ateş, normalin üstüne çıkan vücut sıcaklığı.
Daha çok bir enfeksiyonla birlikte, ayrıca
kanser, koroner atardamar tıkanması ve
bazı kan hastalıklarında da görülür.
Sıcaklık, normal koşullarda, başın ve vücudun
iç bölümlerinde günde 0,5°-l°C’den
fazla farklılık göstermez ve ağızda en çok
37,22cC’yi, düzbağırsakta ise 37,55°C’yi
aşmaz. Sabahın erken saatlerinde en düşük,
akşamüstü en yüksek değerlerine vararak
düzenli bir günlük değişim gösterir. Ateşli
hastalarda 41,ll°C’ye kadar çıkabilen vücut
sıcaklığı, 2,5°-5°C’lik günlük sapmalarla
akşam saatlerine doğru en yüksek değerini
bulur. Pek sık olmamakla birlikte, 44,50°-
45 °C’ye kadar varan geçici ateş yükselmeleri
görülebilir.
Ateşli durumlarda, artan buharlaşmayla su
kaybı sonucunda, kan ve idrar hacimlerinde
azalma görülür. Vücut proteinlerinin hızlı
yıkımı, azotlu ürünlerin idrarla atılmasını
artınr. Vücut sıcaklığının hızla yükseldiği
dönemde, hasta üşür, hatta titrer; sıcaklık
hızla düştüğünde ise sıcaklıktan yakınır,
derisi kızarır ve nemlenir. Aspirin gibi ateş
düşürücü ilaçların, beyindeki sıcaklık düzenleme
merkezlerini etkileyerek ateşi düşürdüğü
sanılmaktadır; sağlıklı kişilerde bu
tür ilaçlar vücut sıcaklığında herhangi bir
değişikliğe yol açmaz.
Beyin tarafından denetlenen kas gerginliği,
deride kızarma ve terleme gibi olgular,
değişik yollardan vücutta ısı üretimi ve
kaybına yol açar. Ateş yükselmesinin de,
beynin bu denetleme mekanizmalarındaki
bir aksaklıktan ileri geldiği sanılmaktadır.
Genel olarak, ateşli hastalıklarda, doku
yıkımı sonucunda hücrelerin parçalanmasıyla
açığa çıkan ve pirojen (ateş yapıcı) olarak
adlandırılan bazı maddelerin kan dolaşımıyla
beyne ulaşarak, sıcaklığı düzenleme
merkezlerinin işlevini aksattığı kabul edilir.
Akyuvarlarda bu tür etki gösteren bir
maddenin varlığı saptanmıştır.






