İki Müslüman arasında Allah rızâsı için, dünyâda ve âhirette biribirlerine yardım etmek ve duâ etmek üzere kurulan kardeşlik, dostluk. Buna Anadolu’da “âhiretlik” adı da verilmektedir. İslâmiyete göre âhiret kardeşliği iki erkek veya iki kadın arasında olur. Bir erkeğin yabancı kadınla âhiret kardeşi olması dînen câiz ise de âhiret kardeşi kendi kardeşi gibi mahrem olmaz. Yâni nikâh, evlenme ve konuşup görüşme husû- sunda yabancılar gibidir. Peygamber efendimiz âhiret kardeşliği husû- sunda; “Allah için âhiret kardeşliği yapan kimse âhiret gününde ana-baba bir kardeşinden daha faydalı yardımları âhiret kardeşinden görür. Bir kimse âhiret kardeşini ne kadar çok severse Allahü teâlâ da o kimseyi o kadar çok sever.” buyurdu. Âhiret kardeşi olan kimseler birbirlerine hediye verirler. Sevinçli ve üzüntülü zamanlarında birbirlerinin yanında yer alırlar. Birbirlerine hayrı
Yeni Rehber Ansiklopedisi 251
AHLÂK
Celâleddîn-i Devânî hazretlerinin yazmış olduğu Ahlâk-ı Celâlî adlı ahlak kitabının kapak sayfası.
1ISS?
IIP t’ İj|
»TS7< » * * o~i * i <7T*« AVîT”«’* * ♦’♦‘T**
lâksızlığın umûmî bir hâl alması, cemiyetlerin yıkılmasına ve helâkine sebep oldu. Nûh ve Lût ka- vimlerinin ve daha pekçok milletlerin helâki bu yüzden oldu. İnsanlığın doğru yolu bulması, ahlâken yükselmesi, dolayısıyle dünyâda ve âhirette huzûra kavuşmaları için son peygamber olarak Muhammed aleyhisselâm gönderildi. “İyi huyları tamamlamak, yerleştirmek için gönderildim.” buyurdu. Böylece İslâmiyet insanlığa temelinde Allah sevgisi, Allah korkusu ve her yaptığını, kimseden dünyevî bir menfaat beklemeden ihlâs, yalnız Allah için yapma, nefsi kontrol etme ve ona hakim olma esasları bulunan en yüksek ahlâk kâidelerini (kurallarını) sundu. Et-ta’zîmü liemrillah veş-şefekatü alâ halkıllah, yâni Allahü teâlâmn emrine hürmet, saygı ve yarattıklarına merhamet, bu kâidelerin en önemlilerinden biridir. Müslümanların ahlâk üzerindeki titizliği, İslâm dîninin kısa zamanda süratle yayılmasına sebep olmuştur. Müslümanlar her gittikleri yere adâlet ve güzel ahlâkı da götürmüşlerdir. İslâm dîni baştan başa ahlâk ve fazîlet dînidir. İslâm ahlâkına göre huylar, güzel ve çirkin olmak üzere iki kısma ayrılır. Güzel huylara “ah- lâk-ı hasene” veya “ahlâk-ı hamîde”, kötü huylara da “ahlâk-ı kabîha” veya “ahlâk-ı zemîme” denir. Edep, hayâ, cömertlik, tevâzû (alçak gönüllü olmak), ikrâm gibi huylar güzel; kibir, haset (kıskançlık), kin, düşmanlık, cimrilik, sefihlik gibi huylar da çirkindir. İslâm âlimleri, güzel ahlâkı; “Güler yüzlü olmak, insanların kalbini kırmamak, kimseyle münâkaşa etmemek, müslümanlara sû-i zan (kötü zan)da bulunmamak, cömert olmak ve dîne hizmet” diye târif etmişlerdir. Güzel ahlâka sâhip olmak için, kötü huyları teşhîs etmek lâzımdır. Bir
kimse, bu teşhisi ya kendi yapar, yâhud bir âlimin, rehberin bildirmesi ile anlar. İnsan kendi kusurlarını zor anlar. Güvendiği arkadaşına sorarak ku- sûrunu öğrenir. Sâdık olan dost, onu tehlikelerden koruyan kimsedir. Düşmanlarının kendisine karşı kullandıkları kelimeler de, insana ayıplarını tanıtmaya yarar. Çünkü düşman, insanın ayıplarını arayıp, yüzüne çarpar. Arkadaşlar ise, insanın ayıplarını pek görmezler. Birisi İbrâhim Edhem hazretlerine, ayıbını, kusurunu bildirmesi için yalvarınca; “Seni dost edindim. Her hâlin, hareketlerin bana güzel görünüyor. Ayıbını başkalarına sor.” dedi. Başkasında bir ayıp görünce, bunu kendinde aramak, kendinde bulursa, bundan kurtulmaya çalışmak lâzımdır. “Mü’min mü’minin aynasıdır.” hadîs-i şerifinin mânâsı budur. Yâni, başkasının ayıplarında, kendi ayıplarını görür. îsâ aleyhisselâma, bu güzel ahlâkını kimden öğrendin dediklerinde; “Bir kimseden öğrenmedim. İnsanlara baktım. Hoşuma gitmeyen şeylerden sakındım ve beğendiklerimi yaptım.” buyurdu. Hazret-i Lokman Hakîm’e; “Edebi kimden öğrendin?” dediklerinde; “Edeb- sizden!” dedi. Selef-i sâlihînin, Eshâb-ı kirâmm ve velîlerin hayat hikâyelerini okumak da iyi ahlâklı olmaya sebep olur. Kendinde kötü huy bulunan kimse, buna yakalanmasının sebebini araştırmalı, bu sebebi yok etmeğe, zıddını yapmağa çalışmalıdır. Kötü huydan kurtulmak, bunun zıddını yapmak için çok uğraşmak lâzımdır. Çünkü, insanın alıştığı şeyden kurtulması güçtür. Kötü şeyler nefse tatlı gelir.
Ali bin Emrullah tarafından yazılan Ahlâk-ı Alâi adlı eserin ilk sayfası.
l » ) Z j
J i Vtf jfcjj J y i ^>1 İscssLa ı_ıU|j*+s 4İ> ULiîl» Uj
£-‘} j \$J r & öl—il
jb> ç ij* jtX’ » J j l + n S Jjl^L jy, Jİ
O- -1 «İT ÛT-rf; OL^Jlj Sj
Yeni Rehber Ansiklopedisi 253
AHMED ARVÂSÎ
Ahmed Arvâsî yedi yaşma geldiği zaman, babası Van’a tâyin edilince ilk tahsiline Van’da başladı, Doğubâyezîd’de bitirdi. Ortaokula Karakö- se’de başladı, Erzurum’da bitirdi. İmkânsızlıklar yüzünden liseye devâm edemediği için, Erzurum Erkek Öğretmen Okulu’na (sonra Nene Hâtûn Kız Öğretmen Okulu oldu) kaydoldu ve 1952 senesinde bitirerek, öğretmen oldu. Önce Konya’da sonra Ağrı’nın Molla Şemdîn köyüne tâyin edildi. Ahmed Arvâsî, yaratılışı îcâbı çok cömertti. Öğretmenlik yaptığı köyün halkı çok fakir olduğu için, çocukların çoğu, kalem-defter alamazdı. Aldığı maaşın çoğunu fakir çocuklara harcardı. Buradan askere gitti. Askerlik vazifesini bitirdikten sonra tekrar öğretmenliğe döndü. 1958 senesinde Ankara Gâzi Eğitim Enstitüsü Pedagoji bölümünü bitirdi. Eğitim Enstitüsünde okurken, Anadolu’dan gelen saf temiz gençlerin Enstitüdeki menfî propagandalarla dinlerini, îmânlarını kaybettiklerine çok üzüldüğünü söylerdi. Bunun için ilk kitabı olan Kendini Arayan İnsan’ı yazdı. Pedagoji bölümünü bitirdikten sonra, Erciş Öğretmen Okulu, sonra da Balıkesir Savaştepe Öğretmen Okuluna tâyin edildi. İnsan ve İnsan Ötesi, Diyalektiğimiz Estetiğimiz, Eğitim Sosyolojisi adlı eserlerini bu zamanda yazdı. Yorucu öğretmenlik hizmetleri yanında gençliğin kendi
Ahmed Arvasi’nin Türkiye Gazetesi’ndeki Hasbihai köşesinde yayınlanan yazılarının toplandığı Size Sesleniyorum adlı kitabının ilk cildi.
kültür ve medeniyetine sâhip çıkmaları için devamlı eserler ortaya koydu. Konferanslar verdi, gazete ve dergilerde makâleler yazdı. Balıkesir, Bursa, İstanbul Eğitim Enstitülerinde senelerce Türk Millî Eğitimine hizmet etti. Doğu Anadolu Gerçeği eserini yazdı ve 1979 yılında emekliye ayrıldı. Makâleleri; Türk İslâm Ülküsü (üç cild) ve Size Sesleniyorum adlı kitabında toplandı.
Büyük mütefekkir Ahmed Arvâsî’nin cenaze namazı onbinlerce kişi tarafından kılındı.
Yeni Rehber Ansiklopedisi 255
AHMED BİN HANBEL
Ahmed Bîcan, kozmoğrafya ilmini de öğrenmiş olup, Acâib-ül-Mahlûkât adında kıymetli bir eser yazdı.






