Azmettirmek çoğu zaman hafife alınır.
Çünkü birçok insan suçu kendi işlemediği sürece sorumluluktan uzak olduğunu düşünür. Oysa hukuki gerçeklik her zaman böyle olmayabilir. Bir kişiyi bir suça yönlendirmek, teşvik etmek ya da kararını etkilemek; olayın niteliğine göre azmettiren açısından da ciddi sonuçlar doğurabilir. “Ben sadece söyledim” cümlesi, bazen hukuki süreçlerde beklenildiği kadar güçlü bir savunma olmayabilir. Çünkü hukuk yalnızca eylemi değil, o eylemin ortaya çıkışındaki etkileri de değerlendirebilir. Bir anlık öfkeyle kurulan bir yönlendirme, sonrasında ifade süreçleri, soruşturmalar, mahkeme stresi ve vicdani yük gibi insanın hayatını zorlaştırabilecek sonuçlar doğurabilir.Azmettirmek Kolay, Sonucuyla Yaşamak Zor
Bir insan bazen yalnızca bir cümle kurduğunu zanneder. “Git konuş”, “bir ders ver”, “hak ettiğini göster”, “bir şey olmaz” der geçer. O an kendisini olayın dışında görür. Çünkü eli değmemiştir, kapıyı o açmamıştır, yumruğu o vurmamıştır, suçu doğrudan o işlememiştir. Ama çoğu zaman gözden kaçan bir gerçek vardır: Bazı olaylar bir kişinin eliyle değil, başka birinin sözüyle başlar.
Azmettirmek, çoğu insanın sandığından daha ağır sonuçlar doğurabilir. Hele ki kişi neyin içine ittiğini, doğabilecek hukuki sorumluluğu ve vicdani yükü bilmiyorsa… O an öfkeyle kurulan bir cümle, bir başkasının hayatını karartabilir; bazen de azmettiren kişinin kendi huzurunu yıllarca elinden alabilir.
Çünkü insan, olay gerçekleşmeden önce “bir şey olmaz” diye düşünür. Olay gerçekleştikten sonra ise “Ben bunu kastetmemiştim” demeye başlar. Fakat vicdan, çoğu zaman niyetten çok sonuca bakar. Ve insanın kendi kendine sorduğu o soru başlar: “Eğer ben o sözü söylemeseydim, bunlar olur muydu?”









