ANTARKTİKA; dünyânın beşinci büyük kıtası.
Yüzölçümü 14.107.637 kilometrekaredir. Güney
kutbu etrâfmda her tarafı karla kaplı, dâimâ fırtınalı
ve buz kütleleri ile çevrili bir kara parçasıdır.
Antarktika, Ross ve Wendel deniz körfezleri ile
Antarktika Yarımadası hâriç ana hatlarıyle hemen
hemen çember şeklindedir.
Güney kutbunda ilk araştırmalar 1772-1775 seneleri
arasında Kaptan James Cook komutasında
bir İngiliz ekibi tarafından yapılmıştır. Daha sonra 1819’da İngiliz William Smith güney Shetland
adalarını keşfetti. Amerikalı N. Brown Palmer,
Ozleans geçidini ve daha sonra yarımada olduğu
anlaşılarak, Palmer adını, alan kuzeybatı sâhilini
buldu.
1820 ile 1830 yılları arasında Antarktika’nın
araştırılması için daha çok çalışma yapıldı. Fabian
von Bellngshausen adlı bir Rus araştırmacı kıtayı
dolaşmış ve 1821 yılında bir çok ada keşfetmiştir.
1823’te İngiliz gemicisi James Weddell
kendi adı ile anılan denizi buldu. Fransız araştırmacı
Dumont d ’Urville 1840’da Adelie Sâhili’nin
haritasını çizdi. ABD deniz yüzbaşısı Charles Wilkes,
1838-1842 yılları arasında yaptığı araştırma
sonucunda Antarktika’nın bir kıta olduğunu ortaya
koydu. Kıt’anın Hint Okyanusu kıyısında gördüğü
kıyıya onun adı verildi.
Sir James Clark Ross, 1839-1843 târihleri arasında
kendi adıyla anılan, buzlardan tamâmen
arınmış, bir su kütlesi buldu. Daha sonra yoluna devâm
ederek Victoria toprağına ulaştı. Ancak Ross,
karaya hiç ayak basmamıştır. 1895 yılında Norveçli
Leonand Kristensen, Ceupe adası yakınında sâhile
bir ekip çıkardı ve bu ekip bir kış kıt’ada kalarak
geri döndü.
On dokuzuncu yüzyılın son on yılından îtibâren
kıt’aya yapılan keşif gezileri artırıldı. Kaptan
Robert Falcon Scott, İsviçreli Nils Ofto Gustar,
Ernest Henry Shacleton ve Jean Charcot gibi
bir çok araştırmacı kıt’anın bir çok yerlerini keşfettiler.
1911’de Norveçli Roald Amundsen, Alman
Wilhelm Filcner, İngiliz Robert Scott, Avurturyalı
Dauglas Mawon ve Japon It Nobu Shiruse’den
meydana gelen bir ekip kıt’aya çıktılar. Hepsinin
hedefi Güney Kutbu idi. Kutba ilk defâ Amundsen
ulaştı. Arkasından Me Murdo Sound da kutba vardı.
Ancak dönüşte yiyeceklerin bitmesi ve hayvanların
yorulması yüzünden donarak öldüler.
Uçakların kullanılması Arktik ve Antarktika’nın
keşfinde yeni bir devir açmıştır. Sir Hubert
Wilkins ilk defâ Antarktika üzerinde başarılı uçuşlar yaptı. 1928-30 yılları arasında Richard
E. Byrd keşif uçakları ile seferler yapmış ve
Amundsen’in üs kurduğu yere yakın bir yerde
“Küçük Amerika Üssünü” kurmuştur. Kendi
adıyla anılan, kıt’anın doğuya doğru olan kısımlarını
keşfeden Byrd, müteaddîd defâlar uçak ve
gemi ile kıt’aya seferler yaptı.
1926’dan 1937’ye kadar Norveçliler de çeşitli
kısımların haritalarını yapmak için çalışmalarda
bulundular. Queen Mand arazisinin detaylı
haritasının yapılmasından sonra kayalık sâhil boyunca
buzlu olmayan göller bulundu. Bunlar yaz
güneşinin yeter derecede buzlanmayı önlediği sâhil
boyundaki çöküntülere akan, eriyen karların sebep
olduğu göllerdir.
1923’ten 1939’a kadar kıtada yeni yeni, geniş
yerler bulundu. 1935’ten îtibâren Ellworth çeşitli
uçuşlar yapdı ve bu uçuşlar esnâsında kendi adı
ile anılan bölgeyi buldu. İngilizler bölgede çeşitli
araştırmalara devâm ettiler. Bu çalışmalar İkinci
Dünyâ Harbi sırasında bir durgunluğa girdi.
Amerikalı Richard H. Cruzen askerlerle birlikte
kıtaya gitti. Antarktik Yarımadası ve Wedali
Denizi kısmı dışında bütün Antarktik sâhillerini
içine alan sâhanın havadan haritasını çizdi.
Daha sonra İngilizler, Norveçliler, İsveçliler,
Fransızlar çeşitli araştırmalar yaptılar ve Antarktik’te
çeşitli üsler kurdular.
Uluslararası Jeofizik Yılı münâsebetiyle yapılan
toplantılarda araştırma ekiplerinin kurulması teklif
edilerek bu ekipler için bir çalışma programı hazırlandı.
Kurulan ekiplerde çeşitli devletlerden ilim
adamları katıldı ve kıt’anın bir çok yerleri keşfedildi.
Programın 31 Aralık 1958’de başarıyla bitmesinden
sonra, İlmî araştırmaların devâm ettirilmesi için
“Antarktika’yı Araştırma Özel Komitesi” (SCAR)
denilen milletlerarası bir komisyon kuruldu.
Antarktika Antlaşması döneminde, uluslararası
işbirliğiyle düzenlenen İlmî projeler artmıştır. Ayrıca
ülkeler tek tek düzenledikleri projelerle araştırmalarını
sürdürmektedirler. Kıta kıyılarında yaşayan
hayvanları korumak için 1982 senesinde
Antarktika Deniz Hayâtını Koruma Konvansiyonu
kuruldu.
Günümüzde var olan antlaşmalar çerçevesinde,
kıt’ada bulunan kaynaklardan düzenli biçimde
faydalanmak için bâzı çalışmalar yapılmaktadır.
Kar ve buz örtüsü dışındaki yerlerin ortalama
yüksekliği diğer kıt’alara göre iki misli olup, ortalama
1830 metredir, karaların üzerindeki buz
ve kar kütlesinin kalınlığı ortalama olarak 2000 m
civârındadır. En yüksek nokta 4270 metreyi bulur.
Antarktika dünyânın en soğuk bölgesidir. Sâhil
kenarları, iç kısımlara ve yükseklere göre daha
sıcaktır. 1960 yılında 3962 metre yükseklikteki
Vostok istasyonunda -88,3 derece okunarakdünya soğukluk rekoru tespit edilmiştir. En soğuk
aylarda ortalama.sıcaklık kıyıda -20°C ile -30°C,
iç kesimde ise, -40°C ile -70°C arasında değişir.
Yağışlar kar şeklindedir.
Sıcaklık donma noktasının üstüne pek çıkmadığından
bitki ve hayvan yönünden en kısır kıt’adır.
Sâdece kuzeye bakan, güneşe doğru olan kaya ve
yamaçlar üzerinde son derece küçük bitki şekilleri
bulunur. Botanikçiler kıt’anın kenarları boyunca
ve dağların yakınlarında 400 kadar çeşitli yosun
türüne rastlamışlardır.
Kıtanın 20° ve 80° boylamlarıyla Antarktika
yarımadası ve Shetland arası İngiltere egemenliği;
Ross Dependency bölgesi Yeni Zelanda egemenliği;
Avustralya Antarktik Bölgesi, Macquarie Heard
ve Me Donald Avustralya egemenliği; Marion
ve Prens Edward adaları Güney Afrika Cumhuriyeti
egemenliği; Kerguden ile Crozet takımadası,
yeni Amsterdan, Adelie arâzisi Fransa egemenliği;
Bouvet, S. Pierre adası Norveç egemenliği;
Ross ve Falklanda arasındaki bölge ise ABD egemenliği
altındadır.
ANTARKTİKA









