Anadolu’da yetişen büyük velîlerden, tsmi, İsmâil bin Ahmed, lakabı Rüsûhî’dir. Ankara’da doğduğu için Ankaravî nisbesiyle meşhûr olmuştur. Doğum târihi belli olmayıp, on altıncı asrın ikinci yarısında doğduğu bilinmektedir. 1630 (H. 1040) senesinde İstanbul’da vefât etti. İlk tahsilini doğum yeri olan Ankara’da yapan İsmâil Rüsûhî, zamânın âlimlerinden din ve fen ilimlerini tahsîl etti. Arabça ve Farsçayı öğrendi. Bu ilimlerde yükseldikten sonra tasavvufa yöneldi. Bayrâmiyye yoluna girip feyz aldı. Halvetiyye yolundan da icazet alıp talebe yetiştirmekle vazifelendirildi. Bu sırada gözlerinden rahatsızlanıp okuyup yazamaz hâle geldi. Gözleri açıldığı takdirde dâima Kur’ân-ı kerîm, hadîs-i şerif ve velîlerin sözleriyle meşgûl olacağını nezretti (adadı). Bir velînin teveccühüyle rahatsızlığı geçince Fü- tûhât-ı Ayniyye adlı Fâtihâ-i Şerife Tefsirini yazdı. Konya’ya giderek Mevleviyye yolu büyüklerinden Bostan Çelebi’nin sohbetlerinde bulundu ve bu yolda ilerledi. 1610 senesinde İstanbul’a gelerek Galata Mevlevîhânesinde insanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatmakla vazifelendirildi. Vefâtına kadar bu \az\fede kalıp, 1630 (H. 1040) senesinde İstanbul’da vefât etti. Galata Mevlevîhânesi bahçesinde defnedildi. Din ve fen ilimleri ile tasavvuf yolunda yüksek derece sâhibi olan Ankaravî İsmâil Rüsûhî Efendi, ilmiyle âmil, güzel ahlâk sâhibi, fazîletli bir zâttı. Çok ibâdet eder, dünyâya önem vermezdi. Zamânındaki devlet adamları kendisini sever, ilmini takdîr eder, hürmette kusûr etmezlerdi. İlim ehli ile sohbetlerde bulunur, Allahü teâlânın dînini anlatmayı bir köşeye çekilip ibâdet ve tâatle
Ç a y bahçeleri, gazinoları, h avuzu, lunaparkı ile AnkaralIların dinlenm e m erkezlerinden olan G ençlik Parkı.
» Yeni Rehber Ansiklopedisi 191
meşgûl olmaktan üstün tutardı. Aynı zamanda şâir olan İsmail Rüsûhî Efendi, şiirlerinde Rüsûhî mahlasını kullanırdı. Eserleri: Yazmış olduğu eserlerden bir kısmı şunlardan 1) Şerh-i Mesnevi; Mesnevi şerhlerinin en meş- hûlarından olup, altı cilt hâlinde yazılmış ve basılmıştır. 2) Minhâc-ül-Fukarâ; Tasavvuf konularından ve evliyânın hâllerinden bahseden bu eser nesir olup, Türkçedir. 3) Zübdet-ül-Füsûs, 4) İzâh-ül-Hikem; Şihâbüddîn Sühreverdî’nin He- yâkil-ün-Nûr adlı eserinin Türkçe tercümesi ve şerhidir. 5) Miftâh-üI-Belâga ve Misbâh-ül-Fe- sâha, 6) Fütûhât-ı Ayniyye fi Tefsîr-i Sûret-il- Fâtiha, 7) Misbâh-ül-Esrâr, 8) Nisâb-ı Mevlevi, 9) Şerhııl-Kasîdet-it-Tâiyye el-Müsemmât bil-Mekâsıd-il-Âliyye, 10) Şerhu Hadîs-i Erbain, 11) Şerhu Füsûs-ül-Hikem, 12) Mecmûât- ül-Letâif, 13) Şerhu Kasîdet-ül-Mîmiyye vel- Hemziyye.






