Anasayfa / wiki

wiki

wiki

nükleotit, bir şeker molekülüne bağlı azotlu baz ve bir fosfat grubundan oluşan organik bileşiklerin ortak adı. Canlılarda nükleotitler kalıtsal özelliklerin tümünü denetleyen nükleik asitlerin yapı t...

nükleoprotein, bir nükleik asit molekülüne bağlı proteinden oluşan bileşiklerin ortak adı. DNA içeren nükleoproteinlerdeki protein molekülü sıklıkla histon ya da protamindir; bu bileşik kromozomlarda ...

nükleon, ç e k ir d e k p a r ç a c iğ i olarak da bilinir, atom çekirdeğim oluşturan temel parçacıklardan proton ve nötronun ortak adı. Artı yüklü protonlar ile yüksüz nötronların kısa erimli çekirde...

nükleofil, a r t i c i l olarak da bilinir, bağ oluşturmaya elverişli bir elektron çifti içermesi nedeniyle, kimyasal bir tepkime sırasında atom çekirdeği gibi artı yüklü bir merkez arayan atom ya da ...

nükleik asit, canlı hücrelerde kalıtıma ilişkin bilgiyi taşıyarak kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan ve protein bireşimini (sentez) yönlendiren bileşiklerin ortak adı. Nükleik asit molekülü nükleo...

nükleer tıp, hastalıklara tanı konması ve tedavi amacıyla radyoaktif izotopların kullanılmasıyla ilgilenen uzmanlık dalı. Nükleer tıp çalışmaları Enrico Fermi’nin 1935’te kararlı elementlerin nötronla...

Hayvanları çok kişi sevmez ama onların size ne zararı varki mesela ço genç erkekler ya yaru kedi köpeklere itip kakarlar burdan ço gençe sesleniyorum hayvanlara zarar vermeyin belki onların annesi ölm...

ENCOMIENDA i. (isp. k.). Asker ocağından bazı şövalyelere verilen ve sahibinin bir yer veya bölge üzerinde işletme ve yargılama hakkını gösteren unvan. || Asker ocağı mensubu şövalyelerin, kaput veya ...

ENCEPHALARTOS i. Bazen orta kısmı şişkin kongövdeli ağaç. Yaprakları tüysü biçimde, sürekli ve çoğu zaman dikenli, meyveleri iridir. —  Tropik ve orta Afrika’da yaşayan yerliler ve H o l l a n d a l I...

Enbiyâ sureci, Kur’an-1 Kerim’ın XXI. suresi. 112 Ayettir. Mekke’de indirildi, içinde geçmiş peygamberlerin ümmetleriyle aralarında geçen olaylardan söz edildiğinden bu sure enbiyâ (peygamberler) sure...

ENBİYA çogl. |. (ar. nebi*den enbiyâ). Esk. Peygamberler; Davud Aleyhisselâm dahi sair enbiyâ-yı Beni İsrail gibi şeriat-ı Musa ile âmil idi (Cevdet Paşa). \\Hâtem-ül-enbiyâ (veya şah-ı enbiyâ, sültan...

ENBERİ i. Astron. ikinci dereceden bir gökcisminin yörüngesi üzerinde, bu gökcisminin birinci dereceden gökcismine en yakın mesafede bulunduğu nokta. (Yer’in yapma uydularının ve Ay’ın Yer’e göre enbe...

ENBAR (veya ANBAR). Esk. coğ. Irak’ta şehir; Bağdat’ın 68 km kuzeydoğusunda, bugün harabe halindedir. Sasanı hükümdarı Şapur (310-379) tarafından kurulduğu söylenirse de, ilk kuruluşu Babillilere bağl...

EMZİKLİ sıf. (emzik’ten emzik-li). Emziği olan. || Memede çocuğu olan kadın: Emzikli kadınlar, poturlu zenginler, kanape üzerine bağdaş kuranlar (B. Felek). || Memede olan (çocuk): Bazı mal sahipleri,...

EMZİK i. (esk. türk. emmek> em-i-z-mek ten em-i-z-i-K> em-z-i-k). Süt çocuğunu oyalamak için ağzına verilen küçük meme. (Bk. ansİkl.) li İçine süt konulan ve uç kısmı meme başına benzeyen delikl...

EMVAL çoğl. i. (ar. mâfdan emval). Esk. Taşınabilen veya taşınamayan’ mallar, mülkler, servetler: Bu delikanlı, ailesinin emvalinden hissesini almak için, babasının, anasının ölmesini beklemezdi...

EMÜLSİYONLAŞTIRICI sıf. {emülsiyon’- laştırmak’tan emülsiyonlaştır-ıcı). Bulunduğu ortamdiTİEHİ emülsiyon meydana getiren veya bir emülsiyonun bozulmadan kalmasını sağlayan bir bileşik için kullanılır...

EMÜLSİYON i. (fr, émulsion). Kim. Bir sıvının, başka bir sıvı içinde küçük damlacıklar halinde dağılmasıyle meydana gelen heterojen ortam. Emülsiyon cihazı, emülsiyon hazırlamağa yarayan cihaz. || Sul...

EMÜLS1N i. (fr. émulsine). Bademlerde bulunan ve birçok heterozit’in hidrolizinde kullanılan enzimli karmaşık tuz. —  Emülsin, yosunlarda, mantarlarda, tatlı veya acı bademlerde, karayemiş yaprakların...