Parçalanma, dağılma, ayrılma. Esk. tıp. Teferruk-ı ittisal, herhangi bir sebepten ötürü ya da bir hastalık sonucu ciltte yarıklar ve çatlaklar oluşması....
1- Bir bütünü oluşturan ve ikincil nitelikte oldukları da düşünülen öğeler; ayrıntılar; Bir olayın bütün teferruatını öğrenmek. Teferruatla uğraşmak. En küçük teferruata bile önem verir. 2- Teferruata...
1- Bilim ya da sanatta bilginin en üst noktasına erişme, her şeyi bilme, öğrenme. 2- Konuşma ya da tartışmada çeşitli üslup ya da iddialara başvurma, çeşitli biçimde söz söyleme. 3- Tefennün etmek, ey...
Akdeniz bölgesinde Burdur iline bağlı ilçe; 13 667 nüf. (1990); 14 köy. Merkezi, Burdur’un yaklaşık 63 km güney-batısında Tefenni, 5 458 nüf. (1990). Tarım (tahıllar, şekerpancarı, üzüm, vb)....
Sık dokunmuş bez, kumaş vb. için kullanılır; Tefeli bez. (Dokunan kumaşın atkı ipliklerini sıkıştıran tarak, tefeye bağlı olduğundan ve tefeye kuvvet verilerek atkı ipliklerinin iyice sıkışması sağlan...
1-Düşünme, düşünüş, düşünce. 2- Tefekkür etmek, düşünmek. 3- Tefekküre dalmak derin derin düşünmek, derin düşünceye dalmak. Tasav. Sufinin içine kapanıp, kendisini her şeyden sıyırarak yalnızca Tanrin...
Tefecinin işi; faizcilik. —Huk. izin belgesi olmadan, ödünç para verme işleriyle ilgili yasa hükümlerine aykırı davranarak, faizden para kazanma amacıyla ödünç para işleri yapma. (Tefecilik sayılan iş...