Anasayfa / wiki

wiki

wiki

EKSTRASİSTOL i. (fr. extrasystole). Tıp. Normal sistol*den hemen sonra meydana gelen, yani normal olması gerektiği fizyolojik andan önce gelen sistol. (Normalden daha uzun bir ödünleme zamanı onu taki...

EKSTRAPOLASYON i. (fr. extrapolation). istat. içindeki terimlere, serinin kanununa uyacak yeni bir terim ekleyerek bir istatistik serisini uzatmak veya bir eğrinin uzantısında bulunan ve bu eğrinin de...

EKSTANSÖR i. (fr. extenseur*den). Anat. Uzatmağa yarayan: önkolun ekstansör kasları. — Spor. Kauçuk bir şerit veya kayışlardan meydana gelen ve kol kaslarını çalıştırmak için, iki kolla çekilen jimnas...

EKSPER i. (fr. expert, bilirkişi). Kazandığı bilgi ve tecrübeye dayanarak bir iş konusunda söz söyleme yetkisine sahip olan ve bu yetkisine güvenilerek düşünce ve yorumlarına başvurulan kişi. — G. san...

EKSKAVATÖR i. (fr. excavateur). Baymd. Mafsallı bir kol üzerinde hareket edebilen kepçeli bir çark veya zincirle donatılmış kazı makinesi. —  Couvreux tarafından icat edilen ekskavatör, sürekli çalışm...

EKS1TRON i. (fr. excitron). Elektr. Yardımcı ikaz anotu ve mekanik çalışma düzeniyle donatılmış, tek anot tipinde civa buharlı redresör. (Bu redresörûn katodunda civa bulunur; ikaz anodunun taşıdığı u...

EKSİKLİK i. (eksik’ten eksik-lik). Eksik olma hali: Bütün uzviyeti ancak bir kadının huzuruyle tamamlanacak bir eksiklik içinde kavruluyordu (A, H. Tanpınar). || Mevcut olmama, bulunmama hali: Onun ek...

EKSİKLİ sıf. (eksik’ten eksik-li). Muhtaç, fakir, âciz. || Mec. Kadın. — Leng. Zamanları, kipleri veya şahısları tamam olmayan fiil.  Cinsliği, tekili-çoğulu veya bütün halleri olmayan çekimli isim. —...

EKSENLİLİK i. (eksenli’den eksenli-lik). Müz. Müzikte kullanılan bütün sesler, imtiyazlı bir notaya veya «eksen» notasına dayanarak gelişiyorsa, bu notadan hareketle meydana gelen yapının tüm işlemler...

EKSEN i. Yeni. Bir cismi iki eşit parçaya bölen gerçek veya sanal çizgi: İnsan vücudunun ekseni. Esk. Mihver. |j Etrafında dairesel bir hareket yapan bir veya daha çok parçayı birleştirmeğe yarayan pa...

EKSARKLİK i. Tar. Bir eksark tarafından yönetilen il. || Eksarklik rütbesi. Bk. ansîkl. — Din. Bir eksark, patrik veya başpiskopos tarafından yönetilen kilise çevresi. Bk. ansİkl. — Tar. Eksarklik kel...

EKSARK i. (lat. exarchus > yun. eksarkhos’tan fr. exarqué). Tar. Doğu imparatorları adına İtalya ve Afrika’da kumanda eden şahıs. — Din. Millî Bulgar kilisesinin manevî başkanma verilen unvan.  Bir...

EKSANTRİK sıf. (fr. excentrique). Dış merkezli. j| Mec. Alışılagelmiş töre ve davranışlara aykırı bir tutumu olan, acayip, garip: Eksantrik bir adam. —  DIŞ MERKEZLİ. — Mekan. Düzgün dairesel hareketi...

EKRAN i. (fr. écran). Işık yoluyle üzerinde görüntü beliren düz yüzey (özellikle sinema perdesi.) — Elektr. Bir uzay parçasını, bazı elektrik magnetik ve başka çeşit etkilerden koruyan kutu veya çeper...

EKONOMİZÖR i. (fr. économiseur). Termik. Bir buhar kazanının besleme suyunun, ocaktan çıkan yakıt gazlarında kalan ısı ile ısınmasını sağlayan cihaz. — Mekan. Yakıt sarfiyatını mümkün olduğu kadar aza...

EKONOMİ i. (fr. économie). Bir insan top-, luluğunda veya bir ülkedeki üretim, dağıtım ve servetlerin tüketim durumuyle ilgili olguların tümü. İktisadî faaliyet: Geri kalmış ülkelerin ekonomisi. Dünya...

EKONOMETRİ i. (fr. économétrie). Belirli bir kuruluş çerçevesine giren muayyen İktisadî olaylar arasındaki matematiksel nitelikteki ilişkileri, istatistik verileri veya ölçülen büyüklükleri matematiks...

EKOLOJİ i. (yun. oikos, mesken ve logos, bilim’den fr. écologie). Canlı varlıkları yaşadıkları tabiî ortamla ilişkileri (toprağın fiziksel-kimyasal etmenleri, iklim, barınakların topografyası ve görün...

EKO-ANSEFALOGRAM i. (fr. échoencéphalogramme). Kafatasına yöneltilen bir ultrason demetinin yansımasını (eko) ele alarak yapılan beyin inceleme metodu. (Beyinden gelen yankılar elektrik potansiyeline ...

EKMEKÇİLER çoğl. i. Teşk. tar. Osmanlı imparatorluğunda sarayın ve yeniçeri ocağının ihtiyacı olan ekmeği hazırlayan teşkilât. — Teşk. tar. Enderundaki kilercibaşı’na bağlı olan ekmekçi*ler hamurkâr, ...