1. Genişlik, yayılmışlık: “…bu harbin vüs’at ne ehemmiyet cihetinden…” (Ragıp Hulusi). —2. Bolluk: “Bize bereket ve vüsat i ma- şiet ver” (Cevdet Paşa, XIX. y...

1. Kudret, güç: “Allah kimseden vüs ve takati fevkinde iş istemez” (R. N. Güntekin). —2. Zenginlik, varlık: “… cümleten ellerinden geldiği mertebe ne vüsleri yettiği derece&#82...

1. Geliş, gelme, yetişme: “Gelme ey vürüdunu bir ömr içinde beklediğim” (Süleyman Nazif). —2. Vürud etmek, gelmek, ulaşmak...

Vül- garize etmek, bir bilgiyi, bir düşünceyi vb. herkesin anlayabileceği, basit bir düzeye indirgemek, basitleştirmek....

1. Bakanlar; vekiller: “Öyle bir kurulur, yerleşir ki yeni bir vükelâ buhranına kadar mevkiini muhafaza edeceğine emindir” (R. H. Karay). —2. Vükelayı de- avi, dava vekilleri; avukatlar. |...

. 1. insan ya da hayvanın maddi varlığı, gövdesi; beden: Mermilerle hayvanın vücudu delik deşik olmuştu. Güzel bir vücudu var. —2. Var olma, varlık. —3. Vücut bulmak, oluşmak, meydana gelmek. || Vücut...

. 1. Yüzler, çehreler. —2. ileri gelenler, bir yerin eşrafı: “Sakıyf kabilesinin vücûh ve eşrâfı Medine-ı münevvereye gelip arz-ı itaat eylediler” (Cevdet Paşa, XIX. yy.). —3. Kuran’...

(arapça “varlık” anlamına gelen vucûd’dan -iyye ilgi ekiyle yapılmış ad). Tasavvufta Tanrı’dan başka hiçbir varlığın bulunmadığını, bütün varlıkların tek varlık olan Tanrı&#821...

CUDİ MEHMET BİN ABDÜLA- ZİZ, türk tarihçi ve şair (Larende ? -ay. y. 1612). Ebussuut Efendi (1490-1574) tarafından eğitilip yetiştirildi. Gazavat-ı Mustafa Paşa adıyla Kıbrıs’ı osmanlı topraklar...

(ar. vücub ve -/’den vücu- bi). Esk. Gereklilikle ilgili. —Esk. dilbilg. Vücubi sıygası ya da fiil-i vucubi, gereklilik kipi. —Esk. mant. Olumlu....

1. Gerekli olma, gereklilik. —2. Bırakılmama. —3. Layık olma, yaraşma. —isi. huk. Yapılması zorunlu görev. —Bir kimsenin mal varlığının pasif kısmında yer alan borç. || Vücub-i eda, borcu yerine getir...

Elektroakust. ve Telekom. Bir vümetre yardımıyla yapılmış bir ölçümün sonucunu belirtmek için kullanılan ses gücü birimi....

1. Bir açıklama gerektirmeyecek kadar açık, anlaşılır olma. —2. Açıklık. —Ed. Sözlü ve yazılı anlatımda anlam açıklığı....