Home / wiki / Arşiv

Arşiv

arşiv (Fransızca: archives “belgeler bütünü”),
resmî ve yarı-resmî kurumlann, organların,
ticari kuruluşların, özel birimlerin
çalışmalarıyla ilgili kayıt ve belgelerin düzenli
bir bütün olarak saklandığı yer.
Kökeni eski çağlara değin giden arşivleme
kurumu ve birimlerinin günümüzdeki anlamıyla
oluşumu Fransız Devrimi ile başlamıştır.
Var olan belge ve kayıt depolan ile
bunlann bulunduğu kurumlann tümünü
kapsayan bir arşiv idaresi Fransa’da ilk kez
1789’da Devlet Arşivi ve 1796’da İl Arşivlerinin
kurulmasıyla gerçekleşti. Bu gelişmenin
bir başka sonucu da, devletin kendi
belge mirasını koruma sorumluluğunun bilincine
varması ve arşivin halka açık olması
ilkesinin benimsenmesi oldu.
Uygulamada ülkeden ülkeye bazı değişiklikler
görülmekle birlikte, arşiv modeli genelde
merkezî bir arşiv ve il arşivleri
temeline dayanır. İngiltere’de 1838’de çıkanlan
Kamu Arşivi Yasası ile bağımsız
derleme ve arşivlerin tümü bir araya getirilip
Evrak Dairesi’nin (Master of the Rolls)
sorumluluğu altına alındı. Bu bakımdan
İngiltere, merkezîleşme konusunda en yetkin
örnektir. Yeni Zelanda, Hindistan ve
Pakistan gibi eski İngiliz sömürgelerinde de
merkezî arşivler görülür. Japonya’da ulusal
ölçekte bir arşiv yoktur; her bakanlık kendi
belgelerini korumakla yükümlüdür. Hollanda’da
hem merkezî bir devlet arşivi, hem
de il arşivleri vardır.
Almanya’nın II. Dünya Savaşı’ndan sonra
bölünmesi, Almanya Federal Cumhuriyeti’
nin Koblenz’de bir Devlet Arşivi, Alman
Demokratik Cumhuriyeti’nin de Potsdam’
da bir merkezî arşiv kurmasına yol açmıştır.
Aynca her iki ülkede eyalet arşivleri de
vardır. İtalya’da ise tek bir merkezî arşiv
yerine, içişleri bakanlığına bağlı bir dizi
büyük arşiv bulunur. ABD’de eski belgeleri
korumak amacıyla 1934’te Ulusal Arşiv
Dairesi kurulmuştur. Aynca her eyaletin
bağımsız birer arşivi vardır. Kanada’da da
benzer biçimde hem Ottowa’daki federal
yönetimin hem de eyaletlerin kendi arşivleri
bulunur. Avustralya’nın ise, merkezi Canben
a’da olan ve tüm eyalet merkezleri ile
Danvin ve Townsville’de birer şubesi bulunan
bir arşiv sistemi vardır; eyaletler de
genelde kütüphanelerce yönetilen kendi
arşivlerine sahiptir.
Türkiye’de arşivcilik Osmanlı Devleti’nin
ilk dönemlerinde başlar. 18. yüzyıla değin
devletin belgeleri sandık ve torbalarda saklanır
ve korunurdu. Tanzimat Döneminde,
1846’da, Mustafa Reşid Paşa, Hazine-i Evrak
Nezareti’ni kurdu ve sadaret evrakı için
Hazine-i Evrak binası inşa edildi. 1839’dan
önceki belgeler genel konu başlıklan altında,
sonrakiler ise daha aynntılı olarak
burada arşivlendi.
Hazine-i Evrak’ı (sonradan sadrazamlığa
bağlı bir müdürlük olmuştur) örnek alan
öbür nezaretler 19. yüzyılın ikinci yansından
sonra kendi arşivlerini kurmaya başladılar.
1864’te Tuna valisi Midhat Paşa,
Tuna ilindeki ilk arşivi kurdu, bunu başkalan
izledi. 1870’te Sadrazam Âli Paşa, I.
Mahmud ve II. Mahmud dönemleri arasındaki
112 yıllık belgeyi arşive kaldırdı. II.
Meşrutiyet Döneminde, 1911’de, arşiv belgelerinin
dökümü, araştırılması ve yayımlanması
gibi görevleri de olan Tarih-i Osmani
Encümeni’nin kurulması ile arşivcilik
çalışmalannda belirli bir ilerleme sağlandı.
Ancak savaş nedeniyle bu gelişmeler sınırlı
kaldı. 1923’te sadrazamlık evrakının ve
eşyasının korunması için Başvekâlet Özel
Kalem Müdürlüğü’ne bağh Mahzen-i Evrak
Mümeyyizliği adında bir daire kuruldu, ama
bu dönemde Osmanlı geçmişine duyulan
ilgi azaldığından arşive fazla önem verilmedi.
1931’de maliye deposundaki bir bölüm
belgenin dışarıya satılmasının uyandırdığı
tepki üzerine, 1932’de Muallim Cevdet
başkanlığında yeni bir düzenleme kurulu
oluşturuldu. 1936’da Macar arşivci Lajos
Fekete’nin gelmesiyle Başbakanlık Arşivinde
modern arşiv tekniklerine uygun
çalışmalara başlandı. 1943’te, 4443 sayılı
yasayla Başbakanlık Arşiv Umum Müdürlüğü
oluşturuldu. Başbakanlık Arşivi yalnızca
Türkiye’nin değil, Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından
sonra kurulan 20’den fazla
devletin de arşivi durumundadır. Divan-ı
Hümayun, sadrazamlık, merkez daireleri
belgeleri, Dahiliye, Maliye, Evkaf, Ticaret,
Orman, Nafıa, Hazine-i Hassa nezaretleri
ve Şura-yı Devlet belgelerini içeren bu arşiv
kayıtlarının hemen tümü eski harflerle yazılıdır.
Biçimsel olarak defterler ve evrak adı
altında iki ana gruba aynlabilecek bu belgelerin
yanı sıra, Osmanlı Devleti’nin son
dönemine ilişkin haritalar, fotoğraflar ve
albümler de bulunmaktadır.
Türkiye’de arşiv sorununa temelden çözüm
getirecek bir yasa bütün uğraşlara
karşın çıkartılamadı. Bu gereksinim 1975’te
çıkanlan Devlet Arşiv Yönetmeliği ile giderilmeye
çalışıldıysa da yeterli olmadı.
1977’de Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi
Daire Başkanlığinın kurulması ise yalnızca
Başbakanlık’a ait arşiv sorununu çözdü.
1982’de Başbakanlık Arşiv Genel Müdürlüğü,
Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı’na
dönüştürüldü. 1984’te de Devlet Arşivleri
Genel Müdürlüğü kuruldu ve her iki daire
başkanlığı da bu genel müdürlüğe bağlandı.
Türkiye’nin başlıca arşivleri arasında, Başbakanlık
arşivinin yanı sıra, Topkapı Sarayı,
İstanbul Belediyesi, Beşiktaş Deniz Müzesi
arşivleri ile Tapu ve Kadastro Dairesindeki
eski evrak ve defterler, Muallim
Cevdet’in Belediye Kitaplığı, Genelkurmay
Başkanlığı Harp Dairesi, İçişleri Bakanlığı,
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı arşivleri
sayılabilir.
Arşivcilik günümüzde bilimsel ve teknolojik
gelişmelerden de yararlanarak oldukça
hızlı bir gelişme göstermektedir. Arşiv yönetimini
başlıbaşma bilimsel bir dal olarak
ele alan uzmanlar, şimdiye değin beş temel
sorunla uğraşmak durumunda kaldılar:
1) Kaynak kuruluşlardan alınacak belge
türlerinin saptanması, 2) belgeleri arşive
yerleştirme zamanı, 3) yerleştirme ve düzenleme
yöntemi, 4) bazı belgeleri ayıklama
ve ortadan kaldırma, 5) arşivlerin geniş
kesimlerce kullanılır duruma getirilmesi.
20. yüzyılda arşivciler yazılı belgelerin yanı
sıra fotoğraf, film, ses kaydı ve bilgisayar
kaydı gibi yeni belgeleri de düzenlemek ve
korumak için uğraşmaya başlamışlar ve yeni
yöntemlerden yararlanmışlardır. Bunlardan
mikroform yöntemi en kullanışlı ve yararlısı
olarak yaygınlaşmaktadır. Belgelerin filminin
çekilmesi, belgenin güvenli olarak korunma
ve saklanmasını sağladığı gibi, çoğaltılmasını
ve uluslararası alanda alışverişini
de kolaylaştmr. Aynı zamanda onanm,
349 Art Deco
ciltleme ve depolama giderlerini düşürür.
Asıl arşivleri ikinci derecede önemli belgelerle
tamamlamada kolaylık sağlar. Mikroform
yönteminden arşiv belgelerini yayımlamada
da yararlanılır.
Toplumsal, ekonomik ve kültürel tarih kavramlanmn
gelişmesi, sanayileşmenin ulusal
ve uluslararası ilişkilerde giderek artan bir rol
oynaması ve demokratikleşmenin dünya çapında
yaygınlaşması, ticari arşivlere, kurum
arşivlerine ve sıradan özel arşivlere duyulan
ilgiyi de artırmış bulunmaktadır.
Ticari arşivlerin önemini kavrayan ilk ülke
Almanya oldu. Çok geçmeden Belçika,
İsviçre ve Hollanda onu izledi. Sonraları da
Fransa, İngiltere, Danimarka ve ABD gibi
ülkeler değişik ölçülerde olmakla birlikte,
ticari arşivlere yöneldiler.
Arşivciliğin yaygınlaşması giderek örgütlenme
sorununu da gündeme getirmiştir.
Ülkelerin yanı sıra Birleşmiş Milletler ve
birçok uluslararası örgüt de arşiv kurmaya
ve var. olan arşivlerini geliştirmeye çalışmaktadır.
1948’de UNESCO’nun desteğiyle Paris’te
toplanan profesyonel arşivciler, Uluslararası
Arşiv Konseyini kurdular. Arşiv
çalışmalanm düzenlemek ve geliştirmek,
bilimin hizmetine sunmak ve uluslararası
düzeyde yardımlaşma olanaklannı artırmak
amacını güden bu konseye profesyonel
arşivcilerden başka, merkezî arşiv müdürlükleri,
idarelerin, ulusal ya da uluslararası
bölgesel arşiv dernek ve kurumlannın temsilcileri
de üye olabilmektedir.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir