Home / wiki / Aşiret

Aşiret

aşiret, göçebe ya da yan göçebe yaşama
düzenini kendi içinden bir başkanın yönetiminde
sağlayan aynı soydan insan topluluğu.
Osmanlı toplumunu oluşturan öğelerden
biri de aşiretler ya da konar göçer
halktı. Bunlar mevsimden mevsime yaylak
ve kışlak arasında hareket ederlerdi. Sürekli
bir yaylak-kışlak hareketi içinde olmalanna
karşın, tam anlamıyla göçebe değillerdi.
Yaylakta hayvancılıkla uğraşırken, kışlakta
tanm yaparlardı. Ama temel etkinlikleri
hayvancılıktı. Genellikle kapalı bir ekonomik
yaşam sürerlerdi. Toplumsal örgütlenmeleri
aşiret, oymak (cemaat) ve oba
düzenindeydi. Aşiretin ve oymağın başında
bir bey (Araplarda şeyh) bulunurdu. Bir
aşirete bey atanması, o aşiretin başındaki
kethüda ve yaşlılarca yapılır, bu bey yönetimce
onaylanırdı. Beyliğin soydan geçtiği
boylarda, bey ailesinin yanı sıra bir torun
grubu vardı. Bunlar aşiret aristokrasisini
oluştururdu. Aşiret halkı reaya statüsündeydi.
Anadolu’daki aşiretler (yörükler) ile
Rumeli’deki aşiretler (yörükler) birbirlerinden
farklıydı. Rumeli’deki yörükler askeri
ve yönetsel amaçlar için özel bir nizam
verilerek örgütlendirilmişlerdi. Aşiretler sahip
olduklan geniş sürülerle imparatorlukta
gerek sivil gerek askeri kara taşımacılığına
hayvan sağlıyor, bunun yanı sıra hayvansal
ürün gereksinmesini de karşılıyorlardı. Konar
göçerlerden sahip olduklan hayvan
başına nakdi bir vergi, bunun dışında çeşitli
resimler alınırdı. Vergi ve resimleri ödeme
konusunda aşiretlerle devlet arasında zaman
zaman anlaşmazlıklar olurdu. Aşiretlerin
bazı görevleri vardı: Maden, derbent ve
geçitlerin eşkıyadan korunması, madenlerin
çıkanlması ve taşınması, gereksinim duyulan
maddelerin madenlere götürülmesi, ordunun
taşımacılık işlerinin yerine getirilmesi,
iç ayaklanmaların bastırılması, Viyana
seferinden sonra orduya asker sağlanması.
Osmanlı Devleti aşiretleri iskân etmeye
yönelik bir politika izlemiştir. Özellikle 19.
yüzyılda Çukurova’daki aşiretlerin iskânı
önemli toplumsal çalkantılara yol açmıştır
(bak. Fırka-ı İslahiye). Ama aşiretler yalnızca
hükümet baskısıyla değil, ekonomik
nedenlerle yerleşik yaşamın daha çekici
hale gelmesinden ötürü de yerleşik yaşama
geçmişlerdir. 1876’da çıkartılan Idare-i Nevahi
Nizamnamesi gereğince aşiret beylerine
aşiret müdürü sanı verilmiş, 1908’den
sonra bu uygulama kaldmlmıştır.
Günümüzde aşiretler yalnızca Doğu Anadolu’da
kalmıştır. Bu aşiretleri oluşturan
temel etken kan ve akrabalık bağlandır.
Aşiret, kabilelerin birleşmesinden oluşur.
Aşiretin başında bir aşiret reisi vardır.
Aşiret reisliği günümüzde babadan oğula
geçmez. Kabile reisleri arasında sivrilenler
aşiret reisliğini elde etmektedir. Aşiretler
arası örgütlenmenin dışında bir ulu kişi
vardır. Doğu Anadolu’daki aşiretler genellikle
hayvancılıkla uğraşırlar. Bu yöredeki
hızlı nüfus artışı aşiretlerin otlak bulma
zorluğuyla karşılaşmalanna yol açmaktadır.
Bu da aşiretlerin yerleşik yaşama geçmesi
sonucunu doğurmaktadır.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir