131- Namazların sonunda teşehhüd mikdarı oturmak da, namazın bir farzı ve bir rüknüdür. Buna Ka’de-i Ahire (son oturuş) denir. İki rekâtlı namazlarda olan tek oturuşa da ka’de-i ahire denir. Sabah namazmda olduğu gibi. Teşehhüd mik- darmdan maksad, “Tahiyyat’ı” okuyacak kadar zamandır.(»)
132- Bir kimse sabah namazının iki rekâtını kıldıktan sonra ikinci rekât sonunda oturmaksızın ayağa kalkıp üçüncü rekâtm secdesini yapmış olsa, bu namaz farziyetini yitirir ve nafileye döner. Bu durumda bir rekât daha kılar ve sonunda oturarak selâm verir. Yine, dört rekâtlı bir farz namazın dördüncü rekâtmda ve akşam namazının üçüncü rekâtmda oturmayıp da bir rekât daha kılınarak secdeye varılsa, bu namaz da nafileye dönmüş olur. Bu halde kılınan namaz sabah namazı ise, dört rekâttan sonra hemen selâm verilir. İkindi gibi dört rekâtlı namaz ise, beşinci rekâta bir rekât daha ilâve edilip ondan soma selâm verilir. Sahih olan görüşe göre, bu durumda sehiv secdesi gerekmez. Bu mesele, İmam Azam ile İmam Ebu Yusuf a göredir. İmam Muhammed’e göre ise, bu namaz esesan namaz olmaktan çıktığı için nafile de olmaz.
133- Bir kimse namazın sonunda teşehhüd miktarı oturduktan soma namazdaki tilâvet secdesini hatırlayarak secdeye varsa, namazı bozulur. Çünkü bu halde son oturuş bulunmamış sayılır. Fakat tilâvet secdesinden soma tekrar teşehhüd mikdarı oturursa, o zaman son oturuş yapılmış demektir.
134- Son oturuşun tamamını uyku içinde geçiren kimse, uyandıktan soma tekrar bir teşehhüd mikdarı oturmazsa namazı bozulur. Çünkü uyku içinde yapılan bir iş, iradeye bağlı olmadığı için geçerli değildir, bu işin bulunması ile bulunmaması eşittir. Namazda uyku içinde yapılan kıyam, kıraat ve rükû gibi işler de böyledir, geçerli değildir.






