Dün gece uzun zamandır unuttuğum bir şeyi hatırladım. Gülmenin bile insanın içini nasıl ısıtabildiğini. Bir şehre, bir masaya, bir kahkahanın düştüğü anın fotoğrafını çekmek istedim ama o an fotoğraf makineleriyle değil, kalple saklanırmış meğer. O yüzden hiç çekmedim.
Gece boyunca bazen gözüm hep tek bir noktaya kaydı. Neden olduğunu biliyorum, o bilmiyor. Belki o da biliyor, belli etmiyor. Sonra minik bir tebessümle dudak ucunda bir sır yakaladım 12 dedi yıl geçti dedi . Böyle anlarda zamanı durdurmak istiyor insan. Ama zaman yürüdü, biz de yürüdük.
Sabaha karşı sessiz bir şehirde, iki kişiyle dolu bir odada, bir fincan sıcacık his, biraz da utangaçlık vardı. Bunları yazarken biri çıkıp da “neyi anlatıyorsun ki” dese, “anlamazsın” der susarım. O anları anlayacak tek bir kişi var zaten.
Bazı anlar var, o anlara isim koymaya bile gerek yok. İçimiz biliyor. O kadar yeter.








Bir Yorum
Dün gecenin her anı kulagımın duydugu her sözcük hala kulaklarımda unutmaya da imkan yok bende unutulmayacak bir anı bu ama işte o 12 yıl önceyi anlatmak tanıştıgım günden bu günü beni çok düşündürmüştü ne der acaba ne tepki verir ne duyatım ondan arkam dönük tek kelime ÜZÜLDÜM dedi bilmiyorum tek bu söz neler demek istiyordu bana