Anasayfa / NEDEN BALIK ÜRETMELİYİZ

NEDEN BALIK ÜRETMELİYİZ

Dünya’da nüfus artışına ayak uyduracak düzeyde gıda üretimi artmadığından, her yıl açlıktan ölen insanların sayısı yüzbinierı bulmaktadır. Dünyada üzerinde yaşayan halkının kar- j mm doyuracak ülke sayısı ancak 8-10 kadardır. Diğer ülkeler yiyecek bakımından dışa bağımlıdırlar. Türkiye, bu bakımdan şanslı 8-10 ülkeden biridir. Kendi üretimi ile, hem halkının karnını doyurmakta, hem üzerini giydirebilmekte, hem de bir miktar ihraç edebilmektedir.
Gıda üretiminde devamlı bir artış olabileceğini beklemek hatalı bir görüştür. Yapılan tahminlere göre, karasal tarımdan sağlanacak gıda miktan, tüm teknik tedbirlerin alınması halinde, bugünkü miktarın ancak

2-3 misli artırılabilir. Aynı tahmin denizler için de yapılmakta ve av teknolojisi en üst seviyeye getirilirse, denizlerden bugünkü üretimin ancak 3-4 misli balık avlanabileceği belirtilmektedir. Buna karşılık bilim adamları iç sulardan bugünkünün 20 misli fazla balık alınabileceğini ileri sürmektedirler.

Türkiye’nin toplam balık üretimi 150-300 bin ton civarında değişmekte olup, bunun 20-25 bin tonu iç sulardan sağlanmaktadır. Bu üretim bugün Türkiye’de çiftlik hayvanlarından üretilen kırmızı ve beyaz etler toplamı kadardır. Türkiye’de üretilen kırmızı et dediğimiz, sığır, dana, koyun v.b. etlerin toplamı 190-200 bin ton. beyaz’ et dediğimiz tavuk, tavşan, v.b. etlerin toplamı 70-60 bin ton civarındadır. Ülkemizde henüz avlama teknolojisi ve üretim tekniği gelişmemiş olmasına rağmen, kara hayvanlarından üretilen et kadar balık üretilmektedir.

Türkiye’de hızlı bir nüfus artışı vardır. Bu artışla 2000 yıllan civarında nüfusumuz bugünkünün 2 katma yaklaşacaktır. O halde 20-25 yıl sonra bugünkü gıda üretimimizin 2 katı gıda üretmeliyiz ki, kamımız bugünkü’ gibi doyabilsin. Bu ne derecede mümkün olabilecektir? Yukarıdaki ^ıklamalardan da anlaşılacağı gibi, karasal tanında ürün miktarını iki katma çıkarabilmek için tüm teknik tedbirlerin alınması gerekiyor. Bu ise, hem uzun zamana, hem de büyük parasal güce bağlıdır. 20-25 yal gibi kısa bir süre içinde, bunu yalnız karasal tarımla sağlamak olanaksızdır. O hal-
de iki önemli atılım söz konusudur:

1) Nüfus planlamasının yapılması,

2) Karasal tarımda ve su ürünlerinde üretimi artırıcı tedbirlerin alınması.

Su ürünleri üretiminde yapılacak yatırımlara göre beklenecek artış miktarı oransal olarak yüksektir. Balık üretiminde üretimi artırmak için deniz ve iç sulardaki avlama teknolojisini geliştirerek, avlanan balık miktarını artırma yanında, balık yetiştiriciliğini de hızlı bir şekilde geliştirmek ve yaymak zorundayız. Çünkü doğal ürün miktan yukan-da açıklanan görüşlere göre sınırlıdır. Buna karşüık,balık yetiştiriciliği ile, birim su hacminden sağlanacak balık ürünü çok yüksek düzeylere ulaştınlabilmekte, üretim tekniklerinin geliştirilmesi ile günümüzde 1 m3 sudan 283 kg’a kadar balık ürünü alınabilmektedir.

Bu gün verimli sayılabilecek baraj göllerimizin 1 hektarından (10.000 m2) 60-70 kg., doğal göllerimizin 1 hektarından 15-20 kg, akar sulanmızm 1 km. sinden 0.5 kg. balık alındığı göz önüne alınırsa, balık yetiştiriciliği ile 1 m3’den alınabilen yukanda belirtilen balık miktarı, baraj göllerimizin 4-5 ha.’-dan, doğal göllerin 10-15 ha’dan, akarsuların yaklaşık 500 km.‘den ancak alınabilmektedir.

O halde yapılacak iş bir taraftan balıklandırma, stokların korunması, kirlenmelerin önlenmesi v.b. önlemlerle doğal stoklan artırmak, diğer taraftan uygun su kaynaklarında kontrollü yetiştiricilik yapmaktır. Bu konuda örnek alabileceğimiz, çok ileri aşamalara ulaşmış ülkeler mevcuttur. Bu ülkelerde tüketilen balığın önemli bir kısmı yetiştiriciükle sağlanmaktadır. Örneğin, bu miktar Çin’de l” 40, Hindistan’da % 38, Endonezya’da % 22 ve Japonya’da % 6 dolaylarındadır.

Yetiştiricilik suretiyle balık üretiminde birçok ülke büyük aşamalar kaydetmişlerdir. Bunlardan bazılarında yalnız yetişti-
ricilikle elde edilen balık miktarı, Türkiye -de istihsal edilen tüm balık miktarının ka’ kat üzerindedir. (Cetvel-1)
Cetvel—1: Bazı ülkelerde yetiştiricilikle üretilen balık miktan (1975 yılına göre—ton)
Ülke
Balık Üretimi Ülke
Balık Üretimi Ülke
Balık Üretimi
Çin

Hindistan

Rusya

Japonya
2.200.000

490.000

210.000 147.291
Endonezya

Filipinler

Taiwar>

Amerika
139.840 124.000 Sİ.236 22.333
İtalya

D. Almanya

Fransa

İsrail
20.500

16.000

15.000

12.169
Türkiye bu ülkelerin bazılarından daha zengin su kaynaklarına sahip olmasına rağmen, yetiştiricilikle elde edilen balık miktarı 500 ton civarındadır. Ne varki, Türkiye’de balık yetiştiriciliği çok yenidir. Bu sabada yakın gelecekte büyük ilerlemeler olacağına kuşkumuz yoktur. Bu ilerleme zorunludur; çünkü denizlerle çevrili olma yanında, çok zengin iç su kaynaklan olan Türkiye’de kişi başına yılda 4-5 kg. balık düşmektedir. Diğer ülkelerle karşılaştırma yapıldığında bu miktarın çok yetersiz olduğu görülür. Yılda kişi başına balık tüketimi, Japonya’da 88 kg., Portekiz’de 63 kg., İsveç’te 56 kg., Norveç’te 49kg., Fransa’da 22 kg., İsrail’de 18kg., Kanada’da 15 kg.,dır. Bu rakamlara bakıldığın
8
da yurdumuzdaki kişi başına balık tüketim, nin zengin kaynaklara rağmen düşüklüğü düşündürücü ve üzücüdür. Balık üretiminin artırılarak, hayvansal protein sıkıntısı çekilen ülkemizde, bu açığı kapatmak ve denge-

li beslenmeye yardımcı olmak zorundayız

Balık eti yalnız dengeli beslenme bakımından değil, sağlıklı yaşama bakımından di gerekli olan bir hayvansal gıdadır. Balıkta . nebilir et kısmı yani randıman oldukça yü sektir (Resim 1). Bu oran balık türlerim % 54-61 arasında değişme gösterir. Bu oran, diğer çiftlik hayvanları ile karşılaştın _ da dana, sığır ve koyundan daha yüksek^Broı-lerden biraz üstün buluruz.

Balık eti yaklaşık % 18-20 düzeyinde ve rasit proteinlerden oluşan, sindirdimi kolay bir ettir. Balık etindeki proteinler, amino asit çediğimiz yapı taşlarını dengeli ve yeterli —aktarda ihtiva etmektedir. Bir proteinden yararlanma, o protein içerisindeki amino asit-

i-erinin en düşük düzeyde olanın seviyesinde : .ur. Bu bakımdan bir yiyecekteki proteinin T-‘ik olan amino asidi, başka bir yiyecekteki proteinin amino asidi ile tamamlanır. Bu bakımdan farklı yiyeceklerin alınması zorunluluğu doğmaktadır ki, buna “Dengeli Beslenme” diyoruz.

Balık proteinlerinde genellikle diğer gıda maddelerinde az. bulunan Lizin ve Metiyonin amino asitleri yüksek düzeyde bulunur. Özellikle tahıla dayalı beslenmenin çoğunlukta olduğu yurdumuzda, balık eti bu bakımdan büyük önem taşır. Çünkü bu yiyecekler, bu amino asitlerince fakir olduklarından dengesiz beslenmeye neden olurlar. Dolayısile, her karnı doyan insan beslenmiş sayılmaz.

Balıklarda hem yağda eriyen A,D,E, ve K vitaminleri, hem de suda eriyen tüm B grubu vitaminleri zengin olarak bulunmaktadır. Balıkların genellikle yenmeden, ayıklanırken atılan karaciğer ve karaciğer yağlarında çok fazla A ve D vitamini bulunur, (ineğin, 100 gr. balık ciğerinde 60 bin İ. U. (Uluslararası Birim) değerinde A vitamini vardır. Yine 100 gr. ciğeryağında 500 bin-bir milyon (İ.U.) A ve 1 milyon (İ.U.) D vitamini vardır. 1 kg. ağırlığındaki bir balığın ciğerinin yenmesiyle ahnan A ve D vitamin takviyesi için satılan ilaçlardan daha fazladır.

Balık eti, mineral madde bakımından da çok zengindir; hemen bütün mineral maddeleri yeter ölçüde içermektedir. Örneğin, 100 gr. balık etinde mg. olarak sodyum 72, Potas-
yum 278, Kalsiyum 79, Magnezyum 38, Fosfor 190, Kükürt 191, Demir 1.5, Klor 197, Silisyum 4, Manganez 0.82, Çinko 0.96, Bakır

0.20, Arsenik 0.37, İyot 0.15 düzeyinde bulunmaktadır.

Balık etinin en büyük özelliği, içerdiği yağların insan sağlığı için çok uygun olmasıdır. Diyetetik bir gıda olarak, büyüme çağındaki kimselerin, gebe kadınların ve özellikle hasta insanların beslenmelerinde önemlidir. Yaşlı insanlar, kalp hastaları, damar sertliği, hazım yolları rahatsızlıkları bulunan insanlar balık etini tercih etmelidirler. Diğer hayvansal yağların kalp, damar, beyin rahatsızlıklarında olumsuz etkileri vardır. Özellikle damarlar içinde kolesterin ile sertleşmiş yağ habbeleri ve kristalleri toplanır. Bu, kan da ularlarındaki akıma olumsuz etki yapar, tansiyon yüksekliği ve kalp rahatsızlıklarına yol açar. JtJu nedenle hayvansal yağlara karşı çağımızda bir korku vardır. Özellikle bedensel hareket azlığı olan ve belli bir yaştan sonraki insanlar için bu korku haklı olarak yerindedir. Buna karşılık, balık etindeki yağlar, diğer hayvansal yağlarda mevcut olan kolesterolü parçalayan bir etkiye sahiptirler. Diğer hayvansal yağların alınmasıyla kolesterolün artmasına karşılık, balık eti yağlan tam aksine kolesterolü düşürmektedir. Nitekim kolesterolü yüksek olan hastalara, ileri ülkelerde balıketi önerilmektedir. Bunun nedeni, diğer hayvansal yağları oluşturan yağ asitlerinin ise doymamış yağ asitleri (Palmitoleic asit, Oleik asit, Linoleic asit, Linolenik asit gibi) olmasıdır. Balık etindeki bu doymamış yağ asitleri kolesterolü bağlayarak bağırsağa atar.

İşte bu yararları nedeniyle balık eti değerli bir hayvansal besindir. Hem “dengeli beslenme” hem de sağlıklı yaşam için yenmesi gereken bu besinin, sağlıklı bir nesil için, yeterli düzeyde üretilmesi zorunludur.
A TA TÜRK’TEN DİREKTİFLER

“Memleketimizin bir ziraat memleketi olduğu göz önüne alınırsa, bizim başlıca kuvvet ve servet mesnedimizin toprak olduğu tezahür eder. Cesaretle söylemeliyiz ki: Memleketimizin, zirai sahada müstait olduğu inkişafı temin edecek İlmî ve amelî iktidarda sahibi selâhiyet mütehassıslarımız azdır. Binaenaleyh, zirai teşkilâtımızı, ziraat mekteplerimizi, ziraî faaliyetimizi; fenni usuller dahilinde, esasından tanzim edecek tedbirleri hakikî erbabı delâletile ittihazda tereddüde mahal olmadığı kanaatindeyim. ”

(I.XI 1926 Meclisin açılış nutku)

 

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir