Bir ülkenin içtimâi ve İktisâdi hayatı içinde önemli yeri bulunan toprak mülkiyeti meselesi o ülkenin tâbi’ bulunduğu rejime göre şekillenmektedir. İslâm, ferdi, ve hususi mülkiyet hakkını toprağa da teşmil etmiş, ancak toprağı işleyen ve mahsûl alan kimseye bir vergi mükellefiyeti yüklemiştir. Bu vergi toprağın mülk olup olmayışına göre değişen öşür (zirâi mahsûl zekâtı) veya haraçtır. Ülkeye savaş yoluyla katılan bir toprağın kimin mülkü olacağı mevzûu başlangıçta vuzûha kavuşmamış, içtihad ile bu hususu tayin selâhiyeti devlete bırakılmış; devlet başkanı toprağı mülk olarak savaşçılara dağıtmak veya vergisinden bütün müslümanlann istifade edebilmesi maksadıyla mülkiyetini devletin elinde bırakmak (âmmeye vakfetmek) şıklarından birini tercih husûsunda muhayyer olmuştur. İslâm Târihi boyunca idâreciler, içtimâi ve iktisâdı şartlan, İslâmî esaslara -zâhiren de olsa- intibak ettirerek toprak rejimini tayin etmişler; umûmiyetle ıktâ ve timar sistemi câri olmakla beraber daima ve her yerde hususî mülk halinde topraklar mevcut olmuş ve son devirde, hemen her yerde ıktâ ve timar sistemleri kaldınlarak hususî mülkiyet sistemi getirilmiştir. (41)
Related Posts
iphone 17 promax
19 Ekim 2025
İnsanlarla iletişimi Kestikten Sonra Zihnin Berraklaşır
05 Ekim 2025



