Mekkeli müşrikler Kâbe’nin etrafında toplanmışlar, elinde
buhurdanlıkla Kâbe’ye doğru ilerleyen adamı izliyorlardı.
Yanan tütsünün güzel kokusu etrafa yayılmıştı. Adam, Kâbe’ye
iyice yaklaştı. Elindeki buhurdanlığı Kâbe’nin örtüsüne
yaklaştırdı ve aşağı yukarı indirip kaldırarak Kâbe’nin etrafında
dönmeye başladı. Tütsünün güzel kokusu Kâbe’nin örtüsüne
iyice işlesin istiyordu.
Bu sırada hafif bir rüzgâr esiyordu. Herkes kendinden geçmiş
bir halde Kâbe’nin tütsülenişini izliyordu. Yanan tütsüden
Kâbe’nin örtüsüne ufak bir kıvılcım sıçradı. Fakat kimse farkı
na varmadı. Ne olduğunu farkettiklerinde ise iş işten geçmişti.
Kâbe alevler içindeydi.
Bir anda ortalık karıştı. Oradan oraya koşan insanlar, bağıranlar,
yardım isteyenler… Bir süre sonra yangın söndürüldü, telâş sona
erdi. Ancak olan olmuştu. Kâbe büyük oranda hasar görmüştü.
Aradan birkaç hafta geçmişti ki şiddetli bir yağmur başladı.
Yağmur bir türlü dinmek bilmiyor, bardaktan boşanırcasına
yağıyordu. Evlerin penceresinden yağmuru seyreden yüzlerde
endişe okunuyordu. Bu yağış, mutlaka sel getirecekti.
Sonunda korkulan şey gerçekleşti. Kısa bir süre önce yangında
harap olan Kâbe, bu kez de sel sularının altında kaldı. Yaşlı
bina bu ikinci afete dayanamadı. Sular çekildiğinde Kâbe’den
geriye sadece bir enkaz yığını kalmıştı.Şehir meclisi toplandı ve Kâbe’nin yeniden yapılmasına karar
verdi. Önce, enkaza dönüşen eski bina yıkıldı. Ardından inşaat
başladı. Masraflar bütün şehrin katılımıyla karşılanmıştı ve
neredeyse herkes inşaat işinde çalışıyordu. O sıralarda otuz beş
yaşında olan Hz. Muhammed(s a s ) de taş taşıyor, Kâbe’nin in
şasına yardım ediyordu.
Nihayet binanın duvarları Hacerülesved’in yerleştirileceği yük
sekliğe kadar örüldü. Şimdi yeni bir sorun gündeme gelmişti.
Hacerülesved’i yerine kim koyacaktı? Bu büyük onur kime ve
rilecekti? Mekke’nin ileri gelen kabileleri, aralarında anlaşmaz
lığa düştüler. Herkes bu şerefin kendi kabile reisine verilmesi
gerektiğini söylüyordu. Tartışmalar günlerce sürdü. Kabile re
isleri, bu onuru birbirlerine kaptırmayacaklarına dair yeminler
ediyorlardı, inşaat yarım kalmıştı ve bu soruna bir türlü çözüm
bulunamıyordu.
Tartışmalar sürerken içlerinden biri şöyle dedi:
– “Aklıma bir fikir geldi. Eminim hepiniz kabul edeceksiniz. Bu
raya gelecek ilk kişiyi bekleyelim. Onu hakem yapalım ve fikrini
soralım. 0 ne derse, o olsun. ”
Bu teklif herkesin aklına yattı. Kimin geleceğini görmek için
beklemeye koyuldular.
Bir süre sonra Hz. MuhammedisasJ göründü. Herkes derin bir
nefes aldı. Çünkü onun âdil bir hüküm vereceğinden emindiler.
O, güvenilir bir insandı. Ona aldıkları son kararı anlattılar.
Hz. Muhammed(sa-s) bir süre düşündü ve
– “Bana bir örtü getirin” dedi.
Hemen bir örtü buldular. Hz. M uham m edi örtüyü yere
serdi ve Hacerülesved’i üzerine koydu. Sonra kabile reislerini
çağırdı. Her birinin örtünün bir tarafından tutmasını istedi.Böylelikle bütün kabileler Hacerülesved’i taşıma onurunu pay
laşmış oldular.
Taşın konulması gereken yere gelindiğinde Hz.
Muhammedia s ) Hacerülesved’i aldı ve yerine koydu.
Sorun çözülmüş, şehirde yaşanabilecek muhtemel bir savaş
engellenmişti






