Ayakabilar bilindiği gibi kombinleri tamamlayan en şık aksesuarlardır. Aksesuar olması yani sıra ayak giysileridir. Nasıl üstümüze rahat olabileceğimiz kiyafetleri seçip giyiyoruz. Ayakkabılarda da ra...
271 – İtikâf halinde olan bir kimsenin dinî ve tabiî ihtiyaçları için zaruri olarak mescidden dışarı çıkması, itikâfını bozmaz. Örnek: İtikâfda bulunanın (mutekifin) cuma namazmı kılmak için mes...
265- Belli bir mescidde, Mescid-i Harm’da itikâfa niyet eden kimse, başka bir mescidde itikâfa girebilir. 266- Bir ay itikâf adansa ve bundan yalnız gecelere veya gündüzlere niyet edilse, bu niy...
Latince c u t u m n u s , orta İtalya’da Umbria yönetim bölgesinde ıri mak. Spoleto ile Trevi arasındaki büyük bir j kaynaktan doğar ve 60 km kadar kuzeybatı yönünde aktıktan sonra Tiber (Tevere) Irma...
asıl adı r a v e n n a l i g u i b e r – t o (w i b e r t o ), İtalyanca g u i b e r t o (w i b e r t o ) d i r a v e n n a (d....
asıl adı s u i d g e r (d. Saksonya – ö. 9 Ekim 1047, Aposella, Pesaro yakınlan, Romagna), 1046’dan 1047’ye değin papa. Soylu bir aileden gelen Suidger, Almanya’da Bamberg, piskoposuyken 1046’da...
(ü. 17. yy başları, İngiltere), İngiliz yazar. The Institution o f a Young Nobleman (1607; Genç Bir Soylunun Eğitimi) adlı kitabında katı klasik öğrenim yerine, çok yönlü bir eğitimi savunmuştur. Yaşa...
(d. 24 Temmuz 1796, Dagsboro, Delaware – ö. 9 Kasım 1856, Dover, Delaware, ABD), Orta Ameı rika’daki ABD ve İngiliz çıkarlarını uzlaştırmayı amaçlayan Clayton-Bulwer Antlaşması (1850) görüşmeler...
c l a u s e l olarak da yazılır (d. 12 Aralık 1772, Mirepoix – ö. 21 Nisan 1842, Secourrieu, Haute-Garonne, Fransa), Fransız mareşali ve Cezayir valisi (1835-37). Pireneler’in doğusunda, Fransa’...
264- İtikâfın şu edebleri vardır: 1) İtikâf, Ramazan ayının son on gününde ve mescidlerin en faziletlisinde yapılmalıdır. 2) İtikâf esnasında hayırdan başka bir şey söylenmemelidir. Günah gerektirmeye...
261- Bir itikâfın sıhhati şu şartların bulunmasına bağlıdır: 1) İtikâf yapan, müslüman, akıllı ve temiz bulunmalıdır. Onun için müslüman olmayanın, delinin cünubun, hayz ile nifasian temiz bulunmanın ...
257- İtikâf lügat deyiminde bir şeye devam etmek manasmdadır. Bir şeye devam eden kimseye de itikâf yapan denir. Şeriatta ise itikâf, bir mescidde veya o hükümdeki bir yerde itikâf niyeti ile durmakta...
236- “Nezrim olsun, yarın oruç tutayım” gibi bir adak, muayyen (belirlenmiş) bir adaktır. “Nezrim olsun, bir gün oruç tutayım” denilmesi de gayrimuayyen (belirlenmemiş) bir nez...
235- Bir nezrin din yönünden sahih ve geçerli, yerine getirilmesi gerekli olabilmesi için şu şartları vardır: 1) Nezredilen şeyin cinsinden bir farz veya vacib bulunmalıdır. Buna göre: “Bir gün ...
232- Nezir, Yüce Allah’a saygı için yasak olmayan bir işin yapılmasını üzerine alıp yüklenmektir. Böyle bir işin yapılmasını kendine vacib kılmaktır. Nezrin çoğulu “Nuzûr”dur. Nezr e...
198- Yemin birkaç tane olunca, keffaretler de ona göre olur. Yeminlerin yapıldığı yer değişmese de yine hüküm böyledir. Buna göre, bir kimse şöyle yapacağına veya yapmayacağına “Vallahi” d...
197- Kasem suretiyle olan yeminler. Lâğıv (boş yere) yemin Gamus (yalan yere) yemin ve mün’akıd (şarta bağlı yemin) kısımlarına ayrılır. Şöyle ki: 1) Lâğıv yemin: Yanlışlıkla veya doğru olduğu z...
187- Yemin, lûfatta kuvvet manasınadır. Din deyiminde, bir işi yapmak veya yapmamak için verilen karara kuvvet kazandırılsın diye Yüce Allah’a and vermektir. Yahut boşamak ve azad etmek gibi bir...
182- Yemin keffareti, yaptığı bir yemine bağlı kalmayıp onu bozan bir müslümana gereken bir keffarettir. Eğer gücü yetiyorsa, müslim veya gayr-i müslim bir köle veya cariye azad etmekten veya on fakir...



