Anasayfa / wiki

wiki

wiki

Alışılmamış, tuhaf, garip bulunan, yadırgatan bir şey için kullanılır: Yadırgatıcı fikirleri var....

edilg. f. Yabancı, tuhaf, alışılmamış, garip bulunmak: Bu davranışımın neden bu kadar yadırgandığını hâlâ anlayamadım....

Bir şeyi, bir yeri yadırgamak, o şeye, o yere alışamamak, orada yabancılık çekmek, kendini orada yabancı hissetmek: Yatağını yadırgadığı için uyuyamadı. Taşınalı epey zaman olduğu halde bu evi hâlâ ya...

Biyol. Hücre organitle rinin canlı hücreden dışarı atılmak üzere kısmi parçalanması...

Orhan Asena’nın ilö perdelik oyunu. Osmanlı imparatorluğu’nu kırk altı yıl yöneten, onu çağının en güçlü devleti haline getiren Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu şehzade Bayezit’in saltanat ç...

Fels Yasasını, kendisinden türetecek yerde dışarıdan edinene denir. (Karşt. ÖZERK.)...

Afrika’da dağ kütlesi, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Kamerun sınırında; Gaou dağında, 1 420 m. Önemli bir su deposudur....

a Folk. Orta Asya’da yaşayan türk toplulukları arasında yağmur ve kar yağdırma, hastalıkları sağaltma vb. büyü- lük güçleri olduğuna inanılan bir tür taş. (Cada taşı, yat sata da denir.)...

I a. Folk. Orta Asya’da yaşayan bazı türk topluluklarında ellerinde bulunan yadataşıyla yağmur ve kar yağdırdıklarına, hastalıkları sağalttıklarına inanılan kişi. (XI. yy.’dan başlayarak ç...

bağ. 1. Seçeneği belirtmeye yarar: Onu okuldan annesi ya da babası alacak. Sen ya da ben bu işi yaparız. —2. Eş değerlilik belirtir: Venüs ya da Afrodit. —3. Birbirini eleyen iki seçeneği belirtir: Be...

(fars. yâd). Esk. 1. Hatırlama, akla getirme, anma: “Nigârhâne-i irân’e zeyn buban / Ne yâda geldi ne akl ü hayale devrinde” (Y. K. Beyatlı). —2. Yâd etmek, anmak, akla getirmek: “Eş...

Yabancı. —2. Hasım, düşman. —3. Yad eller, baba ocağından uzak yerler, gurbet; yabancılar, yabancı kimseler (esk.)....

Japonya’da (Honşu) kent, Tokyo’nun doğusunda (Çiba ili); 148 615 nüf. (1990)....