teknik şartnameler halkın denetimine açılmalıdır (Güler,
2021, s. 425).
• Hesap Verebilirlik: Vatandaş, ödediği verginin nereye harcandığını bizzat takip ederse, Nebi’nin
emanet bilinci yerel düzeyde kurumsallaşır. Bu modelde “kapalı kapılar ardında” ihale yapma alanı
daralır.
2. “Nereden Buldun Yasası”: Mali Şeffaflık ve Adalet
Bu yasa, kamu görevlilerinin ve kamu ihalelerinden büyük pay alan şirket sahiplerinin, servetlerindeki
artışı yasal gelirleriyle ispat etmelerini zorunlu kılar.
• İspat Yükümlülüğü: Mevcut sistemde yolsuzluğu kanıtlama yükü devletteyken, bu yasada “aşırı
zenginleşen” kişi, bu varlığı nasıl elde ettiğini ispat etmek zorundadır. İspat edilemeyen varlıklar,
“haksız kazanç” sayılarak kamuya devredilir (Demir, 2021, s. 510).
• Varlık Barışı Suiistimallerinin Önlenmesi: Sürekli çıkarılan “Varlık Barışı” yasaları, yurt
dışındaki kayıt dışı paranın kaynağı sorulmadan ülkeye girmesine ve aklanmasına neden
olmaktadır. “Nereden Buldun Yasası”, bu aklama döngüsünü kırarak dürüst ticaret erbabını korur.
• Yurt Dışı Varlıkların Takibi: Bu yasa, uluslararası otomatik bilgi paylaşımı anlaşmalarıyla
birleştiğinde, ihale rantıyla yurt dışından alınan gayrimenkullerin ve off-shore hesapların izini
sürmeyi mümkün kılar (Sönmez, 2020, s. 435).
3. Eleştirel Analiz: Hukuk Devleti ve Etik Geri Dönüş
Bu iki düzenlemenin hayata geçirilmesi, Türkiye’nin uluslararası arenadaki “yolsuzluk algısını” kökten
değiştirecektir.
1. Ekonomik Güven: Şeffaf bir bütçe ve denetlenen bir servet yapısı, ülkeye “sıcak para” yerine,
kuralcı ve uzun vadeli “doğrudan yabancı yatırımcı” çeker (Eğilmez, 2023).
2. Toplumsal Adalet: Resul’ün ticaret hukukunda vurguladığı “aldatan bizden değildir” ilkesi, yasal
bir yaptırıma dönüşür. Kazancını alın teriyle elde eden esnaf ile ihale rantıyla zenginleşen
arasındaki adaletsizlik giderilir.
3. Hukuki Caydırıcılık: “Nasılsa kimse sormaz” algısı yıkıldığında, kamu kaynaklarına el
uzatmanın maliyeti artar ve liyakat sistemi yeniden canlanır.
10- Kamu Bankaları Üzerinden Belirli Firmalara Sağlanan Kredi İmtiyazları
Kamu bankaları üzerinden belirli firmalara sağlanan kredi imtiyazları, “finansal kayırmacılık”
(financial cronyism) literatürünün en temel sorunlarından biridir. Halkın mevduatıyla oluşan bu
kaynakların, liyakat ve ticari rasyonellik yerine siyasi yakınlık veya ihale garantileri üzerinden
dağıtılması, hem ekonomik hem de etik bir “emanete hıyanet” sorunudur.
Bu meseleyi adil, etik ve kamu yararı ekseninde çözmek için önerilen yapısal yol haritası aşağıdadır:
1. Finansal Şeffaflık ve “Kredi İzleme” Reformu
Kamu bankalarının kredi verme süreçleri, ticari sır kalkanının arkasına saklanamayacak kadar
kamusaldır.
Büyük Kredi Açıklama Zorunluluğu: Belirli bir tutarın (örneğin 100 milyon TL) üzerindeki tüm
nakdi ve gayri nakdi krediler, firmanın ismi ve geri ödeme şartlarıyla birlikte (ticari detaylar gizli
tutularak) Kamu Aydınlatma Platformu benzeri bir yapıda halka duyurulmalıdır.
İlişkili Taraf Denetimi: İhaleyi alan firmanın ortaklarının, kamu bankası yönetim kurulu veya siyasi
karar vericilerle olan bağları bağımsız bir “Kredi Etik Kurulu” tarafından incelenmelidir (Sönmez,
2020).
2. “Görev Zararı” Kavramının Tasfiyesi
Kamu bankalarının piyasa faizinin altında kredi vererek zarar etmesi ve bu zararın Hazine (halk)
tarafından karşılanması sistemine son verilmelidir.
Rasyonel Bankacılık: Kamu bankaları, ihaleyi alan firmaya kredi verirken “ihale garantisini” değil,
firmanın kendi mali yapısını ve geri ödeme kapasitesini esas almalıdır.
Sermaye Enjeksiyonu Yasağı: Kendi hatalı kredi politikaları nedeniyle sermaye kaybeden kamu
bankalarına Hazine’den kontrolsüz nakit aktarımı yasaklanmalı; banka yönetimi mali zararlardan
şahsen sorumlu tutulmalıdır (Eğilmez, 2023).
3. Etik ve Dini Perspektif: Beytülmal’in Korunması
Halkın parası olan mevduatlar, İslam hukukunda ve kamu etiğinde “Beytülmal” (ortak hazine)
hükmündedir.
Emanet Bilinci: Nebi’nin “Her biriniz birer çobansınız ve sürünüzden sorumlusunuz” hadisi gereği,
kamu bankası yöneticileri bu kaynağı dağıtırken sadece kâr-zarar değil, toplumsal adalet terazisini de
gözetmelidir.
Adil Bölüşüm: Kaynağın sadece dev inşaat firmalarına akıtılması, esnafın ve çiftçinin krediye
erişimini engellemektedir. Bu, Kur’an’daki “Servet aranızda sadece zenginler arasında dönüp dolaşan
bir güç olmasın” (Haşr, 7) ilkesinin doğrudan ihlalidir (Karaman, 2022).
Tablo: Somut Çözüm Önerileri: “Mali Filtreleme”
Adım Uygulama Yöntemi Amacı
Bağımsız
Denetim
Kamu bankaları Sayıştay tarafından tam
yetkiyle denetlenmelidir.
Gizli kredi protokollerini açığa
çıkarmak.
Kredi Sınırı Bir firmanın toplam kredi hacmi, öz
sermayesinin belirli bir oranını geçemez.
“Batık kredi” ve “suni büyüme” riskini
önlemek.
İhale-Kredi
Bağı
İhale şartnamesine “kamu bankasından
finansman zorunluluğu” konulamaz.
Rekabeti ve özel bankacılık katılımını
teşvik etmek.
Performans
Şartı
Kredi, projenin ilerleme aşamalarına göre
dilimler halinde verilmelidir.
Paranın başka alanlara (yurt dışına
kaçış vb.) aktarılmasını engellemek.
Özet: Kamusal Vicdanın Tesisi
Kamu bankaları üzerinden sağlanan rantın çözümü; yargı bağımsızlığı, merkez bankası özerkliği ve
Sayıştay denetiminin etkinleştirilmesinden geçer. Halkın parasıyla zenginleşen bir azınlık yerine,
halkın parasıyla kalkınan bir toplum inşa etmek, Nebi’nin dürüstlük ve psikolojikadalet mirasına sahip
çıkmak demektir (Güler, 2021).
11- Siyasi Finansman Yasası ve Etik Kurullarla Entegrasyonunun Analizi
Kamu ihale sistemindeki bozulmaların temel kaynağı, çoğu zaman siyasetin finansmanı ile kamu
kaynaklarının dağıtımı arasındaki simbiyotik ilişkidir. Bu döngüyü kırmak için ihale reformunun,
“Siyasi Finansman Yasası” ve güçlendirilmiş “Etik Kurullar” ile entegre edilmesi bir zorunluluktur.
1. Siyasi Finansman Yasası ve İhale Denetimi Entegrasyonu
Türkiye’de seçim harcamalarının şeffaf olmaması, ihalelerin birer “siyasi finansman aracı” olarak
kullanılmasına yol açmaktadır. Bu iki alanı birbirine bağlayan bir denetim mekanizması şu şekilde
kurulmalıdır:
Siyasi Bağlantılı Firmaların (PEP) İzlenmesi
Uluslararası standartlarda “Politically Exposed Persons” (Siyasi Nüfuz Sahibi Kişiler) olarak
adlandırılan kavram, Türk hukukuna ihale bağlamında dahil edilmelidir.
• Reform: Milletvekilleri, belediye başkanları ve parti yöneticilerinin birinci ve ikinci derece
yakınlarının ortak olduğu firmaların kamu ihalelerine girmesi ya tamamen yasaklanmalı ya da
bu ihaleler “yüksek riskli” kategorisinde özel bir kurul tarafından denetlenmelidir (Güler,
2021).
Seçim Bağışları ve İhale Ödülleri Arasındaki Korelasyon
• Dijital Eşleşme: Yüksek Seçim Kurulu (YSK) bağış verileri ile Kamu İhale Kurumu (KİK)
ihale verileri yapay zekâ ile eşleştirilmelidir. Bir partiye veya adaya bağış yapan firmanın,
seçimden hemen sonra o idareden büyük ölçekli ihale alması “otomatik soruşturma” sebebi
sayılmalıdır (Sönmez, 2020).
• Harcama Limitleri ve Şeffaflık: Siyasi partilerin seçim harcamaları kalem kalem halka
açılmalıdır. Finansmanın kaynağı belgelenemeyen her harcama, kamu maliyesine karşı
işlenmiş bir suç olarak tanımlanmalıdır (Bedirhanoğlu, 2020).
2. İhalelerde “Etik Kurullar” ve Yapısal Öneriler
Mevcut etik kurullar genellikle tavsiye niteliğinde kararlar alan, yaptırım gücü zayıf yapılardır. İhale
sistemini arındıracak etkili bir “Kamu İhale Etik Kurulu” şu özelliklere sahip olmalıdır:
Kurumsal Yapı ve Bağımsızlık
• Karma Kompozisyon: Kurul; sadece bürokratlardan değil, üniversitelerin etik kürsülerinden
akademisyenler, Barolar Birliği temsilcileri, Sayıştay denetçileri ve ilgili sektörün meslek odası
temsilcilerinden oluşmalıdır.
• Atama Usulü: Üyeler yürütme organı tarafından değil, liyakat esaslı bir havuzdan TBMM’de
nitelikli çoğunlukla (üçte iki) seçilmelidir. Bu, Nebi’nin “istişare” ve “emaneti ehline verme”
ilkelerinin kurumsal karşılığıdır (Karaman, 2022).
Yetki ve Yaptırım Gücü
• Veto Yetkisi: Etik Kurul, şeffaflık ilkelerine aykırı bulduğu veya “adrese teslim” şüphesi
taşıyan ihaleleri, ihale sonuçlanmadan durdurma ve teknik şartnameyi revize ettirme yetkisine
sahip olmalıdır.
• Kara Liste ve Etik Sicil: İhalelerde etik dışı davranış sergileyen firmalar için “Etik Sicil”
tutulmalı; bu sicili bozuk olan firmalar 5 ile 10 yıl arasında kamu ihalelerinden men edilmelidir
(Transparency International, 2022).
3. Eleştirel Analiz: Sistemin Arındırılması
Siyasi finansman denetlenmediği sürece, ihale yasası ne kadar mükemmel olursa olsun, “kayırmacılık”
(kronizm) bir sızıntı gibi sisteme sızacaktır.
• Ekonomik Etki: Siyaseti finanse etmek için şişirilen ihale bedelleri, doğrudan halkın sırtındaki
enflasyon yüküdür. Bu bağın koparılması, kamu harcamalarında yıllık bazda en az %20-30
oranında reel tasarruf sağlar (Eğilmez, 2023).
• Hukuki Güven: Etik kurulların gerçek bir “yargısal denetim öncesi filtre” işlevi görmesi,
mahkemelerin yükünü azaltacak ve hukuki öngörülebilirliği artıracaktır (Gözler, 2023).
• Ahlaki Onarım: Kur’an’ın adalet terazisi, ancak denetleyenin de denetlendiği, gücün tek elde
toplanmadığı bir yapıda dengede durur. Kamu kaynaklarının bir “ganimet” değil, “toplumsal
emanet” olduğu bilinci bu reformlarla korunabilir.
12- Kamu İhale Sistemindeki Ekonomik ve Etik Bir Paradigma Değişimi
Kamu ihale sistemindeki yapısal sorunların çözümü, sadece yasal bir metin değişikliği değil, aynı
zamanda ekonomik ve etik bir paradigma değişimi gerektirir.
1. Tekelleşme ve Kartelleşme ile Mücadele
Büyük ölçekli şirketlerin ihaleleri domine etmesi, giriş engelleri yaratarak rekabeti yok etmektedir.
– Etkili Tedbirler:
İhale Bölünmesi (Lotlara Ayırma): Dev projelerin tek bir paket yerine, teknik olarak mümkün olan
en küçük parçalara bölünerek ihale edilmesi, KOBİ’lerin de sürece dahil olmasını sağlar (Güler, 2021,
s. 425).
Pazar Payı Sınırı: Bir şirketin veya grubun, belirli bir sektördeki kamu ihalelerinden alabileceği yıllık
toplam paya üst sınır getirilmelidir.
Yapay Zekâ Destekli Kolüzyon (Danışıklı Dövüş) Analizi: İhaleye giren firmalar arasındaki organik
bağları ve teklif benzerliklerini saptayan algoritmalarla kartelleşme anlık olarak denetlenmelidir
(Sayıştay, 2023d).
2. Yerli Sermayenin Yabancı Sermayeye Karşı Güçlendirilmesi
Yabancı yatırımcıyı kaçırmadan yerli sanayiyi korumak “akıllı korumacılık” ile mümkündür.
– Çözüm Önerileri:
Teknoloji Transferi Şartı: Yabancı firmaların büyük ihaleleri alabilmesi için yerli bir ortakla
konsorsiyum kurması veya teknoloji transferi yapması zorunlu kılınmalıdır.
Fiyat Avantajı ve Yerli Malı Belgesi: Mevcut %15 yerli fiyat avantajı, stratejik sektörlerde (yazılım,
yüksek teknoloji) daha efektif uygulanmalı; ancak bu, yerli firmanın kalitesini artırması şartına
bağlanmalıdır (Şenses, 2022).
Yerli Mühendislik Puanlaması: İhale değerlendirme kriterlerinde “yerli mühendis istihdamı” ve
“yerli hammadde kullanımı” puanı artırılarak pozitif ayrımcılık yapılabilir.
3. Fırsatçılık Risklerinin Minimize Edilmesi
Piyasadaki fiyat dalgalanmalarını kullanarak kamu zararını artıran fırsatçılığı engellemek için mali
disiplin şarttır.
– Risk Yönetimi:
Dinamik Fiyat Güncelleme Modelleri: İhale bedelleri, sadece döviz kuruna değil, sektörel maliyet
endekslerine (demir, çimento vb.) göre güncellenmeli; fahiş kâr artışları kamuya iade edilmelidir
(Demir, 2021b).
Performans Teminatlarının Artırılması: İşi zamanında veya şartnameye uygun bitirmeyen firmalara
uygulanan cezalar caydırıcı hale getirilmeli ve bu firmalar “kara liste”ye alınarak belirli süre
ihalelerden men edilmelidir.
4. Garanti Ödemelerinin İhale Sisteminden Çıkarılması
Hazine garantili modeller, bütçe üzerinde sürdürülemez bir yük oluşturmaktadır.
– Alternatif Öneriler:
Kamu Öz Kaynak Odaklı Yatırım: Stratejik projeler, dış borçlanma yerine “Varlık Fonları” veya
düşük faizli kamu tahvilleriyle finanse edilmelidir (Eğilmez, 2023).
Talep Garantisi Yerine Gelir Paylaşımı: Şirkete “şu kadar araç geçecek” garantisi vermek yerine,
projenin geliri belirli bir eşiği aşınca kamunun pay alacağı, aşmadığında ise şirketin ticari riski
üstleneceği modeller geliştirilmelidir (Toker, 2021).
Sözleşme Revizyonu (Rebus Sic Stantibus): Mevcut garantili sözleşmeler, kamu yararı ve aşırı ifa
güçlüğü gerekçesiyle yerli para birimine çevrilerek yeniden müzakere edilmelidir (Türk Borçlar
Kanunu, 2011).
5. Adil ve Şeffaf Başvuru Sistemi Önerileri
Piyasaya yeni giren (start-up) firmaları dışlamayan bir yapı için sistem sadeleştirilmelidir.
– Sistem Önerileri:
Bürokratik Basitleştirme: Tekrar eden evrak işleri yerine “Dijital Kimlik” ve “Tek Pencere”
sistemiyle başvurular saniyeler içinde tamamlanmalıdır.
İş Deneyim Belgesi Bariyerinin Esnetilmesi: Yeni kurulan ama nitelikli kadroya sahip firmalar için
“iş deneyim belgesi” yerine “teknik yeterlilik” ve “personel kalitesi” puanlaması getirilmelidir
(Adaman & Akbulut, 2021).
Açık Veri Portalı: Tüm ihale şartnameleri, hazırlık aşamasından itibaren kamuoyuna açılmalı;
firmalar şartnamelere dijital ortamda itiraz edebilmeli veya öneri sunabilmelidir.
13- Uluslararası Tahkim Baskısına Karşı Stratejik Savunma Analizi
Türkiye’nin ihale reformu sürecinde karşı karşıya kalacağı en büyük iki stratejik başlık; bir yanda
geçmişten gelen ağır mali yükümlülüklerin uluslararası hukuk pençesinden kurtarılması, diğer yanda
ise geleceğin yerli teknoloji devlerinin ihale kaldıracıyla inşa edilmesidir. Bu iki konuyu derinlemesine
analiz edelim.
1. Uluslararası Tahkim Baskısına Karşı Stratejik Savunma
Hazine garantili sözleşmelerin revize edilmesi sürecinde karşılaşılan en büyük engel, bu sözleşmelerin
uluslararası tahkim (ICSID vb.) koruması altında olmasıdır. Ancak bu bariyeri aşmak için hukuki ve
diplomatik bir yol haritası mümkündür:
• “Yolsuzluk ve Kamu Düzeni” Savunması: Uluslararası hukukta, rüşvet veya ağır
usulsüzlükle sakatlanmış sözleşmeler korunmaz. Eğer ihalelerin veriliş sürecinde şeffaflık
ilkelerinin ihlal edildiği (adrese teslim şartnameler vb.) somut delillerle kanıtlanırsa, Türkiye
“Kamu Düzeni” (Public Policy) istisnasını ileri sürerek sözleşmeleri geçersiz kılabilir (Gözler,
2023).
• “Rebus Sic Stantibus” (Öngörülemezlik) Savunması: Pandemi, küresel ekonomik kriz ve
döviz kurlarındaki fahiş artışlar; sözleşmenin yapıldığı andaki dengeleri tamamen bozmuştur.
Türk Borçlar Kanunu Madde 138 ve uluslararası teamül hukuku, bu “aşırı ifa güçlüğü”
durumunda sözleşmelerin güncel şartlara uyarlanmasını (yerli paraya çevrilmesini) haklı çıkarır
(Türk Borçlar Kanunu, 2011).
• Vergi Egemenliği Hakkı: Tahkim heyetleri devletlerin vergilendirme yetkisine doğrudan
müdahale edemez. “Beklenmedik Kazanç Vergisi” (Windfall Tax) ile fahiş kârların kamuya
iade edilmesi, tahkim engelini aşan meşru bir yoldur (Eğilmez, 2023).
2. Yerli Teknoloji Devlerini İhale Yoluyla Büyütmek (Kaldıraç Modeli)
Güney Kore ve Çin örneklerinde olduğu gibi, kamu ihaleleri “satın alma” değil, bir “sanayileşme” aracı
olarak kullanılmalıdır. Togg ve Baykar gibi örnekler, bu modelin tohumlarıdır.
• “Alım Garantili” AR-GE İhaleleri: Devlet, sadece mevcut ürünü almamalı; “şu özelliklere
sahip bir yerli çipi veya yazılımı geliştirirsen 10 yıl boyunca alım garantisi veriyorum”
demelidir. Bu, yerli firmanın finansman bulmasını ve ölçeklenmesini sağlar (Adaman &
Akbulut, 2021).
• Teknoloji Transferi ve Ofset Anlaşmaları: Yabancı bir firmadan alınması zorunlu olan kritik
teknolojilerde (örneğin nükleer santral veya hızlı tren), ihalenin en az %50’sinin yerli yan sanayi
ile yapılması ve teknolojinin “kaynak kodlarının” paylaşılması şart koşulmalıdır.
• Yerli Yazılım ve Bilişim Önceliği: Kamudaki dijital dönüşüm ihaleleri (e-devlet, hastane
sistemleri vb.) tamamen yerli start-up’lara açılmalı; “iş bitirme belgesi” gibi bariyerler bu
firmalar için esnetilerek milli bir yazılım ekosistemi yaratılmalıdır (Şenses, 2022).
3. Eleştirel Analiz ve Çözüm Özeti
İhale sistemi, bir devletin bağımsızlığının ve adaletinin aynasıdır. Reform süreci şu üçlü sacayağı
üzerine kurulmalıdır:
1. Hukuki Tasfiye: Geçmişin fahiş garantili yükleri, uluslararası hukuk enstrümanlarıyla makul
seviyelere çekilmeli; Resul’ün adalet terazisi yeniden kurulmalıdır.
2. Stratejik Destek: Kamu ihaleleri, Kur’a’ın “emaneti ehline veriniz” düsturuyla, milli
teknolojiyi geliştirecek liyakatli firmalara bir kaldıraç olarak sunulmalıdır (Güler, 2021).
3. Dijital Denetim: İnsan müdahalesini sıfırlayan, blockchain tabanlı şeffaf bir başvuru
sistemiyle “kapalı kapılar ardında ihale” devri tamamen kapatılmalıdır.
14- Kamu İhale Sisteminde Yapısal Reform Önerileri
Kamu ihale sisteminin yeniden şeffaf, rekabetçi ve hukuki öngörülebilirliği yüksek bir yapıya
kavuşması için temel reform önerilerini aşağıda detaylandırıldı. Bu reformlar, sadece ekonomik
verimliliği artırmakla kalmayıp, aynı zamanda devlete olan güveni yeniden tesis etmeyi amaçlar.
1. “İstisnalar” Maddesinin Tasfiyesi
4734 sayılı Kanun’un 3. maddesi, kanunu delik deşik eden en büyük unsurdur. Enerjiden savunmaya,
ulaşımdan sağlığa kadar birçok sektör bu madde ile kanun kapsamı dışına çıkarılmıştır.
• Reform: İstisnalar maddesi tamamen daraltılmalı ve sadece “milli güvenlik” ile sınırlı, somut
kriterlere bağlanmalıdır (Demir, 2021, s. 145).
2. Pazarlık Usulünün (21/b) Sınırlandırılması
Doğal afet, salgın hastalık veya ani gelişen olaylar için öngörülen bu usul, günümüzde rutin inşaat
ihaleleri için kullanılmaktadır.
• Reform: Bir ihalenin “acil” olup olmadığına dair teknik kriterler objektif bir kurul tarafından
onaylanmalı, keyfi uygulamaların önüne geçilmelidir (Sayıştay, 2023).
3. Kamu İhale Kurumu’nun (KİK) Tam Özerkliği
KİK, yürütme organının (hükümetin) müdahalesinden tamamen bağımsız olmalıdır.
• Reform: Kurul üyelerinin atanma süreci şeffaflaştırılmalı, akademik ve mesleki liyakat esas
alınmalıdır. Kurulun aldığı kararların yargı denetimi hızlandırılmalıdır (Güler, 2021, s. 160).
4. Dijital Şeffaflık ve “Açık Veri” Uygulaması
Tüm ihale süreçleri (hazırlık, ilan, teklif, sonuç ve sözleşme aşamaları) halka açık bir veri tabanında
(EKAP üzerinden daha geniş bir erişimle) anlık olarak paylaşılmalıdır.
• Reform: İhaleyi kazanan firmanın ortaklık yapısı ve geçmişte aldığı ihalelerin toplamı gibi veriler
“açık veri” standartlarında kamuoyuna sunulmalıdır (Transparency International, 2022).
Reformun Devlete Olan Güvene Etkisi
Bu adımların atılması, toplumda ve yatırımcılar nezdinde şu olumlu değişimleri tetikler:
• Hukuki Güvenlik: Kuralların kişiye veya döneme göre değişmediği bir sistem, yabancı yatırımcı
için “liman” işlevi görür (Eğilmez, 2023).
• Fırsat Eşitliği: Liyakat sahibi küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) sisteme dahil olması,
toplumsal adalet duygusunu güçlendirir.
• Kamu Kaynağının Korunması: Rekabetin artmasıyla birlikte ihale bedelleri düşecek, tasarruf
edilen kaynaklar eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlere aktarılabilecektir (Sönmez, 2020, s. 112).
15- Kamu İhale Reformu İçin Stratejik Yol Haritası
Kamu ihale sisteminde şeffaflığı ve güveni yeniden tesis etmek için gerekli olan yapısal reformların
hayata geçirilmesi, sadece yasal bir değişiklik değil, bütüncül bir “Kamuda İyi Yönetişim” yol haritasını
gerekli kılar. Bu yol haritası, hukuki, teknik ve denetimsel olmak üzere üç temel sütun üzerine inşa
edilebilir.
1. Aşama: Mevzuatın Sadeleştirilmesi ve Standartlaşma
Mevcut 4734 sayılı Kanun, yamalı bir bohça görünümünden kurtarılmalı ve AB müfredatına
(2014/24/EU sayılı Direktif) tam uyumlu hale getirilmelidir.
• Tek Kanun İlkesi: Tüm kamu kurumlarını (Belediyeler, KİT’ler, Savunma Sanayii vb.) kapsayan
tek ve bütünleşik bir ihale kanunu yazılmalıdır. İstisnalar maddesi (3. madde) tamamen
kaldırılmalı veya sembolik düzeye çekilmelidir (Güler, 2021, s. 182).
• İhale Usullerinin Netleşmesi: “Açık İhale” temel usul, “Pazarlık” ise sadece olağanüstü
durumlarda başvurulan istisnai bir yöntem olarak tanımlanmalıdır.
2. Aşama: Kurumsal Özerklik ve Yargısal Denetim
İhale süreçlerinin siyasi etkiden arındırılması, sistemin anahtarıdır.
• Liyakat Temelli Atama: Kamu İhale Kurulu (KİK) üyeleri; üniversiteler, barolar ve meslek
odalarının (TMMOB, TOBB vb.) önerdiği adaylar arasından şeffaf bir mülakatla seçilmelidir.
• Hızlı Yargı Yolu: İhale uyuşmazlıkları için ihtisaslaşmış “İdare Mahkemeleri” kurulmalı ve
kararların 30 gün içinde sonuçlanması yasal zorunluluk olmalıdır (Demir, 2021, s. 195).
3. Aşama: Tam Dijitalleşme ve “Blockchain” Teknolojisi
İnsan müdahalesini ve “arka kapı” pazarlıklarını engellemek için teknoloji merkeze alınmalıdır.
• Blockchain Kayıt Sistemi: İhaleye sunulan tekliflerin, veriliş anından itibaren değiştirilemez bir
blokzinciri altyapısına kaydedilmesi, evrakta sahtecilik ve teklif sızdırma riskini ortadan kaldırır.
• Yapay Zekâ Destekli Denetim: Sayıştay ve KİK bünyesinde, ihalelerdeki olağan dışı fiyat
hareketlerini veya aynı firmaların sürekli kazanma örüntülerini tespit eden algoritma tabanlı
“Erken Uyarı Sistemleri” kurulmalıdır (Sönmez, 2020, s. 140).
Devlete Güvenin İnşası: Nihai Analiz
Bir devletin prestiji, hazinesindeki parayı ne kadar şeffaf harcadığıyla ölçülür. 24 yıllık belirsizlik
döneminden sonra bu yol haritasının uygulanması şu sonuçları doğuracaktır:
1. Hukuki Öngörülebilirlik: Yatırımcı, “kurallar oyunun ortasında değişmeyecek” güveniyle uzun
vadeli sermaye getirir (Eğilmez, 2023).
2. Toplumsal Sözleşmenin Yenilenmesi: Vatandaş, ödediği verginin “yakın çevreye” değil, en
kaliteli hizmeti en uygun fiyata veren liyakatli firmaya gittiğini görür.
3. Ekonomik İstikrar: Rekabetçi ihaleler, kamu harcamalarında yıllık bazda milyarlarca liralık
tasarruf sağlar ve bütçe disiplinini güçlendirir.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun en çok tartışılan ve suiistimale en açık maddesi olan 21/b (Pazarlık
Usulü), sistemin “kara deliği” olarak adlandırılmaktadır. Bu maddenin ıslah edilmesi, ihale reformunun
bel kemiğini oluşturur.
21/b Maddesi Nedir ve Nasıl Suiistimal Ediliyor?
Normal şartlarda kanun, ihalelerin “Açık İhale Usulü” ile yapılmasını emreder. Ancak 21/b maddesi;
doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi gibi “ani ve beklenmedik” olayların ortaya
çıkması durumunda, idareye istediği firmaları davet etme ve pazarlık yapma hakkı tanır.
Mevcut Suiistimal Yöntemi: İdareler, aciliyet arz etmeyen köprü, otoyol veya şehir hastanesi gibi dev
projeleri “ivedilik” kapsamına sokarak ilan yapmaksızın, kapalı kapılar ardında belirli firmalara
vermektedir (Sönmez, 2020, s. 155).
21/b Suiistimalini Önleyecek Somut Kriterler
Bu maddenin istisna olmaktan çıkıp kural haline gelmesini engellemek için şu somut bariyerler
kurulmalıdır:
1. “Beklenmedik Olay” Tanımının Daraltılması
Kanundaki “ivedilik” ve “beklenmedik olay” kavramları yoruma açık bırakılmamalıdır.
• Reform: Sadece resmi olarak ilan edilmiş OHAL, doğal afet (deprem, sel vb.) veya küresel salgın
durumlarında bu madde işletilebilmelidir. Planlanabilir inşaat projeleri bu kapsama asla
alınmamalıdır (Demir, 2021, s. 210).
2. Teknik Gerekçeli Onay Mekanizması
Bir idare 21/b usulünü kullanmak istiyorsa, bunun neden “açık ihale” ile yapılamayacağına dair teknik
bir rapor hazırlamalıdır.
• Reform: Bu rapor, Kamu İhale Kurumu (KİK) bünyesindeki bağımsız bir “Aciliyet Denetim
Kurulu” tarafından 48 saat içinde onaylanmadığı sürece ihale süreci başlatılamamalıdır (Sayıştay,
2023).
3. Davet Edilen Firma Sayısının Artırılması ve Şeffaflık
Şu anki uygulamada idareler sadece 3 firmayı davet ederek süreci tamamlayabilmektedir.
• Reform: Pazarlık usulünde dahi en az 10 firmanın davet edilmesi zorunlu kılınmalı, ihalenin türü
ve büyüklüğüne göre 20 firmanın davet edilmesi zorunlu kılınmalı. Ayrıca bu firmaların hangi
kriterlere göre seçildiği kamuoyuna açıklanmalıdır. İhale sonucunda verilen teklifler ve nihai
sözleşme bedeli aynı gün EKAP üzerinden yayınlanmalıdır (Transparency International, 2022).
Eleştirel Analiz: Neden Bu Madde Hedefte?
21/b’nin kontrolsüz kullanımı, devletin “satın alma gücünü” zayıflatır. Rekabetin olmadığı yerde
fiyatlar şişer. Bu durumun devlete olan güvene etkisi şöyledir:
• Piyasa Bozulması: Dürüst ve liyakatli firmalar, “nasılsa davet edilmeyeceğiz” düşüncesiyle
sektörden çekilir veya kamu ihalelerine ilgi göstermez.
• Maliyet Artışı: Yapılan araştırmalar, 21/b ile yapılan ihalelerin açık ihalelere göre ortalama %25-
40 daha pahalıya mal olduğunu göstermektedir (Eğilmez, 2023). Bu fark, doğrudan vatandaşın
cebinden çıkan vergilerle finanse edilmektedir.
Sonuç
Yargı bağımsızlığının olmadığı bir sistemde, ihale mevzuatı ne kadar mükemmel olursa olsun,
Kur’an’ın vurguladığı “emanete riayet” adalet terazisi tek taraflı işlemeye mahkumdur. Bu durum
yargıyı, kamu kaynağının koruyucusu değil, mevcut kararların onaylayıcısı konumuna düşürmektedir.
Tüm ihale şartnameleri, hazırlık aşamasından itibaren kamuoyuna açılmalı; firmalar şartnamelere
dijital ortamda itiraz edebilmeli veya öneri sunabilmelidir. Kamu ihale sistemindeki yapısal sorunların
çözümü, sadece yasal bir metin değişikliği değil, aynı zamanda ekonomik ve etik bir paradigma
değişimi gerektirir. Kur’an’ın adalet terazisi, ancak denetleyenin de denetlendiği, gücün tek elde
toplanmadığı bir yapıda dengede durur. Kamu kaynaklarının bir “ganimet” değil, “toplumsal emanet”
olduğu bilinci bu reformlarla korunabilir. Gelişmiş ve yükselen ekonomilerin kamu ihale sistemleri,
şeffaflık, teknolojik entegrasyon ve yerli sanayiyi stratejik destekleme açısından Türkiye için önemli
dersler barındırmaktadır. Gelişmiş ülkelerdeki başarı, ihaleyi bir “kaynak aktarımı” değil, bir “kamu
hizmeti satın alma” süreci olarak görmelerinden kaynaklanmaktadır. Türkiye, Kur’an’ın ekonomik
ilkelerini, Güney Kore’nin teknolojisi ve ABD’nin KOBİ desteğiyle birleştiren hibrit bir reform
gerçekleştirmelidir.
Bir ülkede kamu ihaleleri, o ülkenin ahlaki aynasıdır. Eğer aynadaki görüntü pusluysa, bu sadece
ekonomik bir kayıp değil, toplumsal bir çürümedir. Kamu ihale sisteminde şeffaflığı ve güveni
yeniden tesis etmek için gerekli olan yapısal reformların hayata geçirilmesi, sadece yasal bir değişiklik
değil, bütüncül bir “Kamuda İyi Yönetişim” yol haritasını gerekli kılar.
Vedat Kat – Sosyolog
Mart 2026 – Bursa
Kaynakça
Adaman, F., & Akbulut, B. (2021). Türkiye’nin ekonomi politiği. İletişim Yayınları.
Arın, T. (2022). Türkiye’de kamu maliyesi ve siyaset. Mülkiyeliler Birliği Yayınları.
Bedirhanoğlu, P. (2020). Türkiye’de yolsuzluğun ekonomi politiği. Yordam Kitap.
Buğra, A. (2020). Devlet ve işadamları. İletişim Yayınları.
Demir, M. (2021a). Kamu ihale hukuku ve uygulaması. Seçkin Yayıncılık.
Demir, M. (2021b). Türkiye’de kamu ihaleleri ve ekonomi politik. Seçkin Yayıncılık.
Demir, M. (2021b). Türkiye’de kamu ihaleleri ve ekonomi politik. Seçkin Yayıncılık.
Eğilmez, M. (2023). Yapısal reformlar ve Türkiye. Remzi Kitabevi.
European Commission. (2023a). Turkey 2023 report. EU Publications.
European Commission. (2023b). Turkey progress report: Chapter 5 – Public procurement.
Gözler, K. (2023). Hukuka aykırı kanunlar ve anayasa. Ekin Yayınevi.
Güler, B. A. (2021). Kamu yönetimi: Temel kavramlar. İmge Kitabevi.
Karaman, H. (2022). İslam’da kamu malı ve emanet bilinci [Makale arşivi].
http://www.hayrettinkaraman.net
OECD. (2022). Public procurement review of OECD countries. OECD Publishing.
Öniş, Z. (2021). Türkiye’de demokratik gerileme ve ekonomi politik. Koç Üniversitesi Yayınları.
Sayıştay. (2022). Dış denetim genel değerlendirme raporu. T.C. Sayıştay Başkanlığı.
Sayıştay. (2023a). Belediyeler ve bağlı kuruluşlar denetim raporu. T.C. Sayıştay Başkanlığı.
Sayıştay. (2023b). Bilişim sistemleri ve EKAP denetim raporu. T.C. Sayıştay Başkanlığı.
Sayıştay. (2023c). Çevresel harcamalar ve kamu denetimi raporu. T.C. Sayıştay Başkanlığı.
Sayıştay. (2023d). İhale denetimlerinde tespit edilen sistemsel sorunlar raporu. T.C. Sayıştay
Başkanlığı.
Sayıştay. (2023d). İhale denetimlerinde tespit edilen sistemsel sorunlar raporu. T.C. Sayıştay
Başkanlığı.
Sayıştay. (2023e). Kamu idareleri denetim raporları özeti. T.C. Sayıştay Başkanlığı.
Sayıştay. (2023f). Kamu bankaları denetim raporu. T.C. Sayıştay Başkanlığı.
Sayıştay. (2023f). Kamu ihale kurumu denetim raporu. T.C. Sayıştay Başkanlığı.
Sayıştay. (2023g). Mahalli idareler genel denetim raporu. T.C. Sayıştay Başkanlığı.
Sönmez, M. (2020). Kamu ihaleleri ve kayırmacılık ekonomisi. İletişim Yayınları.
Şenses, F. (2022). Türkiye ekonomisinde yapısal dönüşümler. ODTÜ Yayıncılık.
TMMOB. (2023a). Kamu-özel işbirliği projeleri hukuki denetim raporu. Türk Mühendis ve Mimar
Odaları Birliği.
TMMOB. (2023b). Kamu-özel işbirliği projeleri raporu. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği.
Toker, Ç. (2021). Arka bahçe: KÖİ projeleri ve gizli sözleşmeler. Tekin Yayınevi.
Toker, Ç. (2021). Arka bahçe: KÖİ projeleri ve gizli sözleşmeler. Tekin Yayınevi.
Transparency International. (2022). Kamu ihalelerinde şeffaflık ve hesap verebilirlik rehberi.
Transparency International. (2022a). Kamu ihalelerinde şeffaflık ve hesap verebilirlik rehberi.
Transparency International. (2022b). Türkiye’de şeffaflık ve yolsuzlukla mücadele raporu.
Transparency International. (2023). Global corruption report: Public procurement standards.
Transparency International. (2023a). Corruption perceptions index 2023.
Transparency International. (2023b). Environmental integrity in public procurement.
Transparency International. (2023c). Global corruption report: Asset recovery and transparency.
Transparency International. (2023d). Global guidelines on wealth transparency and asset recovery.
Türk Borçlar Kanunu. (2011). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu. T.C. Resmî Gazete (Sayı: 27836).
Türk Borçlar Kanunu. (2011). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu. T.C. Resmî Gazete (Sayı: 27836).
Yeldan, E. (2023). Türkiye ekonomisi: Küreselleşme ve kriz. İletişim Yayınları.
KAMU İHALE YASASININ ELEŞTİREL ANALİZİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ








