Anasayfa / wiki

wiki

wiki

(Angelo), İtalyan kökenli transız siyaset adamı ve tarihçi (Moretta, İtalya, 1892 – Paris 1960). Kuruluşundan beri İtalyan komünist partisi’nin, sonra parti sekreterliğinin üyesi (1923) oldu. 19...

a. (tas ve fars. -öâz’dan tas -bsz). Sey. oy. Taslarla gözbağcılık ve el çabukluğu hünerleri sergileyen sanatçı. (Geniş entarilerinin altına sakladıkları boş ya da yemek dolu tasları, tencereleri çıka...

a. (ar. taşannu’). Esk. Yapmacık, bir şeyi olduğundan daha güzel gösterme, sanat yapma: “…yazılarında süs yok, tasannu yok, vezin yahut kafiye hatırı için kabul edilmiş vazifesiz kelime yok…&#82...

a. (ar. şulb’den taşallüb). Esk. 1. Katılaşma, sertleşme. —2. Sağlamlaştırma. —3. Din konusunda tutucu davranma. —Esk. anat. Tasallüb-i cild, derinin sertleşmesi. || Tasallüb-i dimağ, beyin sert...

a. (ar şalef’ten taşallüf). Esk. Kendisini olduğundan üstün gösterme, üstün özelliklere sahipmiş gibi övünme: “His ve fikir sahtekârlıkları, riyakârlığı, tasallüf, hülasa bütün bu iğrenç ş...

a. (ar. salatet’ten tasallut). 1. Saldırı, musallat olma: “Kim derdi ki, bir vakitler bir muacciz hayaletin tasallutundan kaçar gibi kaçtığı Şerife Hanım onu böyle arkasından koşturacaktı&...

gçz. f. Bir şeyi üzüntü konusu yapmak; kaygılanmak: Tasalanma, zamanı gelince borcumuzu öderiz. Benim için tasalanma, artık kendime bakabilirim. Geç kalırım diye tasalanıyorsan, gitmeyeyim....

(ar. şadr’dan taşaddur). Esk. 1. Baş köşeye oturma. —2. Başa geçme, ileride olma. —3. Tasaddur etmek, baş köşede oturmak; başa geçmek....

u a. (ar tasadduk). Esk. 1. Sadaka verme: ‘Ül tasadduk yazılur defterine” (Ahmedi, XIV. yy.). —2. Tasadduk etmek, eylemek, sadaka olarak vermek: “Onları fukaraya tasadduk eyle deyive...

a (ar taşaddi). Esk. 1. Bir işe girişme, başlama: “Bil illeti kıl sonra mü- davata tasaddi” (Ziya Paşa, XIX. yy.).—2. Tasaddi etmek, bir işe girişmek....

Mindanao’nun (Filipin- ler) güneyindeki dağlık bölgelerde yaşayan endonezya dil grubundan bir etni. Toplamacılık; balıkçılık ve avcılıkla beslenen yerleşik bir yaşam sürdüren, doğal mağaralarda barına...

a. (fars. fâse’den). 1. Bir kimseyi tedirgin eden, endişelendiren, üzen düşünce; kaygı, dert: Hiçbir tasanız olmasın, ben her şeyi hallederim. Tasayı bırak, neredeyse gelirler. —2. Tasa çekmek, ...

sıf. (fr. tartronique). Org. kim. Tartrorıik asit, formülü HOCO—CHOH —COOH olan hidroksipropan-dioik asidin yaygın adı. (Eşan. hİdroksimalonİk ASİT.) Altın tartıcısı (1664) Gârard Dou’nun yapıtı...