A N K A R A SA VA Ş I; Osmanlı Sultânı Yıldırım
Bâyezîd ile Tîmûr Hanın 1402 yılında Ankara’da
yaptıkları savaş.
Osmanlı pâdişâhı Yıldırım Bâyezîd Han, Anadolu
beyliklerini hâkimiyeti altına aldığı zaman bu
ülkelerin beyleri, o zaman batıya doğru gelmekte
olan Tîmûr Hân’a sığınmışlardı. Ayrıca Tîmûr’dan
kaçan Karakoyunlu Hükümdârı Kara Yusuf ile
Tebriz hükümdârı Ahmed Celâyirî de, Yıldırım’a
ilticâ etmişti. Bu beyler her iki Türk sultânını birbiri
aleyhine kışkırtıyorlardı. Netîcede bu kışkırtma
ve tahrikler, sünnî iki Türk hükümdârım Ankara’nın
Çubuk Ovasında karşı karşıya getirdi.
Osmanlı sultânının güç ve kuvvetini iyi bilen,
Mâverâünnehr’deki en kudretli ve zırhlarla
mücehhez kuvvetlerini getiren Tîmûr’un ordusu
yüz altmış bin idi. Ayrıca 32 fili vardı. Buna karşılık
Osmanlı ordusunun mevcûdu yetmiş bin idi.
Tîmûr’un kuvvetleri adedce OsmanlIlardan çok
fazla olduğu için, Yıldırım Bâyezîd Han ordu kumandanlarına
muvaffak olmak için fedâkârâne
gayrette bulunmalarını söyledi.
Osmanlı ordusunun merkezinde pâdişâh ve
vezîr-i âzam ile şehzâdeleri Mustafa, Mûsâ ve îsâ
çelebiler bulunuyorlardı. Sağ kolda Anadolu kuvvetleri,
Kara Tatarlar ve onların sağında okçular,
sol kolda Rumeli kuvvetleri ve Sırp birlikleri ile ihtiyatta
Amasya sancak beyi Şehzâde Mehmed’in
kuvvetleri yer alıyordu. Tîmûr’un ordusunun sağ
kanadında iki oğlu Mîrânşâh ve Emirzâde Mehmed
ve emirler, merkezde hükümdârın kendisi, sol kanatta
ise diğer iki oğlu Şahruh Bahâdır ve Halil
Sultan ile diğer emirler yer almışlardı.
Savaş Tîmûr ordusunun saldırısıyla başladı.
Başlangıçta savaşta üstün görünen taraf OsmanlIlardı.
Bilhassa yeniçeriler ile Osmanlı sağ kolunda
timarlı sipâhilerin üstün gayretleri üzerine
Tîmûr Han bu mevkîlere tekrar kuvvetler şevketti.
Ancak bu sırada Osmanlı ordusu iki ihânet
ile karşı karşıya kaldı. Sol kolda yer alan ve daha
önceden Tîmûr’la anlaşan Kara Tatarlar, Osmanlı
kuvvetlerini arkadan vurmaya başladılar.
Sağ koldaki bir kısım timarlı sipâhiler de bu sırada
Tîmûr’un ordusunda çarpışan beylerini görerek
karşı saflarda yer aldılar. Bu gelişmeler
üzerine Osmanlı ordusunun sağ ve sol kanadı
çöktü. Şehzâde Süleyman, Çelebi Mehmed ve
Sırp despotu kuvvetlerini toplayarak geri çekilmeye
başladı. Yanındaki şehzâdeleri ve yeniçerilerle
akşama kadar muhârebeye devâm eden
Yıldırım Bâyezîd ise, çekilmeye çalışırken esir
düştü.
Tîmûr Han, kendisini iyi karşıladı ve tesellide
bulundu. Bir Osmanlı pâdişâhına yaraşır şekilde,
izzet ve ikrâm eyledi. Ancak esâret zilletini
çekemeyen Yıldırım Bâyezîd Han, kederindenve nefes darlığından, 44 yaşında vefât etti(1403).
Kabri Bursa’dadır. Tîmûr Han, ölüm haberini alınca
“Yazık oldu, büyük bir mücâhidi kaybettik.” dedi.







