Home / wiki / Diğer üretim vâsıtaları ve iş hayatı :

Diğer üretim vâsıtaları ve iş hayatı :

İslâm, tüketim araçları ile üretim vâsıtalarını —birindeözel mülkiyet meşrû, diğerinde gayr-i meşrû olacak şekilde—birbirinden ayırmaz. Tam aksine bir kimsenin, bir ihtiyaç maddesini üretmesi veya imal etmesini sonra da bir başkasına satmasınıtereddütsüz caiz görür. Üretici işi bizzat yapıp yürütebileceğigibi başkasını da çalıştırabilir; o, üretim için kullandığıhammadde, âlet, makina ve fabrika gibi bütün vâsıtalarınmeşrû sahibidir. Bu, sınâî inkılâptan önce olduğu gibi bugün de—onun için— meşrûdur. Halbuki hiçbir kayıt ve sınır tanımayansanayi ve ticaret, inkılâptan önce sıhhatli ve meşrûolmadığı gibi şimdi de değildir. Bunun halâ, maddeler halindesıralayacağımız —İslâmî prensiplere müstenid— birtakım kayıtlarlasınırlanması gereği ve ihtiyacı mevcuttur:1 — Ticaret ve sanâyide, insan gücü yerine makina kullananteknik istihdamına izin verilmeden önce bunun, toplumferdlerinden ne kadarını işsiz bırakacağı ve geçimlerine tesiredeceği inceden inceye araştırılmalı, sonra bunların geçim vâsıtalarınınteminine çalışılmalıdır.2 — Şüphe yok ki işverenle işçi arasındaki hak, görev veşartların tayini, iki tarafın karşılıklı karar ve rızâlarıyla gerçekleşir.Ancak hükümetlerin bu mevzûda, bazı adâlet ve anlaşmaprensipleri koymaları gereklidir: Asgari ücret ve maaş, işçinin mesâi saati, işçinin hastalığında tedavi ve sakatlanmasıhalinde tazminat hakkının asgarî sınırı, çalışamaz hale gelenişçinin geçimliği ve benzerlerini bunlar arasında sayabiliriz.3 — İşçilerle işverenler arasmda meydana gelebilecek anlaşmazlıkve gerginlikleri gidermek, bunun için anlaşma, mahkemeyeve hakeme başvurma kâidelerini vazetmek; böylecegrev ve lokavtların önünü almak hükümetlerin görevi olmalıdır.4 — İhtikâr (stokçuluk), spekülasyon, kumar, şans oyunlarıve hileli ticaret kesin olarak yasaklanmalı, piyasada fiatlarınsun’î olarak artmasına sebep olan bütün yollar kanunlatıkanmalıdır.5 — Smâî mamûller ve ziraî mahsullerin imha edilmesisuç sayılmalıdır.6 — Sanâyi ve ticaretin her şubesi, mümkün ölçüde rekâbetve yarışmaya açık olmalı, ferd olsun grup olsun hiçbir kimse,başkalarının faydalanamadığı hak ve imtiyazları tekelinegeçirememelidir.7 — Umumî ahlâka ve sağlığa zararlı olan sanâyi ve ticaretkollarının kurulmasına izin verilmemeli, herhangi birsebeple zarûret hâsıl olursa çok dar sınırlar içine alınmalıdır.8 — Her ne kadar hükümetler, nazilerin yaptığı gibi sanâyive ticareti, hâkimiyet ve güdümleri altına almayacaklarsada kılavuzluk ve koordinasyon vazifesini yerine getireceklerdir;böylece ülkenin sanâyi ve ticareti yanlış istikametlere yönelmeyecek,İktisadî hayatın çeşitli şubeleri arasında arzu edilen bütünleşmeve birbirini tamamlama durumu gerçekleşmiş olacaktır.9 — Ülkede, devamlı olarak lüks içinde yaşayan gruplarındoğmaması için toprak sahiplerinin emlâkinde olduğu gibisanâyici ve tüccarın malı da —sahibi vefat edince— İslâm mirashukukuna göre taksim edilecektir.10 — Ziraatçilerden alındığı gibi sanâyici, tüccar ve çeşitlimeslek sahiplerinin, belli ölçüde zengin olanlarından da, İslâm’ıntayin ettiği yerlere sarfedilmek üzere «zekât» adıyla birmiktar mal alınacaktır.Mâli konular:İslâm, mal ve servet mevzûunda ferdlerin, ihtiyaçlarındanartan gelirlerini biriktirmelerini veya başkasına ödünç vermelerini,yahut ticaret, sanâyi ve diğer iş kollarına bizzat veyakârda ve zararda ortak olmak üzere şirketleşerek yatırmaları­m caiz görmektedir. Şüphe yok ki, İslâm’a göre daha iyi olanı,insanlann, ihtiyaçlanndan artan gelirlerini hayırlara ve âmmemenfaatlerine sarfetmeleridir; ancak, yukanda sayılan yollarlatasanufu da İslâm, aşağıdaki şartlar dahilinde câiz ve helâlkılmaktadır:1 — Kişiler mal biriktirdikleri takdirde her yıl bunun% 2,5 nisbetindeki miktarını zekât olarak verecek, vefat edincede servetleri İslâm miras hukukuna göre taksim edilecektir.2 — Eğer mallarını başkasına ödünç vermiş iseler —borçlumalı, ister tüketim ihtiyaçlan için kullanmış, ister ticaretve sanâyide değerlendirmiş olsun— ancak verdiklerim geri alabileceklerdir;hiçbir durumda ödünç üzerine faiz alma hakkınasahip olmayacaklardır. Aym şekilde, eğer alacağı teminata bağlamakmaksadıyla borçludan rehin almışlarsa ondan faydalanmalarıve onu kullanmalan helâl değildir. Alacaktan menfaatsağlamak, her halde faizdir ve hiçbir şekilde meşrû değildir.Kezâ insanm malım, müşteri bedeli peşin öderse daha ucuz,veresi alırsa daha pahalı satması da helâl değildir. (3)3 — Eğer, mallannı bizzat ticaret, sanâyi ve ziraatte değerlendiriparttırma yoluna gideceklerse, bu mevzularda İslâm’­ın koyduğu kaide ve hükümlere tâbi olacaklardır.4 — Eğer sanâyi ve ticarette şirketleşme yolunu tercihederlerse ortaklık hem kârda hem de zararda olacaktır. Bu kazançveya zarar, ortaklar arasmda, üzerinde anlaştıklan nisbetlerdahilinde paylaşılacaktır. Ticaret ve sanâyi ister kâretsin, ister zarar etsin, mal (para vb.) sahibine belli bir kânveya menfaati garanti eden bir şirket şekli —şer’an caiz olmadığıiçin— kanunla yasaklanacaktır.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir