Alışılmamış, tuhaf, garip bulunan, yadırgatan bir şey için kullanılır: Yadırgatıcı fikirleri var....
ettirg. f. Bir şeyi yadırgatmak, bir kimsenin bir şeyi yadırgamasına yol açmak....
edilg. f. Yabancı, tuhaf, alışılmamış, garip bulunmak: Bu davranışımın neden bu kadar yadırgandığını hâlâ anlayamadım....
Bir şeyi, bir yeri yadırgamak, o şeye, o yere alışamamak, orada yabancılık çekmek, kendini orada yabancı hissetmek: Yatağını yadırgadığı için uyuyamadı. Taşınalı epey zaman olduğu halde bu evi hâlâ ya...
Orhan Asena’nın ilö perdelik oyunu. Osmanlı imparatorluğu’nu kırk altı yıl yöneten, onu çağının en güçlü devleti haline getiren Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu şehzade Bayezit’in saltanat ç...
Afrika’da dağ kütlesi, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Kamerun sınırında; Gaou dağında, 1 420 m. Önemli bir su deposudur....




