Afrika sanatı
Afrika’nın geleneksel sanatı, öncelikle maskelerden ve gerek büyü, gerek din açısından önem taşıyan figürlerden, kişilerin süslenmek için kullandıkları süs eşyalarından ve rütbe., saygınlık gösteren nişanlardan oluşur. Bu nesnelerin çoğu, geleneksel Afrika toplumunda görsel sanatların işlevini yerine getirmesi için temel koşul olan törenlerle ya da öteki planlanmış etkinliklerle (şarkı söylemek, dans etmek, davul çalmak, öykü anlatmak, vb.) herhangi bir biçimde ilintilidir. Geleneksel Afrika sanatının biçimleri ve işlevleri, şaşırtacak derecede çeşitlidir. Ancak, hem bölgesel nitelik taşıyan, hem de daha genel kapsamlı olan araştırmalar sonucunda, belirli biçim ve anlam kalıpları ayırt edilebilir. Heykel yapımı, genellikle Afrika’nın görsel sanatlarında en başarılı dal sayılır. Kıtanın birçok bölümünde heykellere rastlanmakla birlikte, heykeller en çok Batı Afrika ve Orta Afrika’da yaygındır. Çoğunluğu tahtadan yapılmış olmakla birlikte, metal heykellere de rastlanır. Güney Afrika’da ve Doğu Afrika’da, Buşmenlerin (Sanların) yaptıkları sanılan Eskiçağ’dan kalma kaya resimleri bulunmuştur. Bunun dışında, Afrika’da sözü edilmeye değer bir kaya resimleri sanatı geleneğine, yalnızca Cezayir, Libya ve Çad’da rastlanır. Bunlar, Büyük Sahra’da Tarihöncesi’nde yaşamış halkların yapıtlarıdır (Bk. TARİHÖNCESİ SANATI). İslâm etkisi, Batı Afrika savanaları boyunca ve Doğu Afrika’da sahil bölgelerinde görülür. Her iki bölgede yaşayanlar da, en az bin yıldır İslâm uygarlığıyla ilişkidedirler.
GENEL ÖZELLİKLER
Geleneksel Afrika sanatında en az üç temel tema, sürekli olarak yinelenmiştir: (1) Çalılık ile köy arasındaki ayrım; (2) cinsler arasındaki sorunlu ilişkiler; (3) istenen sonuçlara varabilme amacıyla, hem doğal, hem de doğaüstü çeşiti güçleri denetimi altına alabilmek için verilen savaşım. Çalılık-köy karşıtlığı, Afrika’da yaygındır; ama, dile getiriliş biçimleri yöreden yöreye değişir. Altında yatan düşünce, dünyanın birbirini tamamlayan iki ayrı bölgeden oluştuğudur: İBiri yabanıl, kargaşa içinde, denetim altına alınamayan bir bölge (ya da doğa); öbürü düzenli, denetim altına alınmış, ölçülü, her şeyin öngörülebileceği bir bölge (ya da uygarlık); yani köyün insan dünyası. Nijerya’da İbolar, bu karşıtlığı maskeler ve başlıklar aracılığıyla dile getirirler; erkek, eylemi, yani çalılık yaratıklarının en güçlüsünü simgeler; kadın, incelik ve uygarlığı dile getirmek için zarif bir saç tuvaletiyle canlandırılır. Kongo’da yaşayan Yakolarda ve öbür topluluklarda kullanılan yetişkinliğe geçiş töreni maskeleri, kaba çalılık gereçlerinden, nispeten soyut hatlarla yapılırlar; törenin sonunda (yani erkek çocukların simgesel olarak doğadan gelip uygarlığa katıldıkları zaman)takılan maskelerse, tahtadan yapılmışlardır; daha doğaldırlar ve insansı zayıflıklarla alay etmek için kullanılırlar. Mali’de yaşayan Doğanlar, iki bölge karşıtlığını, sarmal biçimler (doğa) ile dikdörtgenler (uygarlık) arasındaki çelişkiyle yansıtırlar. Cinsler arasındaki ilişkileri çevreleyen sorunları ve konuları ele almak için, çeşitli Afrika toplulukları sanatı birtedavi aracı olarak kullanırlar. Sözgelimi, Fildişi Kıyı- sı’nda Bauleler, insanın ruh sevgilisini temsil ettiği varsayılan figürler oyarlar; çünkü bu varlıkların, kıskançlığa kapılırlarsa erkekler ile eşleri arasında sonu gelmez sorunlara yol açacağına inanırlar. Afrikalılar, etkili doğal ya da doğaüstü güçler karşısında edilgin kalmazlar; hattâ geleneksel Afrika toplu- munda sanatın birincil işlevi, insanların yaşamlarını etkileyen güçleri ustalıkla idare etmek olmuştur. Bu güçler, eski Batı toplumlarında inanılmış olduğu gibi, olağandışı ölçüde iyi ya da kötü değildirler; tersine, doğal ve doğaüstü güçlere, uygun yöntem kullanılırsa biçim verilebilir, etkiye ve yönlendirmeye açık güçler gözüyle bakılır. Bu yüzden, Nijerya’nın güneybatı kesiminde yaşayan Yorubalar, cadıları hoşnut etmek ve saygılarını belirtmek için, “Gelede” adı verilen, özenli maskeli törenler yaparlar. Fildişi Kıyısı’nda yaşayan Senufoların yaptıkları “ateş tükürücü” maskesi ve bununla bağlantılı birçok savana biçimleri gibi, cadıları kovmak amacıyla kullanılan, bile bile çok çirkin yapılmış maskeler, büyücülüğe karşı, ateşe ateşle karşılık veren vahşi bir karşı saldırı oluştururlar. Afrika’nın her yerinde rastlanan, büyüyle oluşturulmuş, güç kazandırılmış nesneler olan Fetişler (Bk. FETİŞ) için de aynı şey geçerlidir. Bu fetişler istenen bir sonu, sözgelimi, kötü bir huydan kurtulmayı, insanın aşk yaşamını düzeltmeyi ya da başka bir insanı (ya da doğaüstü bir düşmanı) yok etmeyi amaç alırlar. Kısacası, geleneksel Afrika sanatı, temelde işlevsel ve iyimserdir.
BÖLGESEL ÜSLUPLAR
Batı Sudan bölgesi. Bu bölge, Burkma Faso, Mali’nin batı kesimi ve Fildişi Kıyısı’nın kuzeybatı kesimini içerir.
Dogonlar, Bambaralar, Bvalar ve Senufolar, bölgedeki sanat üreten halkların en tanınmışlarıdır. Bu kurak bölgede, ataların öfkesinin yatıştırılması ve gençlerin her toplumun eskiden kalma geleneklerine göre yetişkinliğe geçirilmeleri gibi, ürünün bereketi de büyük önem taşır. Bu amaçla, efsanevi ataları temsil eden maskeler ve figürler yapılıp, önlerinde dans edilir ya da kurbanlar sunulur. Batı Sudan bölgesinde bu maske ve figürler, bir ölçüde üsluplaştırılmış, süssüz ve köşelidir.
Orta Sudan bölgesi. Merkezi günümüzdeki Nijerya’nın kuzey kesiminde bulunan Orta Sudan bölgesinde ağır basan halklar, birçok kent-devlet kurmuş Müslüman Hausalar ve Pöllerdir (ya da Fulaniler). Orta Sudan bölgesi sanatı, genelde temsili değildir ve bazıları kalıba dökülmüş, alçak kabartmalı süslemeleri, metal ve boncuk mücevherleri, geometrik aplikeyle süslenmiş deri işlerini içerir. Ayrıca, bölgenin güney kesimindeki 480 km’lik yüksek topraklarda, Nok uygarlığı denen uygarlıktan kalma, İ.Ö. yaklaşık 500 ile İ.S. 200 arasına tarih- lendirilen pişmiş topraktan heykeller bulunmuştur. Afrika’nın Büyük Sahra’nın güneyinde kalan bölümündeki günümüzde bilinen en eski heykeller, Nok geleneğinin ürünleridir. Bu geleneğin, daha sonra Nijerya’nın batı kesimindeki kutsal İfe kentinde gelişen pişmiş topraktan ve tunçtan görkemli portreler geleneğine yol açtığı düşünülmektedir. Orta Sudan bölgesindeki, Tivler, Goemaylar, Montollar, Mamalar, Vacalar, Cukunlar, Mumuyeler, Çambalar ve Afolar gibi günümüzdeki bazı halkların yaptığı oyma maske ya da figürler, Batı Sudan bölgesi halklarının sanatıyla büyük benzerlikler taşıyan savana kuşağı boyunca eski bağlantıların varlığını yansıtmaktadır.
Batı Gine kıyı bölgesi. Bu bölge Gine-Bissau, Sierra Leone,¡Liberya’dan,Gine’nin sık ormanlarla kaplı kıyı bölümünden ve Fildişi Kıyısı’nın güneybatı kesiminden oluşur. Niteleyici maskeleri ve figürleri, Mendeler, Bağalar, Golalar ve Danlargibi halklartarafından yapılmıştır. Biçimler genellikle, komşu Batı Sudan bölgesindekiler


den daha yumuşak, parlak ve daha yuvarlaktır. Bölgedeki baskın sanat biçimi, oyma tahta maskelerdir. Törenlerin düzeninin sağlanmasında, haksızlık yapanların cezalandırılmasında, toprak anlaşmazlıklarının çözülmesinde ve savaşların başlatılıp sona erdirilmesinde kullanılırlar.
Orta Gine kıyı bölgesi. Orta Gine kıyısı, Fildişi Kıyısinın güneydoğu kesimi, Gana’nın güney kesimi, Togo, Be- nin ve Nijerya’nın güney kesiminden, Nijer ırmağının aşağı kesimine kadar uzanır; ayrıca, Kamerun’un savanalar bölgesinin bir bölümünü de içine alır. Orta Gine kıyısı sanatı, Afrika’nın bütün öbür bölgelerinden daha zengin ve daha karmaşıktır. Bu bölgede yaşayan Aşan- tiler (Akanlar), Fonlar, Yorubalar, ve Beninler gibi topluluklar, geleneksel olarak tanrısal krallıklarla ve öbür merkezleşme kurumlarıyla bağıntısı olan sarayla ilgili topluluklardır. Sanatları, altın, gümüş, tunç, pirinç, boncuk, ipek, fildişi gibi “soylu” gereçlerle yapılmıştır. Saraya bağlı uzmanlaşmış zanaatçı loncaları, çok ince bir işçilikle, genellikle önderler için sanat yapıtları yaratmışlardır. Orta Gine kıyısının sanat ürünleri arasında tabureler, davullar, incelikle işlenmiş kumaşlar, çanak-çöm- lek, pişmiş topraktan heykelcikler, süs olarak kullanılan kılıçlar, minyatür maskeler, taraklar, aynalar, bastonlar, pipolar, kap-kacak ve oyma çalgılar sayılabilir. Bölgenin zenginliği ve bununla bağlantılı olan sanat zenginliği, bir ölçüde Avrupa gemileriyle yapılan kazançlı alışverişten kaynaklanmıştır.
Doğu Gine kıyı bölgesi. Orta Gine Kıyısinın soylu, merkezleşmiş toplumları ile, Nijerya’nın güneybatı kesimindeki daha gevşekçe örgütlenmiş halklar arasındaki sınırı, Nijer ırmağının alt kesiminin çizdiği söylenebilir.Nijerya’nın güneybatı kesiminde krallar, büyük önderler bulunmadığı için, daha çok, inceden inceye geliştirilmiş maskeli eğlenceler, oyunlar ağır basmıştır. Bazen gizli dernekler, bazen de yüksek unvanlı topluluklarta- rafından sahnelenen bu oyunlar, önderliğin yaşlılarda olduğu topluluklarda yasa ve düzenin sağlanmasında kullanılmıştır. Doğu Gine kıyı bölgesine özgü sanat yapıtları, maskeler, kuklalar, başlıklar, vb. tiyatro donanımından oluşan göz kamaştırıcı bir dizi oluşturur. Yöredeki başlıca topluluklar arasında İbolar, İbibiolar, İdo- malar, İcolar, Ecaghamlar (Ekoiler) ve Ogoniler sayılabilir.
Ekvator ormanı bölgesi. Gabon ve Zaire’nin kuzey kesimi boyunca uzanan ekvator ormanı bölgesinin en iyi bilinen halkları arasında Fanglar, Kotalar, Kveleler, Ngbakalar, Mboleler ve Legalar yer alır. İlk halkını oluşturdukları bu yağmur ormanı bölgesinde, avcı ve toplayıcı Pigmeler de günümüzde hâlâ yaşamaktadırlar. Sanat ürünleri ortaya koyan tarımcı halklar, günümüzden yaklaşık 2 000 yıl önce, genellikle “Bantu yayılması” diye adlandırılan göç sırasında, güney Nijerya’nın güney kesiminden bu bölgeye gelmişlerdir. Sanat biçimleri arasında çeşitli maskeler, figürler, çok güzel tasarlanmış silahlar, kehanetle ilgili nesneler, oyma fetişler, duvar resimleri, çalgılar ve günlük kullanım aletleri yer alır. Yaygın bir görsel motif olan “yürek biçiminde yüz” diye adlandırılan şey, göz çukurlarından ağfz yakınına kadar içbükeylik verilmiş bir yüzdür. Nijerya’da da kullanılmış bu motifin, Bantu göçmenleri tarafından oradan getirildiği düşünülmektedir.


Aşağı Kongo bölgesi. Kongo (Zaire) ırmağının aşağı kesiminde, denize döküldüğü yer yakınında geliştirilen üsluplar, yaklaşık 1500 yıldan bu yana, krala (manikon- go) ve maiyetinden çoğuna hıristiyanlığı benimsetmiş olan Portekizlilerin etkisi altında kalmıştır. Portekizliler çekildikten sonra, Hıristiyanlıktan ödünç alınmış birçok simge putperestçe anlamlar kazanmıştır. Sözgelimi, haç, önderin gücünün simgesi haline gelmiştir. Aşağı Kongo bölgesinin öteki sanat ürünleri arasında, sözgelimi anne ile çocuk figürleri ve çivi çakılmış fetişler de hıristiyanlık kökenlidir.
Güney savana bölgesi. Orta Afrika’daki geniş yayla kuşağında, Çokveler, Lubalar, Songyeler, Yakalar, Pende- ler ve Kubalar gibi birçok Bantu halkı ile Mbundular ve Makondelar gibi, bu halklarla ilintili topluluklar yaşar. Bölge halklarını sanata yönelten ilk şeyin, erkek çocukların yetişkinliğe geçiş törenleri olduğu düşünülmektedir. Maskeler, figürler, özel giysiler ve görkemli tiyatro efektleri, bu törenlerin bir parçasını oluştururlar ve çoğunlukla çocukları hem kültür, hem de erkeklerin nasıl davranması gerektiği konusunda yetiştiren eğitici donanım işlevini de yüklenmişlerdir. Zaire’nin orta kesiminde yaşayan Kubaların, saraya özgü incelikli sanat ürünleri de vardır: Krallar ve aileleriyle ilgili portre heykeller, zarif kâseler, davullar, kap-kacak, bebekler, yüksek rütbeli kişiler için birçok simge, vb.
Doğu Sudan bölgesi. Bu bölgedeki halkların çoğunun sanat ürünleri, süsleme sanatıyla sınırlanmıştır. Ama Sudan Cumhuriyeti’nin güney kesimi ile Etyopya’nın güneybatı kesiminde yaşayan Bongolar, Konsolar ve Boranaları da içeren birkaç topluluk, ataları anmak için tahtadan figürler oyarlar. Bu gelenek belki de, Afrika üslupları arasında, Güney Asya boyunca çizilecek geniş bir eğri içinde günümüzde hâlâ görülebilen Eskiçağ’ın putperest sanatına en yakın gelenektir. Mısır’daki Kopt sanatı ve Bizans sanatı ile güçlü bağları olan Etyopya sanatı da, aynı biçimde, öbür sanatlardan farklı yapıdadır.
Doğu ve Güney Afrika bölgesi ile Madagaskar. Buşman resimleri ve kabartmaları dışında, Doğu Afrika’da ve Güney Afrika’da belirgin figürlü üslupların sayısı sınırlıdır. Bu bölgenin ağır basan sanatı, mimarlık ve mimarlık süslemeleridir. Transvaal’de yaşayan Ndebelelerin cüretkâr desenli duvar resimleri ile kişisel süslèr, özellikle boncuk işleri de buna katılabilir. Afrika kıyıları açığındaki tek büyük ada olan Madagaskar’a, ilk olarak Afrika’dan değil, Endonezya’dan gelenler (İ.S. I. yy. başlarında) yerleşmiştir. Adada en çok dikkati çeken sanat ürünleri, Doğu Sudan bölgesinde görülen ve Endonezya’nın niteleyici ürünü olan, ataları anmak için yapılmış figürlerdir. Bazı rafya dokumaların en yakın benzerlerine de Endonezya’da rastlanır.
Batı’da Afrika sanatı etkileri. XVI. yy’dan başlayarak, Avrupalı gezginler Afrika sanatı ürünleri edinmiş, özellikle de Benin sarayından tunç ve fildişi ürünler almışlardır. XIX. yy’da Avrupa’da, Afrika sanatı koleksiyonlarında gördükleri estetik değerlerin çekiciliğine kapılan Georges) Braque, Henri Matisse, Amedeo Modigliani ve Pablo Picasso gibi modern sanatçılar, yapıtlarında Afrika sanatı etkilerini yansıtmışlardır.









