Anasayfa / wiki

wiki

wiki

ELBASAN, arnavutça. Elbasani, Arnavutlük cumhuriyetinde il merkezi. Tirana’nın kuzvedoğusunda, Şkumbi ırmağı üzerinde; 78 300 nüf. Şehir, Bulgarlar tarafından X. yy.da yok edilen eski Scampa şehrinin ...

Elazığ müzesi, Elazığ’da 1965’te açılan müze. Elazığ’ın çevresine has etnografik eserlerle bakır, oya, kilim, çorap ve para koleksiyonları dikkati çeker. Son yıllarda Keban bölgesindeki arkeolojik ara...

ELAZIĞ, Doğu Anadolu’da (Yukarı Fırat bölümü) il merkezi şehir; 204 603 nüf.; yükselti 1000-1200 m. Etrafı tepelerle çevrilen Elazığ ovası, güneydoğuda Perçenç boğazıyle Uluova’ya açılır ve suları Har...

ELATERİDAE çoğl. i. Dişli duyargalı, km kanatlı böcekler familyası. Sırt üstü düştükleri zaman sanki bir zemberekle fırlatılıyormuş gibi çok yükseğe sıçrama özelliği taşıyan delici böcekleri kapsar. —...

ELASTOMER i. (yun. elastos, tel haline gelebilen ve meros, kısım’dan fr. élastomère). Esneklik özelliği fazla makromoleküler madde: Sentetik kauçuklar ve kauçuk niteliğindeki plastikler birer elastome...

ELASSONAS (veya BATOPULOS; [Dimitrios], yunan çetecisi» 1821 Yunan isyanı sırasında, Grivas, Liakopulos ve Hacipetros gibi çete önderlerinin kumandasında Peloponnes ve Makedonya’da savaştı. Yuna...

ELAGABALUS ( s e x t u s v a r İu s a v İt u s b a s – s îa n u s , askerlerince m a b c u s a u r e l Iu s a n – t o n İn u s diye selâmlanır, — diye...

EL ADEYME. Arkeol. Filistin’de Teleylat Gasul’ün yakınlarında tarihöncesi devre ait mezarlık sahası. 1932 ve 1933 yıllarında Stekelis tarafından yapılan kazılar sonucu dolmenlerin dört yanları açık ta...

EL— ek (ar. al-, el-). Esk. Arapça harfi tarif diye adlandırılan ek. Osmanlıcada bazı deyimlerde ve daha çok isim ye sıfat tamlamaları ile bileşik biçimlerde kullanılmıştır. — El-harfi tarifi. Arapçad...

EKVATORAL sıf. (fr. équatorial). Bir gökcisminin ekvatoral koordinatlarını, yani saataçısı ve kutup uzaklığım doğrudan doğruya ölçmeğe yarayan araç. — Ekvatoral, ekseni kutba yönelmiş ve temel dairesi...

EKVATOR i. (lat. aequare, eşitlemek’ten fr. équateur). Yerkürenin büyük çemberi; bu çemberin düzlemi, kutupları birleştiren çizgiye diktir. || Yer ekvator düzleminin gökküre ile ara kesiti. (Bu durumd...

EKTROPİON i. (yun. ektropion, ek, dışarı ve trepein, dönme’den fr. ectropian). Jinekoloji. Dölyatağı boynu mukozasının dışa dönüklüğü. (Ekstropion dölyatağı boynunda müzmin zar iltihabı bulunduğu zama...

EKTOPİ i. (fr. ectopie). Bir organın anormal duruşu: Erbezi ektopisi. — Jinekoloji. Boyun ektopisi, dölyatağı boynunun dış yüzünde yer yer, iç yüzüne özgü silindirik hücreli epitelyumların bulunması ş...

EKTİNİT i. (fr. ectinite). Dışarıdan hiç. bir madde eklenmeden veya çok az bir katışmayle (bu durum sözü edilen kayayı migmatitlerden ayırır) önceden var olan kayanın maddelerinin yeniden düzenlenmesi...

EKTİMA i. (yun. ekthyma, fr. ecthyma, fırlama). Sivilceli, yaralı, kalın kabuklu deri hastalığı. —  Ektima, genellikle streptokokların sebep olduğu bir hastalıktır. Çoğu zaman düşkün kimselerde ve gen...

EKTHESİS i. (yun. k.). Katolik ilâhiy. İnanç ilkelerinin açıklanması. Bu deyim özellikle Ekthesis makrostikha (VEcthese macrostique) ve Sergios Ekthesisi (l’Ecthese de Sergius) için kullanılır. (345’t...

EKŞİ sıf. (esk. türk. ekşig’ten). Limon veya sirke tadında olan: Teğmen Faruk, ekşi bir şey yemiş gibi suratını buruşturarak sayıklamıştı (K. Tahir). || Bozulmuş, tadı değişmiş olan: Ekşi yoğurt. H Me...

EKSVOTO i. (lat. ex voto; bir dileğin kabulü sonucu). Bir dileğin gerçekleşmesine karşılık veya Tanrı’nın lûtfuna bir övgü olarak kilise veya bir ibadet yerine bağış olarak verilen tablo veya herhangi...

EKSTRÜZYON i. (fr. extrusion). Jeol. Yanardağ kanalı içinde yükselen püskürtü mad-* delerinin dışarıya fışkırıp lav halinde akmadan, sivri doruk veya kubbe biçiminde katılaşması. — Mekan. İstenilen pr...

EKSTRA VAGANL AR çoğl. i. Kilise huk. Clementine*lerden sonra biraraya getirilen ve bu derlemenin dışında kalan papalık kanunlarına verilen ad. — ilise huk. Jean XXIFnin ve başka papaların kararname y...