Artaud, Antonin (d. 4 Eylül 1896, Marsilya
– ö. 4 Mart 1948, Ivry-sur-Seine, Fransa),
gerçeküstücülüğün kuramcılarından oyun
yazan, şair ve oyuncu. Klasik “burjuva”
tiyatrosunun yerine, bilinçaltının özgürleşmesi
ve insanın kendini anlaması için ilkel
bir ayin niteliğindeki kendi yarattığı Vahşet
Tiyatrosu’nu(*) koymaya çalışmıştır.
Babası Marsilyalı, annesi İzmir kökenli
Rumdu. Yetiştiği ortamın yaşamındaki güçlü
etkisi özellikle Mistisizme olan tutkusunda
belirgindir. Tüm yaşamı boyunca süren
/
Artaud, 1948
Denişe Colomb-J.P. Ziolo
ruhsal bunalımlan nedeniyle birçok kez
hastaneye yattı. L ’Ombilic des limbes
(1925; Bulanıklığın Orta Yeri) ve Le Pesenerfs
(1925; Sinir Ölçer) adlı gerçeküstücü
şiirlerini eleştirmen Jacques Riviere’e gönderince,
aralannda uzun yıllar sürecek bir
yazışma başladı. Artaud, Paris’te oyunculuk
eğitimi gördükten sonra, ilk kez Aurelien-
Marie Lugne-Poe’nun Theâtre de l’Oeuvre
adlı dadaa-gerçeküstücü tiyatrosunda sahneye
çıktı. Gerçeküstücülerin önderi şair Andre
Breton, Komünist Partisi’ne bağlandıklarım
açıklayınca, hareketin asıl gücünün siyaset
dışında olduğuna inanan Artaud gerçeküstücülerle
bağlarım kopardı. Kendisi gibi
gerçeküstücülerden kopmuş bir oyun yazan
olan Roger Vitrac’la birlikte Alfred Jarry
Tiyatrosu’nu kurdu. Kısa süre ayakta kalabilen
bu tiyatrodan sonra Abel Gance’m
Napoleon adlı filminde (1927) Marat rolünü
oynadı. Cari Dreyer’in klasik filmi La Passion
de Jeanne d’Arc’ta (1928; Jeanne d’Arc’ın
Çilesi) ise bir keşiş rolünde göründü.
Artaud, Manifeste du theâtre de la cruaute
(1932; Vahşet Tiyatrosu Bildirgesi) ve Le
Theâtre et son double (1938; Tiyatro ve
Sureti) adlı yapıtlarında, oyuncu ve seyircinin
bir büyü ayinindeki gibi, aynı duygulan
paylaşması gerektiğini belirtir. Jestler, sesler,
olağandışı dekor ve ışığın bir araya
gelmesiyle, sözcükleri aşan bir dil oluşmaktadır.
Amaç, düşünce ve mantığı altüst eden
bu dilden yararlanarak seyirciyi sarsmak,
ona yaşadığı dünyanın alçaklığını göstermektir.
Artaud’nun (kuramlan yanında ikincil
önem taşıyan) yapıtları birer fiyasko oldu.
1935’te Paris’te oynanan Les Cenci, dönemi
için fazla cesur bir girişimdi. Bununla
birlikte görüşleri, Jean Genet, Eugene Ionesco,
Samuel Beckett gibi yazarlann
Uyumsuzluk Tiyatrosu(*) ile çağdaş tiyatroda
dilin ve usçuluğun egemenliğini reddeden
bütün akımlan önemli ölçüde etkiledi.
Öteki yapıtları arasında Meksika’yı ziyaretinden
sonra yazdığı Mexico (1936), Van
Gogh, le suicide de la societe (1947),
Heliogabale, ou Vanarchiste couronne
(1934; Elagabalus, ya da Taçlı Anarşist)
sayılabilir.






