Home / wiki / ANTALYA

ANTALYA

A N T A L Y A ; Akdeniz sâhilinde turizm bakımından
çok gelişmiş bir ilimiz. Ülkemizin muz ve
portakal bahçesi olarak isimlendirilen Antalya;
Akdeniz kıyısında, İçel (Mersin) Konya, İsparta,
Burdur ve Muğla illeri ile çevrilidir. İl toprakları
36°06′ ve 37°27′ kuzey enlemleri ile 29° 14′ ve
32°27′ doğu boylamları arasında yer alır. Üç tarafı
yüksek dağlarla çevrilidir. Güzel iklimi, verimli
toprakları, orman zenginliği, sâhillerinin güzelliği
târihî yerleri ile en zengin şehirlerimizdenbiridir. Antalya’ya “Türkiye’nin Riviera”sı denilmektedir.
Trafikteki numarası (07)dir.
İsminin Menşei
Bergama Kralı İkinci Attalos tabiî güzellikleri
çok zengin olan bu bölgede bir şehir kurulmasını
istemiş ve kurulan bu şehre “Antalela” ismini vermiştir.
Türkler bölgeyi feth edince, şehrin ismini
Antalya olarak değiştirmişlerdir.
Târihi
Antalya’nın târihi çok eski devirlere dayanır.Karain mağaralarında milâttan önce yaşıyanların
eşyâlanna rastlanmıştır. Hitit devrinde “Irkların Ülkesi”
mânâsına gelen “Pantilya” ismi ile anılırdı.
M.Ö. 7 ve 8. asırlarda bu bölgeye yapılan göçler sebebiyle
bölgenin nüfûsu çoğaldı.
M.Ö. 700-546 arasında Lidyalılar, sonra Persler
ve M.Ö. 333’te Makedonya Kralı Büyük İskender’in
eline geçti. M.Ö. 2. asırda da Romalılar’ın
hâkimiyetine girdi. Roma imparatoru Antonius,
Antalya’yı Mısır Kraliçesi Kleopatra’ya
hediye etmiş, Kleopatra da Antalya ormanlarındaki
Sedir ağaçlarından kuvvetli donanma hazırlamıştır.
Pamfilya ve Klikya bölgedeki Roma hâkimiyetine
karşı çıkarak bağımsız oldular. Roma’nın
parçalanmasından sonra ise buraya Doğu Roma
(Bizans) hâkim oldu.
1071 Malazgirt Savaşından sonra Antalya
Türklerin eline geçti. Bizanslılar birkaç defâ Antalya’yı
geri almak istemişlerse de, 1206-1207’den
sonra Antalya günümüze kadar devamlı Türk toprağı
olarak kaldı.
Antalya’nın ilçesi olan Alanya, Selçuklular
zamânında kış aylarında devletin başkenti olmuştur.
İlhanlIların saldırmaları ile Selçuklular zayıflayınca,
Antalya, Hamidoğulları ve Tekelioğullarinın
idâresinde kalmıştır. Osmanlı Devleti, Anadolu’da
birliği temin edince 1391’de Sultan Yıldırım
Bâyezîd zamânında Osmanlı Devletine katılmıştır. Osmanlı devrinde Konya’ya bağlı (Teke
Sancağı) olarak Cumhûriyet devrine kadar gelmiştir.
Osmanlı Devletinin Birinci Dünyâ Harbinde
yenik sayılmasından sonra, Italyanlar tarafından işgâl
edildi. İtalyanlar 9 Temmuz 1922’de buradan
ve Anadolu’dan çekildiler.
Fizikî Yapı
Antalya, güneyinde dik yamaçlarla kesilen
Akdeniz ve kuzeyde ona paralel uzanan Toroslar
ile çevrilidir. İlin % 70’i dağlıktır. Ovalar % 13’tür.
Yaylaları güzel olup, Tekeli ile Gidev yaylası meşhurdur.
Kıyılarının uzunluğu 450 kilometredir.
Körfezin batı sâhillerine dağlar dik olarak indiği
için, girinti ve çıkıntısı fazladır. Sâhillerde deniz
derindir. Körfezin doğu kıyısında, dağlar sâhile paralel
olduğundan denizde büyük bir kumsal şerit
vardır. Bu sâhiller Türkiye’nin en güzel manzaralı
kıyılarıdır.
Dağları: Batı Toros Dağları karalar içine girmiş
Antalya Körfezinin iki kıyısını tâkib eder.
Kuzeyde birbirine yaklaşan bu dağlar, güneyde
yelpâze gibi birbirinden ayrılır. Körfezin batısındaki
Tahtalı dağlan bir duvar gibi yükselir. Tahtalı
Dağları, Bey Dağları ile birbirine paralel olup aralarında
Alakır Çayı yer alır. Başlıca dağları; Akdağ
(3069 m), Şeytan Dağı (2403 m), Geyik Dağı
(2890 m), Kızılca Dağı (2591 m), Alaca Dağ (2336m), Kuhu Dağı (2409 m), Bey Dağı (3069 m) ve
Yıldız Dağı (2619 m)dır.
Ovaları: Antalya’da Elmalı, Manavgat, Kasaba,
Alara, Alanya ve Finike ovaları vardır. Bu
ovalar su bakımından zengin ve bereketlidir.
Akarsuları ve gölleri: Akarsuların hepsi Torosların
güney yamaçlarından çıkar ve güneye
doğru akarlar. Bâzıları güzel çağlayanlar meydana
getirirler. Önemli akarsuları ve gölleri şunlardır:
Aksu Çayı: İsparta’dan gelen fabrika deresi,
Kovada gölünden çıkan dere ile birleşerek Aksu ismini
alır. Perge harâbeleri doğusundan gelerek
Antalya körfezine dökülür.
Köprü Su Çayı: Anamas Dağlarından Belkıs
(Aspendos) harâbelerinin doğusundan geçip, Antalya
Körfezinde denize ulaşır.
Manavgat Çayı: Gembos Ovasının doğusundaki
dağlardan çıkar; Karapınar sularını alıp,
Handos’ta dar bir boğaza girer. On iki kaya deliğinden
sonra çağlayan meydana getirir. İkinci bir
çağlayandan sonra Gökböget Gölcüğüne dökülür.
Manavgat Çağlayanını meydana getirdikten sonra,
Antalya Körfezine dökülür (Sâniyede 155,5
metreküp su akıtır).
Düden Çayı: Antalya’nın 30 km kuzeyinden
doğar. Bâzan yer altından, bâzan da yer üstünden
akar. Birçok şelâleler meydana getirir. Kırkgöz’de
yerin altına girer. 10 km sonra yer yüzüne çıkar ve
3 km sonra tekrar bir mağara tüneline girer. Tüneldeyken
yeraltı suları karışır. Lara plajında 50 m
yükseklikten denize dökülür.
Diğer akarsuları; Gâzipaşa, Alara, Alakır, Karpuz,
Dim, Kargı, Korkuteli ve Karaman çaylarıdır.
Karagöl: Elmalı Ovasının tabanında yer alır.
Yüzölçümü 21 kilometrekaredir. Yazın suları azalır
derinliği azdır.
Söğüt Gölü: Antalya ve Burdur arasındadır.
Yüzölçümü 40 kilometrekaredir. Derinliği azdır.
Denizden yüksekliği 1345 metredir. Kışın donar,
yazın etrâfı sazlık ve bataklıktır.
Avlan Gölü: Yüzölçümü 10 kilometrekaredir.
Derinliği azdır. Elmalı ovasının güneyindedir.
Ova Gölü: Kaş’ın batısında küçük bir göldür.
Oymapmar Barajı: Manavgat Çayı üzerinde
kurulmuştur. Yüksekliği 185 metredir. Kapasitesi;
300 milyon metreküp sudur. Yüzölçümü 470 hektardır.
Enerji ve sulamada kullanılır. Buradaki hidroelektrik
santralin kapasitesi arttırılmaktadır.
Alakır Barajı: Alakır Çayı üzerinde kurulmuştur.
Yüzölçümü 469 hektar, kapasitesi ise 80
milyon metreküp sudur. Sulama maksadıyla kullanılır.
Korkuteli Barajı: Korkuteli Suyu üzerinde
kurulmuştur. Sulama maksadıyla kullanılır.İklimi ve Bitki Örtüsü
Antalya ilinde Akdeniz iklimi hüküm sürer.
Yazları sıcak ve kurak geçer. Yazın öğleden sonra
meltem rüzgârı ile sâhiller biraz serinler. Kış bol
yağışlı geçer. Dağlara kar yağar. Antalya, sâhilinde
denize girilirken, dağlarında kayak yapılan
dünyânın sayılı şehirlerinden biridir. Sıcaklığı –
4.3°C ile 43.4°C arasında değişir. Kışın 10 dereceden
aşağı soğuk çok nâdirdir. Yağış ortalaması
metrekareye 1070 milimetredir.
Antalya’nın topraklarının % 60’ı ormanlıktır.
Ormanı en çok olan illerimizden biridir. Çam
ağaçları çoğunluktadır (Kızılçam ve karaçam).
Kaş ve Elmalı arasında sedir ağaçları bulunur.
500 m aşağılarda makiler vardır. Makilerle çam ormanları
arasında meşe ağaçları bulunur. Maki bölgesinde
sarmaşık, defne, yemiş, sarıağaç, mersin
ağacı, çitlembike çok rastlanır. Ayrıca lavanta,
kekik, nâne ve veronika gibi bitkiler bulunur. Ovalarda
her türlü Akdeniz ürünleri yetişir.
Ekonomi
Tarım: Antalya ekonomisi tarım ve turizme
dayanır. Verimli topraklarında çeşitli tarım ürünleri
yetişmektedir. Tarım ürünleri içinde en çok
buğday, arpa ve yulaf yetişir. Ayrıca pamuk, susam,
soğan, yer fıstığı, nohut, 35 bin hektar üzerinde
sebze yetişir. Seracılıkta en ileri olan ilimizdir.
32 bin hektarlık seralarda domates, biber, fasulye,
patlıcan, hıyar, kavun ve karpuz yetiştirilir. Yurt içi
ve dışında satılır. Meyvecilikte çok ileridir. En
çok muz, portakal yetişen ilimiz Antalya’dır. Mandalina,
limon, greyfurt Antalya’nın başta gelen
gelir kaynağıdır. Zeytincilik oldukça gelişmiştir.
Meyvecilikte çok ileri durumdadır. Elma, armut,
erik, ayva, şeftali, kayısı, üzüm, iğde, keçiboynuzu,
kızılcık ve diğer meyveler yetişir.
Tarımda sulama, gübreleme, ilâçlama ve modern
araç kullanmada en üstün seviyededir. Orman
ürünleri bakımından zengindir. Reçine üretiminin
dörtte birini Antalya ilimiz sağlar. Tomruk ve
direk üretimi fazladır. Avakado ve pikan cevizi
yetiştirilmesi için çalışmalar yapılmaktadır.
Hayvancılık: Mer’alarm azalması sebebiyle
hayvancılık gelişmemiştir. Keçi ve koyun azalırken
sığır artmaktadır. Antalya balıkçılık bakımından
da zengindir. Akkaya, kuzubalığı, çıplak
leka, lakuz, orfoz, akya, mercan, fargri, trança,
çipura balıkları ile İstakoz, karides, mürekkep balığından
supya, klamanya ve ahtapot vardır.
Mâdenleri: Antalya, yeraltı kaynakları (mâdenleri)
bakımından zenginse de, bu mâdenlerden
krom, borit, alüminyum ve mangenez az mikdârda
işletilmektedir. Boksit, fosfat, bitümlisist
ve mermer yatakları henüz işletilmemektedir.
Sanâyi: Antalya sanâyi sektöründe pek gelişmemiştir.
Adana hem tarım hem sanâyide geliştiği hâlde, Antalya sâdece tarım sâhasında gelişmiştir.
Başlıca sanâyi tesisleri, Antalya, Elektrometalürji
Sanayi T.A.Ş.’nin Ferrokrom ve Karpit
Fabrikası, Pamuklu Dokuma Fabrikası, pil, bahçe
traktörü, kiremit, tuğla, mobilya, un, çırçır, konserve,
bisküvi, yağ, meyve ve sebze fabrika ve
atelyeleridir.
Antalya’nın enerji ihtiyâcının mühim bir kısmı
(150 milyon kw/s) Kepez hidroelektrik santralinden
karşılanır. Belediyenin de enerji santralı vardır.
Ulaşım: Antalya ulaşım bakımından en yoğun
ilimizdir. İstanbul, İzmir ve Ankara’dan ve diğer
büyük şehirlerden Antalya’ya devamlı otobüs seferleri
yapılmaktadır. Antalya’yı, bu şehirlere bağlayan
yollar muntazamdır. Antalya ile ilçelerinin
karayolları düzgündür. Antalya limanına her tonajda
gemi yanaşır. Bu liman, aynı zamanda ihrâcât
ve ithâlâtta mühim bir yer tutar. Ayrıca Alanya,
Fenike ve Kaş iskeleleri her mevsim bağlantılıdır.
Antalya Havaalanı yılda 300 bin yolcu kapasitelidir.
Bu oran 2,5 milyon yolcu kapasitesine
çıkarılmak için çalışmalar sürdürülmektedir.
Nüfus ve Sosyal Hayat
1990 nüfus sayımına göre toplam nüfûsu
1.132.211 olup, 602.194’ü şehirlerde, 530.017’si
köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 20.591 km2
olup, nüfus yoğunluğu 55’dir.
Örf ve âdetler: Folklor, örf ve âdetlerde Türkmen
ve Göçmen yörüklerinin tesiri büyüktür. Çadır,
heybe ve kilimin bölgede büyük yeri vardır.
Halk müziğinde bozlak, koşma ve ağıt ağır basar.
Halk oyunları olarak; Teke zortlaması, Herdem
oyunu, Zehir oyunu meşhurdur. Herdem oyununu
kadınlar oynar. Bu yörenin kendine has mahallî kıyâfet
ve yemekleri vardır.
Meşhur yemekleri: Arap aşı, külle, domates
civesi, laba, tandır kebabı, hibeş, turunç ve patlıcan
reçeli, güleviz, saç kavurma ile ayrandır.
Ahî teşkilâtı bu vilâyette büyük iz bırakmıştır.
Eğitim: Antalya’da 40 anaokulu, 997 ilkokul,
92 ortaokul, 14 meslekî ve teknik ortaokul, 23 lise
ve 24 meslekî ve teknik lise vardır. Okuma-yazma
nisbeti % 85’tir. Akdeniz Üniversitesine bağlı tıp fakültesi,
Eğitim Fakültesi ve Meslek Yüksek Okulu
vardır. İl dâhilinde 4 müze bulunmaktadır. Hastâne
sayısı 18’dir. Her türlü spor dalında sporcu yetişmiştir.
1964 Tokyo Olimpiyatları’nda güreşte birincilik
kazanan İsmâil Oğan AntalyalIdır.
İlçeleri
Antalya’nın biri merkez olmak üzere on beş ilçesi
vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
448.773 olup, 378.208’i ilçe merkezinde, 70.565’i
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 12,
Aksu bucağına bağlı 21, Çakırlar bucağına bağlı12, Dağ bucağına bağlı 2, Döşemealtı bucağına
bağlı 22 köyü vardır.
İlçe toprakları genelde ovalıktır. Batısında
Beydağları yer alır. Antalya Ovasını Aksu Çayı ve
kolları sular. Kıyı ovasının ardından Batı Toroslar
yükselir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri: Buğday, arpa, mısır, baklagiller, pamuk,
susam, turunçgiller, meyva ve sebzedir. Seracılık
yaygındır. Turizm ve sanayi ilçe ekonomisinde
önemli yer tutar. Dokuma, yağ, un, konserve, süt
fabrikaları ve Ferrokrom işletmesi başlıca sanayii
kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi, Antalya Ovasında, Körfezin yaptığı
yarım ay şeklindeki girinti kısmının en yüksek
noktasında kurulmuştur.
Akseki: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
30.229 olup, 11.023’ü ilçe merkezinde 19.206’sı
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 16,
Cevizli bucağına bağlı 11, Geriş bucağına bağlı 13,
Güzelsu bucağına bağlı 5 köyü vardır.
Taşeli platosunda yer alan ilçe toprakları genelde
dağlıktır. Kuzeyinde Orta Toroslar, güneydoğusunda
Geyik dağları yer alır. Toroslardan doğan
Manavgat Çayı ilçe topraklarının orta kesimindeki
dar bir vadiden akar.
Ekonomisi hayvancılık ve ticârete dayanır.
Ekime müsâit arâzisi azdır. Üzüm, incir, peynir, tereyağı
ve bal başlıca gelir kaynağıdır. Ormancılık
ve el sanatları da gelişmiştir. Yörede üretilen nergis
soğanı ihraç edilir.
İlçe merkezi Antalya-Konya karayolu üzerindedir.
İl merkezine 88 km mesafededir. Eski ismi
Marulya’dır. Ayranları ve buz gibi sulan ile Alabalık
vâdisi, Gültepe Yaylası, Altınbeşik Yeraltı Gölü
meşhurdur. İlçe belediyesi 1864’te kurulmuştur.
Alanya: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
129.106 olup, 52.460’ı ilçe merkezinde, 76.646’sı
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 47,
Demirtaş bucağına bağlı 19 köyü vardır. Yüzölçümü
1545 km2 olup, nüfus yoğunluğu 84’tür.
İlçe toprakları kıyıda yer alan ova ile bunun gerisinde
yükselen dağlardan müteşekkildir. Ortalama
40 km2 genişliğindeki ova, dağlardan kaynaklanan
Oba ve Dim çaylarının getirdiği alüvyonlardan
meydana gelmiştir. Kuzey kesimde Geyik
Dağları yer alır.
Ekonomisi tarım ve turizme dayalıdır. Alanya
ovasında başta turunçgiller olmak üzere pamuk
ve muz yetiştirilir. Seracılık yaygındır. Tabiî güzellikleri
ve târihî eserler yönünden zengin olan ilçede
turizm önemli gelir kaynağıdır. Özellikle
motelcilik ve kıyı pansiyonculuğu yapılır.
İlçe merkezi deniz kıyısında, Antalya-Mersin
karayolu üzerindedir. En önemli târihî eseri olan
Alanya kalesi Kanderi burnu üzerindedir. İlçe1471’de Fatih Sultan Mehmet devrinde, Gedik Ahmed
Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Selçuklu sultanlarının kışlık başkenti olan ilçeye,
Alanya kalesini yaptıran Alâeddîn Keykubad’a
izâfeten “Alâiye” ismi verilmiş, daha sonra bu
isim Alanya halini almıştır. Î1 merkezine 148 km mesafededir.
İlçe belediyesi 1872’de kurulmuştur.
Elmalı: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
35.324 olup, 12.384’ü ilçe merkezinde 22.940’ı
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 31,
Akçay bucağına bağlı 10, Gölova bucağına bağlı
7 köyü vardır. Yüzölçümü 1594 km2 olup, nüfus
yoğunluğu 22’dir.
İlçe toprakları genelde dağlıktır. Güneybatısındaki
Akdağ, güneyinde Susuz ve Kohu dağları,
doğusunda Beydağları yer alır. Bu dağların ortasında
Elmalı Ovası yer alır. Bu ovada Karagül
sazlığı ve Avlan Gölü vardır. Dağlar ormanlarla
kaplıdır. Ormanlarda Katranağacı olarak bilinen
Lübnan sediri yaygındır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri buğday, arpa, nohut, şekerpancarı olup, az
miktarda yulaf, fasulye ve ayçiçeği de yetiştirilir.
Meyvecilik gelişmiş olup, en çok üretilen meyve
elmadır. Hayvancılık ekonomik açıdan önemlidir.
En çok kıl keçisi, koyun ve inek beslenir.
İlçe merkezi Elmalı Dağının güney eteklerinde
kurulmuştur. Korkuteli-Finike yolu ilçe, merkezinin
doğu kıyısından geçer. İl merkezine 127
km mesafededir. Eski ismi Alimola’dır. İlçe belediyesi
1904’de kurulmuştur.
Finike: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
34.576 olup, 6.700’ü ilçe merkezinde 27.876’sı
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 15
köyü vardır. Yüzölçümü 655 km2 olup, nüfus yoğunluğu
53’tür.
İlçe topraklan kıyıda yer alan ova ile bunun gerisinde
yükselen dağlardan müteşekkildir. Kuzeyinde
Kohu Dağı, kuzeydoğu ve doğuda Beydağları,
orta kesimde Alacadağ yer alır. Alacadağın
etekleri ormanlarla kaplıdır. Finike Ovası, küçük
akarsulann taşıdığı alüvyonlu topraklann birikmesi
ile meydana gelmiştir. Ovayı Başgöz ile Alakır
çayları sular.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. En çok turunçgil
ve sebze yetiştiriciliği yapılır. İlçe portakalı ile
meşhurdur. Seracılık çok gelişmiştir. Ayrıca az
miktarda buğday, arpa ve elma yetiştirilir. Finike
Körfezi kıyıları turizm yönünde gelişmektedir.
İlçe merkezi deniz kıyısında kurulmuştur. Gelişmemiş
bir yerleşim merkezidir. Antalya-Fethiye
sâhil yolu ilçeden geçer. İl merkezine 111 km uzaklıktadır.
İlçe belediyesi 1918’de kurulmuştur.
Gâzipaşa: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
40.840 olup, 13.697’si ilçe merkezinde 27.143’ü
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 38köyü vardır. Yüzölçümü 931 km2 olup, nüfus yoğunluğu
44’dür.
İlçe toprakları Taşeli platosunun güneyinde
yer alır. Kıyıda küçük bir ova ve hemen arkasından
yükselen dağlık alan ve platolardan meydana gelir.
Dağlar ormanlarla kaplı olup, yüksek düzlükler
ise step görünümündedir. Ova, akarsuların taşıdığı
alüvyonlu toprakların kıyıdaki bir koyu doldurması
ile meydana gelmiştir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri muz, turfanda sebze, pamuk, turunçgiller,
yer fıstığı, üzüm ve elmadır. İç kesimlerde hayvancılık
ve ormancılık başlıca ekonomik uğraştır.
Kıyı kesiminde, küçük çapta yapılan balıkçılık
ve turizm geçim kaynaklarmdandır. İlçe topraklarında
bazit ve kuvarsit yatakları vardır.
İlçe merkezi deniz kıyısında Antalya-Mersin
karayolu üzerinde kurulmuştur. İl merkezine 179
km mesafededir. Eski ismi Selinit’dir. 1921’de ilçe
olan Gazipaşa, 1926’da bucak haline getirildi ise
de 1948’de tekrar ilçe yapıldı. Târihi ve tabiî güzellikleri
bakımından zengin bir ilçedir. İlçe belediyesi
1948’de kurulmuştur.
Gündoğmuş: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
20.409 olup, 4.554’ü ilçe merkezinde 15.855fi
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 14,
Güzelbağ bucağına bağlı 11, Köprülü bucağına
bağlı 10 köyü vardır. Yüzölçümü 1323 km2 olup,
nüfus yoğunluğu 15’tir.
İlçe toprakları genelde dağlıktır. Kuzey, kuzeydoğu
ve doğusunda Batı Torosların kolu olan
Geyik Dağları yer alır. Bu dağlardan kaynaklanan
Alara çayı vadisinde yer yer düzlükler vardır.
Dağlar ormanlarla kaplıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünü
buğday olup, ayrıca az miktarda arpa, antep fıstığı
elma, pamuk, baklagil ve turunçgil yetiştirilir.
Hayvancılık ekonomide önemli yer tutar. En çok
kıl keçisi ve koyun beslenir. Toros yaylalarında
Meracılık yöntemiyle yapılan hayvancılıktan peynir,
süt, tereyağ, kıl ve deri elde edilir. El san’atlarından
kilim, heybe, çadır ve çuval dokumacılığı
yapılır. İlçe topraklarında aliminyum, barit ve
zımparataşı yatakları vardır.
Büyük bir köy görünümünde olan ilçe il merkezine
139 km mesafededir. Eski ismi Eksere olup,
Akseki ilçesine bağlı bir köy idi. 1936’da ismi
Gündoğmuş olarak değiştirildi ve ilçe merkezi
hâline getirildi. Belediyesi 1936’da kurulmuştur.
İbradı: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
17.126 olup, 4.215’i ilçe merkezinde 12.911’i köylerde
yaşamaktadır. Manavgat’ın bazı köylerini
de sınırları içinde alarak 1990’da ilçe oldu. Eski ismi
Aydınkent’tir.
İlçe toprakları genelde dağlıktır. Kuzeyinde
Şeytan Dağı yer alır. Manavgat Çayı ilçe topraklarım sular. Dağlar ormanlarla kaplıdır. Ekonomisi
hayvancılığa dayalıdır. Tarıma müsait alanlar azdır.
Tereyağı, bal, peynir, üzüm, incir başlıca gelir
kaynağıdır. Ormancılık ve el sanatları gelişmiştir. İlçe
merkezi Şeytan dağı eteklerinde kurulmuştur.
Kale: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
20.656 olup, 13.793’ü ilçe merkezinde 6.863’ü
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 9
köyü vardır.
Teke yarımadasının güney bölümünde yer alan
ilçe topraklarının kuzeyinde Beydağları yer alır.
Dar olan kıyı kesiminde ise Derme Ovası yer alır.
Derme Ovası, Derme Çayının taşıdığı alüvyonlu
toprakların birikmesi ile meydana gemiştir. İlçe
topraklarının diğer kısımları genelde platoluktur.
Dağlar gür ormanlarla kaplıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri portakal, elma ve buğdaydır. Seracılık
yaygın şekilde yapılmaktadır. Dağ köylerinde ormancılık
başlıca gelir kaynağıdır.
İlçe merkezi, Derme Çayının denize karıştığı
yerde kurulmuştur. Antalya-Muğla karayolu ilçemerkezinden geçer. Kaş ilçesine bağlı bir bucakken,
19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kânunla ilçe oldu.
Kaş:” 1990 sayımına göre toplam nüfusu
40.469 olup, 4560’ı ilçe merkezinde 35.909’u köylerde
yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 33, Kalkan
bucağına bağlı 16 köyü vardır.
Teke Yarımadasının güney bölümünde yer
alan ilçe topraklarının, kuzeybatısında Akdağ
Muğla ile tabiî sınırı çizer. Dar olan kıyı kesimin
batısında Eşen Ovası yer alır. Eşen Ovası ise Kocaçayın
(Eşen Çayı) taşıdığı alüvyonlu toprakların
birikmesi ile meydana gelmiştir. İlçe topraklarının
diğer bölümleri genelde akarsularla engebelenen
bir platodur. Dağlar kızılçam, sedir, ardıç ve karaçam
ormanları ile kaplıdır.
Ekonomisi tarım ve turizme dayanır. Başlıca
tarım ürünleri portakal, elma, buğday olup ayrıca
arpa, çiğit ve pamuk da yetiştirilir. Kıyı kesimlerde
seracılık yaygındır. Dağ köylerinde ormancılık
önemli geçim kaynağıdır. İlçe yat turizmi bakımından
önemli kıyılarımızdan olup, Kalhan’da
bir yat limanı vardır.
İlçe merkezi Teke Yarımadasının güneyinde bir
koyun kıyısında kurulmuştur. Eskiden ilçe merkezi
Demre Çayı vadisindeki Kasaba ovasının kıyısaldaydı.
Andifli ise, Kaş kasabasının limanı idi.
Cumhuriyetten sonra iskele önem kazanınca ilçe
merkezi buraya taşınarak, Andifli ’nin ismi Kaş
olarak değiştirildi. İl merkezine 189 km mesâfededir.
İlçe belediyesi 1923’te kurulmuştur.
Kemer: 1990 sayımına göre toplam nüfus
23.268 olup, 8449’u ilçe merkezinde 14.819’u
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 8
köyü vardır.
İlçe toprakları genelde dağlıktır. Batısında
Tahtalı dağı yer alır. Dar kıyı düzlüğünün hemenardından dağlar yükselir. Dağlar gür ormanlarla
kaplıdır.
Ekonomisi tarım ve ormancılığa dayalıdır.
Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, turunçgiller,
baklagiller, pamuk, susamdır. Seracılık yaygındır.
Dağlık bölgelerde ormancılık ve küçük baş
hayvancılığı yapılır.
İlçe merkezi deniz kıyısında Muğla Antalya
karayolu üzerinde kurulmuştur. Merkez ilçeye
bağlı bir bucak iken 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı
kânunla ilçe haline getirildi.
Korkuteli: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
46.115 olup, 13.381 ’i ilçe merkezinde 32.734’ü
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 27,
Bozara bucağına bağlı 10, Kızılendağ bucağına
bağlı 12 köyü vardır. Yüzölçümü 2471 km2 olup,
nüfus yoğunluğu 19″dur.
İlçe toprakları genelde dağlıktır. Batısında
Akdağ ve Elmalı dağı, doğusunda ise Beydağ yer
alır. Bu dağlar arasında Korkuteli ovası ve Bozova
yer alır. Ovaları, Korkuteli çayı ve Bingeçit
dereleri sular. Korkuteli çayı üzerinde sulama
amaçlı bir göl vardır. Dağlar ormanlarla kaplıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri buğday, arpa, elma, şekerpancarı, nohut,
ayçiçeğidir, Tarıma müsait olmayan bölgelerde
kılkeçisi ve koyun, beslenir. Yem fabrikası başlıca
sanayi kuruluşudur.
İlçe merkezi Korkuteli Çayının kıyısında kurulmuştur.
Antalya’yı İzmir’e bağlayan en kısa yol ilçe
merkezinden geçer. İl merkezine 67 km mesâfededir.
İsmini Osmanlı hânedamndan Şehzâde Korkut
Sultan’dan alır. Deniz seviyesinden 1020 m yüksekliktedir.
İlçe belediyesi 1914’te kurulmuştur.
Kumluca: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
44.834 olup, 17.166’sı ilçe merkezinde 27.668’iköylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 18,
Altınkaya bucağına bağlı 6 köyü vardır. Yüzölçümü
1253 km2 olup, nüfus yoğunluğu 36’dır.
İlçe toprakları dağlıktır. Akdeniz’e dar bir kıyısı
vardır. Kuzeyinde Beydağları, doğusunda Tahtalı
dağı yer alır. Dağlardan kaynaklanan suları
Alakır Çayı toplar. Bu akarsuyun topladığı alivyonlardan
meydana gelen Finike Ovasının doğu
bölümü ilçe sınırları içinde kalır. Alakır Çayı üzerinde
sel taşkınlarını önlemek için bir baraj kurulmuştur.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri portakal, buğday, elma, arpa ve limon
olup, ayrıca az miktarda yer fıstığı, çiğit ve pamuk
yetiştirilir. Seracılık gelişmiştir. Yüksek kesimlerde
küçük baş hayvan besiciliği yapılır.
İlçe merkezi Antalya-Muğla karayolu üzerinde
kurulmuştur. İl merkezine 93 km mesafededir.
Sarıkavak isimli bir köy iken, 1858’de Iğdırmagardıc
ismi ile nahiye oldu. 1958’de Kumluca
adıyla ilçe oldu. İlçe belediyesi 1958’de kurulmuştur.
Manavgat: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
115.731 olup, 3 8.498’i ilçe merkezinde,
77.233’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa
bağlı 58, Beşkonak bucağına bağlı 9, Taşağıl bucağına
bağlı 14 köyü vardır. Yüzölçümü 2283 km2
olup,nüfus yoğunluğu 51’dir.
İlçe toprakları dağlık olup, Batı Toroslara bağlı
dağlar yer alır. Kuzeyindeki Dumanlı Dağı enyüksek noktasıdır (2405 m). Bu dağlar arasında derin
bir vadide Köprü Suyu akar. Diğer önemli
akarsuyu Manavgat Çayı olup, bu çay üzerinde
elektrik üretmek için Oyma pınar barajı kurulmuştur.
Akdeniz kıyısında ise dar düzlük alanlar
vardır.
Ekonomisi, tarım ve turizme dayalıdır. Başlıca
tarım ürünleri buğday, çiğit, pamuk, turunçgiller,
yulaf ve arpa olup, ayrıca az miktarda yer fıstığı
ve elma yetiştirilir. Seracılık gelişmiştir. Tabiî
güzelliği ve zeygin târihî eserleri ile ilgi çeken
ilçeye, yerli yabancı çok sayıda turistin gelmesi turizmi
geliştirmiş ve önemli gelir kaynağı hâline getirmiştir.
İlçe merkezi Mersin-Antalya karayolu üzerinde
ve deniz kıyısında yer alır. İl merkezine 78
km mesafededir. İlçe belediyesi 1913’de kurulmuştur.
Serik: 1990 sayımına göre toplam nüfusu
84.755 olup, 23.106’sı ilçe merkezinde, 61.649’u
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 42,
Gebiz bucağına bağlı 18 köyü vardır. Yüzölçümü
1353 km2 olup, nüfus yoğunluğu 63’tür.
Güney bölümü hariç ilçe toprakları dağlıktır.
Kuzeyinde Kuyucak dağı yer alır. Dağlar kızılçam,
sedir ve karaçam ormanları ile kaplıdır. Dağlarda
hayvancılık açısından önem taşıyan yaylalar
vardır. Aksu Çayı ve Köprü Suyu ilçe topraklarını
sular. Güneyinde verimli düzlükler vardır.
İlçe ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri çiğit, buğday, pamuk, yulaf, arpa,
portakal limondur. Seracılık gelişmiştir. Dağlık
bölgelerde kıl keçisi ve koyun beslenir. Turizm gelirleri
ekonomide önemli yer tutar. Deniz kıyısında
bazı turistik tesisler vardır.
İlçe merkezi Mersin-Antalya karayolu üzerinde
deniz kıyısında yer alır. İl merkezine 33 km
mesâfededir. İlçe belediyesi 1926’da kurulmuştur.
Târihî Eserler ve Turistik Yerleri
Antalya târihî eserler bakımından çok zengindir.
Bu târihi eserler eski devirler, Selçuklu ve
Osmanlı eserleri olarak sınıflandırılır.
Alanya Kalesi: Kale mîmârisinin bir şaheseridir.
Deniz kıyısında bir kartal yuvasını andırır. Eski
devirlerden kalma bir kalenin yerinde Selçuklu
Sultanı Alâeddîn Keykubâd yaptırmıştır. Bu
yüzden Alâiye Kalesi adıyla da anılır. 1955’de tâmir
gören kalenin içinde bir câmi, bir bedesten,
Akşebe Sultan Tekkesi, Aya Yorgi Kilisesi ve tepenin
en yüksek kısmında bir saray bulunmaktadır.
Alara Kalesi: Antalya-Alanya yolu üzerinde,
Alara çayı yanında tek bir tepe üzerinde kurulmuştur.
Kıyıdan 10 km kadar içeridedir.
Kızıl Kule: 1225’de Selçuklu Sultânı Alâeddîn Keykubâd kale burcu olarak yaptırmıştır. Sanat
değeri çok yüksektir. Sinop Kalesini yapan
mîmâr Kettari Reha oğlu Ebî Ali tarafından yapılmıştır.
Alanya’da olan kule beş katlıdır. Her
yönü 12,5 m olarak 8 köşelidir. İki katı kırmızımtrak
taştan, diğer katlar kırmız! tuğladan yapılmıştır.
Her yüzde gözetleme yeri, mazgallar, zift ve
haşlama delikleri vardır. r
Yivli Minâre Câmii: 1238’de yaptırılmıştır.
Selçuklu devrinin bir şâheseridir. Antalya’nın
sembolüdür. Minârenin alt kısmı taştan ve kare
şeklindedir. Üst kısmı yuvarlak ve yivli olup, tuğladan
yapılmıştır. Câminin üst kısmı mâvi çinilerle
kaplıdır. Câminin yanında mevlevîhâne, medrese
ve iki türbe ile bir külliye vardır. Câmi, etnografya
müzesi olarak kullanılmaktadır.
Ahi Yusuf Mescidi: 1249’da Ahî Yusuf adına
yaptırılmıştır. Kesme taştan yapılmış olan mescid,
kare biçimindedir. Mescidin yanında Ahî Yûsuf’un
türbesi vardır.
Bali Bey Câmii: Sultan İkinci Bâyezîd devri
vezirlerinden Bali Bey tarafından yaptırılmıştır. Sekizgen
kasnak üzerinde büyük bir kubbesi vardır.
Korkut Câmii: Kesik Minâre, Cumânun Câmii,
Cihannümâ Câmii ve Câmi-i Kebîr de denilir.
Beşinci asırda Panaghia Kilisesi olarak yapılmıştır.
Sultan İkinci Bâyezîd’in oğlu Sultan Korkut tarafından
câmiye çevrilmiştir. 1869’da bir yangın
sonucu yıkılmıştır.
Mehmed Paşa Câmii: 1593-1607 târihleri arasında
Tekeli Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Duvarlar küfeki taşmdandır. Üç kapısı vardır.
1866 ve 1926 yıllarında iki defâ tâmir görmüştür.
Emir Bedreddîn Câmii: Selçuklu devrine âit
ahşap bir câmidir. Andızlı Câmii de denir. Alanya’dadır.
Müsellim Câmii: 1796’da Hacı Osmanoğlu
Hacı Mehmed Ağa tarafından yaptırılmıştır. Câminin
dış pencere alınlıkları ile içte kubbe kasnağına
kadar olan bölüm mâvi-beyaz Kütahya çinileriyle,
mihrâbı yeşil sırlı çinilerle kaplıdır.
Murâd Paşa Câmii: 1570’te Kuyucu Murâd
Paşa tarafından yaptırılmıştır. Minâresi iki şerefelidir.
Yan duvarları İznik çinileriyle süslüdür.
Ömer Paşa Câmii: Elmalı ilçesindedir. Kitapçı
Ömer Paşa tarafından 1608’de yaptırılmıştır.
1870 ve 1955’te tâmir görmüştür.
Kale Câmii: Alanya’da Sultan Alâeddîn Keykubâd
zamânında yapılmıştır. 1530-1566 seneleri
arasında eski temeller üzerinde Kânûnî Sultan
Süleymân tarafından yeniden yapıldığı için Sultan
Süleymân Câmii ismi ile de anılır.
Karatay Medresesi: 1250’de Celâleddîn Karatay
tarafından yaptırılmıştır. Yapı, mihrâbı sebebiyle
Karatay Câmii ayrıca Dârüssülehâ isimleri
ile de anılır.Ulu Câmi Medresesi: Kimin tarafından ve
ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Halk arasında
imâret olarak bilinir.
Atabey Armağan Medresesi: 1239’da Atabey
Armağan tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde
sâdece girişin alt bölümü kalmıştır.
Emir Sinâneddîn Medresesi: 1319’da Hamidoğullanndan
Emir Sinâneddîn tarafından Korkuteli
yakınlarında yaptırılmıştır. Kesme taştan
ve iki katlıdır.
Şadırvanlı Medrese: Elmalı’da olup, on dokuzuncu
asır başlarında yapılmıştır. Günümüzde
kütüphâne olarak kullanılmaktadır.
Evdir Han: Korkuteli yakınında, Selçuklu
Sultanı Birinci İzzeddîn Keykâvus tarafından yaptırılmıştır.
Alara Han: Alanya-Konya karayolu üzerinde
Selçuklu devrinin en güzel kervansaraylanndandır.
1231’de Alâeddîn Keykubâd tarafından yaptırılmıştır.
Kırkgöz Han: Sultan İkinci Gıyâseddîn Keyhüsrev
tarafından yaptırılmıştır. Antalya-Burdur
yolu üzerindedir.
Şaropsa Han: Antalya-Alanya yolu üzerindedir.
Sultan Gıyâseddîn Keyhüsrev zamânında
yaptırılmıştır. Zengin süslemeleri olmayan bir yapıdır.
D
eniz Feneri: Nevşehirli Dâmâd İbrâhim Paşa’nm
1720’de yaptırdığı bu fener Alanya’da bir
tepe üzerindedir. Akdeniz’deki gemilere uzun seneler
yol göstermiştir.
Tekelioğlu Kütüphânesi: Târihî bir eser olup,
içinde çok kıymetli el yazması eserler vardır.
Bedesten: Selçuklu tuğlasıyla yapılmıştır.
Alanya Kalesi’nin malzeme deposu olarak kullanılmıştır.
38×36 metre ebadında bir avluya bakan
26 oda vardır.
Selçuklu Tersânesi: Alanya’dadır. Selçuklular
tarafından gemi inşâası için yapılmıştır. Beş büyük
gözlüdür. 700 senelik olmasına rağmen kale
içinde büyük yelkenli gemiler yapılmaktadır.
Antalya Bölge Müzesi: 1923’te kurulmuş ve
1972’de yeni binâsına taşınmıştır. Târih ve târih
öncesi devirlere âit kıymetli eserlerle doludur.
Kara tn: Yağça köy ündedir. 1894 senesinden
bu yana yapılan araştırmalara göre eski devirleri
aydınlatan, bunun gibi zengin bir mağara,
dünyânın hiçbir yerinde yoktur. Burada 50 bin sene
öncesine âit eşyâlar bulunmuştur.
Perge: Antalya yakınındadır. M.Ö. 7. asırda
kurulmuş eski bir şehirdir. Stadyum ile tiyatrosu oldukça
büyüktür. Stadyumu 27.000 kişiliktir. Perge’nin
târihte önemli bir yeri vardır. Ticâret yolu
üzerinde idi. 1207’de Selçuklu Sultanı Birinci Gıyâseddîn
Keyhüsrev feth etmiştirAspendos (Belkıs): Antalya’nın 48 km doğusundadır.
Roma İmparatoru Antonius tarafından
M.Ö. ikinci asırda yaptırılan 20.000 kişilik tiyatrosu
meşhurdur. Dünyâda, günümüze kadar en iyi
korunmuş tiyatrodur. O zamanlar bir sâhil şehri idi.
Bu tiyatroya Belkıs (Balkız) Tiyatrosu da denir. Su
kemerleri ve binâları dikkat çekicidir.
Side: M.Ö. 7. asra âit bir şehirdir. 20.000 kişilik
tiyatrosu, pazarı (agora) ve çeşitli heykelleri
meşhurdur. Side kelimesi nar mânâsına gelir. Resim
ve figürlerde nar resmine çok rastlanır. Eski
Yunanca’da side (nar) kelimesi yoktur. Side şehrini
eski Yunanlılardan önceki kavimler kurmuştur.
Side müzesinde çok sayıda târihî eser vardır.
Şehrin giriş kapısı bulunmuştur. Surlar yıkıktır, ana
cadde kalıntıları ve antik çağa âit iki ev ortaya
çıkarılmıştır. Evler avlu etrâfında ve zeminleri
mermer döşelidir. Avlu ortasında sarnıç, kuyu ve
havuz vardır. Side tiyatrosu Silyon, Perge ve Aspendos
gibi yamaçlarda olmayan düz arâzide kurulmuştur.
Termessos: Hâlen, Roma İmparatorluğu ve
Bizans devrine âit kalıntılar ve tiyatrosu vardır.
Hadrianus Kapısı: Roma İmparatoru Hadrianus’un
Antalya ziyâretinin hâtırası olarak yapılmıştır.
Mermerden yapılmış bir kapı olup şehir
merkezindedir.
Altınkaya: Bu ilçede antik çağa âit 1500 kişilik
tiyatro vardır.
Sillion Harabeleri: Serik ilçesindedir.
Elge (Zerk) Harâbeleri: Şerikte’dir. Dağ şehridir.
Surları, stadyumu, tiyatro, tapmak ve su yolları
ile mağaraları meşhurdur.
Termessos (Güllük): Gizli dağ yolları, dehlizler,
4200 kişilik tiyatro ve heykelleri meşhurdur.
Anvi Harâbeleri: M.Ö. 9. asırda yaşayanların
kalıntılarıdır.
Hıdırlık Kulesi: Romalılar tarafından “ışık
kulesi” olarak yapılmıştır. 14 metre olup iki katlıdır.
Demre (Myra): Demre Çayı kenarındadır.
M.Ö. 5. asırda kurulmuş olup bâzı kalıntıları bulunmuştur.
Bağyaka (Limira): M.Ö. 7. asırda kurulmuş
bir Lidya şehridir.
Kınık (Ksantos): Kaş ilçesi yakınlarındadır.
M.Ö. 7. asra âit bir şehir kalıntısıdır.
Noel Baba: Hıristiyanlarca tanınan ve “Noel
Baba” olarak isim yapan Saint Nicolas’ın Kaş’ın
Gelemiş köyünde doğduğu, hattâ yaşadığı kesin
değildir. Bu hıristiyan din adamının, bu ilçede
heykelinin dikilmesi hıristiyan emperyalizmine
malzeme olmuştur. Çok sayıda hıristiyan Noel
Baba’nın efsâne olduğuna inanır.
Akseki’deki târihî kalıntılar: Antik çağa âit
şehirler, kale ve burçlar ile köprü ayaklarıdır.Turistik yerleri: Antalya, Türkiye’nin ve dünyânın
sayılı turizm merkezlerinden biridir. İklimi,
lezzetli ve her mevsimde bulunan meyve ve sebzeleri,
sâhil ve ormanlarının şâhâne güzelliği, sâhillerinde
denize girilirken aynı anda dağlarında kış
sporları yapılabilmesi ile turizme çok müsâittir.
Kaş’tan Gazipaşa’ya kadar olan sâhil şeridi turistik
te’sislerle doludur.
Kaplıcalar ve içmeler:
Demre İçmesi: Kükürtlü olup mîde ve bağırsak
hastalıklarına iyi gelir.
Korkuteli İçmesi: Çeşitli hastalıklara karşı şifâlı
bir sudur.
Sarı Su İçmesi: Ilıca köyündedir. Karaciğer,
mîde, bağırsak ve safra kesesi rahatsızlıklarına
iyi gelir.
Sınat Deresi Kaplıcası: 25 derecelik sıcaklıkta
bir sudur. Çeşitli hastalıklara faydalıdır. Ilıca
köyünün yakınlarındadır.
Millî parklar: Tabiî güzelliklerin yaşaması
için bâzı yerler millî park olarak korunmaktadır.
Köprülü Kanyon Millî Parkı 14 km uzunluğunda
ve 100 m genişliğindedir. Bey Dağları Millî Parkı,
Sâhil Millî Parkı ve Termesses Millî Parkının
tabiî ve târihî zenginlikleri muhâfaza altına alınmıştır.
Türkiye’nin en büyük parkı 170 bin metrekare
olarak Antalya’da yapılmaktadır. Ulaş Dinlenme
Parkı piknik için çok müsâittir.
Mağaralar: Antalya mağaralar bakımından
çok zengin bir ilimizdir. ABD ve Yugoslavya mağara
turizmi ile büyük gelir sağlamaktadır. Türkiye
dünyâda en çok mağaraya sahip olan ülkedir. 40
bin mağaranın ancak 20 bini tesbit edilmiştir. Diğerlerine
henüz ulaşılamamıştır. Antalya’da 20
mağara vardır.
Antalya mağaraları içinde göller, nehirler,
uçurumlar, gözsüz balıklar, yarasalar ve çeşitli
hayvanlar mevcuttur. Bâzı mağaraların havası,
bâzısının çamuru veya suyu şifâlıdır. Dolayısiyle
çeşitli hastalıklara iyi gelmektedir.
Damlataş Mağarası: Sarkıtları bir hârika
olan Damlataş Mağarası, Alanya’dadır ve astım
hastalığına iyi gelmektedir.
Antalya Mağarası: Alanya yakınındadır. İçinde
kayıkla gezilir. Bir deniz mağarası olan bu fosforlu
mağara, güneş ışınlarının yansıması ile çok
güzel manzaralıdır.
Düdencik Mağarası: Akseki’dedir. Türkiye’nin
en derin mağarasıdır. Uzunluğu 60 metredir.
Yoldağı Mağarası: Kalkan’dadır. 54 mağaradan
meydajıa gelir.
Diğer mağaralar: Sakalsultan, Demirciler,
Yalancı Dünyâ, Dumanlı, Kada İni, Öküz İni, Beldibi,
Yoldağı ve Korsanlar mağaralarıdır. Bâzılarında
çok eski çağlara âit izler vardır.Çağlayanlar: Antalya çağlayan ve şelâleler
bakımından da oldukça zengindir. 60 metre yükseklikten
dökülen Düden Çağlayanı ile Manavgat,
Homa ve Uçarsu ve Kayabükü çağlayanları en
meşhurlarıdır. Yedi oluklar mevkiinde 13 çağlayan
vardır. Antalya’da toplam 29 çağlayan bulunmaktadır.
Kadınyan uçurumu Antalya içindedir.
Deniz altı eserleri: Antalya, deniz altı eserleri
bakımından da zengindir. Dünyânın bilinen en eski
gemisi Kaş ile Keora köyü arasındaki Uluburun’da
bulunmuştur. Finikelilere âit 3200 senelik
bir teknedir. 40 m derinlikte olan bu gemi, Türk ve
ABD’li deniz arkeologları tarafından İncelenmektedir.
Yanartaş (Meşale) “Çıralı”: Olimpiyatlarda
yakılan meşâlenin başlangıcı sayılan bu alev, Finike’ye
7 km mesâfede 350 m yükseklikte bir tepede
binlerce seneden beri devamlı yanmaktadır.
Tepenin bir yarığında yer altından gelen bu ateş hiç
sönmemiştir. Çeşitli efsâneleri vardır.
Antalya evleri: Kaleiçi semtindeki evlerin
aslına uygun restore ettirilip turistik mâhiyette
kullanılması plânlanmaktadır. 20 ev, 115 yataklı
konaklama tesisi hâline getirilecektir.
Sarnıçlar: Alanya sarnıçlar şehridir. Kale evlerinde
hâlâ sarnıçlar vardır. Akşebe Mescidi ve
Mecdüddir sarnıcı meşhurdur. Sarnıç, 20-22 m
boyunda ve 13 m enindedir. Bugün bile kullanılmaktadır.
Alanya Müzesi: Çok zengin eserlere sâhip
bir müzedir.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir