Eosinophile
(m), İng. Eosinophil. 11-14 mikron büyüklüğünde,
toparlak, eosin boyası ile parlak kırmızı
renge boyanan lökosit (akyuvarlar) türü. Eosinosit
de denir. En doğru ismi “eosinofil gronulosit”
tir. Kırmızı kemik iliğinde yapılırlar. Kanda
yaşama süreleri 1,2 haftadır. Akyuvarların % 1-4’ü
eosinofildir. Bir milimetreküp kanda ortalama 70-
200 kadar eosinofil bulunur. Diapedez (kılcal damardan
dokuya geçme), amöboit hareket (dokuda
ilerlemeyi sağlayan amipsi hareket), fagositoz
(yeme, artık ve yabancı maddelerin hücre tarafından
yenmesi) gibi kâbiliyetlere sâhiptir. Hücre
boyandığı zaman granüller (tânecikler) ihtivâ ettiği
görülür.
Vazifeleri: Yabancı proteinleri etkisiz hâle getirip,
vücuda zararlı olmalarını engellemektedir.
Ayrıca görevi bitmiş kan pıhtılarını eritmekte ve
antijen-antikor kompleksini parçalamakta rol oynadıkları
sanılmaktadır.
Eosinofili: Eosinofil hücrelerin sayısının normalin
üstüne çıkması demektir. Saman nezlesi,
astım ve diğer allerjik hastalıklarda, bâzı deri hastalıklannda,
parazit (asalak)lerin yaptığı hemen hemen
bütün hastalıklarda kalın barsak ülserlerinde,
ışın tedâvisinde ameliyatla dalak çıkarıldıktan
sonra kan yapıcı sistem hastalıklarında, bâzı böbrek
hastalıklarında, bâzı tümörlerde, lösemilerin
bâzı türlerinde ve bâzı zehirlenmelerde eosinofili
sıklıkla gözlenir. Özellikle parazitlerin sebeb
olduğu hastalıklarda eosinofil sayısı normalin 1 0 –
50 katma çıkabilir.
Eosinopeni: Eosinofil granolositlerin sayısının
kanda azalmasıdır. Eosinopeni enfeksiyonlarda
ve bâzı ameliyatları tâkiben görülür.







