Home / wiki / EMEVİLER

EMEVİLER

EMEVİLER; dört halîfeden sonra Müslümanları
idâre eden hânedân. Dört halîfe devrinden ve
hazret-i Ali’nin oğlu hazret-i Hasan’ın altı aylık
hilâfetinden sonra devlet idâresi Benî Ümeyye
Hânedânına geçti. 662 yılında başlayan Emevî
Devletinin saltanat devresi 750 yılında sona erdi.
Devletin kurucusu Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden,
Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem)
kayın birâderi, aynı zamanda vahiy kâtibi
olan Muâviye bin Ebû Süfyân bin Harb bin
Ümeyye’dir. Hicrî 19. yılda hazret-i Ömer tarafından
Şam vâlisi yapılan hazret-i Muâviye, yirmi
sene, altı ay bu vazîfeyi devam ettirdi. Hicrî
41 senesinde Kûfe’de halîfe olan hazret-i Muâviye,
yirmi sene halîfelik yaptı. Emevî Devletinin
kurucusu oldu. Hazret-i Muâviye’den başlamak
üzere bu hânedândan on dört halîfe gelip geçti.
Son halîfe Muhammed bin Mervân (İkinci Mervân)
dır.Hazret-i Muâviye zamânında iç huzursuzluklar
giderilerek İslâm fetihleri devâm etti. Zamânında
Sicistan, Abdurrahmân bin Semüre tarafından
fethedilerek, İslâm orduları, Afganistan’ı
ve Kuzeydoğu Semerkant’ı fethettiler. Öte
yandan Anadolu üzerine yapılan seferlerde, İslâm
orduları Erzurum’u ele geçirip, İstanbul’u da kuşatmışlardı.
Akdeniz’e açılan Emevî donanması,
Kıbrıs, Girit ve Sicilya adalarını da fethettiler.
Ayrıca Kuzey Afrika da İslâm ordularınca ele geçirildi.
İçte çıkan Hâricîler üzerine Ziyâd bin Ebih
kumandasında asker gönderilerek, onların fitnesi
ortadan kaldırıldı. Hazret-i Muâviye Nisan
680’de vefât ettiği vakit Emevî Devleti Güney
Hindistan’dan Cezâyir’e kadar uzanan huzurlu bir
devlet hâline gelmişti. Muâviye (radıyallahü anh),
pekçok ülkelerin fethiyle, İslâmiyetin geniş bir
alana yayılmasına sebeb oldu. Yerine oğlu Yezîdgeçti. Bunun zamânında hazret-i Hüseyin’in Kerbelâ’da
şehid edilmesi ve Abdullah bin Zübeyr’in
Mekke’de halifeliğini îlân etmesi iç meselelerin en
önemlilerindendir. Öte yandan Emevî orduları
Buhârâ’yı ve Harezm’i fethetti. Yezid saltanata
uzun zaman devâm edemedi. Dört sene sonra vefât
etti. Yerine İkinci Muâviye geçti ise de az
sonra bu da vefât etti. Yerine Mervân bin Hakem,
683 senesinde halîfe oldu. Mervân, hazret-i Muâviye
zamânında Medîne ve Hicaz vâliliği yapmıştı.
Alim, dînini seven, çok zekî ve akıllı bir insandı.
Günahlardan çok sakınırdı. Kısa zamanda
devlet içindeki iç huzursuzlukları düzeltti. Fakat
halîfeliği bir sene bile sürmeden vefât etti. Yerine
oğlu Abdülmelik geçti.
Abdülmelik, Emevî iktidârım bütün İslâm âlemine
kabul ettirmede iki yakın yardımcı buldu.
Bunlardan biri Mühelleb, diğeri ise Haccâc’dır.
Haccâc, önce devlet içinde baş gösteren isyânları
bastırdı. Türkistân ve Sind sınırlarına gönderdiği
ordular, yeni fetihlerle, Hint topraklarına dayandı.
Türkeş (Türgiş) devletine bağlı Rütbil Beyliği
Emevîlere boyun eğdi. Bu, Türklerin İslâmlaşması
husûsunda ilk hamle oldu. Haccâc buradaki
Türklerden bir kısmım götürerek Basra ve Küfe taraflarına
yerleştirdi. Haccâc daha sonra Mekke-i
mükerremede halifeliğini îlân eden Abdullah bin
Zübeyr ile harb ederek onu şehid etti. Netîcede Hicaz
ve Irak vâlisi oldu. Hâricilerle yaptığı mücadelede
onları ortadan kaldırdı. Böylece Ehl-i sünnete
büyük hizmeti oldu. Keremi ve ihsânı da zulmü
gibi boldu. İslâm âlimlerinden Ebü’l-Esved
ed-Düeli’ye Kur’ân-ı kerîme ilk harekeyi koydurarak
Müslümanların okurken hatâya düşmelerini
önledi.Abdülmelik zamânında büyük bayındırlık işleri
yapıldı. Yollar, köprüler, su kanalları yapılıp,
adına para basıldı. 705 senesinde Abdülmelik
ölünce yerine oğlu Velid geçti. Velid’in 715’te vefâtından
sonra ise kardeşi Süleymân başa geçti.
Bunların zamânında Kaşgar ve Pencap İslâm orduları
tarafından fethedildi. İstanbul ikinci defâ kuşatıldı.
Bu zamanda Peygamberimizin (sallallahü
aleyhi ve selem) kabr-i şerifi ve mescidi (Ravdai
Mutahhera) yeniden yapıldı. Şam’da Emevî câmisi
inşâ edildi.
717 senesinde Melik Süleymân’m vefâtmdan
sonra İkinci Ömer diye anılan Ömer bin Abdülazîz
halîfe oldu. Bu zât çok âdildi. Halk tarafından
çok sevilirdi. Bunun zamânında hadîs-i şerifler
tedvin edilip tasnifine başlandı. Haraç ve cizye
vergileri belli esaslara bağlandı. Malatya şehri
yüz bin esir karşılığı satın alındı. İlmî hey’etler
göndermek sûretiyle Berberîler arasında İslâmiyetin
yayılması sağlandı. 720 senesinde 41 yaşındayken
kölesi tarafından zehirlendi.
Yerine Yezid bin Abdülmelik geçti. Gerek Yezid
bin Abdülmelik ve gerekse kendinden sonra
724’te halîfe olan Hişam bin Abdülmelik devirleri
Emevîlerin en parlak zamanlarını teşkil eder.
Bunların zamânında Kuzey Kafkasya, Azerbaycan
Müslümanların eline geçti. Bu devirde Türkler
akın akın gelerek Müslümanlıkla şereflendiler.
Hişam’m 724’te vefâtmdan sonra yerine geçen
İkinci Velid ve Üçüncü Yezîd daha önceki halîfelerin
yolunu devâm ettiremediler. Dînî yaşayış ve
devlet otoritesi zayıflayınca halk arasında çözülme
başladı. Yer yer isyânlar başgösterdi. Üçüncü
Yezîd’in ölümü üzerine (744) yerine kardeşi İbrâhim
geçti.
İbrâhim zamânında, Şiî ve Hâricî ayaklanmaları
oldu. İbrâhim’in 749’da vefâtı üzerine İkinciMervân (Mervan bin Muhammed) halîfe oldu.
Mervân önce Sûriye’deki isyânları önledi. Sonra
Mısır’ı Emevî Devletine bağladı. Ancak doğuda çıkan
Şiî isyânı kendisini sarstı. Orduları yenilgiye
uğramaya başladı. Bu arada Ebü’l-Abbas Irak’ı
ele geçirerek, hilâfetini îlân etti. İkinci Mervân
Ebü’l-Abbâs’a karşı giriştiği mücâdeleyi kaybederek
Mısır’a kaçtı. Mısır’da yakalanarak 7 Temmuz
750’de öldürüldü. Böylece, Emevî Devleti
yıkılarak, yerine Abbâsî Devleti kuruldu.Ancak Afrika’ya ve oradan da Endülüs’e kaçan
Abdurrahman bin Muâviye bin Hişam, bu ülkede
yeni bir Emevî Devleti kurmak sûretiyle (Endülüs
Emevî Devleti) bu âilenin uzun bir süre daha târih
sahnesinde kalmasını sağladı. (Bkz. Endülüs Emevî
Devleti)
Kültür ve medeniyet: Emevîler devrinde İslâm
ülkeleri, batıda Atlas Okyanusuna ve Fransa’ya,
doğuda ise Türkistan içlerine kadar genişledi.
Türkistan’dan getirilen Türkler; Basra, Küfe gibi
yeni kurulan birçok şehirlere yerleştirildi. Diğer taraftan
zirâat ve ticâret teşvik edildi. Hindistan tarafından
sığırlar getirilerek çiftçilere verildi. Ayrıca
ihtiyaçlarını karşılamaları için, fâizsiz krediler
temin edildi. Askere maaş verilmeye devâm
edildi. Maaş tertibinde yine Resûlullah sallallahü
aleyhi ve sellemin Ehl-i beytinden başlandı.
Hazret-i Ömer devrinde kurulan dîvânlar, daha
da geliştirildi. Bilhassa Mervân ve Ömer bin
Abdülazîz devrinde belli esaslara bağlandı. Böylece
devletin mâlî ve idârî müesseseleri tesis edildi
Abdülmelik bin Mervân, hilâfeti esnâsında,
insanların din bilgilerini öğrenmelerinde kolaylık
olması için Arapça öğrenmeyi teşvik etti. Gayr-i
müslimlerin devlet dâirelerinde çalışmalarınanî oldu ve Arapçadan başka dil kullanılmasını yasakladı.
Posta ve haberleşme teşkilâtlarını ıslah etti.
Devrinde âlimlere önemli mevkiler verilerek, İlmî
çalışmaların gelişip yayılmasında yardımcı
olundu. Başta dîvânlar olmak üzere, Farsça pek çok
eser Arapçaya tercüme edildi. îmâr faaliyetlerine
önem verildi. Kullanılan Bizans ve İran paraları yerine
ilk defâ İslâm târihinde yeni paralar bastırıldı.
Ömer bin Abdülazîz, halîfeliği sırasında, dîne
sokulan bid’atleri ortadan kaldırıp, unutulmuş sünnetleri
meydana çıkardı. Hadîs-i şerifleri tasnif
ettirdi. Ehl-i beyte dil uzatanların çirkin hareketine
mânî olarak, son verdi.
Arapçanın resmî dil olması; Mısır’daki Kıptîlerle
Irak’taki Keldânîlerin ana dillerini unutarak
Arapçayı kullanmalarına sebeb oldu. Irk olarak
Araplıkla bir yakınlıkları yoksa da sonraki asırlarda
bunlara Arapça konuşmalarından dolayı Arap denilmiştir.
Bu devirde Hasen-i Basrî, Câfer-i Sâdık,
İmâm-ı A’zam, Abdullah bin Mübârek, Ka’b-ul-
Ahbâr, İbn Şihâb-üz-Zührî, Hemmâm ibni Münebbih
gibi dünyâya ilmi saçan meşhur âlimler
yetişti. Halîfeler bütün bölgelere muallimler gönderirler,
bunlar da Cuma günleri gittikleri bölgenin
halkına dînî konularda ders verirlerdi.
Emevîler devrinde mîmârî alanındaki gelişmeler
özellikle câmi ve mescitlerde görülmektedir.
Fethedilen yerlerin bir çoğunda câmi ve mescitler
inşâ ederken, bölgenin mîmârî kültüründen etkilendiler.
Câmilere ilk minâre, Emevîler zamânında
hazret-i Muâviye’nin emriyle Mısır’da yaptırıldı.
Daha sonra Ömer bin Abdülazîz, Mescid-i Nebevî’yi
yeniden yaptırarak, minâre ilâve etti. Halîfe
Abdülmelik, 691 senesinde Kubbet-üs-sahrâ’yı
inşâ ettirdi. Bu câmi günümüze kadar Ömer Câmii
olarak biline gelmiştir. 705 senesinde Halîfe Velîd,
Şam’da Emevî Câmiini yaptırdı. Bu câmide ilk
defâ olarak yarım dâire şeklinde yapılmış bir mihrâb
bulunuyordu. Ayrıca bu devirde, câmiler, etrâfında
şadırvanlara ve küçük yapılara yer verilmeye
başlandı.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir