DENİZ TARAFINDAKİ SURLARI
İmparator Büyük Kostantin’in daha önce yaptırdığı, fakat sonraları harap olan deniz sahilindeki39° surları tekrar yapan genç Theodosius’tur. Daha sonra yukarıda ismi geçen Tibere Apsimare onarmış, Theophilos da şehri birçok bina ve muhteşem müesseselerle imar edip süslediği sırada surları da daha yüksek olarak tekrar inşa ettirmişti. Bu surların çeşitli yerlerinde aşağıda anılan ibareleri bulunduran mermer kitabeler vardı:39i
“Hazret-i İsa’nın cömertliği ve yardımlarıyla imparator olan Theophilos’un Kulesi”
“Hazret-i İsa’nın yardımlarıyla imparator olan Theophilos’un ve Michel’in Kulesi”
Daha sonra surların bir kısmı dalgaların şiddetiyle yıkıldığından, MakedonyalI Birinci Basile (866- 886) aşağıda zikredeceğimiz kitabeden anlaşılacağı üzere bunları tekrar inşa ve restore etmeye çalışmış
tı. Kitabe şudur: “Uzun ve şiddetli bir fırtınanın etkisiyle dalgaların çarpması sonucu harap olan bu kuleyi, dindar ve müteveffa Basile temelinden itibaren yaptırdı.”Bunlardan sonra Emanuel Comnenos, zamanla harap olan surları tekrar inşaya çalışmışsa da, sonraları yine yıkılmaya yüz tutmuştur. İstanbul’un yüksek yerleri üzerine inşa ettirilen kara tarafındaki diğer iki kaleden en sağlamı, Bizans tarihçilerinin Yuvarlak Kule (Heptapyrgion, Cyclovion, Strongylon Castelion) dedikleri Yedikule Kale- si’ydi.392 Bu demir gibi sağlam kaleye dair Yedikule bahsinde gerekli ayrıntılı bilgiler verildi (s. 64-90). Yedikule’nin karşı tarafında, yani Haliç tarafında, Ayvansaray yakınında eskiden Blacherna Sarayı, Blacherna Şatosu ve Anemas Kulesi vardı. Saray hariç diğerleri bugün mevcut, fakat haraptır. Şehirden büsbütün ayrı ve çok önemli, özel bir mahalle olan bu semt, Bizanslılar zamanında siyasî ve sosyal, gayet önemli, daha çok ibret verici hadiselere sahne olduğundan burada cereyan eden başlıca olayları anlatmak uygundur ve araştırıcılara fayda sağlayacaktır. Kayser İkinci Anastasia Le Diocre tarafından (713-717) inşa ettirilen bu saray, daha sonra Emanuel Comnene zamanında, selâmlık olmak üzere, iki büyük daire eklenerek genişletilmiş ve içleri icraatlarını anlatan resimli mozaik levhalarla süslenmişti. Sarayı korumak için çepeçevre bir de sağlam hisar (şato) yaptırmıştı. Daha sonraları Kayser Isaac Angelos, sarayın yakınına çok sağlam bir kule inşa ettirdi. Kantakuzenos, İstanbul’u ele geçirdiği zaman (1347), İmparatoriçe Anna ile oğlunu buraya hapsettirmiş- ti. İnsan bu yerleri ziyaret ederken, ister istemez Tevfik Fikret Bey’in meşhur “Sis” manzumesini tekrar ediyor:
Ey debdebeler, tantanalar, şanlı alaylar Kanlı kuleler, kaleli, zindanlı saraylar Ey dahme-i mersûs-ı havâtır, ulu mâbed Ey garrâ sütunlar ki birer dîv-i mukayyed. Mâzîleri âtîlere nakletmeğe memur Ey dişleri düşmüş, sırıtan kafile-i sur
Isaac Angelos Kulesi (Tour d’lsaac l’Ange): Gerçekten Blacherna Sarayı’nın altında bugün iki büyük bina görülür ki, bunlardan biri Isaac Angelos, diğeri de Anemas kuleleridir. Isaac Kulesi, İvaz Efendi Camii’nin batısına bakan (Eyüp’e), cephesi önünde yüksek ve bir dereceye kadar harap bir binadır. Bu burç, Blacherna Sarayı’nın temellerini hem bir kat daha sağlamlaştırmak, hem de içinde oturulmak üzere 1188 yılında Isaac Angelos tarafından inşa ettirilmiştir. Resimlerinde görüldüğü gibi, çok harap bir hâle gelmiş olan bu burç veya kule, vaktiyle daha muntazam ve daha sağlammış. Burcun, Eğrikapı Caddesi’ne ve Eyüp’e bakan yüzünde, yukarı tarafında tuğla kemerli, uzunlamasına üç büyük pencere mevcut olup, bu pencerelerin altında yatay bir çizgi üzere, düzensiz bir şekilde konulmuş, on yedi kadar yuvarlak mermer sütun (konsol) vardır. Bu sütunların altında, geniş tuğla kemerli, ince ve avadanlıklı mermer çerçeveli bir pencere daha mevcuttur. Bugün taşla örülüdür. Tahminen
bir buçuk metre kadar dışarı doğru çıkmış bu mermer, yuvarlak sütunlardan anlaşılıyor ki, burcun bu cephesinde vaktiyle bir balkon varmış. Resminde altı numara ile gösterildiği üzere burcun Eğrikapı yönüne bakan cephesinde de, İvaz Efendi Camii’nin zeminiyle aynı seviyede, tuğla kemerli bir pencere, daha doğrusu bir kapı vardır. Üstü mazgallı bir sahanlığa açılan bu kapıdan İvaz Efendi Camii avlusuna, yani Blacherna Sarayı’na geçilir. Burcun Ayvansaray tarafına bakan cephesinin zemine yakın yerinde kemerli bir kapı vardır. Buradan Anemas Kulesi’ne girilir. Isaac Burcu’ndan Eğrikapı’ya gelirken, adı geçen burçtan itibaren birinci ile ikinci burç arasında çifte tuğla kemerli bir kapı daha vardır ki, ahşap bir yağhane ile barakalar arkasında kalmış olduğundan bütünüyle incelemek mümkün olmadı. Bu kapı da örülüdür. Plânlardan anlaşıldığına göre bu kapı yukarıda ismi geçen Cirolimee Kapısı’dır. Isaac Burcu’ndan itibaren Ayvansaray’ın köşesinde bulunan Hatice Sultan Sebili’nin (inşa tarihi: H. 1123) bulunduğu noktaya kadar surlar, dıştan tabakhaneler, evler, bahçeler, mezarlık ile çevrili olduğundan çok yaklaşılmadıkça her bir kısmının ayrı ayrı ve lâyı kıy la incelenmesi mümkün olmuyor. İvaz Efendi Camii’nin avlusundan açılan bir delikten Isaac ve Anemas Kuleleri’nin içerisine girilebi- liyor. Fakat bu delikten burcun içerisine sürekli olarak toprak, moloz, süprüntü döküldüğü için zemin katına kadar hemen hemen dolmuştur. Dik bir meyil oluşturan bu toprak ve moloz yığını arasından içine zorlukla girebildim. Bir defasında da, vaktiyle Hey’et-i Ta’limiye üyesi ve müdür vekilliğinde bulunduğum İstanbul Sultanîsi (eski Numune-i Terakkî) talebeleriyle birlikte (H. 1327) ziyaret etmiştim. Blacherna Burcu da denilen Isaac Burcu’nun içerisi vaktiyle birtakım odalara bölündüğü, bugün her katının duvarlarındaki tuğla tabakası oyuklarından anlaşılıyor. Dıştan o kadar düzenli bir inşa tarzı görülemediği hâlde, içten fevkalâde sağlam, inşa yöntemince gayet düzenli ve sanatlı bir surette tuğla ile yapılmış meşhur Anemas Burcu bu binaya bitişiktir. Sık sık meydana gelen depremlerden bu burcun duvarları yer yer çatlamış, aralıklar ortaya çıkmıştır. Isaac Burcu’nun Bugünkü Hâli: Isaac Burcu’yla Anemas Kulesi’ne İvaz Efendi Camii’nin avlusunda bulunan imam lojmanından geçilir. Isaac Burcu’nun iç kısmının yukarısını, caminin müezzini çanak çömlek, mangal, minder gibi ev eşyalarını korumak üzere ambar olarak kullanıyor. Burcun, Tokmakte- pe’ye nazır penceresinden bakılırsa, Rami ve Davutpaşa Sahrası’na kadar uzun, olağanüstü hoş ve şairane bir manzara karşısında bulunulur. Diyebilirim ki, bu ihtişamlı eski sarayın yeri kadar güzel ve yüce bir yer daha tasavvur edilemez. Bu burç ile cami arasındaki avlunun ve burcun altı, meşhur Anemas Hapishanesi’dir. Sonradan açılan girişi, müezzin lojmanının önündedir. Kubbe duvarlarının tahrip edilmesiyle ortaya çıkmıştır. Anemas Kulesi (La Tour d’Anema): Anemas Kulesi, vaktiyle devlet hapishanesiydi. Bu kuleyi kimin yaptırdığını tarihçiler zikretmez. Theophilos393 tarafından (829-842) inşa veya tamir edildiğine dair bir rivayet var. Bu kuleye ilk hapsedilen Michel Anema isminde biri olup bu adam, Alexios Comnene zamanında hükümeti zapt ederek hükümdar olmayı plânlamıştı. Michel, Kandiye (Arapların Hendek dedikleri Girit beldelerinden meşhur kasabadır) hükümdarı olan Couroupa’nın oğlu olup loannes Ceymiski’nin zamanında kayser sarayının hassa askerlerindendi. Bugün Silistre dediğimiz Dorostole Savaşı’nda Ruslara karşı yiğitçe mücadele etmişti. Ölünce, adı geçen kuleye, diğer bir asi olan Trabzon dükası Gregoar hapsedilmişti.








