Aster, Ernst von (d. 18 Şubat 1880, Berlinö‘.
21 Ekim 1948, Stockholm), Adcılığı,
olgucu temellere dayandırarak bilgi kuramı
açısından ele alan Alman felsefeci. Nazile –
rin baskısı sonunda üniversitedeki görevinden
aynlmış, 1939’da Türk hükümetinin
çağnlısı olarak geldiği İstanbul Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi’nde 15 yıl süreyle felsefe
tarihi ve bilgi kuramı dersleri vermiştir.
Prusyalı soylu bir aileden gelen von Aster’in
babası generaldi. Üniversiteye Berlin’de
başladı. Daha sonra Münih’te felsefe
üzerinde yoğunlaşarak eğitimini sürdürdü.
Aynca, doğa bilimlerine ilgi duyduğu için
matematik ve zooloji derslerine de katıldı.
Münih Üniversitesinde önce doçent, daha
sonra da profesör olan von Aster, görevine
Giessen Üniversitesinde devam etti. Sosyal
Demokratların siyasal görüşlerine duyduğu
yakınlık, 1933’te Nazilerin görevine son
vermesine neden oldu. 1936’da İstanbul’a
gelmeden önce bir süre İsveç’te yaşadı.
1933’te Türkiye’de başlatılan Üniversite
Reformu içinde, Nazilerin görevlerine son
verdiği profesörlerin ders vermek üzere
çağrılmaları da yer alıyordu. Von Aster’in,
kendinden önce bu yolla Türkiye’ye gelen
felsefeci Hans Reichanbach ve daha sonra
gelen Walter Kranz ile birlikte, Türk üniversitelerinde
felsefe geleneğinin yerleşmesinde
önemli katkıları olmuştur. Von Aster
aynca, Hukuk Fakültesi’nde hukuk felsefesi
dersleri vermiş, üniversite içinde ve dışında
verdiği konferanslarla dikkat çekmiş, İstanbul
Üniversitesinin önemli yayın organı
Felsefe ArkivVnin kurucuları arasında yer
almıştır. Von Aster’in Türk felsefe tarihi
içinde adı anılan Takiyettin Mengüşoğlu,
Macit Gökberk, Bedia Akarsu gibi felsefecilerin
yetişmesinde emeği geçmiştir.
Edmund Husseriin 1900’de Logische Untersuchungen
(Mantık Araştırmaları) adlı
kitabının yayımlanması, felsefede Fenomenoloji
akımının yaygınlık kazanmasına yol
açtı. Von Aster’in felsefi görüşlerinin temelini
fenomenolojiye karşı tutumu oluşturur.
Bu iki görüş arasındaki temel farklılık
“gerçek olan”m kaynağı ile ilgili tartışmadan
çıkar. Von Aster’in görüşüne göre
“gerçek olan”ın kaynağı insandır. Buna
bağlı olarak düşünme ediminin öznesi insan;
mantığın konusu da insanın düşünme
edimidir. Oysa fenomenoloji, gerçeğin insan
ile sınırh olmayan “mutlak” bir varlığı
olduğu görüşünden kaynaklamr.
Von Aster’in Prinzipien der Erkenntnislehre
(1913; Bilgi Öğretisinin İlkeleri) adlı
yapıtının alt başlığının Versuch zu einer
Neubegrûndung des Nominalismus (Adcılığın
Yeniden Kurulması Denemesi) oluşu,
onun yeni bir Adcılık görüşünün öncüsü
olduğunun işaretidir. Adcılıkta tümellerin
tek başlarına ayn bir varlıkları yoktur; tek
tek insanlardan bağımsız bir insanlık yoktur.
İnsan düşüncesinden bağımsız, ayn bir
varlık dünyasını kabul etmeyen von Aster,
“değerler”in de insan zihninden bağımsız
ele alınamayacağını, “güzel” diye bir şeyin
olmadığını, ancak “güzel bir çocuk” ya da
“güzel bir kitap”tan söz edilebileceğini vurgularken,
bu tür “değerler”in insanın nesnelere
eklediği sıfatlar olduğunu belirtiyordu.
Prinzipien’ı Almanya’da fenomenoloji
görüşünün en etkili olduğu dönemde yayımlaması,
von Aster’in getirdiği karşı görüşlerin
yeteri kadar etkili olamamasına yol
açmıştır. O da bu yüzden daha sonraki
çalışmalarında felsefe tarihine ağırlık vermiştir.
Von Aster, Geschichte der neueren Erkenntnistheorie:
von Descartes bis Hegel
(1921; Yeni Bilgi Kuramının Tarihi: Descartes’tan
Hegeie) adlı yapıtında felsefe
tarihinin bağımsız bir felsefe disiplini ve
“felsefe tarihinin felsefe üzerine felsefe
yapmak” olduğunu savunur. Felsefe tarihi
çalışmalarında, felsefe sorunlarının gelişme
çizgisini izleyerek, mantık düzenini kavramaya
çalışır.
Von Aster’in öbür önemli yapıtları arasında
Geschichte der Antiken Philosophie
(1921; İlkçağ Felsefesi Tarihi), Raum und
Zeit in der Geschichte der Philosophie
(1921; Felsefe Tarihinde Zaman ve Mekân
Kavramı), Philosophie der Gegenwart
(1935; Çağdaş Felsefe) ile Macit Gökberk’-
in derlediği Felsefe Tarihi Dersleri (1943) ve
Bilgi Kuramı ve Mantık (1945) sayılabilir.






