Home / wiki / ANTİBİYOTİKLER

ANTİBİYOTİKLER

A N T İB İY O T İK L E R ; Aim. Antibiotikum, Fr.
Antibiotiques, İng. Antibiotics. Bir mikroorganizma
tarafından (bakteri, mantar, virüs, vb.) yapılan
ve başka mikroorganizmaları öldüren veya
üremelerine mâni olan maddeler. Sayıları yüzleri
bulan ve çoğu ticârette kullanılmayan antibiyotiklerin
bir kısmı tabiî maddelerden yarı sentetik
olarak îmâl edilmektedir. Bugün bu yarı sentetik
maddeler de antibiyotik genel ismi altında kullanılmaktadır.
Tabiî olanlar bitkilerde, özellikle küf
mantarlarında bulunurlar. Mikroplu hastalıklara
karşı kullanılan te’sirli ilâçlardır. Antibiyotikler yıllar
öncesinden biliniyordu. Zaman zaman insan vücudundaki
bakterilerden bâzıları bunlarla yok edilmeye
çalışılıyordu. Buna en iyi örnek, yurdumuzun
doğu bölgesinde, çıbanların peynir küfü ile tedâvî
edilmesidir. 1929 yılında İngiliz doktoru Sir
Alexander Flemming (1881-1955) tarafından penisilinin
keşfine kadar bu alanda fazla bir ilerleme
kaydedilememiştir. Bir küf parçasının tesâdüfen bir
bakteri kültürünün içine düşmesi antibiyotiklerin
keşfine yol açtı. Sir Alexander Flemming, küfün,
yakınındaki bakterileri öldürdüğünü ve bu küfün
çok bulunan penicillum cinsinden olduğunu gördü.
Daha sonraki araştırmalarda bu küften meydanagelen kimyasal maddelerin insan vücuduna zarar
vermediği ortaya çıktı. Antibiyotiklerdeki bu gelişme;
zâtürre, zâtülcenb, frengi gibi çok önemli
hastalıkların tedâvîsinde büyük kolaylıklar sağladi.
İkinci Dünyâ Savaşı sırasında bu araştırmalara
hız verildi. Antibiyotiklerin bol ve ucuz bir şekilde
elde edilmesine başlandı. Zamanla kimyâsal olarak
da antibiyotikler elde edildi. Meselâ kloramfenikol
bu şekilde elde edilen bir antibiyotikfir.
Sayıları gittikçe artan antibiyotiklerin varlığına
rağmen hastalık yapıcı mikroorganizmalar tamâmen
mağlûb edilememiştir. Mikroorganizma, antibiyotiğe
tabiî olarak mukavim olabildiği gibi,
bu mukavemeti sonradan da kazanabilmektedir.
Bugüne kadar bilinen antibiyotiklerin hiç biri
virüslere etkili değildir. Şu halde virüs hastalıklarında
antibiyotikleri kullanmak faydasızdır.Hattâ mukavim bakteri ve çeşitli mantarların çoğalmalarına
sebeb olabileceği için zararlıdır. Enfeksiyon
hastalıklarının bir bölümü virüslere bağlı
olduğuna göre, her ateşli hastaya hemen antibiyotik
vermek yanlıştır. Herhangi bir antibiyotik bir
hastalığın tedâvîsinde kullanılmadan önce, bu hastalığı
doğurabilen mikroplara karşı bir kültür ortamında
denenmeli, bunlardan en etkili olanı seçilmelidir.
Yâni bir antibiyogram yapılmalıdır.
Antibiyogram yapılamıyorsa, o hastalık için en
uygun ilaçları vermelidir. Meselâ bâdemcik iltihâbında
penisilin veya eritromisin verilmesi çok
denenen ve sonuç alman bir yoldur. Bâzı antibiyotikler
vücudumuzda vitamin sağlayan bakterileri
de yok ettiklerinden, bunları uzun zaman kullanmak
doğru değildir. Mutlaka kullanmak gerektiğinde
birlikte B kompleks vitaminlerini de vermelidir.
Antibiyotikler, uygun dozda ve yeterlisüre alınmalıdır. Hastalık belirtilerinin kaybolmasından
en az üç dört gün sonraya kadar antibiyotiğe
devâm etmelidir. Küçük doz ve kısa süreli
antibiyotik alımından hem bir fayda sağlanamaz,
hem de bakterilerde mukâvemet gelişmesine fırsat
hazırlanmış olur.
Etki sâhasını genişletmek maksadıyla, iki antibiyotiğin
berâber verilmesi bâzan doğru değildir.
Çünkü biri diğerinin etkisini azaltabilir. Burada genel
kâide şudur. Bakteriyi öldürücü bir antibiyotik
ile bakterinin üremesini durdurucu diğer bir antibiyotik
berâber kullanılmaz. Prensip olarak birbirleri
ile olan ilişkileri şüpheli olan, veya bilinmeyen
iki antibiyotiği birlikte kullanmamalıdır.
Bâzan iki antibiyotiğin berâber kullanımı
(kombinasyonu) teorik olarak mümkin olsa bile,
yan te ’sirlerinden dolayı kombine etmemelidir.
Meselâ gentamisin ile sefalosporin grubu birlikteverilirse, böbrek yetmezliği yapabilirler (böbrek
kanalcıklarındaki tahribâttan dolayı). Her antibiyotik,
her hastaya verilmemelidir. Bir böbrek yetmezliğinde
tetrasiklin verilirse, üremiye yol açabilir
(ürenin kana karışması). Hangi antibiyotiklerin
böbrek veya karaciğer hastalıklarında kullanılmayacağı
iyice bilinmelidir. Çoğu defâ korkusuzca
verilen kloramfenikolün, iki üç ay sonra
kemik iliğindeki kan hücrelerinin tahribine bağlı
derin bir anemiye (kansızlığa) sebeb olabileceği
düşünülmelidir.
Bâzı antibiyotikler belirli yaşlarda verilmemelidir.
Meselâ altı yaşından küçüklere tetrasiklin
grubu antibiyotikler verilmemelidir. Altı yaşından
küçüklere tetrasiklin verildiği zaman, dişlerde
kalıcı bir bozukluğa (şekil bozukluğu, renk değişimi,
büyümenin durması gibi) sebeb olabilir.
Tetrasiklin ve etki sâhası geniş diğer aiıtibiyotik-lerin yüksek dozda ve uzun süreli kontrolsüz kullanılması,
ağızda veya vücudun herhangi bir yerinde
mantar hastalıklarının ortaya çıkmasına sebeb
olabilir.
Bâzı antibiyotikler; ilaçlarla, yemeklerle, meyve
suları ile veya sütle alınmamalıdır. Süt ve antiasit
mîde ilaçları ile alınamayacak olanlara misal;
Tetrasiklin grubu.
Meyve suyuyla alınmayacak ilaçlar:
Ampisilin, amoksisilin, eritromisin baz, penisilin.
Yemeklerle berâber veya süt ile alınamayacak
ilaçlar:
Metranidazol (müstahzarları: Metrajil tablet)
Nalidiksik asit müstahzarları: (Naligram, negram),
verem ilaçları (Etambutol, paraaminosalisilikasit,
streptomisin, INH cycloserin, Rifampisin)
ve eritromisin gibi…
Antibiyotiklerin pek çoğunu hâmilelik esnâsmda
almak çok mahzurludur. Bâzıları, ana karnındaki
çocukta bir çok sakatlıkların meydana
gelmesine sebeb olur. Eğer mutlakâ antibiyotik
vermek gerekiyorsa, penisilin, Spiramicin (rovamycin),
ampisilin veya sefalosporin grubu bir
antibiyotik gebeliğin ilk üç ayında verilebilir. Gebeliğin
dördüncü ayından sonra penisilin ve sefalosporin
grubu antibiyotikler çok dikkatli kullanılmalıdır.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir