Home / wiki / BEKKÂR BİN KUTEYBE

BEKKÂR BİN KUTEYBE

Hanefî fıkıh âlimi. Mısır kadısı idi. Künyesi, Ebû Bekre, ‘asıl ismi; Bekkâr bin Kuteybe bin Esed bin Ebî Bürdea’dır. Sekaf kabilesinden Hâris bin Kelde oğullarındandır. Mensup olduğu kabileden dolayı Sekafî, dedelerinden birine nisbetle Bekravî, doğduğu şehre nisbetle Basrî denilmiş, Kadı ve Fakîh lakâblanyla anılmıştır. 182 (m. 798) yılında Basra’da doğan Bekkâr bin Kuteybe, 270 (m. 884) yılında Mısır’da vefât etti. Çok kalabalıktan^ dolayı ertesi günü ikindi vaktine kadar zor Aş t ar can ’da 1308-1309 senelerinde yapılmış Râbi’a Hatun türbesinin mihrabından detay. defnedilebilen bu mübârek zâtın, Kurafe kabristanındaki kabri başında yapılan duâlann Allahü teâlâ katında makbûl olduğunu îslâm âlimleri bildirmektedir. Kabri sevenleri tarafından devamlı ziyâret edilmektedir. Bekkâr bin Kuteybe, îmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe’nin talebelerinden îmâm-ı Ebû Yûsuf ve îmâm-ı Züfer’in herkese nasip olmayan kıymetli meclislerinde bulunmakla şereflenmiş, hâfızasını onlardan öğrendiği bilgilerle süslemiş olan Hilâl bin Yahyâ’yı Râzî’den (r.a.) fıkıh ilmini ve ilm-i şurût’u tahsil etti. Büyük hadîs âlimi Ebû Dâvûd Tayâlîsî ve Zeyd bin Hârûn’dan hadîs-i, şerîf öğrenip, rivâyette bulundu. 246 (m. 860) yılında Mısır’a kadı ta’yin edilen Bekkâr bin Kuteybe x>rada yirmidört sene altı ay onbeş gün kadılık yaptı. Mısır’daki Abbâsî vâlisi Ahmed bin Tûlûn, O’nu siyâsete karıştırmak isteyince râzı olmadı. O’nun istediği fetvâyı vermeyince de hapse atıldı. Kadılığı Muhammed bin Şazân’a devretti. Fakat halk, hapishâûeye gelerek O’ndan hadîs okuyup, fetvâ almaya devâm etti. Zindanda iken vefât etti. Mısır’da Hanefî mezhebi âlimlerinin ilmini yayan ve Hanefî fıkh kitablarını tasnif eden âlimlerden olan Bekkâr bin Kuteybe, eserleri ve yetiştirdiği kıymetli talebeleriyle nesillerin sevgisini kazanmış, ilim ve fazileti öyülmüştür. Kendisinden îmâm-ı Ebû Ca’fer Tahavî fıkıh öğrenmiş, Ebû Avâne ve îbn-i Huzeyme gibi âlimler hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Hergün kendisini hesâba çeker, kendi kendine “Yâ Bekkâr! Sana insanlar geldi. Onlann hakkında hüküm verdin. Yarın sen, yaptıkların soruldukta ne cevap vereceksin?” derdi. Karşısına gelen da’vâlılara nasîhat eder, onlara; “Fakat, Allahın ahdini (kitaplarındaki Peygamberlere imân sözünü) ve kendi yem inlerini birkaç paraya satan kim seler (var ya!) İşte onların âhır eti e hiçbir nasibi yoktur, Allah onlara kelâm iyle hitâb etmeyecek ve kıyam et günü onlara merham et n a z a rıy la b a km a ya ca k ve kendilerini temize çıkarmayacaktır. Onlar için çok acıklı bir azap vardır99 meâlindeki Âl-i îmrân sûresinin yetmiş yedinci âyet-i kerîmesini okur, arkasından ağlardı. Bekkâr bin Kuteybe, fıkıh ilmine dâir çok sayıda eser yazmıştır. Eserlerinden Kitâb-uş-şurût, Kitâb-ül-muhâdar, Kitâbus-sicillât,Kitab-ul-vesâik ve’l-Uhud en meşhûrlarıdır.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir