Arslanhane Camisi, a h i ş e r a f e t t î n c am îs î
olarak da bilinir, Ankara’da Samanpazarı
semtinde bulunan Selçuklulara ait ağaç
direkli cami. İlk yapılışı 13. yüzyılın başlanna
rastlar. 1289’da Ahi kardeşlerden Hüsameddin
ve Hasaneddin tarafından yenilendi.
Beden duvarlannda moloz taşlar kullanılarak
inşa edilen dikdörtgen (21,50 m x
25,00 m) yapının doğu, batı ve kuzey
cephelerinde üç kapısı vardır. Ana mekâna
doğu ve batıdaki kapılardan girildiği halde,
asıl amtsal giriş (taçkapı) kadınlar mahfiline
açılan kuzey yönündeki kapıdır. Orta eksene
göre biraz doğuda kalan tümüyle kesme
taştan taçkapının yanında, taştan kare bir
kaide üstünde tuğladan silindirik gövdeli,
tek şerefeli minare bulunur. Kiremit kaplı
kırma çatı ile örtülü caminin kıble duvannda
altta iki, üstte dört, yan duvarlarında
üstte dörder, altta ikişer pencere vardır. İç
mekân, mihraba dik yönde dört sıra ağaç
direk dizisi ile beş şahma bölünmüş bazilikal
tiptedir. Orta sahm yan sahınlardan
biraz daha geniş ve yüksek tutulmuştur.
Her sırada altışar tane olmak üzere, 24 adet
direğin taşıdığı düz ahşap tavanda çok
özenli bir işçilik dikkati çeker. Mukamas
nişli mihrap, orta sahandan geçen simetri
ekseninden biraz batıya doğru kaydınlmıştır.
Selçuklu Döneminin en özgün ve güzel
örneklerinden biri sayılan ve 13. yüzyıl
sonlanna tarihlenen bu mihrap, çini mozaik
ve alçı ile yapılmıştır. Ahşap minber de,
ağaç oymacılığı bakımından, Ankara camilerindeki
en güzel örneklerden biridir. Minberde
bulunan yazıt, caminin ikinci yapılış
tarihi olan 1289’a aittir. Minberde, biri
aynalıkta, öbürü minber korkuluğunda olmak
üzere iki yazıt daha vardır. Korkuluktaki
yazıtta, minberi yapan Dülger Ebubekir
oğlu Mehmed’in adı geçmektedir. Duvarlarda
ve minarenin alt bölümlerinde
görülen devşirme taşlarla caminin içinde
birbirinden farklı Korent ve Dor düzeninde
sütun başhklannın kullanılmış olması, yapımda
Bizans ve Roma kaynakh malzemeden
yararlanıldığını ortaya koyar.






