Yazar Arşivi: Kursistem Moderator

TESVÎF

TESVÎF 26—Tesvîf, hayrlı iş yapmağı sonraya bırakmakdır. İbâdetleri ve hayrlı işleri yapmakda acele etmek, (Musâre’at) olur. Hadîs-i şerîfde, (Ölmeden evvel tevbe ediniz. Hayrlı işleri yapmağa mâni9 çıkmadan önce acele ediniz. Allahü teâlâyı çok hâtırlayınız. Zekât ve sadaka vermekde acele ediniz. Böylece Rabbinizin rızklarına ve yardımına kavuşunuz!) ve (Beş ş6y gelmeden evvel beş şeyin kıymetini biliniz: Ölmeden önce hayâtın kıymetini, hastalıkdan ...

Devamını Oku »

MALA MUHABBET

MALA MUHABBET 25—Mâlı, harâm yoldan kazanmak, harâmdır. Halâl mâla düşkün olmak, sevmek mekrûhdur. Hadîs-i şerîfde, (Altına ve gümüşe tapınanlara lâ’net olsun!) buyuruldu. Dünyâ peşinde koşmak, şehvetleri peşinden koşmakdan dahâ fenâdır. Mâl, para peşinde koşmak, Allahü teâlânın emrlerini unutdurursa, bundan büyük felâket olmaz. Allah zikri, düşüncesi bulunmıyan kalbe şeytan yerleşir. Şeytânın en büyük hîlesi, inşâna hayrlı işler yapdırarak kendisini sâlih, iyi ...

Devamını Oku »

SÛ-İ ZAN

SÛ-İ ZAN Günâhının afv olunmıyacağını zan etmek, Allahü teâlâya sû-i zan olur.Mü’minleri harâm işleyici ya’nî fâsık zan etmek, sû-i zan olur. Sû-i zan harâmdır.Harâm işlediğim öğrenerek, bilerek onu sevmemek, sû-i zan olmaz. Buğd-i fillâh olur, sevâb olur.Din kardeşinin aybını görünce, ona hüsn-i zan etmeli, te’viline çalışmalıdır. Onu islâh etmelidir. Kalbe gelen hâtıra, düşünce, sû-i zan olmaz. Zan etmek, ya’nî kalbin ...

Devamını Oku »

VA’DİNİ BOZMAK

VA’DİNİ BOZMAK Va’dinde durmamak da, gadaba sebeb olur. Bir tarafdan verilen söze (Va’d), iki tarafdan yapılan sözleşmeğe (Ahd) denildiği yukarıda bildirilmişdi. Zarar, azâb yapacağını söz vermeğe (Va’îd) denir. Va’îdinde durmamak (kerem) olur, ihsân olur. Yalan olarak va’d etmek harâmdır. Böyle va’di bozmak da ayrıca günâh olur. Yerine getirmek ise, yalancılık günâhını yok eder. Fâsid bey’ de böyledir. Bu bey’i fesh ...

Devamını Oku »

HIYANET Kalb hastalığıdır

HIYANET Kalb hastalıklarının yirmiikincisi, hiyânetdir.Hıyânet etmek de, gadaba sebeb olur. Hıyânet de harâmdır. Münâfıklık alâmetidir. Hıyânetin zıddı emânetdir, emîn olmakdır. Hıyânet, birine kendini emîn tanıtdıkdan sonra, o emniyyeti bozacak iş yapmak demekdir. Mü’min, herkesin mâlını, cânını emniyyet etdiği kimsedir. Emânet ve hıyânet, mâlda olduğu gibi, sözde de olur. Hadîs-i şerîfde, (Meşveret edilen kimse emindir) buyuruldu. Ya’nî onun doğruyu-söyfiyeceğine ve sorulanı ...

Devamını Oku »

Gadabı meydana getiren sebeblerden birisi de, (Gadr) ya’nî ahdinde ve mîsâkında durmamakdır.

G A D R 21—Gadabı meydana getiren sebeblerden birisi de, (Gadr) ya’nî ahdinde ve mîsâkında durmamakdır. Bir tarafın söz vermesine (Va’d) denir. îki kimsenin sözleşmelerine (Ahd) denir. Yemin ile kuvvetlendirilen va’de (Mîsâk) denir. Karşılıklı sözleşilene, önceden haber vermeden sözünü bozmak gadr olur. Devlet re’îsi, kâfirlerle yapmış olduğu mu’âhedeyi bozmak lâzım geldiğini anlarsa, onlara haber vermesi vâcibdir. Haber vermeden evvel bozması ...

Devamını Oku »

TEHEVVÜR

TEHEVVÜR 20—Gadabın, sertliğin aşırı ve zararlı olmasına (Tehevvür), atılganlık denir. Tehevvür sâhibi hiddetli, sert olur. Bunun aksine hilm, yumuşaklık denir. Hâlim kimse, gadaba sebeb olan şeyler karşısında kızmaz, heyecâna gelmez. Korkak olan, kendine zarar verir. Gadablı kimse ise, hem kendine hem de başkalarına zarar verir. Tehevvür, inşânı küfre kadar götürür. Hadîs-i şerîfde, (Gadab, îmânı bozar) buyuruldu. Burada bildirilen gadab, aşırı ...

Devamını Oku »

Cübn, korkaklık demekdir

CÜBN 19—Cübn, korkaklık demekdir. Uadabın sert davranmanın lüzûmlu mikdârına (Şecâ’at) denir. Lüzûmundan az olmasına, zâ’îf olmasına (Cübn) denir. Cübn, kötü huydur. İmâm-ı Muhammed bin İdrîs Şâfi’î “rahime-hullahü teâlâ” buyuruyor ki, (Şecâ’at göstermek lâzım olan yerde, korkaklık yapan kimse, eşeğe benzer. Tarziye verilen kimse râzı olmazsa, şeytâna benzer). Korkak olan kimse, zevcesine ve akrâbasma karşı gayretsizlik ve hamıyyetsizlik gösterir. Onları koruyamaz. ...

Devamını Oku »

Hicr, dostluğu bırakmak, dargın olmak demekdir

HİCR 18—Hicr, dostluğu bırakmak, dargın olmak demekdir. Hadîs-i şerîfde, (Mü’minin mü1 mine üç günden fazla hicr etmesi halâl olmaz. Üç geceden sonra ona gidip selâm vermesi vâcib olur. Selâmına cevâb verirse, sevâbda ortak olurlar. Vermezse günâh, ona olur) buyuruldu. Erkek olsun, kadın olsun, dünyâ işleri için, mü’minin mü’mine darılması, ya’nî onu terk etmesi, aradaki bağlılığı kesmesi câiz değildir. Zimmî, ya’nî ...

Devamını Oku »

Hıkd, kalb hastalıklarının onaltincisidir

HIKD 16—Hıkd, kalb hastalıklarının onaltincisidir. Hıkd, başkasını aşağı görmek, ondan nefret etmek, kalbinde ona karşı düşmanlık beslemekdir. Kendine nasîhat verenlere böyle kin beslemek harâmdır. Ona hıkd değil, itâ’at etmek lâzımdır. O, Allahın emrini yerine getirmişdir. Onu sevmek, hürmet etmek lâzımdır. Zulm edene karşı hıkd harâm değildir. Bir alacaklı ölse, bunun hakkı vârislerine ödenmese, kıyâmetde ödetilir. Zâlimi afv etmek efdaldır. Uhud ...

Devamını Oku »

H A S E D ETMEK

H A S E D 15 — Kötü huyların onbeşincisi haseddir. Hased, kıskanmak, çekememekdir. Allahü teâlânın ihsân etdiği ni’metin ondan çıkmasını istemekdir. Fâideli olmıyan, zararlı olan birşeyin ondan ayrılmasını istemek, hased olmaz, (Gayret) olur. İlmini, mâl, mevki’ ele geçirmek, günâh işlemek için kullanan din adamından ilmin gitmesini istemek gayret olur. Mâlını harâmda, zulmde, islâmiyyeti yıkmakda, bid’atları ve günâhları yaymakda kullananın ...

Devamını Oku »

TEZELLÜL

TEZELLÜL 13—Tevâdu’un aşırı mikdârına (Tezellül), bayağılık, aşağılık denir. Tezellül harâmdır. Başka harâmlarda olduğu gibi, bu da zarûret ile câiz olur. Dînini, cânını, mâlını, ırzını korumak, zâlimden kurtulmak, (Zarûret)dir. Meşakkat, harâc bulununca, kolaylık câiz olur. Tezellül, kötü huylardan biridir. Bir âlimin yanma bir kunduracı geldiği zeman, âlimin ayağa kalkıp, yerine bunu oturtması ve gideceği zeman kapıya kadar yanında yürümesi ve kunduralarını ...

Devamını Oku »

Üstüne titrerim sonsuza kadar

Yüreğimde açmış gülü soldurmam Dikeni batsa da çok kez elime Uğrunda akacak kanı durdurmam Koyamam kimseyi bil ki yerine Yüreğimde açan gülü soldurmam Koyamam kimseyi bil ki yerine Yüreğimde açan gülü soldurmam Bendeki mevsimler sana hep bahar Üstüne titrerim sonsuza kadar Gelmesin isterim teline zarar Yüreğimde açmış gülü soldurmam Yüreğimde açmış gülü soldurmam Bazen yağmurdur gözyaşım sana Bazen güneştir şu ...

Devamını Oku »

gıda üretim şirkerlerinin kullanacakları tek kullanımlık ürünler ve özellikleri

Tek kullanımlık ürünler, bir defa kullanıldıktan sonra atılan veya geri dönüştürülmeyen ürünlerdir. Bu tür ürünlerin genel özellikleri şunlar olabilir: 1. **Hijyen:** – Tek kullanımlık ürünler, hijyen standartlarını korumak amacıyla tasarlanmıştır. Bu özellik, özellikle gıda, sağlık, ve temizlik sektörlerinde önemlidir. 2. **Pratiklik:** – Kullanım sonrasında temizlik veya bakım gerektirmez. Kullanıcılar, ürünü kullanıp atabilirler, bu da pratiklik sağlar. 3. **Taşınabilirlik:** – Hafif ...

Devamını Oku »

Hasret tanır zulüm tanır ölüm tanır

ne güzel yazmışsın bu şiiri be serkan kardeş Hasret tanır zulüm tanır ölüm tanır Ustam… Aklım firarda Gözbebeklerimde müebbet hüzün Dilimde ay kesiği bir yara Düşüm kırık dökük Umudumun boynu bükük Bir öksüzün omuzlarında sükut Yüreğim sana emanet ustam sıkı tut Tut ki; kancık pusulara düşmesin Ustam… Ustam ne zaman o senin bildiğin zaman Ne sevda gördüğün masallardaki Eskiden halı ...

Devamını Oku »

TAMA

. Dünyâ lezzetlerini harâm yollardan aramağa (tama’) denir. Tama’ın en kötüsü, insanlardan beklemekdir. Kibre, ucba sebeb olan (Nâfile) ibâdetleri ve âhıreti unutduran (Mubâh) Lan yapmak da tama’ olur. Tama’m zıddına , aksine (Tefviz) denir. Tefviz, halâl ve fâideli şeyleri kazanmağa çalışıp da, bunlara kavuş¬mağı Allahü teâlâdan beklemekdir. Şeytan, riyâyı ihlâs olarak ve tama’ı tefviz olarak göstere¬rek, insanı aldatmağa çalışır. Allahü ...

Devamını Oku »

TÜL-İ EMEL

10— Kalb hastalıklarının onuncusu (Tûl-i emel) dir. Tûl-i emel, zevk ve safâ sürmek için çok yaşamağı istemekdir. İbâdet yapmak için, çok yaşamağı istemek, tûl-i emel olmaz. Tûl-i emel sâhibleri, ibâdetleri vaktinde yapmazlar. Tevbe etmeği terk eder¬ler. Kalbleri katı olur. Ölümü hâtırlamazlar. Va’z ve nasîhatdan ibret almazlar. Hadîs-i şerîfde, (Lezzetlere son veren şeyi çok hâtırlaymız) buyuruldu. Hadîş-i şerîfde (Ölümden sonra olacak ...

Devamını Oku »

Rİ YÂ

9— hastalıklarının, ya’nî kötü huyların mühimleri¬nin Kalb altmış aded olduğunu bildirmişdik. Bunlardan dokuzun- cusu riyâdır. Riyâ, birşeyi olduğunun tersine göstermekdir. Kısaca, gösteriş demekdir. Âhıret amellerini yaparak âhiret yolunda olduğunu göstererek, dünyâ arzûlarma kavuşmak demekdir. Kısaca, dünyâ kazancına dîni âlet etmekdir. İbâdet¬lerini göstererek, insânların sevgisini kazanmakdır. [Sözleri veyâ ibâdetleri riyâ ile olan kimsenin, din bilgisi varsa, buna (Münâfık) denir. Din bilgisi ...

Devamını Oku »

Ahlâk bilgilerini öğrenmek

İslâm ahlâkı üç fasla ayrılarak incelenir. Fekat,- bü üçünü anhyabilmek için, önce yardımcı bilgileri öğrenmek lâzımdır. Bunun için, yazılarımızı bir başlangıç ve üçfasl olarak sıralıya- cağız. Biz, bu kitâbımızda yalnız birinci faslı bildireceğiz: MUKADDEME Ahlâk bilgilerini öğrenmek; istekle olur. Zor ile olmaz. Her ihtiyârî iş de, iki şeyi öğrenmekle yapılabilir. Önce, o işin ne olduğunu iyice anlamak lâzımdır. Sonra, o ...

Devamını Oku »