Anasayfa / wiki

wiki

wiki

Doğu İran dilleri öbeğinden lehçe; Semerkand’ın doğusundaki bir vadide konuşulur (eski soğdakçanın bir kalıntısıdır)....

(japon mucidin adından). besleme hattına bağlı katlanabilir bir di- polden, bunun arkasında yer alan bir yansıtıcıdan ve ön tarafında, istenen doğrultuda sıralanmış, dipole koşut bir ya da birçok yönl...

, yafuri imamlığının kurucusu, ilk ve son imamı (öl. 903). Halife Mutasım döneminde abbasi valisine karşı ayaklandı ve kısa sürede önemli başarılar kazanması sonucu Yemen’in dağlık bölgelerini ele geç...

. 1. Ceylan yavrusu. —2. Toprak rengindeki ceylan. —3. Gecenin yaklaşık beşte ya da altıda birlik bölümü. —4. Hz. Muhammet’in Hayber savaşı’nda ganimet aldığı eşeğin adı....

(fars. yâften, bulmak’tan ySt- te). Esk. “Bulmuş”, “bulunmuş” anlamında birleşik sözcükler yapar: husul-yafte, (meydana gelmiş), şeref-yafte (şeref bulmuş), ziynet-yafte (süsle...

Bir şeyin üzerine, onunla ilgili herhangi bir bilgi (fiyatı, içeriği vb.) vermek üzere asılan ya da yapıştırılan yazılı kâğıt; etiket. —2. Esk. Mahkûmların boynuna asılan, kimlikleriyle işledikleri su...

(Afifettin Ebüssaade Abdullah bin Esat EL-), arap din bilgini, mutasavvıf (Yemen 1300’den öne. – Mekke 1367). Kuran ve fıkıh konularında öğrenim gördü. Tasavvufla yakından ilgilenerek sufi...

(fr. japh6tique’den). Dilbil. Marr’ın kuramında, kafkas dillerini belirtmek için kullanılır....

İbrani peygamberlerden biri, Nuh’un oğlu, Sam ile Ham’ın kardeşi; Kutsal Kitap’a göre insanlığın tufandan sonraki atalarından biri....

(fars. yate ). Esk. 1. Anlamsız, saçma söz için kullanılır. (-» YAVE.) —2. Yafe-dar, boş konuşan....

(Yafa kentinin adından). Kalın kabuklu ve çekirdekli bir portakal çeşidi. (YAFA POFTTAKALI da denir.)...

İ.Ö. II. binyıl’dan başlayarak Sina ve Karmel arasındaki Filistin kıyı ovasında yer alan tek liman siti (kumtaşı yalıyarlı küçük koy) üzerinde gelişen eski İsrail devleti kenti. Günümüzde, Tel-A...

Bir şeyi yadsımak, yaptığı bir işi, yapmadığını; söylediği bir sözü, söylemediğini öne sürmek; inkâr etmek: Az önce söylediğini şimdi yadsıyor. —2. Bir şeyi (soyut) yadsımak, onun var olmadığını, gerç...

Yadsımak eylemi; inkâr. —FelS. -> OLUMSUZLAMA. —Psikan. Bir düşünceyi, bir isteği, içeriğini reddederek ya da kendisinin olduğunu kabul etmeyerek dile getirme olgusu. (Bk. ansikl. böl.) || Gerçekliği ...

(fars yad ve g ir; ysd -gar’dan). 1. Bir kimseyi ya da bir olayı anımsatmak üzere verilmiş armağan: Bir yadigârı yıllarca saklamak. Bir kimseye yadigâr vermek. Bu köstekti saat onun yadigârıdır....