Çin’de ise 1964’te denendi. Günümüzde birçok ülke nükleer silah üretimi için yeterli bilgi ve malzemeye sahiptir (.Ayrıca bak. atom bombası). Kaynaşma bombasının gelişiminin bölünme bombasından sonra ...

Hayvanları çok kişi sevmez ama onların size ne zararı varki mesela ço genç erkekler ya yaru kedi köpeklere itip kakarlar burdan ço gençe sesleniyorum hayvanlara zarar vermeyin belki onların annesi ölm...

ENCOMIENDA i. (isp. k.). Asker ocağından bazı şövalyelere verilen ve sahibinin bir yer veya bölge üzerinde işletme ve yargılama hakkını gösteren unvan. || Asker ocağı mensubu şövalyelerin, kaput veya ...

ENCEPHALARTOS i. Bazen orta kısmı şişkin kongövdeli ağaç. Yaprakları tüysü biçimde, sürekli ve çoğu zaman dikenli, meyveleri iridir. —  Tropik ve orta Afrika’da yaşayan yerliler ve H o l l a n d a l I...

Enbiyâ sureci, Kur’an-1 Kerim’ın XXI. suresi. 112 Ayettir. Mekke’de indirildi, içinde geçmiş peygamberlerin ümmetleriyle aralarında geçen olaylardan söz edildiğinden bu sure enbiyâ (peygamberler) sure...

ENBİYA çogl. |. (ar. nebi*den enbiyâ). Esk. Peygamberler; Davud Aleyhisselâm dahi sair enbiyâ-yı Beni İsrail gibi şeriat-ı Musa ile âmil idi (Cevdet Paşa). \\Hâtem-ül-enbiyâ (veya şah-ı enbiyâ, sültan...

ENBERİ i. Astron. ikinci dereceden bir gökcisminin yörüngesi üzerinde, bu gökcisminin birinci dereceden gökcismine en yakın mesafede bulunduğu nokta. (Yer’in yapma uydularının ve Ay’ın Yer’e göre enbe...

ENBAR (veya ANBAR). Esk. coğ. Irak’ta şehir; Bağdat’ın 68 km kuzeydoğusunda, bugün harabe halindedir. Sasanı hükümdarı Şapur (310-379) tarafından kurulduğu söylenirse de, ilk kuruluşu Babillilere bağl...

EMZİKLİ sıf. (emzik’ten emzik-li). Emziği olan. || Memede çocuğu olan kadın: Emzikli kadınlar, poturlu zenginler, kanape üzerine bağdaş kuranlar (B. Felek). || Memede olan (çocuk): Bazı mal sahipleri,...

EMZİK i. (esk. türk. emmek> em-i-z-mek ten em-i-z-i-K> em-z-i-k). Süt çocuğunu oyalamak için ağzına verilen küçük meme. (Bk. ansİkl.) li İçine süt konulan ve uç kısmı meme başına benzeyen delikl...

EMVAL çoğl. i. (ar. mâfdan emval). Esk. Taşınabilen veya taşınamayan’ mallar, mülkler, servetler: Bu delikanlı, ailesinin emvalinden hissesini almak için, babasının, anasının ölmesini beklemezdi...

EMÜLSİYONLAŞTIRICI sıf. {emülsiyon’- laştırmak’tan emülsiyonlaştır-ıcı). Bulunduğu ortamdiTİEHİ emülsiyon meydana getiren veya bir emülsiyonun bozulmadan kalmasını sağlayan bir bileşik için kullanılır...

EMÜLSİYON i. (fr, émulsion). Kim. Bir sıvının, başka bir sıvı içinde küçük damlacıklar halinde dağılmasıyle meydana gelen heterojen ortam. Emülsiyon cihazı, emülsiyon hazırlamağa yarayan cihaz. || Sul...

EMÜLS1N i. (fr. émulsine). Bademlerde bulunan ve birçok heterozit’in hidrolizinde kullanılan enzimli karmaşık tuz. —  Emülsin, yosunlarda, mantarlarda, tatlı veya acı bademlerde, karayemiş yaprakların...

EMTİA çoğl. i. (ar. metâ<-, mal’dan emtica). Esk, Kumaş ve esvap gibi mallar, satılacak eşyalar. || Emtia-yı ecnebiye, yabancı memleket mallan. || Emtia-yı gûnagûn, çeşitli mallar. || Emtia-yı tica...

EMSER (Hieronymus), alman katoük ilâhiyatçı (Weidenstetten, Ulm yakınları 1477- Dresden 1527). Luther’in öğretmeni, Dük Georg von Saçhsen’in sekreteri oldu, sonra Erfurt ve Leipzig’de kilise hukuku ok...

EMSCHER, Almanya’da ırmak, Ren’in kolu (sağ kıyı), Hamborn’da Ren’e kavuşur; 98 km. Şistli Rheinland kütlesinin kuzey yamacında akar ve büyük sanayi bölgesi Ruhr’- un eksenini meydana getirir. Vâdisin...