askere alma, z o r u n l u a s k e r l îk de denir,
bir ülkenin silahlı kuvvetlerinde hizmet için
zorunlu asker yazımı. Geçmişi Mısır’da
Eski Krallık (İO 2700) dönemine değin
iner. Aöıa gerek eski çağlarda gerek günümüzde,
belirli yaşlar arasında bedensel
açıdan yeterli herkesi kapsayan genel bir
askere alma örneği pek az görülmüştür.
Alışılagelmiş uygulama, toptan savaş durumunda
bile seçmeye dayah hizmettir.
17 ve 18. yüzyıllarda Prusya, İsviçre,
Rusya ve öteki Avrupa ülkelerinde değişik
askere alma biçimleri kullanılmaktaydı. Bütün
ulusu kapsayan askere alma sistemi ilk
kez Fransız Devrimi’ni izleyen (savaşlar
sırasında Fransız Cumhuriyeti tarafından
oluşturuldu ve Napoleon’un 1803’te imparator
olmasından sonra kurumlaştı. Napoleon’un
1815 yenilgisiyle kesintiye uğradıysa
da, birkaç yıl sonra bazı sınırlamalarla
yeniden kuruldu.
Prusya, 1807-13 arasında Avrupa uluslarına
örnek olan bir askere alma sistemi
geliştirdi. Napoleon’un asker sayısının sınır391
askere alma
lanmasında diretmesi nedeniyle yalnızca
izin verildiği kadar (42 bin) askeri silah
altına alan PrusyalIlar, bunları birkaç aylık
sıkı bir eğitimden geçirdikten sonra terhis
ederek yerine yenilerini askere çağırma
yoluna gittiler. Böylece Napoleon’a karşı
çıkmış olmaksızın, yedeklerden oluşan güçlü
ve eğitimli bir ordu kurmayı başardılar.
Napoleon döneminden sonra da bu sistemi
sürdürerek, 1870-71 Fransız-Alman Savaşı’nda
Fransa’nın az sayıdaki profesyonel
askerden oluşan sürekli ordusunun karşısına,
silah altındaki askerlerin yanında çok
sayıda yedekle beslenmiş büyük bir orduyla
çıktılar.
Fransa 1871’deki yenilgiden sonra ciddi bir
biçimde zorunlu askerlik sistemine döndü.
1872’de genel askerlik hizmetine ilişkin yeni
bir yasa çıkarıldıysa da, herkese eşit olarak
uygulanmadı. Genelde servet sahibi kişiler,
bir yıllık gönüllü hizmetle askerlik sorumluluğundan
kurtuldular; doktor, papaz gibi
meslek sahipleriyle bazı devlet memurları
askerlikten bağışık tutuldular. Almanya’da
olduğu gibi burada da sürekli ordu, alt
sınıflardan insanlarla dolduruldu ve toplumda
daha iyi konumda bulunanlar yedeklerin
çoğunluğunu oluşturdu.
19. yüzyılda acemilere dayalı askere alma
sistemi, bütün Avrupa’da, hatta zorla asker
toplama sınınna varan bir sistemin bulunduğu
Rusya’da bile yaygınlaştı. Daha önceleri
Rusya’da kaçma fırsatı bulamayıp yakalananlara
yaşam boyu askerlik yaptırılırdı.
1860’ta hizmet süresi 15 yıla indirildi. Askere
alınanlann çoğu bir daha ailelerini göremiyordu.
1918’de yeni Sovyet hükümeti
ordusu kurulurken, üç aylığına gönüllü
asker alımına başlandı. Bu sistemde asker
sayısı gittikçe azaldı, 306 bin kişiye kadar
düştü. Bunun üzerine yeniden zorunlu askerliğe
geçildi, 1920’de Sovyet Silahlı Kuvvetleri
5.500.000 kişi gibi olağanüstü bir
sayıya ulaştı.
ABD’de askere alma, İç Savaş (1861-65)
sırasıda hem Güney’de, hem de Kuzey’de
uygulandı. Ama bu, daha çok gönüllü
askerliği özendiren bir etken oldu ve savaş
bitiminde kaldınldı. I. Dünya Savaşina
değin de uygulanmadı.
I. Dünya Savaşı öncesinde kara Avrupası
bir ordugâha dönüşmüş bulunuyordu. Banş
döneminde zorunlu askerlik hizmetinin uygulanmadığı
ülkeler yalnızca İngiltere ve
ABD idi. Bu ülkelerde geleneksel olarak
küçük gönüllü ordular bulunuyordu. Aynca
denizci bir devlet olan İngiltere, deniz
kuvvetlerine daha çok önem vermekteydi.
İngiltere’de banş döneminde zorunlu askerliğe
Mayıs 1939’da başlandı ve 1960’a değin
sürdürüldükten sonra gönüllü yazılma sistemine
geçilerek uygulamada kitle ordusu
düşüncesinden vazgeçildi.
Japonya’da babadan oğulan geçen askerlik,
1873’te yerini zorunlu askerliğe bıraktı.
Seçkinci samurai (savaşçı) geleneğinin sürmesine
karşın, kitle ordusunun temelinde
yatan anlayış, Avrupa ülkelerinde olduğundan
daha köklü biçimde benimsendi. Japonya’da
askerlik hizmeti genel değil, seçmeliydi
ve her yıl yaklaşık 150 bin yeni
asker eğitiliyordu. İki yıl için silah altına
alınanlara orduya katılmanın onurlu bir iş
olduğu aşılanmaktaydı.






