Arsoy, Yesarî Asım (d. 1900, Drama,
Yunanistan), Türk besteci ve ses sanatçısı.
Şarkıları, fantezileri ve kendi bestelerini
okuduğu plaklarıyla tanınmıştır. Udu sol
eliyle çaldığından Yesarî (solak) diye adlandırılmıştır.
Drama İdadisi’ni bitirdi. Ailesiyle birlikte
1917’de Adapazarı’na, 1920’de de İstanbul’a
yerleşti. Başta İzzeddin Hümayî (Elçioğlu)
olmak üzere tanınmış müzikçilerden
ders aldı. Bir süre İzmit’te, bir süre de
İzmir’de çalıştı. İzmit’teyken Fehmi Tokay
ve Zeki Arif Ataergin’den yararlandı.
1929’da beste yapmaya, 1930’da “Mustafa
Asım Türkoğlu” adı altında kendi bestelerini
plağa okumaya başladı. Sesi, alışılmış
hanende seslerinden oldukça farklıydı. Fazla
tizleri olmasa da, davudi sesi ve Rumeli
ağzına kaçan prosodisi ilgiyle karşılandı.
Şarkıcılığını plaklarla sürdürdü. 1950’lere
değin, özgün üsluplu bir ses sanatçısı ve
zaman zaman yüksek değerde yapıtlar veren,
hiçbir zaman belli bir düzeyin altına
düşmeyen şarkı ve fantezi bestecisi olarak
ününü korudu.
Besteleri şarkı, fantezi ve türkü olarak üç
bölümde toplanabilir. En çok bilinen şar kılan
“Yüz yıl o güzel gözlere baksam yine
kanmam” (suzidil), “Ömrümce o saf aşkını
kalbimde yaşatsam” (kürdilihicazkâr), “Fariğ
olmam meşreb-i rindâneden” (hüseyni),
“Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır”
(hüzzam), “Çamlarda şafak rengi gibi gönlüme
aktın” (nihavend), “Açmazsan eğer
kalbime sen yâre-i hicran” (hicaz), “Sazlar
çahnır Çamhca’nm bahçelerinde” (hicaz),
“Biz Heybeli’de her gece mehtaba çıkardık”
(sultaniyegâh); fantezileri “Sonbaharı
bir genç kızla Hisarlar’da geçirdim”, “Sanyer’de
tanıştığım bir hanım”, “Yeniköy’de
bir kız gördüm adı Sarı Zambak’mış”,
“Yalova’nın şen kızını kandıralım alalım”;
türküleri ise “Adalardan bir yar gelir bizlere”,
“Yar saçları lüle lüle”, “Akasyalar
açarken”dir.






