Yolculukların Hakikati

Hayatta kimi zaman garip manzaralara rastlanır. Birbirini sevmeyen, birbirini anlamayan, aslında aynı sofraya oturduğunda bile huzursuz olan insanlar… Bazen tek bir şey için yan yana gelir: karşılarında ortak bir “öteki” vardır. O öteki ortadan kalktığında, yan yana gelişlerinin anlamı da kalmaz. Çünkü temeli olmayan birliktelikler, en küçük sarsıntıda dağılır.
Ben yolculuğumda bu manzarayı çok gördüm. İnsanın karşısına, görünüşte güçlü ama içten içe zayıf ittifaklar çıkar. Fakat ben biliyorum ki kalıcı olan, güvenle yan yana yürünebilen yol arkadaşlıklarıdır. Ömür boyu aynı istikamete bakanlarla, omuz omuza yürüyebilmektir gerçek dostluk.
Zira yol, bazen uzar, bazen kısalır; bazen güneş açar, bazen fırtına kopar. Ama yanınızdaki kişi, fırtınada da güneşte de aynı durabiliyorsa işte o zaman yolculuk kıymet kazanır. Benim yolumda yanımda olanlar, daima güvenebildiğim, bir ömür boyu aynı istikamete bakacağım kişilerdir.
Diğerlerinin yan yana gelişi ise bana sadece şunu hatırlatıyor: Zaman, hakikatin terazisidir. Gerçek bağlar zamanla güçlenir; sahte bağlar ise zamanın yükü altında dağılır. Ben bu yüzden acele etmiyorum. Yol uzun da olsa, güvenle yürüdüğüm dostluklarla devam ediyorum.
Bugün belki kalabalık görünenler, yarın kendi yalnızlıklarının içinde savrulacak. Çünkü hakiki dostluklar, düşman üzerinden değil; güven, sadakat ve ortak bir yol üzerinden kurulur. Ve ben biliyorum ki asıl baki olan, işte bu yol arkadaşlıklarıdır.







