Home / wiki / ANKARA

ANKARA

A N K A R A ; Türkiye Cumhuriyetinin başkenti,
ikinci büyük şehri. Nüfus bakımından İstanbul’dan,
yüzölçümü bakımından da Konya’dan sonra İkincidir.
Bolu, Çankırı, Kırıkkale, Kırşehir, Konya,
Aksaray ve Eskişehir arasında yer alır. 38°33? ve
40°47’ kuzey enlemleri ile 30°52’ ve 34°06? doğu
boylamları arasındadır. Batıdan doğuya, kuzeyden
güneye transit yolların düğüm noktasıdır. Büyük
bir kısmı İç Anadolu bölgesinde, diğer kısmı
da Batı Karadeniz bölgesindedir. Telefon kod numarası
(4)tür.
İsminin menşei
Ankara ismi için muhtelif rivâyetler vardır.
Her millet kendine göre mânâ vermiştir. Frigyalılar (gemi çıpası) mânâsına gelen “Amküra”
demişlerdir. Romalılar “Aneyre” demişler, Yunanlılar
(koruk) mânâsına gelen “Agurida” veya
(hıyar) mânâsına gelen “Anguri” ismini vermişlerdir.
M.Ö. üçüncü asırda “Appoloyons” isimli
bir târihçinin Ankara ile ilgili iddiâları doğru
değildir. Bu târihçiye göre, Galatlarla Pontus
birleşerek Mısır’a sefer yapmışlar. Kazandıkları
zaferin hâtırası olarak bir gemi çıpasım alıp dönüşlerinde
Ankara’yı kurmuşlardır. Hâlbuki Ankara,
Frigya ve Hitit, devrinde bilinen bir şehirdir.
Frikçe’de “Ank” (kıvrıntı) mânâsına gelir.
Persler ve İlhanlılar, Farsça üzüm mânâsına gelen
“Engür”, Araplar “Enguriye” ismini kullanmışlardı.
Selçuklular “Zâtül Selâsil”, OsmanlIlar
ise “Angara” ve nihâyet “Ankara” demişlerdir.Târihi
Ankara’nın geçmişi çok eski devirlere dayanır.
Nitekim Bağlum, Çubuk Barajı ve Maltepe’deki
kazılarda eski çağlara âit eşyâlar bulunmuştur.
Alatlıbel ve Etiyokuşu, eski çağlardan kalma köylerdir.
Ankara’nın bilinen târihi Hititlere dayanır.
Hitit İmparatorluğu Anadolu’ya hâkim olunca,
Ankara’ya 160 km uzaklıktaki Hattuşaş’ı (Boğazköy)
başkent yaptı; bu sebepten Ankara Kalesinde
Hititlere âit izler vardır.
m ırveıı a ~ u ı ı ı ı ı ı y c .
Yeni Rehber Ansiklopedisi 1 7 8
Hitit İmparatorluğunun yıkılışından sonra M.Ö.
sekizinci asırda Anadolu’ya hâkim olan Frigyalılar,
Ankara’ya sâhip olmuşlardır. Frigyalılar şehirlerini
yığma topraklarla yapılmış tepeler (höyükler) üzerine
kurmuşlardır. Orman Çiftliği civânnda 20’ye yakın
yığma tepede Frigyalılara âit mezâr ve eşyâlar
bulunmuştur. Frig kralı Gordius’un oğlu Midas, Ankara’yı
genişletmiştir. Ankara, Avrupa-Asya arasında
göç, ticâret ve fetih yolları üzerinde olduğundan,
Lidyalılar, Persler, Galatlar, BergamalIlar, Makedonya
kralı Büyük İskender’in ye Romalıların
istilâsına uğramıştır. Roma İmparatorluğu (M.S.
189-395) idâresi altında iken Roma’nın bölünmesi
üzerine 395-684 arasında Doğu Roma (Bizans) idâresinde
kalmıştır. 684 senesinde İslâm ordusu Ankara’yı
ele geçirmiştir. Ankara kalesinde pekçok
Eshâb-ı kirâmın kabirleri vardır (yerleri belli değildir).
Abbâsîler devrinde, Halîfe Hârûn Reşîd zamânında
Ankara bütünüyle feth edilmiştir. Bundan
sonra Ankara zaman zaman müslümanlarla BizanslIlar
arasında el değiştirmiştir.1071 Malazgirt Meydan Savaşında Alparslan
Bizans ordularını yenip bozguna uğratınca, Selçuklu
Türkleri hızla Anadolu’yu feth ettiler.
1073’de Ankara’yı ele geçirdiler. Bizanslılar, Ankara’yı
geri almak için iki defâ saldırdılarsa da hezimete
uğradılar. İlhanlılar, Selçuklu ülkesini istilâ
edince, Ankara 40 sene İlhanlIların elinde kaldı.
1210 Moğol istilâsında Sultan İkinci Gıyâseddîn
Keyhüsrev, Ankara kalesine sığındı. 1341’de Anadolu’da
çıkan karışıklıklarla “Ahî Teşkilâtı” Ankara’nın
siyâsî iktidârını ele geçirdi. Huzur ve güven
sağlandı. 1354’te Ahiler kendi istekleri ile
Ankara’yı Orhan Gâzî zamânında oğlu ve Rumeli
fâtihi Süleymân Paşaya devrettiler. Böylece Ankara
1354’te Osmanlı Devletinin toprağı oldu.
İstiklâl Savaşı’nda Millî mücâdelenin merkezi,
karargâhı, 23 Nisan 1920’de açılan Türkiye
Büyük Millet Meclisinin çalışma yeri, 13 Ekim
1923’de de yeni cumhûriyetin başkenti olmuştur.
Fizîkî Yapı
Ankara ili Orta Anadolu yaylasının kuzeyinde,
İç Anadolu’nun yukarı Sakarya bölgesinde
yer alır. Yüzölçümü 26.414 km2’dir.Dünyânm nüfpsu
ve kapladığı yer bakımından en hızlı büyüyen
şehirlerinden biridir. Bozkırda modern bir başkenttir.
Ortalama yüksekliği deniz seviyesine göre
900-1000 metredir. Ovaları azdır, platoları ve
dağları yüzölçümünün % 80’ini teşkil eder. Ovaları
ise yüzölçümünün % 15’ine yakındır. Platolardaki
ormanlık sâha gittikçe artmakta ve 300
bin hektara yaklaşmaktadır.
Dağları: Dağları çok yüksek olmayıp, en yüksek
dağı 2034 metre ile Yıldırım Dağıdır. Kuzey
kısmı diğer yönlere göre daha yüksek ve dağlıktır.
Bu kısmını Batı Karadeniz bölgesinden gelen Köroğlu
dağları kaplar. Ankara’nın başlıca dağları
şunlardır: İdris Dağı (1992 m), Aydos Dağı (1879
m), Abdüsselâm Dağı (1610 m), Elma Dağ (1761
m), Mire Dağı (1635 m), Dinek Dağı (1742 m), Hızır
Dağı (1688 m), Çile Dağı (1440 m), Yıldırım
Dağı (2035 m).
Ovaları: En geniş ovası 300 km uzunluğunda
ve 10-15 km genişliğinde Ankara Ovasıdır. Doğusunda
Hüseyingâzi Dağı ve yaylası vardır. Çubuk
ovası 20 km uzunluğunda ve 15 km genişliğindedir.
300 kilometrelik bir yer kaplar. Haymana
Ovası ve yaylası, Mürted Ovası, 20 km uzunluğunda
ve üç kilometre genişliğinde bir ovadır.
Mühim vâdileri ise Balaban Deresi, Kılıçözü (Çoraközü
ve Boraközü), Kızılırmak, Sakarya, Hamamözü,
Kızılözü ve Çoruközü vâdileridir.
Akarsuları: Ankara, doğuda Kızılırmak ve batıda
Sakarya nehirlerinin çizdiği kavisler içinde bulunur.
Diğer akarsular ise, bu nehirlerin kollarıdır.
Sakarya: Eskişehir’in Çifteler kazâsının yakınlarında
çıkan Sakarya Nehri, Polatlı ilçesi sınırları
içinde Porsuk Çayı ile birleşir. Sarıyar Baraj
Gölünden sonra tekrar batıya doğru yönelir.
Sakarya’nın Ankara ili içinde uzunluğu 168 kilometredir.
Ankara Çayı, Kirmir Suyu, Seben Çayı,
Ilıcaözü, Elvanlı, Nal ve Pınarbaşı, Çoruhözü, Balaban
dereleri, Deliceırmak ve Akkuşanözü suları
Sakarya ile birleşir.
Kızılırmak: Kızılırmağın 256 kilometrelik
kısmı Ankara il sınırları içinde akar. Hirfanlı Barajından
sonra Şereflikoçhisar-Bâlâ Keskin-Kırıkkale
ve Kalecik ilçelerinden geçer.
Ankara Çayı: Ankara iline âit en büyük akarsudur.
Çubuk, Hatip ve İncesu çaylarının birleşmesinden
meydana gelir. Çağlayık’ta Sakarya ile birleşir.Göl ve barajları: Ankara ili göl ve baraj bakımından
zengin sayılır.
Tuz Gölü: Türkiye’nin ikinci büyük gölü olan
Tuz gölünün bir bölümü Ankara sınırları içindedir.
Derinliği az ve tuz oranı yüksektir (% 32 tuz).
Ortalama derinlik 50-70 santimetredir. Yazın bir
kısmı buharlaşır ve çekilen suların yerine tuz tabakası
kalır. Yüzölçümü 1500 kilometrekaredir.
Emir Gölü: Uzunluğu 5-6 km, genişliği 250-
300 m olan bir set gölüdür. Dar ve dolambaçlıdır.
Suyu tatlıdır ve balığı boldur.
Mogan Gölü: 6 km uzunluğunda ve 1 km genişliğindedir.
Derinliği 4 metreyi aşmaz. Tuzlu
bir göldür. Su sporları tesisleri vardır. Su sporlarına
elverişlidir. Gölde sazan, kefal ve sardalya balıkları
üretilir. Kışın bâzı yerleri tuz tabakasıyla örtülür.
Bâzı yerleri ise bataklıktır.
Hirfanlı Barajı: Kırşehir sınırında 1958’de
yapılan bu barajda 6 milyar metreküp su birikir.
Yüzölçümü 263 kilometrekaredir. Kızılırmak üzerinde
kurulmuş en büyük barajdır.
Sarıyar Barajı: Ankara-Eskişehir sınırııla
yakın Sarıyar köyünde ve Sakarya Nehri üzerinde
kurulmuştur. 3 milyar metreküp su birikir. 1956’da
yapılmıştır. Yüksekliği 108 metredir.
Çubuk-I ve Çubuk-II barajları: Çubuk Çayı
üzerinde Ankara’nın suyunu karşılamak için
kurulmuştur. Çubuk-I 1936’da, Çubuk-II 1964’te
inşâ edilmiştir.
Bayındır Barajı: Bayındır Deresi üzerinde
kurulan toprak dolgulu bir barajdır. Toplanan su,
içme suyu olarak kullanılır. Yüzölçümü 8 kilometrekaredir.
1965’te faâliyete geçmiştir.
Kurtboğazı Barajı: Kurtboğazı deresi üzerinde
kurulmuştur. 1967 yılında içme suyu ve sulama
maksadıyla yapılmıştır. Yüzölçümü 5 kilometrekaredir.
Kesik Köprü Barajı: Kızılırmak üzerinde
toprak kaya dolgusu olarak ve sulama maksadıyla
1966 yılında yapılmıştır. Yüzölçümü 6.5 kilometrekaredir.
İklim ve Bitki Örtüsü
Genellikle kara ikliminin hüküm sürdüğü Ankara’da
farklı iklimler vardır. Güneyde İç Anadolu’nun
husûsıyeti olan step-bozkır iklimi, kuzeyde
ise Karadeniz bölgesinin yumuşak ve yağışlı özelliği
görülür. Ankara ilinin kışları çok soğuk ve yazları
da çok sıcaktır. Yıllık ısı değişikliği 40°C ile –
24,9°C arasındadır. Ortalama yağış ilçelerde farklıdır.
Yağış 300 mm ile 540 mm arasında, havadaki
nem oranı ise % 40-79 arasında değişir. Gece ve gündüz
arasındaki sıcaklık farkı fazladır. Tuz gölüne inildikçe
yağış azalır. Ortalama karlı gün sayısı bir ayı
geçmez. İlin büyük kısmında bozkır (step) bitkileri
görülür. İlbaharda yeşil olan arâzi yazın sararmış
ve kurumuş otlarla kaplıdır. İlin kuzey ve kuzeybatısında
deniz ikliminin tesiri görülür ve bu bölge
geniş ormanlarla kaplıdır. Yağmur bulutlarını ormanlar
ve kuzeydeki dağlar çekerek güneye inmesini
önler. Ormanların çoğu korular ve baltalık orman
hâlindedir. Yüzölçümünün % 10ru ormanlıktır. Arazinin
yüzde 15’i çayır ve mer’adır. Tahıl ise en geniş
arâziyi kaplayan bir bitki örtüsüdür.
Ekonomi
Ankara’da yapılan tarım daha çok tarla ürünlerine
dayanır. Konya’dan sonra Türkiye’nin ikinci
büyük tahıl (buğday) ambarıdır. Geniş ekim
alanına sâhiptir. Buğdaydan başka, yulaf, arpa,
baklagiller, sanâyi bitkileri, şeker pancarı, yumru
bitkiler, sebze ve meyve çeşitleri, patates oldukça
çok yetiştirilir. Sakarya ve buna dökülen akarsuların
vâdilerinde pirinç ekilir. Armudu ve üzümü
meşhurdur. Polatlı, Haymana, Ş. Koçhisar, Bâlâ ve
Çubuk’ta buğday ekimi yaygındır. Arpa, yulaf,
şekerpancarı, kavun, karpuz ve sebze üretimi de tarımda
çok önemli bir yer tutar. Fasulye, yem bitkileri,
mercimek, çeltik, ayçiçeği yetiştirilir. Meyvacılık
pek yaygın değilse de armut, elma, kayısı,
kiraz, vişne, erik ve ceviz gibi meyvalar yetiştirilir.
En çok yetiştirilen meyve üzümdür.
Hayvancılık: Ankara hayvancılık bakımından
önemli bir ilimizdir. Tiftik keçisinin diğer bir
ismi de “Ankara keçisidir”. Tiftik keçisinin anavatanı
Ankara’dır. Amerika ve Afrika’ya Ankara’dan
gitmiştir. Yünü makbul olan Ankara keçisi,
dünyâca üne sâhiptir. Ankara ilinde tiftik keçisi,
kıl keçisi, koyun (ak ve karaman cinsi) ve sığır beslenir.
Tarımda motorlu araçların artışı yüzünden at
ve manda sayısı gittikçe azalmaktadır. Kümes hayvanı
yetiştiriciliği de önemli bir yer tutar. Ankara’nın
balı da çok meşhurdur ve üretimi yüksektir.Mâdenler: Mâdencilik bakımından pek zengin
sayılmaz. Buna rağmen bâzı mâdenler vardır.
Nallıhan’da çıkarılan linyit 150 bin tona yaklaşmıştır.
Bâlâ, Beypazarı civârında demir, Nallıhan
ve Beypazarı’nda linyit; Ayaş ve Bâlâ’da alçı taşı,
Çubuk ve Nallıhan’da mermer; Haymana, Kalecik
ve Polatlı civârında manganez mevcuttur. İl
dâhilinde molibden, volfram, bentonit, trona, feldispat,
kil, manyezit, perlit, tuz, pomza taşı vardır.
Sanâyi: Sanâyi ve ticâret bakımından memleketimizin
başta gelen merkezlerindendir. Sanâyi,
imâlat ve gıda kolunda oldukça gelişmiştir.
Un, makarna, şeker, yağ, dokuma fabrikaları, süt,
tereyağı, et kombinaları, deri ve trikotaj tesisleri
vardır. Çimento, tuğla, kiremit ve inşâat makinaları
îmâl eden fabrikalar hızla artmaktadır. Merkezi
ve ilçelerinde fabrika sayısı oldukça fazladır. Şehir,
1956’dan bu yana “Enterkonnekte” enerji sistemine
bağlıdır. İlin enerji ihtiyâcının çoğu Hirfanlı,
Sarıyar, Kesikköprü, Çatalağzı ve Çayırhan
hidroelektrik santrallarından karşılanır. Ankara
ilinde tehlikeli boyutlara ulaşan hava kirliliği son
yıllarda alman tedbirlerle azaltılmıştır.
Ulaşım: Kara, hava ve demiryolu bakımından
çok önemli bir kavşak noktasıdır. İstanbul’a Bolu
üzerinden kara yolu ile 438 kilometredir. Coğrafî
durumu sebebiyle doğudan batıya, kuzeyden
güneye giden yol güzergâhlarının kavşak
noktasıdır. Edirne-Hatay (E-5) karayolu ile İzmir-
Ağrı (E-23) karayolu Ankara’dan geçer. Köy ve
ilçelere bağlanan karayolları muntazamdır. Yolsuz
köyü yoktur. Vâsıtalarının çokluğu bakımından
İstanbul’dan sonra ikinci sırayı alır. Esenboğa
hava limanı, Türkiye’nin Yeşilköy’den sonra
ikinci büyük hava alanıdır. Yurt içi ve yurt dışı
hava ulaştırmasında önemli bir yeri vardır.
Mürted, Etimesgut ve Güvercinlik hava alanları,
askerî maksadlarla kullanılmaktadır. Ulaşım bakımından
olduğu gibi, haberleşme bakımından
da kavşak noktasıdır. Ankara ilinde son senelerde
yapılan kavşaklar ve yollar ile trafik rahatlamıştır.
Nüfus ve Sosyal Hayat
A n k a ra’nın nüfusu 1990 sayımına göre
3.236.626 olup, 2.836.719’u il ve ilçe merkezlerinde,
399.907’si köylerde yaşamaktadır. Nüfûsu
hızla artmakta olan Ankara’nın 1927’de nüfûsu
75.000 idi.
Örf ve âdetler: Ankara ili folklor, türkü, oyun,
töre, mâni bakımından çok zengin ve diğer illere
göre farklıdır. Zeybek oyunu meşhurdur. Cirit ve
tura gibi sportif oyunları, 400’e yakın türküsü vardır.
Kadın ve erkeklerin husûsî kıyâfetleri mevcuttur.
Erkekler “yemeni” denilen ayakkabı ve
“poşu” denilen sarık, kadınlar üç etekli entâri giyerler.
Kendine mahsus yemekleri vardır. Ankaratavası, tiritli köfte ve tandır böreği meşhûrdur.
Folklorda Oğuz boylarının te’siri görülür. Evlenmede
k ıl beğenme, isteme, takı, çeyiz asma, kına
gecesi ve düğün, kendi âdetlerine göre farklılık
gösterir.
Yetişen meşhurlar: Hacı Bayram-ı Velî, Ankara’nın
Zülfadl = Zülfazl (Solfasol) köyünde
doğmuştur. Esas ismi Numan’dır. Tahsilini bitirince
Ankara’da Melîke Hâtûn’un yaptırdığı Kara
Medresede müderris oldu Hamîdüddîn-i Aksarayî’nin
(Somuncu Baba) dâveti üzerine giderek,
bu zâttan tasavvuf bilgilerini öğrendi. Bayram
günü buluştukları için hocası ona Bayram ismini
verdi. Berâber Şam’a, sonra da hacca gittiler.
Osmanlı sultanlarından İkinci Murâd Han,
Hacı Bayram-ı Velî hazretlerine çok hürmet ve
îtîbar ederdi. Kerâmet ve ilim sâhibi büyük bir İslâm
âlimi ve velîdir. Türbesi Ankara’daki Hacı
Bayram-ı Velî Câmii girişindedir. Ankaravî İsmâil
Resûhî Efendi (Büyük dîn âlimlerinden) Mesnevi
Şerhi ile meşhurdur. Yahyâ Efendi, üç defâ
şeyhülislâm olmuştur. Şeyhülislâm Ankaralı Zekeriyyâ
Efendi”nin oğludur. Âlim ve devrinin
şâirlerindendir. Şâbân Şifâî, meşhûr tıp bilgini, şâir
ve târihçidir.Eğitim: Ankara’nın okulsuz köyü yoktur. İlde
159 anaokulu, 1587 ilkokul, 250 ortaokul, 28
meslekive teknik ortaokul, 85 lise, 90 meslekiî ve
teknik lise olmak üzere beş üniversite ile bunlara
(Hacettepe, Ankara, Gâzî, Ortadoğu ve Bilkent)
bağlı fakülte ve Silahlı Kuvvetler eğitim merkezleri
vardır.
İlçeleri
Ankara’nın 24 ilçesi vardır. Bunların yedi tanesi
il merkezini meydana getirir.
Altındağ: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
422.668 olup, 417.616’sı ilçe merkezinde, 5.052’si
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 7 köyü
vardır. İl merkezinin kuzey kesimini meydana
getirir. Köyden kente göçün çok olduğu Ankara’ya
ilk gelenlerin yerleşmeleri ile nüfusu hızla artan Altındağ,
1953’te Ankara’ya bağlı ilçe haline getirildi.
Ankara belediyesine bağlı bir şube iken 1984’te
yapılan düzenleme ile Ankara Büyük Şehir Belediyesine
bağlı bir ilçe belediyesi haline geldi.
Çankaya: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
714.330 olup, 712.304’ü ilçe merkezinde 2026’sı
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 3 köyü
vardır. İl merkezini meydana getiren ilçelerden
biridir. Cumhuriyetten önce bağlık küçük bir yerleşim
merkezi olan ilçe, Cumhurbaşkanlığı konutunun
burada inşa edilmesi üzerine önem kazandı.
Ankara’nın, üst gelirli kimselerin yerleştiği lüks
bir yeri haline geldi. Çankaya belediyesi 1984’te yapılan
düzenleme ile Ankara Büyük Şehir Belediyesi’ne
bağlı bir ilçe belediyesi hâline geldi.
Etimesgut: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
70.800 olup, 69.960’ı ilçe merkezinde, 840’ı
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 2
köyü vardır. İl merkezinin batı kesimini meydana
getirir. 9 Mayıs 1990’da 3344 sayılı kanunla ilçe
merkezi oldu.
Keçiören: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
536.168 olup, 523.891’i ilçe merkezinde 12.277’siköylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 2,
Bağlum bucağına bağlı 6 köyü vardır. Yüzölçümü
198 km2 olup, nüfus yoğunluğu 2.708’dir.
Ankara’nın başşehir olduğu yıllarda ilçe, bağlarla
kaplı sayfiye yeri idi. 1950’den sonra yoğun
göç hareketinin te’siri ile Ankara’dan ayrı olarak
hızla gelişti. Bir süre sonra da il merkezi ile birleşerek
orta gelirli kesimin yerleştiği bir semt hâline
geldi. Çankaya’dan sonra en çok nüfusa sahip
ilçedir. 1984’te yapılan düzenleme ile Ankara Büyük
Şehir Belediyesi’ne bağlı bir ilçe belediyesi haline
geldi. İlçenin kuzey kesiminde kırsal nitelikli
yerleşim birimleri vardır.
Mamak: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
410.359 olup, 400.733’ü ilçe merkezinde, 9626’sı
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 7
köyü vardır. Yüzölçümü 161 km2 olup, nüfus yoğunluğu
2549’dur. İlçe toprakları orta yükseklikte
dalgalı düzlüklerden meydana gelir. İlçe topraklarını
İnce su deresi, Karanlık, Hatip ve Bayındır
çayı sular. Bayındır çayı üzerinde Ankara’nın
su ihtiyacını karşılamak için kurulan barajın
bir bölümü ilçe sınırları içinde kalır. MKE Gaz
Maske Fabrikası ile süt ürünleri fabrikası başlıca
sanayi kuruluşlarıdır. Yoğun göçe maruz kalan ilçe
büyük bir hızla gelişerek il merkezi ile birleşti.
1983’te Çankaya ilçesinden ayrılarak ilçe merkezi
oldu. 1984’te yapılan düzenleme ile Ankara
Büyük Şehir Belediyesine bağlı bir ilçe belediyesi
haline geldi.
Sincan: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
101.118 olup, 91.016’sı ilçe merkezinde 10.102’si
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 9,Yenikent
bucağına bağlı 6 köyü vardır. Yüzölçümü
420 km2 olup, nüfus yoğunluğu 241’dir.
İlçe toprakları dağlarla çevrilidir. Kuzeydoğusunda
Karyağdı dağı, doğusunda Ayaş dağı yer
alır. İlçe topraklarını Ankara çayı sular. Yoğun
göçe maruz kalan Sincan hızla büyüyerek il merkezi
ile birleşti. F-16 uçakları montaj fabrikası,
başlıca sanayi kuruluşudur. Eskişehir-Ankara demiryolu
ilçe merkezinden geçer. 1983’te ilçe merkezi
oldu. 1984’te yapılan düzenleme ile Ankara
Büyük Şehir Belediyesine bağlı bir ilçe belediyesi
haline geldi. Sincan belediyesi 1956’da kurulmuştur.
Yenimahalle: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
351.436 olup, 343.95l’i ilçe merkezinde 7485’i
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 13 köyü
vardır. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana
gelir. Kırsal kesimlerde yaşıyanlar tarımla uğraşır.
Başlıc^ tarım ürünleri buğday, arpa ve ay çiçeğidir.
1950’den sonra yoğun göçe mâruz kalan
ilçe hızla gelişerek il merkezi ile birleşti. 1984’te yapılan
düzenleme ile Ankara Büyük Şehir Belediyesine
bağlı bir ilçe belediyesi hâline geldi.Akyurt: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
12.535 olup, 3533’ü ilçe merkezinde 9002’si köylerde
yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 17 köyü
vardır. Çubuk ilçesine bağlı bir bucak iken, 9 Mayıs
1990’da 3644 sayılı kanunla ilçe merkezi oldu.
İlçe toprakları orta yükseklikte plato görünümündedir.
Çubuk Ovasının bir kısmı ilçe sınırları içinde
kalır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri arpa, buğday ve baklagillerdir. Meyvecilik
gelişmiş olup, en çok elma ve armut yetiştirilir.
İlçe merkezi Çubuk Ovasının güneybatı kesiminde
kurulmuştur.
Ayaş: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
20.806 olup, 6427’si ilçe merkezinde 14.379’u köylerde
yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 21 köyü
vardır. Yüzölçümü 1158 km2 olup, nüfus yoğunluğu
18’dir. İl merkezinin batısında yer alır. İlçe toprakları
engebeli düzlüklerden meydana gelir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri şekerpancarı olup sebzecilik gelişmiştir.
Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır.
İlçe merkezi Ayaş belinin batı eteklerinde
kurulmuştur. İl merkezine 60 km mesafededir. Eski
İstanbul-Ankara karayolu ilçeden geçiyordu.
Bâlâ: 1990 sayımına göre toplam nüfusu,
37.612 olup, 6236’sı ilçe merkezinde 31.376’sı
köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları Yukarı Sakarya
bölümünün güneydoğusunda yüksek bir plato
görünümündedir. Toprakları yer yer verimsiz ormanlarla
kaplıdır. Balaban deresinin vâdisi ilin
en uzun ve en geniş vâdisidir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri buğday ve ayçiçeğidir. Hayvancılık gelişmiş
olup, çok miktarda koyun beslenir. İlçe
merkezi Kartal yaylasında on dokuzuncu asırdaKafkasya’dan gelen göçmenler yerleştirilerek kuruldu.
1880’de Ankara’ya bağlı kaza oldu. Ankara-
Kırşehir karayolu üzerindedir.
Beypazarı: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
45.977 olup, 26.225′ i ilçe merkezinde 19.752’si
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 45,
Karaşar bucağına bağlı 6, Kırbaşı bucağına bağlı
8,Uruş bucağına bağlı 4 köyü vardır. Yüzölçümü
1.868 km2 olup, nüfus yoğunluğu 25’tir.
İlçe toprakları genelde dağlıktır. Kuzeyinde
Köroğlu Dağları güneyinde Sündiken Dağfarı yer
alır. Bu dağların ortasında Kimir Suyunun açtığı
Beypazarı Ovası vardır. Sakarya Irmağı Beypazarı’nın
Eskişehir ile olan sınırını çizer. Sakarya
Nehri üzerine kurulan Sarıyar Barajının gerisinde
meydana gelen sun’î gölün bir kısmı ilçe sınırları
içinde kalır.
Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.
Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, pirinç olup,sebzecilik gelişmiştir. Ayrıca elma, armut, ceviz,
badem, üzüm gibi meyveler de yetiştirilir. Küçükbaş
hayvan besiciliği yaygın olan ilçede en
çok koyun ve tiftik keçisi beslenir. Tavukçuluk
arıcılık ve ipekböcekciliği gelişmiştir. İlçe topraklarında
zengin demir ve kömür yataklarının olduğu
tespit edilmiştir.
Beypazarı, Hititler zamânında kurulmuş eski
bir yerleşim merkezidir. Eski İstanbul-Ankara karayolu
üzerinde olup, il merkezine 102 km mesafededir.
İlçe belediyesi 1890’da kurulmuştur.
Çamlıdere: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
19.365 olup, 10.075’i ilçe merkezinde 9290’ı köylerde
yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 22, Peçenek
bucağına bağlı 17 köyü vardır. Yüzölçümü
625 km2 olup, nüfus yoğunluğu 31’dir.
İlçe toprakları tamamen dağlık olup, Köroğlu
dağlarının üzerinde yer alır. Dağlar karaçay ve
kolları ile parçalanmış olup, ormanlarla kaplıdır.
Ekonomisi arıcılık ve ormancılığa dayalıdır. İlçe
merkezi 18 kilometrelik bir yolla Ankara-Zonguldak
karayoluna bağlanır. 1954’te ilçe olmuştur.
İlçe belediyesi ise 1904’te kurulmuştur.
Çubuk: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
51.964 olup, 22.935’i ilçe merkezinde, 29.029’u
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 70,
Sirkeli bucağına bağlı 14 köyü vardır.
İlçe toprakları doğu-batı istikametindeki dağların
engebelendirdiği bir platodan meydana gelir.
Kuzeyinde Aydos Dağı, güneybatısında Müre Dağı,
güneydoğusunda İdris ve Karbasan Dağları
yer alır. Batısından kaynaklanan suları Koca Çay,
doğusundan kaynaklanan suları ise Çubuk Çayı
toplar. Çubuk Vâdisinde meydana gelen Çubuk
Ovası 250 km2 genişliğindedir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri arpa, buğday, baklagillerdir. Çubuk Çayı
kıyılarında sebze ve meyvecilik üretimi yapılır.
En çok elma ve armut yetiştirilir. İlçede mermer ve
perlit yatakları vardır.
İlçe merkezi Çubuk Ovasının güney ucunda
Çubuk çayının iki yakasında yer alır. İl merkezine30 km mesafededir. Cumhuriyetten sonra ilçe olan
Çubuk’un belediyesi 1922’de kurulmuştur.
Elmadağ: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
38.032 olup, 19.490’ı ilçe merkezinde 18.542’si
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 14
köyü vardır. Yüzölçümü 573 km2 olup, nüfus yoğunluğu
66’dır. İlçe topraklarını Elmadağı engebelendirir.
Dağlardan kaynaklanan suları Balaban
deresi toplar. Bu derenin kenarında meyvecilik
yapılır. En çok eıma üretilir. Ayrıca buğday ve arpa
ekimiyle bağcılık da yapılır. MKE’ye bağlı Barut
fabrikası başlıca sanayi kuruluşudur.
İlçe merkezi, Ankara-Kınkkale kara ve demir yolu
üzerindedir. Eskiden Asi Yozgat ve Küçük Yozgat
adlarıyla bilinen Elmadağı, Çankaya üçesine bağlı bucak
iken 1960’da ilçe oldu. İl merkezine 39 km mesafededir.
İlçe belediyesi 1944’de kurulmuştur.
Evren: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
6928 olup, 3810’u ilçe merkezinde, 3118’i köylerde
yaşamaktadır. Şereflikoçhisar’a bağlı bir
köy iken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kanunla ilçe
merkezi oldu.
Gölbaşı: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
43.522 olup, 25.123’ü ilçe merkezinde 18.399’u
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 29
köyü vardır. Yüzölçümü 1111 km2 olup, nüfus yoğunluğu
39’dur. İlçe toprakları genelde düzdür.
Mogan ve Emir gölleri ilçe sınırları içinde yer alır.
İlçe merkezi Mogan Gölünün kuzey kıyısında
kurulmuştur. Köy iken 1945’te Çankaya’ya
bağlı bir bucak merkezi oldu. 1955’te Gölbaşı’ndan
Ankara-Konya karayolu geçince, transit
ulaşıma yönelik bir konaklama merkezi halini
aldı. 1975’ten sonra göl çevresinde kamu ve özelkuruluşlar tarafından dinlenme tesisleri kuruldu.
Hızla büyüyen ilçe Ankara’nın bir banliyösü
haline geldi. 1983’te ilçe olan Gölbaşı’nın belediyesi
1965’te kurulmuştur. İl merkezine 16 km
mesafededir. İlçe topraklarında linyit ve zengin kil
yatakları vardır.
Güdül: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
18.698 olup, 5504’ü ilçe merkezinde 13.194’ü köylerde
yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 26 köyü
vardır. Yözölçümü 419 km2 olup, nüfus yoğunluğu
45’tir. İlçe toprakları İç Anadolu’nun stepleri ile
Karadeniz bölgesinin dağlık alanları arasındaki
geçiş kuşağında yer alır. İlçe topraklarından kaynaklanan
sulan Kimir çayı toplar. Bu akarsuyun vadisinde
düzlükler vardır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri buğday, arpa, şeker pancarı ve üzüm olup,
ayrıca az miktarda elma, armut, pirinç, nohut ve
mercimek yetiştirilir. Hayvancılık ekonomik açıdan
önemli gelir kaynağıdır. En çok kıl keçisi ve
sığır beslenir. İlçe merkezi Kimir çayı vadisinin güney
yamaçlarında kurulmuştur. Gelişmemiş küçük
bir yerleşim merkezi olan Güdül 1957’de ilçe
olmuştur. İl merkezine 82 km mesafededir. Belediyesi
1903’te kurulmuştur.Haymana: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
55.527 olup, 9144’ü ilçe merkezinde 46.383’ü
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 53,
İkizce bucağına bağlı 5, yenice bucağına bağlı 25
köyü vardır. Yüzölçümü 2976 km2 olup, nüfus yoğunluğu
19’dur. İlçe toprakları genelde platolardan
meydana gelmiştir. Cihanbeyli platosunun bir devamı
olan ilçe topraklarının büyük bölümünü Haymana
platosu meydana getirir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Tarım modern
aletlerle yapılır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa
şeker pancarı ve baklagillerdir. Hayvancılık gelişmiş
olup en çok merinos koyunu ve sığır beslenir.
İlçe topraklarında manganez yatakları vardır. İlçe
merkezi Haymana platosu üzerinde Babayakup
deresi kıy İsında yer alır. İl merkezine 73 km mesafededir.
İlçe belediyesi 1887’de kurulmuştur.
Kalecik: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
25.043 olup, 10.051’i ilçe merkezinde 14.992’si
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 20,
Çandır bucağına bağlı 21, Hasanyaz bucağına bağlı
14 köyü vardır. Yüzölçümü 1318 km2 olup, nüfus
yoğunluğu 19’dur. İlçe toprakları genelde dağlıktır.
Dağların ortasında Kızılırmak vadisi yer alır. Batısında
Karbasan Dağı, güneyinde İdris Dağı vardır.Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri şekerpancarı, bağday, elma ve armut olup,
ayrıca az miktarda baklagiller ve ayçiçeği yetiştirilir.
Hayvancılık gelişmiştir. Topraklarında bentonit
ve mermer yatakları vardır. İlçe merkezi Ankara-
Çankırı-Kastamonu karayolunun, 5 km güneyinde
kurulmuştur. Gelişmemiş yerleşim merkezi
olan Kalecik il merkezine 67 km mesafededir.
Ankara-Zonguldak demiryolu kasabanın doğusundan
geçer. İlçe belediyesi 1878’de kurulmuştur.
Kazan: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
21.837 olup, 6.509’u ilçe merkezinde 15.328’i
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 31
köyü vardır. Yenimahalle ilçesine bağlı bir bucak
iken 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kanunla ilçe
merkezi oldu.
Genelde ovalık olan ilçe topraklarının batısında
Ayaş dağları yer alır. İlçe topraklarını Kurtboğazı
deresi sular. Ekonomisi tarıma dayalıdır.
Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, baklagiller
ve ayçiçeğidir. Hayvancılık gelişmiştir. İlçe merkezi
Ankara-İstanbul karayolu üzerinde ve Kurtboğazı
deresi kıyısında kurulmuştur.
Kızılcahamam: 1990 sayımına göre toplam
nüfusu 34.456 olup, 12.856’sı ilçe merkezinde,
21.600’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa
bağlı 42,£eltic i bucağına bağlı 33, Güven bucağına
bağlı 18, Pazar bucağına bağlı 13 köyü vardır.
Yüzölçümü 1712 km2 olup, nüfus yoğunluğu
20’dir. İlçe toprakları dağlık ve ormanlıktır. İlçe
topraklarından kaynaklanan suları Kimir Çayı ve
Kurtboğazı Deresi toplar. Kurtboğazı Deresi üzerinde
Ankara’nın içme suyunu karşılamak için
kurulmuş bir baraj yer alır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri buğday, arpa, şekerpancarı, pirinç, armut,
elma, üzüm olup ayrıca az miktarda baklagiller
yetiştirilir. Arıcılık, ormancılık ve hayvancılık
gelişmiştir. En çok Ankara keçisi beslenir. Turizm
ve ticaret ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır.
İlçe merkezi Ankara-İstanbul karayolu üzerinde
yer alır. Eski bir kasabadır. İlçe merkezi
1880’de Demirören’den Pazar’a, 1915’den sonra
da ismi Kızılcahamam olarak değiştirilen Yabanad’a
taşındı. İl merkezine 64 km mesafededir. İlçe
merkezi yaylası ve şifalı menba suları ile iyi bir
dinlenme yeridir. İlçe belediyesi 1915’te kurulmuştur.
Nallıhan: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
36.779 olup, 11.638’i ilçe merkezinde, 25.141 ‘i
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 56,
Beydibi bucağına bağlı 13, Çayırhan bucağına
bağlı 6 köyü vardır. Yüzölçümü 1978 km2 olup, nüfus
yoğunluğu 19’dur. İlçe topraklan genelde dağlık
olup, Köroğlu Dağlarının güney batı uzantıları
üzerinde yer alır. Sakarya Nehri üzerinde kurulan
Sarıyar ve Gökçekaya Barajlarının arkasında
meydana gelen sun’î göllerin bir kısmı ilçe toprakları
içinde kalır. Dağlardan kaynaklanan suları
Aladağ Çayı ve Nallısu Deresi toplar. *
Ekonomisi tarım ve ormancılığa dayanır. Başlıca
tarım ürünleri şekerpancarı, buğday, arpa,
üzüm, elma ve armut olup, ayrıca az miktarda
baklagiller yetiştirilir. Hayvancılık gelişmiştir. En
çok Ankara keçisi ve koyun beslenir. Karaçamdan
meydana gelen ormanlardan tomruk elde edilir.
İlçe merkezi Naili su deresinin vadisinde kurulmuş
olup, 1599’da Bağdat seferinden dönen
Nasuh Paşa’nın kurduğu hanın çevresinde gelişmiştir.
Eski Ankara-İstanbul karayolu ilçeden geçer.
İl merkezine 157 km mesafededir. İlçe belediyesi
1865’te kurulmuştur.
Polatlı: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
99.965 olup, 60.158’i ilçe merkezinde 39.807’si
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 43,
Temelli bucağına bağlı 18, Yenimehmetli bucağına
bağlı 26 köyü vardır. Yüzölçümü 3.789 km2
olup, nüfus yoğunluğu 26’dır. İlçe toprakları genelde
orta yükseklikte dalgalı düzlüklerden meydana
gelir. İlçe topraklarından kaynaklanan suları
Sakarya ırmağı ve kolları toplar.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri
buğday, arpa, yulaf, şeker pancarı, mercimek,
nohut, üzüm ve ayçiçeği olup, aynca az miktarda fasülye,
elma, armut yetiştirilir. Hayvancılık önemli
gelir kaynakları arasında yer alır ve en çok merinos
koyunu ve Ankara keçisi beslenir. Sanayinin gelişmediği
ilçede MKE’ye bağlı inşaat ve kazı makinaları
fabrikası ile un fabrikaları vardır.
İlçe merkezi Ankara-İzmir karayolu üzerinde
yer alır. İstanbul-Ankara demiryolu da ilçe merkezinden
geçer. Polatlı ve çevresi eski bir yerleşim
merkezidir. Hitit ve Frigler devrinde “Gordion”
önemli merkez idi. İstiklâl Savaşı’nda Yunan ordusu
Polatlı sınırına kadar yaklaşmış ise de, hezimete
uğrayarak geri dönmüştür. Sakarya Muharebesinde
Türk ordusunun karargâhı Alagöz’den
Polatlı’ya nakledilmiştir. İlçe belediyesi 1926’da
kurulmuştur.
Şereflikoçhisar: 1990 sayımına göre toplam
nüfusu 60.701 olup, 37.534’ü ilçe merkezinde
23.167’si köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları orta
yükseklikteki dalgalı düzlüklerden meydana
gelir. En yüksek noktası Küçükdağ Tepesidir.
(1648 m). Topraklardan kaynaklanan suları Kızılırmak
ve Peçeneközü çayı toplar. Tuz Gölünün kuzeydoğu
bölümü ile Hirfanlı Barajının bir bölümü
ilçe sınırları içinde kalır. Tabiî bitkisi step olup, ormanlık
arazi yoktur.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri buğday, arpa, baklagiller, üzüm, elma,ayçiçeği ve armuttur. Hayvancılık önemli gelir
kaynaklarından olup, merinos koyunu ve Ankara
keçisi yetiştirilir.
İlçe merkezi Peçeneközü deresi kıyısında kurulmuştur.
Ankara-Konya kavavolu, ilçe merkezinden
geçer. İl merkezine 126 Tem mesafededir.
Aksaray’a bağlı iken 1933’te Ankara’ya bağlandı.
İlçe belediyesi 1886’da kurulmuştur.
Târihî Eserler ve Turistik Yerleri
Ankara ili târihi eserleri ve tabiî güzellikleri
bakımından oldukça zengindir. Çok eski devirlerden
zamânımıza kadar gelen çeşitli devirlere âit
târihî zenginliklerin başlıcaları şunlardır :
Ankara Kalesi: Frigya Kralı Midas tarafından
M.Ö. sekizinci asırda yaptırılan kalenin; Galatlar,
Romalılar, Bizanslılar ve İslâm orduları tarafından
genişletildiği, Selçuklular tarafından tâmir
edildiği biliniyor. Kalede Hititlere âit eserlerin
bulunuşu, Hititler zamânında yapıldığına işârettir.
Eshâb-ı kirâma âit çok sayıda kabirlerin bulunduğu,
fakat zamanla izlerinin kaybolduğu tahmin
edilmektedir. Ankara kalesinin iki burcu vardır.
Kuzeyde’ki burç kısmen tâmir görmüştür. Burada
Türk bayrağı dalgalanır. Güneydeki burç ise tâmire
muhtaçtır. Kaleden Ankara şehrinin yüzde doksanını
seyretmek mümkündür.
654 senesinde İslâm ordusu Ankara Kalesini
fethetmiş, Hârun Reşîd zamânında ise Ankara ilinin
tamâmı BizanslIlardan alınmıştır. Ancak
1101’de tekrar Bizansın eline düşmüş, 1073’de
ise Selçuklular kaleyi ve şehri yeniden almışlardır.
Ankara Kalesi başlı başına bir târihtir. Kale iç
ve dış olarak iki kısımdır. Dış kale eski Ankara’yı
yürek biçiminde kuşatır. İç kale dört katlıdır. Ankara
taşı ve spoliyen taşından yapılmıştır. Dış kapıve Hisar kapısı olarak iki kapısı ve 42 kulesi vardır.
Kalede 17. asırda 86 top, 170 çeşme ve 3 bin
kuyu vardı. Deniz seviyesinden yüksekliği 978
metredir.
Eskiden Ankara kalesinden inen surlar ovaya
kadar yayıldığından, eski Ankara, surlar içinde
kalırdı. Bugün bu surlardan hiç eser kalmamıştır.
Eski Ankara’da dar sokaklar, dik ve kıvrıntılı yollar,
kerpiç ve ahşap evler çoğunluktadır. Son senelerdeki
hızlı şehirleşme sebebiyle, eski Ankara’ya
âit evler, mezarlıklar, çeşmeler, hattâ câmi ve
medreseler kaybolup gitmiştir. Eski Ankara; Hacıbayram,
Çankırı Kapı, Ulus ve İtfaiye Meydanı,
Erzurum Caddesi ve Kayabaşı Mahallesi ile sınırlıydı.
Elmadağ menbâları muntazam kanallarla eski
Ankara’ya ve hattâ şehrin kale kısmına kadar çıkartılmıştır.
Kayaş vâdisi ve Üregel köyü civârındaki
Hanım Pınar ’ı, Cebeci ve alt kısmının su
ihtiyâcını karşılamıştır. Şehirde vâlilik yapan Abidin
Paşa ise Atpazarına su çıkartmıştır. Eskiden bugünkü
Ulus Meydanında büyük bir mezarlık bulunuyordu.
Eski Ankara’dan birkaç câmi ve eser
hariç, hemen hemen hiçbir şey kalmamıştır.
Evliyâ Çelebi’nin kaleminden Ankara şöyle
anlatılır: “6600 kadar mâmur hânesi vardır. 200
aded sebili, 200 dükkânı bulunur. Süfclü bir bedesteni,
dört tâne zincirli kapısı vardır. Çarşılarının
ekserisi yüksek yerlerde kurulmuştur. Uzun
çarşı, Atpazarı, Kalealtıpazarı çok kalabalık olan
pazarlardandır. Ana caddeleri, mahalle arası sokaklarına
temiz, beyaz taştan yapma kaldırım döşelidir.
Âyân ve eşrafı bilgin, şâirleri çok fazladır.
Bini aşkın iyi yetiştirilmiş ve Kur’ân-ı kerîmi ezberinde
tutabilen çocukları bulunmaktadır. Kadınları rengârenk yumuşak ferâce giyip, gâyet
edepli gezerler. Tiftik keçisinin pastırması lezzetli
ve nefis kokuludur. Çünkü keçileri, dağlarında
pırnar yaprağı yerler. Tiftik keçisi beyaz, süt gibi
olup, onun gibi beyaz bir mahlûk dünyâda yoktur.”
Gâvur Kalesi: Haymana yakınında olup, Hitit
devrinden kalmadır. M.Ö. 1450’de yapılmıştır,
üzerinde Hitit kıyâfetlerini belirten kabartmalar yer
almaktadır.
Kalecik Kalesi: Kalecik ilçesindedir. Romalılar
devrinden kalmadır. Sarp bir tepe üzerindedir.
Câmiler: Selçuklu ve Osmanlı devirlerinden
kalma çok sayıda câmi vardır. Meşhûr camilerden
bâzıları şunlardır:
Hacı Bayram Câmii ve Türbesi: 1427’de
büyük âlim Hacı Bayram-ı Velî tarafından Hemedanlı
Ebû Bekr Mehmed’e yaptırılmış ve 16. asırda
Mîmâr Sinân tarafından tâmir edilmiş, zârif
bir de minâre eklenmiştir. Câminin yanında bulunan
Hacı Bayrâm-ı Velî ve yakınlarının bulunduğu
türbe, 1947’de yapılmıştır. Câminin mihrâbı
açık mâvi ve siyah çinilerle süslüdür. Ceviz oymalı
minberi beş köşeli yıldız motifleriyle işlidir. Ahi
Şerafetullah türbesi ise câminin karşısında bulunmaktadır.
Ahi Elvan Câmii: Samanpazarı semtindedir.
1382’de Ahi Elvan Mehmed Bey tarafından yaptırılmıştır.
Sultan Çelebi Mehmed 1413’te câmiyi
tâmir ettirmiştir. Ceviz oyma minberi, Türk oymacılığının
şâheseridir.
Alâaddîn Câmii: Ankara Kalesi içinde
1198’de Selçuklu Sultanı İkinci Kılıçarslan’ın oğlu
ve Ankara vâlisi olan Muhiddîn Mes’ûd Şah tarafından
yaptırılmıştır. Önünde târihi bir çeşme
vardır. 1361’de Lülü Paşa, 1434’te de Şerîfe Sünbül Hanım tarafından tâmir ettirilmiştir. Ankara’nın
en eski câmisidir. Ceviz ağacından yapılmış
olan minberi, Türk oyma sanatının nâdide eserlerindendir.
Aslanhâne (Ahi Şerâfeddîn) Câmii: Atpazarı
semtindedir. 1290’da Ahi reislerinden Şerâfeddîn
tarafından yaptırılmıştır. Dış duvarlarında bulunan
arslan figürleri yüzünden bu isim verilmiştir.
Cenâbî Ahmed Paşa Câmii (Yeni Câmi):
Öncebeci semtinde olup, 1566’da Anadolu Beylerbeyi
Cenâbî Ahmed Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Yeni Câmi ve Ahmediye Câmii adlarıyla da
tanınır. 1802,1887 ve 1940’da tâmir görmüştür. Beyaz
mermerden yapılmış minber ve mihrâbı çok güzeldir.
Câminin sol tarafında bulunan türbelerde
Azimî ve Cenâbî Ahmed Paşa türbeleri yer alır.
Hacı Musâ Câmii: Demirtaş Mahallesinde
olup, 1461 ’de Hacı Musâ tarafından yaptırılmıştır.
1923’de tâmir gören câmi, dikdörtgen şeklinde
kerpiç duvarlıdır.
İki Şerefeli Câmi: Ulucanlar semtindedir.
1674’te Resûl Efendi tarafından yaptırılmıştır. Bu
yüzden Resûl Efendi Câmii diye de bilinir. Minâresi
iki şerefeli olduğu için bu ismi almıştır.
Karacabey Câmii: 1440’ta İkinci Murâdın
komutanlarından Karacabey tarafından Mîmâr
Ebûbekir oğlu Ahmed’e yaptırılmıştır. Câminin
yanında bir imâret bulunur. Bu yüzden İmâret Câmii
diye de bilinir. Bahçenin sağ tarafında Karacabey’in
türbesi vardır.
Karanlık Mescid: On altıncı yüzyılda Elhac
Haşan tarafından yaptırılmıştır. Sabûnî Mescid
adıyla da anılır. Küçük mihrâbı geometrik desenlerle
süslüdür. Kapısı ile kitâbesi, İstanbul Türkİslâm
Eserleri Müzesinde bulunmaktadır.
Saraç Sinân Mescidi: Atpazarı’ndadır. Sultan
İkinci Gıyâseddîn zamânında 1288’de Elhac Sirâceddîn
tarafından Mîmâr Yûsuf bin Kulhasan’a
yaptırılmıştır. Câminin yanındaki türbede sekiz
sanduka vardır.
Zincirli Câmi: 1687’de Şeyhülislâm Ankaralı
Mehmed Emîn Ankaravî tarafından yaptırılmıştır.
1879, 1911 ve 1937 yıllarında üç kez tâmir görmüştür.
Alt kısmı kırmızı Ankara taşından yapılmıştır.
Üst kısmı tuğla, çatısı da ahşaptır. Minberi
çiçek ve geometrik şekillerle süslenmiştir.
Bünyâmin Câmii: Alaş’tadır. On altıncı asırda
Şeyh Bünyâmin Ayâşî için yapılmıştır. Câminin
kuzeydoğusunda Şeyh Bünyâmin’in türbesi vardır.
Akşemseddîn Câmii: Beypazarı’nda, Şeyh
Akşemseddîn adına yaptırılmıştır. Bir kaç defâ
tâmir görmüştür. Minâresi tek şerefelidir. Alt katında
dükkânlar vardır.
Kurşunlu Câmi: Beypazarı’nda Sadrâzam Nâsûh
Paşa tarafından 17. yüzyılda yaptırılmıştır. Kubbesi
kurşunlu olduğu için bu isimle anılmaktadır.Maltepe Câmii: Cumhûriyet devrinde yapılmış
olup, klâsik Osmanlı mîmârî özelliklerini taşır.
Kocatepe Câmii: Yeni yapılan câmilerdendir.
1967 senesinde inşâsına başlanan câmi, 1986’da
ibâdete açıldı. 3500 metrekarelik bir alanı kaplayan
câminin bir konferans salonu, kitaplığı, çarşısı
ve büyük bir otoparkı vardır. Türkiye’nin namaz
kılma alanı olarak en büyük câmisidir.
Türbeleri: Ankara’da bulunan türbeler taş ve
tuğladan yapılmış sâde türbelerdir. Başta Hâcı
Bayram-ı Velî hazretleri olmak üzere, Ahi Şerâfeddîn,
Gülbaba, Karyağdı Karacabey, Yörükdede,
Şeyh Behâeddîn, Kesikbaş, Ahmed Tâceddîn,
Şeyh Sadreddîn, Şeyh Mustafa Karababa ve Kâdı
Çelebi türbesi bulunan büyük zatlardan bâzılarıdır.
Hanlar: Ankara’da çok sayıda han vardır.
Kurşunlu (Mahmûd Paşa) Kervansarayı, Yeni Pirinç
Hanı, Çengelli Han, Çukur Han, Taşhan, Bakırhan,
Suluhan, Tuzhan, Pembehan, Attarbaşıhan,
Nasuhpaşahanı ve Ayazaik bunlardan başlıcalarıdır.
Bugün bu hanların çoğu yıkıntı hâlindedir.
Hamamlar: Ankara’nın çeşitli yerlerinde târihî
hamamlar vardır. Bunlardan bâzıları şunlardır:
Eski Hamam: Ulus’ta olup, 15. asırda yapılmıştır.
Karacabey Hamamı: 1444’te Varna Muhârebesinde
şehîd olan Karacabey adına yaptırılmıştır.
Çeşitli zamânlarda tâmir görmüştür.
Şengül Hamamı: On sekizinci asırda yapılmıştır.
İstiklâl mahallesindedir. On dokuzuncu asırda
tâmir görmüştür. Çifte hamam durumundadır.
Medreseler: Selçuklu devrinde ilim merkezi
olan Ankara, Osmanlı devrinde de bu durumunu
muhâfaza etmiştir. Özellikle Fâtih devrinde Ankara’da
ilim en yüksek noktasına ulaştı. Melike Hâtunun
yaptırdığı Kara Medrese meşhurdur. Hacı
Bayram, Zincirli, İpekçioğlu, Kağnı Pazar, Mermerzâde,
Aliağa, Sevdediye, İbâdullah, Doğanbey,
Minharoğlu, Seyfeddîn, Karabey, Kethüdâ,
Saz Abdullah, Taşköprüzâde, Sarı Hatip, Mustafa
Paşa, Sarı Kadın, Ayazâde, Seyfiye, Yeğenbey,
Yeşil İlâhî, Saraç Sinân ve Sultan Alâaddîn Ankara’da
bulunan medreselerin önde gelenlerini
teşkil ederler.
Ankara evleri: Eski Ankara evleri mîmârî, iç
düzeni ve süslemeleri ile Türk mîmârîsinin en
seçkin örnekleridir. Dolap kapakları, tavan ve raflardaki
ağaç oymacılığı Türk oymacılık san’atının
şâheserleridir. Fakat bu evler yok denecek kadar
azalmıştır. Eski san’at eserleri bugün yerini beton
yığınlarına bırakmıştır.
Çankaya Atatürk Müzesi: Atatürk’ün oturduğu
köşk olup, içinde Atatürk’ün kullandığı eşya
ve mobilyalar muhfâza edilmektedir. Cumhurbaşkanlığı
köşkünün bahçesindedir. Eski bir bağ evidir.Anıtkabir Müzesi: Atatüîk’ün yattığı bu yer,
müze hâline getirilmiştir. Atatürk’ün eşyâları,
3113 kitabı ve belgeleri, kendisine hediye edilen
kılıç ve şiltler burada bulunmaktadır. Projesini
Ord. Prof. Emin Onat ve Doç. Orhan Arda hazırlamıştır.
1944 – 1953 yılları arasında yapılmıştır.
Büyük lâhdin mermeri tek parça ve 42 ton ağırlığındadır.
TBMM Müzesi: 23 Nisan 1920-1923’de ilk
Büyük Millet Meclisinin bulunduğu binâda bu
devre âit eşyâlar sergilenmektedir.
Anadolu Medeniyetleri Müzesi: Cumhûriyetin
ilk senelerinde*‘Hitit Müzesi” olarak kurulan
bu müze daha sonra “Arkeoloji Medeniyetleri
Müzesi” oldu. 1967’de zenginleştirilerek “Anadolu
Medeniyetleri Müzesi” olmuştur. Anadolu’nun
muhtelif bölgelerindeki kazılarda ele geçen
eserler burada sergilenmektedir.
Kurşunlu Han ve Mahmûd Paşa Bedesteni tâmir
edilerek müze hâline getirilmiştir. Alacahöyük,
Kargamış, Aslantepe ve Sakargözü kabartmaları
bulunmaktadır. Yontma taş ve cilâlı taş devrine âit
eserler de bulunmaktadır.
Etnoğrafya Müzesi: 1928’de kurulmuştur. Atatürk’ün
nâşı 1938’den 1953’e kadar 15 sene burada
kalmıştır. Bu müze, Türk-İslâm eserleri bakımından
çok zengindir. İşlemeler, dokumalar, altın ve gümüş
işlemeli elbiseler, 17. asırda Ankara evlerinin
döşenmiş hâli, Selçuklu ve Osmanlı ahşap işçiliği,
folklor, târihî zengin kolleksiyonlar, bakır eşyâlar,
Türk yazı san’atına âit eserler, tarîkat mensuplarına
âit eşyâlar bu müzeyi süslemektedir.
Diğer müzeler: Ankara müzeler bakımından
çok zengindir. Devlet Demiryolları Müzesi, Sağlık
Müzesi, Hayvanat Müzesi, Tabiat Târihi Müzesi,
bu müzelerden bâzılarıdır.
Anıtlar: Ulus Mdanında Zafer Anıtı, Etnografya
Müzesi ve Orduevi önünde Atatürk Anıtları,
Yenişehir’de Güvenlik Anıtı ve Polatlı’da Sakarya
Şehidleri Âbidesi başlıcalarıdır.
Millî Kütüplıâne:Türkiye’nin en büyük ve
en modern kütüphânesidir. Çok değerli eski eserler
vardır. Nükleer saldırı dâhil her türlü tehlikeye
karşı korunabilecek şekilde inşâ edilmiştir. Birbirinden
değerli el yazma eser özel kasalarda saklıdır.
Dünyaada tek nüshası bulunan Muradnâme
buradadır.
Augustus Tapmağı: Tapmak iki bölümdür:
Birinci bölüm, Frigyalılar zamânında “Men” adına
M.Ö. 2. asırda yapılmıştır. İkinci bölüm; Galat
Kralı Pylamenes tarafından M.S. 10. yılda Roma
İmparatoru Augustus adına yapılmıştır. İlk yapıldığında
4 duvardan ibâretti. Sonradan çevresi sütunlarla
kuşatıldı. Manisa’daki Artimes Tapınağına
benzer. Kitâbede, Augustus’un 57 senelik iktidân
anlatılır. Bu tapmak, Hacı Bayram Câmii’ne biOsmanlılar devrinde burası medrese olarak
kullanıldı.
Tulianus Sütunu: M.S. 4. asırda dikilmiştir.
Ulus semtinde Hükümet Meydanındadır.
Roma Hamamı: M.S. 3. asırda Roma İmparatoru
Caracalla tarafından yaptırılmış olup, 500
sene hamam olarak kullanılmış ve M.S. 8. asırda
yangın neticesi yıkılmıştır. Çankırı Caddesi üzerindedir.
Hamamda pek çok eski para bulunmuştur.
Soğuk ve sıcak olarak iki kısımdır.
Gordion: Polatlı yakınında, Yassıhöyük köyündedir.
M.Ö. 8. asırda Frigya’nın başkenti olmuştur.
Hitit, Asur ve Frigya devrinin önemli bir
şehri idi. 1950 senesinde yapılan kazılarda Frigyalılara
âit saray* Hitit mezarlığı ve Midas’ın mezarı
bulundu. Midas, eşek kulaklı olarak tasvir
edilmiştir. Frigya krallığına son veren Kimmerler
ile Perslerden şehri alan Galatlar (M.Ö. 278) bu
şehri yakıp yıktılar. Efsâneye göre bu şehrin Zeus
tapınağında çözülmesi zor bir düğüm vardı. M.Ö.
33’te Makedonya Kralı İskender, bu düğümü kılıcı
ile keserek çözdü. Efsâneye göre bu düğümü çözen
Asya’ya hâkim olacaktı.
Elmadağ: Ankara’ya 25 km uzaklıkta bulunan
ve kışın devamlı karla örtülü olan Elmadağ’daki
“Elmadağ Dağ Evi” ve “Elmadağ Kayak Merkezi”
kışın AnkaralIların en çok uğradığı yerlerden biridir.
Burada kış sporları çok yapılır.
Kızılcahamam: Selçuklu mîmârîsinin husûsiyetlerini
taşıyan hamamları vardır. Çam ormanlarıile çevrili vâdi, membâ suları ile yazın ideal bir
dinlenme yeridir. Kaplıcaları romatizma, nevralji,
nefrit ve kadın hastalıklarına iyi gelir. İçmeleri
ise mîde, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarına
şifâlıdır. Mâden suyu meşhûrdur.
Haymana, mağara ve kaplıcaları: Turistlerin
gezdiği yerler arasındadır. Kaplıcaları, çocuk
felcine, kadın hastalıklarına, romatizma ve nefrite
iyi gelir. İçmeleri ise idrar yolu hastalıklarına
faydalıdır.
Atatürk Orman Çiftliği: Yüzme havuzu,
hayvanat bahçesi ve çeşitli tesisleri ile bir gezinti
mahallidir.
Gençlik Parkı: Şehir merkezinde bulunmaktadır.
Çay bahçeleri, gazinoları, havuzu, lunaparkı
ve diğer eğlence yerleri ile AnkaralIlar için ideal
bir dinlenme merkezidir.
Gezilecek turistik yerler: Çubuk Barajı, Gölbaşı,
Karagöl, Söğütözü, Ayaş Beli, Dikmen (Çuldağ),
Beyman Ormanları, Sarıyar barajı, Soğuksu,
Beypazarı Tekedağı, Karagöl ormanı, Deliktaş ormanı,
Millî Park, Çamkoru önemli turistik yerlerdir.
Kaplıcaları: Ayaş kaplıcası romatizma, nevralji,
kadın hastalıkları ile kırık ve çıkıklara iyi gelir.
Ayaş İçmesi ise safra taşı ve böbrek kumları
olan hastalar için istifâdelidir. Karakaya Kaplıcaları
romatizma, nefrit, kadın hastalıkları, çocuk
felcine şifâlıdır. Karakaya İçmesi mîde rahatsızlıklarına
iyi gelir. Beypazarı Kaplıca ve İçmeleri
de çok faydalıdır.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir