Home / wiki / ARŞİV

ARŞİV

Bu kelime bütün dünyâda: a) Kurumlann gerçek ve tüzel kişilerin faâliyetleri sonucu meydâna gelen ve bir gâye ile saklanan dokümantasyon, b) Söz- konusu dokümantasyona bakan kuruluş, c) Bunları barındıran yerler mânâsında kullanılmaktadır. Arşiv kelimesinin kökü, eski Yunanca “ark- heion” kelimesinin Lâtinceye geçmiş hâli olan “archivum”dur. Mânâ îtibâriyle arşiv; resmî dâirelerin, çeşitli müesseselerin veya kişilerfn işlerini yürütürken, muâmelesi tamamlanmış ve muhafazası îcâb eden vesîkaların düzenli bir şekilde belirli kâidelere göre bir araya getirilerek saklandığı yerdir. Arşivler, vesikalara^ çıktığı yerler olan devletin, şehrin veya müessesenin, âilenin hizmetinde oluşuna göre devlet arşivi, şehir arşivi, özel arşiv, âile arşivi gibi isimler alırlar. Arşiv malzemesinin çekirdeğini, devlet dâirelerinde, büyük müesseselerde günlük muâmeleler esnâsında çıkan yazışmalar ve dosyalar meydana getirir. Fakat bütün bu kâğıtlar arşiv malzemesi değildir. Toplanan malzeme arşivlerde mütehassısları tarafından seçilip belirli kâidelere göre tasnif edilerek saklanır. Bu sınıflandırmanın sonradan istifâde sırasında kolaylık sağlayacak şekilde olmasına dikkat edilir. Arşivleri teşkil eden malzeme, kesinliği olan dokümanlar olduğu için, geçmiş fa
o l i ı r a t l o r i n v o c a u o n ır a r»o rr> a l’ r l a l i l l o r i ^ ı r
ARŞİV
miştir. Türkiye’de arşiv terimi, târifteki mânây aşan bir biçimde kullanılmakta ve her türlü dökü mantasyonu içine alan bir anlam da taşımaktadır Arşivin târihi çok eski milletlere kadar daya nır. Eski Mısır ve Roma’da bir çok devlet, tapmal ve âile arşivlerine sâhipti. Mezopotamya’nın Nip pur şehrinde, M.Ö. 2000 yılından başlayarak tab let hâlinde belgelerin saklandığı bir devlet arşiv bulunmuştur. Hattuşaş (Boğazköy)’ta yapılan ka zılar sonucunda da, M.Ö. 1800-1200 yılları ara sında Hititlere âit muhârebe, antlaşma, kânun, kra yıllıkları ve daha bir çok belgelerin saklandığ büyük bir devlet arşivi ortaya çıkarılmıştır. Bu ar şiv muhtevâsının önemli bir kısmı İstanbul, biı kısmı da Ankara arkeoloji müzelerindedir. Avrupa devletlerinden Fransa, 1790 yılında ili “Fransız Millî Arşivi”ni kurdu. İngiltere’de devleı adamları mevkîlerinden ayrılırken kendi zamanlarına âit resmî evrâkı berâberlerinde götürmeleri âdettendi. Resmî evrakın dağınıklığını önlemek için İngiltere’de 1838’de “Public Record Office” kuruldu. Alman devlet arşivi ise 1867’de kurulmuştur Türk-İslâm devletlerinde ötedenberi yazılı ve yazısız kağıda hürmet fevkalâde idi. Bilhassa kul hakkı geçmesi tehlikesi sebebiyle devlet evrâkının muhafazasına daha çok ehemmiyet verilirdi. En büyük Türk-İslâm devletlerinden biri olan OsmanlIlar da aynı anânenin devamı olarak devlet evrâkı
–0~ ——- ^ O — — T binâsmda toplanmıştır. Mâliye belgeleri de, Sultanahmet’teki “Eski Çadır Mehterleri” kışlasında muhâfaza edilmekteydi. Bütün kânun, nizam, fer- mân ve emirler defterlere geçirilir, tasdik edilir, saklanırdı. Eski defterlere bakmak îcâb ettiğinde bunları bulup hemen getirecek görevliler vardı.
Yeni Rehber Ansiklopedisi 280
tanbul’daki Hazîne-i Evrak Müdürlüğü, “Başvekâlet Evrak ve Hazine-i Evrak Müdürlüğü” adı altında birleştirildi. 1937’de Hazîne-i Evrak’ın adı “Arşiv Dâiresi Müdürlüğü”ne dönüştürüldü. 1943’te “Başvekâlet Arşiv Umum Müdürlüğü” hâline çevrildi. 9.3.1954 târih ve 6330 sayılı Baş
kâyenin birine göre, Syracuse kralı Hieron kendisine altından bir taç yapan kuyumcunun buna gümüş katmasından şüphelenir. Bu şüphe üzerine ünlü bilgin Arşimed’e başvurarak tacı bozmadan hilenin varlığını ortaya çıkarmasını ister. Arşimet konuyu uzun uzun düşünür. Bir gün banyo yaparken vücudunun su içinde kalan kısımlarında bir hafiflik hissederek şaşırır. Suyun, içine batan cisimlere bir kaldırma kuvveti tatbik ettiğini keşfeder. Bu buluşunun heyecanı içersinde sokağa fırlayarak “Eureka! Eureka!” “Buldum! Buldum!” diye bağırmıştır. Taca konan ilâve alaşımın; tacın ve taca eşit ağırlıktaki altın ve gümüşün bir kap suya ayrı ayrı konularak taşan su miktarının ölçülme- siyle bulunabileceğini bulmuştur. Mekanikteki çalışması “Bana bir destek noktası verin, dünyâyı yerinden oynatayım” sözü ile meşhur olmuştur. Bir kürenin hacmi ile yüzeyi arasındaki bağıntı, buluşlarından en önemlisi olarak telâkki edilir. Onun yaptığı söylenen mekanik makinalar hakkındaki rivâyetler değişiktir. Yaptığı su vidası günümüzde hâlâ M ısır’da tarlaların sulanmasında kullanılmaktadır. M.Ö. 212’de Syracuse’un Marcellus tarafından alınmasını tâkib eden genel katliamda, Arşimet kum üzerindeki bir matematik şekliyle uğraşırken bir Romalı asker tarafından yanlışlıkla kılıçla öldürülmüştür. Filozofun kendi arzusuna uyularak, mezarı bir silindirin içine alınmış bir küre ile işâretlenmiştir

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir