Home / wiki / Ebu ABDULLAH İ^AGKİBÎ

Ebu ABDULLAH İ^AGKİBÎ

, Evliyânm büyüklerinden. Adı Muhammed bin Ismâil Mağribî, künyesi Ebû Abdullah’dır. Zâhir ve bâtın ilimlerinde, Allahü teâlâya tevekkül etmekte çok yüksek derecede olup, şaşılacak hâller, hikmetli sözler sâhibidir. Zamanında bulunan âlimler ve diğer insanlar onun çok büyük bir zât olduğunu kabûl ederler, kendisini çok severlerdi. Herkesin gönlünde ona karşı hürmet ve muhabbet vardı. Ebü’l Hüseyin Ali Râzî Hirevî’nin talebesi olup, başka âlimlerden de ilim öğrenerek çok yükseldi ve zamanının en büyüklerinden oldu. Talebe yetiştirmekte fevkalâde mâhir idi. Bir çok büyük zâtlara üstâdlık edip, yetişmelerine vesile oldu, tbrâhim bin Şeybânî, îbrâhim bin Havvâs, Ebû Bekir Bîkindî bunlardandır. Çok az yemek yer idi. Yolculuğa talebeleriyle berâber çıkar, devamlı ihramlı durmaya çalışırdı. Onu yakından tanıyanlar, “Elbisesi hiç kirlenmez, saçı sakalı hep aynı halde durur, büyümezdi” dediler. Dört tane oğlu vardı. Onların her birine bir san’at öğretti. “Hepsinin, san’at sâhibi olması için neden bu kadar gayret ediyorsunuz. Bunun sebebi nedir?” diye soranlara “Vefâtımdan sonra geçim sıkıntısına düşerler. Sonra da, bizi sevenlere “Ben falanm oğluyum” deyip, onlardan bir şey isteyip, üzerler, korkusuyla herbirinin san’- at sâhibi olmasını istedim ki, ihtiyaç ânında geçimlerini temin etmekte güçlük çekmesinler” buyurdu. Hz. Ebû Abdullah 299 (m. 911) de 122 yaşında vefât etti. Kabri, Tûr-i Sına dağı başında, hocası Ebû Hüseyin Râzî’nin kabri yanında, ağacın altındadır. Annesinden kendisine bir ev mirâs kalmıştı. Bu evi elli altına sattı. Altınları bir keseye koyup beline bağladı ve hacca gitmek üzere yola çıktı. Yolda bir eşkıyâ yolunu kesip “Neyin var?” dedi. “Elli altınım var” buyurdu. Eşkıyâ “Altınları vier!” dedi. Ebû Abdullah (r.a.) çıkarıp altınları verdi, Eşkıyâ altınları eline alıp bir müddet düşünceye daldı. Sonra altınları geri verip, devesini çöktürdü ve “Buyurunuz efendim, deveme Jbininiz” dedi. Ebû Abdullah hayret edip “Sana ne oldu?” buyurdu. O kimse “Siz, bu altınların bulunduğunu inkâr etmeyip doğruyu söylediğiniz için kalbimde size karşı muhabbet hâsıl oldu. Ben şimdiye kadar yaptıklarıma pişmân olup tövbe ettim. Sizinle berâber gelmek istiyorum” dedi. Berâberce hacca gittiler. O kimse, Hz. Ebû Abdullah ile olan bu berâberliği ve sohbetinde bir müddet bulunması ile Allahü teâlâmn velî kullarından oldu. Ebû Abdullah Mağribî (r.a.) buyurdu ki: “Amellerin en kıymetlisi, vakitlerini, Allahü teâlâmn rızâsına uygun olarak değerlendirmektir. ” “insanların en aşağısı, zengine zengin olduğu için, kıymet verip, onun karşısında zelil olan kimsedir. İnsanların en kıymetlisi de, fakirlere hürmet edip tevâzu gösteren zenginlerdir.” “Allahü teâlâmn takdirine râzı olup sıkıntılara sabreden fakirler, yeryüzünde, Allahü teâlâmn emin kullandır. Onlar hürmetine, Allahü teâlâ diğer insanları belâlardan muhafaza eder.” “Kul olduğunu iddia edip, şahsî arzulan da bulunan kimse bu iddiasında yalancıdır. Çünkü, kulun arzulan bulunmamalı, sâhibinin irâdesi istikâmetinde hareket etmelidir.” “Bir kimse, samîmî olarak, dünyâdan yüz çevirir, Allahü teâlâya yönelirse, o kimse, dünyânın şerrinden ve âfetlerinden, sıkmtılanndan emin olur, kurtulur ”

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir